Arama

Medya Haber - Sayfa 13

Güncelleme: 13 Ekim 2017 Gösterim: 570.571 Cevap: 1.864
GusinapsE - avatarı
GusinapsE
Ziyaretçi
10 Haziran 2006       Mesaj #121
GusinapsE - avatarı
Ziyaretçi
Tüyler ürperten katliam!

Sponsorlu Bağlantılar
Medya Haberİşte ABD’nin Irak’ın Hadisa kentinde yaptığı katliamdan tüyler ürperten notlar...
ABD Ordusu'nun tutsaklara işkence ettiğini gösteren Guantanamo ve Ebu Garib skandalları Amerikan medyasının yoğun araştırmaları sonucunda açığa çıkmıştı. Dünya, şimdi de ABD'nin en etkili haber dergisi Time'ın ortaya çıkardığı Hadisa katliamını konuşuyor. Hadisa katliamında 24 Iraklı sivil, Amerikan askerleri tarafından hunharca öldürüldü. ABD'nin imajına derin bir yara açan katliamda başrolü Amerikan Deniz Piyadeleri 3'üncü Taburu'na bağlı Kilo Bölüğü oynadı. “Kill All” (Hepsini Öldür) Bölüğü olarak tanınan time bağlı askerler, Vietnam Savaşı'ndan bu yana en büyük sivil katliamına imza attı. işte Amerikan Newsweek dergisinin yorumuyla Hadisa katliamının perde arkası:
“Telefonu olanı vurun”
Irak işgalinin ardından kanlı Felluce Operasyonu'na katılan Kilo Bölüğü, operasyonlar öncesine Gladyatör filmini izleyip, harekatlarda heavy metal müzik dinlemesiyle biliniyor. Askerler, saldırı öncesinde Gladyatör yemini ederek “Onurlan için öleceklerini” söylüyor. Bu yeminden sonra bölük komutam bomba riskine değinerek “Elinde cep telefonu olan bir p.ç gördüğünü/de kafasından vurun” dedi. Öldürmek için eğitilen bu bölüğün düzen sağlamak için Hadisa'ya gönderilmesi ölümcül bir hata oldu.
Kör adamı bile öldürdü
Tarihler 19 Kasım 2005'i gösterdiğinde 4 araca binen askerler rutin devriye görevine çıktı. Saat 07:15'te konvoydaki bir araç yola yerleştirilen bombanın patlaması sonucu havaya uçtu... Patlamada 20 yaşındaki asker Miguel Terezzas öldü. ABD Ordusu'nun raporlarına göre patlamada ayrıca 15 Iraklı can verdi. Sonra direnişçilerle çıkan çatışmada 8 kişi daha öldü. Ama gerçek bu kadar basit değildi. Iraklı genç bir gazetecinin Time dergisine gönderdiği fotoğraf ve otopsi kayıtları tam bir katliamın yaşandığını gösterdi. Patlamadan sonra öfkeyle araçlarından inen askerler çevreye ateş açmaya başladı. 5 Iraklı hemen öldü. Ardındın 4 eve baskın yapıldı. İlk evde 7 sivil sorgusuz sualsiz yaylım ateşine tutuldu. Aralarında tekerlekli sandalyeye mahkum kör bir adam da vardı. İkinci ev bir Iraklı polisindi... Evde 2 Kalaşnikov bulan askerler 4 erkeği bir odaya toplayıp öldürdü. Üçüncü evin kapısını “Hepinizi s..eceğiz!” diye zorladılar. Kapıyı açmayan bir kadın başından vuruldu.
“Keşke ben de ölseydim”
Gülerek cesetleri sayan askerlerin girdiği 4'üncü evde ise tam bir vahşet yaşandı... Kapıyı kıran askerler önce evin erkeğini sonra ise 5 çocuğu vurdu. Iraklı anne vücudunu siper edip kızını banyoya kaçırmaya çalıştı. Bu sırada sırtından aldığı yaralar yüzünden öldü. Sonuç olarak yaklaşık 10 dakika içinde 24 Iraklı can verdi. 12 yaşındaki Sefa Yunus annesinin cansız bedenin altında kaldığı için ölümden kurtuldu. Ancak Sefa'nın sözleri kalbinde açılan derin yarayı özetliyor: “Keşke ben de ölseydim... Bütün kardeşlerim öldü... Amerikalılar çok acımasız...”




Zerkavi öldürüldü

Medya HaberIrak El Kaidesi’nin lideri Ebu musab Ez Zerkavi’nin öldürüldüğü öne sürüldü.

Irak Başbakanı Nuri El Maliki, Irak’taki El Kaide örgütünün lideri Ebu Musab Zerkavi’nin öldürüldüğünü resmen açıkladı.

Amerikan ABC televizyonunun haberine göre, ABD Bağdat’ta bir eve hava saldırısıyla Ez Zerkavi’yi hedef aldı. Irak Dışişleri Bakanı Hoşyar Zebari de, AP’ye yaptığı açıklamada, Zerkavi’nin son video görüntülerinin ardından, yerinin belirlendiğini belirtti.
ABD yönetiminin başına 25 milyon dolar ödül koyduğu Ürdün asıllı Ebu Musab Ez Zerkavi, adını özellikle Irak’ın işgaliyle duyurmuştu. Zerkavi, Irak’taki pek çok eylemi üstlenen El Kaide örgütünün Irak kolu lideriydi.
Bu arada Irak hükümetinden bir kaynak, Zerkavi’nin bir yardımcısının da yakalandığını belirtti. Yakalanan yardımcının Zerkavi ve örgütüyle ilgili önemli bilgilere sahip olduğu kaydedildi.



Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
10 Haziran 2006       Mesaj #122
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Medya Haber

Sponsorlu Bağlantılar
Amerika’da 1993 yılında kurulan Ermeni Heavy Metal grubu System Of A Down, 2005 yılında çıkardığı Hypnotize albümündeki ‘Holy Mountains (Kutsal Dağlar)’ isimli şarkıya klip çekti. Klip ilk önce internet üzerinde yayınlanmaya başladı. Türkiye’de Fan Club’u bulunan ve büyük hayran kitlesine sahip olan grup, konserlerinde de Türklere karşı ağza alınmayacak küfür ettikleri için de bazı hayranlarından tepki çekmişti. Çekilen klibi izleyen herkes şoke oldu. Klipte sözde Ermeni soykırımı konusu işleniyor. Olay klipte başta Atatürk olmak üzere Enver Paşa, Talat Paşa soykırım mimarları olarak gösteriliyor. Sultan Abdülhamid ve Ermeni teröristler tarafından öldürülen Cemal Paşa için de ‘killer (katil)’ deniliyor. Özellikle Mustafa Kemal Atatürk’ün portresi klipte gözüktüğü zaman fonda ‘katil’, ‘yalancı’ sözleri söyleniyor.

TÜRK HAYRANLARI ŞAŞKIN
Grubun hayranları, internet sitesinde yayınlanan klibin ardından büyük bir şok yaşarken, bazı hayranları görüntülere inanmak istemedi. Fun Club’ta görüşlerini belirten hayranları grubun başta Atatürk olmak üzere Enver Paşa ve Talat Paşa’ya yaptıkları haraketlere inanmak istemeyerek, ‘kulaktan dolma bilgi’ olarak değerlendirdi. Ayrıca siteye yüzlerce hakaret maili atıldı.


ABD’DE PROTESTO KONSERİ
Grubun hayranlarının oluşturduğu Fan Club sitelerinde grubun İstanbul’da konser vermesi isteniyor. Grup üyeleri özellikle Türkiye karşıtı şarkıları nedeniyle İstanbul’a gelmeye yanaşmıyorlar. Grup adına kurulan internet sitesinde forumları yazan bir hayranı, ‘Onlar Türkiye’ye gelsin 200 YTL’yi gözden çıkarırım’ bir hayranı da, ‘Onların gelmesini çok istiyorum ama güvenlik önlemi alınması gerekiyor’ diyor. Siteye yaklaşık 250 kişi üye olmuş. Grup ayrıca 2005 yılında MTV Avrupa’dan ‘En iyi alternatif müzik’ ödülü almış.
‘System Of A Down’un temmuz ayında Kanada’dan başlayacak olan turnesi ABD’nin çeşitli eyaletlerinde ve Avrupa’da sona erecek. Bu arada grup üyelerinin Washington’daki Türk Büyükelçiliği önünde geçtiğimiz 21-25 Nisan tarihleri arasında 3 gün süren eylemlerde sahneye çıkarak sözde Ermeni soykırımını protesto ettiği de ortaya çıktı.


‘KÖPEKLER VE TÜRKLER GİREMEZ’
Ünlü heavy metal grubu Slayer’ın bir yurtdışı konseri sırasında alt grup olarak sahne alan System Of A Down’un hazırladığı biletlerde, ‘Köpekler ve Türkler giremez’ yazısı büyük tepki çekmişti. Slayer’ın 2004 İstanbul konserinde alt grup olarak Türkiye’ye gelmesi beklenen Systeam Of A Down, Türklerin tepkisinden korktukları için konsere gelmemişti. System Of A Down grubu Serj Tankian (vokal+keyboard) , Daron Malakian (gitar+vokal) ve Shavo Odadjian (bass) ve John Dolmayan’dan oluşuyor. Kadrosu ile 1993 yılında Soil adıyla çalmaya başlayan grup daha sonra 1995’te Daron Malakian’ın bir şiirinden esinlenerek, System Of A Down adını aldı.


İŞTE OLAY ŞARKI
Holy Mountains (Kutsal Dağlar)
Onların akıldan çıkmayan görünüşlerini hissedebiliyor musun?
Onların akıldan çıkmayan görünüşlerini hissedebiliyor musun?
Yalancı, Katil, Şeytan
Aras Nehri’ne dön
Birinin anlamsız bakışları
kendini savaşta hissetti
Yalancı, Katil, Şeytan
Aras Nehri’ne dön
Özgürlük, Özgürlük, Özgürüz, Özgürüz
Kutsal dağları duyabiliyor musun?
Yalancı, Katil, Şeytan
Aras Nehri’ne dön
Biri hepsini kana boyayın dedi... öldürün dedi onları
Yalancı, Katil, Şeytan
Aras Nehri’ne dön
Özgürlük, Özgürlük, Özgürüz, Özgürüz
Onların hepsi geri döndü
Dağın yamacında dinleniyorlar
Öğrendik ki sizde hiç
Gurur yokmuş, katiller, i.neler
Aras Nehri’ne dönün
Onların hepsi geri döndü
Dağın yamacında dinleniyorlar
Öğrendik ki sizde hiç
Gurur yokmuş, katiller, i.neler
Aras Nehri’ne dönün
Özgürlük, Özgürlük, Özgürüz, Özgürüz
Kaynak: Akşam
KafKasKarTaLi - avatarı
KafKasKarTaLi
Ziyaretçi
11 Haziran 2006       Mesaj #123
KafKasKarTaLi - avatarı
Ziyaretçi
İSTANBULDA ÇOK GİZLİ BİR TOPLANTI
Dünya Bankası Başkanı Paul Wolfovitz ve ABD Dışişleri Bakan yardımcısı Marc Groosman gizlice İstanbul'a geldiler. İşte tek bir gazetecinin bile duymadığı o derin toplantı...toplantisoru

Dünya Bankası Başkanı Paul Wolfovitz’den Türkiye’ye sürpriz ziyaret. Wolfovitz, ABD Dışişleri Bakan yardımcısı Marc Groosman ile ABD Eski Ankara Büyükelçisi Mark Paris İstanbul’da buluştu. İşte o ilginç buluşmadan önemli notlar.

İstanbul Çengelköy’deki kordon restoran pazartesi akşamı Amerika Birleşik Devletlerinden önemli misafirleri ağırladı. Masanın başköşesinde ziyareti medyadan gizli tutulan Dünya Bankası Başkanı Paul Wolfovitz vardı.

Wolfovitz ile aynı masayı ABD’nin iki eski Ankara Büyükelçisi paylaştı. Marc Paris ve halen ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı olan Marc Groosman. Ayrıca yemekte davetli listesi oldukça kabarıktı, Wolfovitz’e 80'i ABD'li, 11'i AB ülkelerinden davetliler, 75-80
civarında Türk olmak üzere 175 davetli eşlik etti.


Bu sürpriz buluşmanın mönüsünde ise ağırlık deniz mahsullerindeydi. Boğaz manzaralı restoranda akşam 19:00’da başlayan yemek gece geç saatlere kadar devam etti. Misafirler restorana geliş ve gidişte deniz yolunu tercih etti.

Sürpriz yemeği Robert Koleji Mezunlarının düzenlediği belirtiliyor. Ancak bunun gizli tutulması bazı soru işaretlerine sebep oldu.

Yemeğe Türkiye’den eski devlet bakanı ve merkez bankası eski başkanı Rüştü Saraçoğlu’nun da içinde bulunduğu bazı önemli isimlerin katıldığı ifade ediliyor. Ancak yemeğe Robert koleji mezunlarının ev sahipliği yaptığının belirtilmiş olmasına rağmen Türkiye’nin içinden geçtiği kritik süreçte böyle bir toplantının medyadan gizli tutulması amacı konusunda Kaflarda çok karışık soru işaretleri oluşturdu. Öte yandan toplantıyı düzenleyen kişilerin restoran sahibini uyararak medyaya bu konuda bilgi vermemesini istemesi de bu soru işaretlerini artırdı.
KafKasKarTaLi - avatarı
KafKasKarTaLi
Ziyaretçi
12 Haziran 2006       Mesaj #124
KafKasKarTaLi - avatarı
Ziyaretçi
Askerlikten Soğutma Davası Başladı
Yazar Perihan Mağden, "halkı askerlikten soğuttuğu” gerekçesiyle açılan davanın ilk duruşmasına katılmak üzere geldiği İstanbul Adliyesi'nde protesto edildi. perihanmagdenGazeteci-yazar Perihan Mağden, ”basın yoluyla halkı askerlikten soğuttuğu” gerekçesiyle hakkında açılan davanın ilk duruşmasına katılmak üzere geldiği İstanbul Adalet Sarayında protesto edildi.

İstanbul 3. Asliye Ceza Mahkemesi'ndeki davaya katılmak üzere Adalet Sarayına gelen Mağden, dışarıda bekleyen bir grup tarafından atılan protesto amaçlı sloganlarla karşılandı.
Duruşmanın yapılacağı mahkemenin bulunduğu adliyenin 3. katına çıkan Mağden, burada şehit yakınları ile gazilerden oluşan ve duruşmaya katılmak istediklerini belirten grup tarafından protesto edildi.
Bunun üzerine duruma müdahale eden Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğüne bağlı ekipler, mahkemenin yer aldığı ara koridorda bulunan grubu ana koridora çıkarttı. Polislerle tartışan ve direniş gösteren grup, polislerin kontrolünde adliye koridorunda, Perihan Mağden de kendisine destek vermek amacıyla gelen kişilerle birlikte koridorun başka bir bölümünde duruşmanın başlamasını bekliyor.

İDDİANAME

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, Genelkurmay Adli Müşavirliğince Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğüne 4 Ocak 2006 tarihinde suç duyurusunda bulunulduğu belirtiliyor. İddianamede, söz konusu suç duyurusunda, haftalık yayınlanan ”Yeni Aktüel” adlı dergide Perihan Mağden tarafından yazılan ”Vicdani ret bir insan hakkıdır” başlıklı yazının, “halkı basın yoluyla askerlik hizmetinden soğutacak” etkinlikte yazıldığının anlatıldığı kaydediliyor.
Perihan Mağden'in savunmasına da yer verilen iddianamede, ”Ülkemizin de içinde bulunduğu coğrafi şartlar ile Avrupa Birliği'nin içinde bulunduğu coğrafi şartlar ve sınırlar ayrı ayrı göz önüne getirilip düşünüldüğünde, ülkemiz açısından zorunlu askerliğin ne denli önemli olduğu açıkça ortaya çıkmaktadır. Kaldı ki, günümüzde silah altına alınan kişilerin yeteneklerine göre bulundukları yerlerde özellikle Doğu ve Güneydoğu illerinde öğretmen-doktor olarak gerektiğinde diğer konularda yeteneklerinden faydalanıldığı bir gerçektir. Bu nedenle yazı metninin, ifade özgürlüğünün kullanımından ziyade, askerlik hizmetinin yapılması ile ilgili halkı askerlikten soğutacak şekilde olduğu görülmüştür” deniliyor.
İddianamede, Perihan Mağden'in bu nedenle TCK'nın 318. maddesinin 1 ve 2. fıkraları uyarınca cezalandırılması isteniyor.
Söz konusu madde, “Halkı, askerlik hizmetinden soğutacak etkinlikte teşvik veya telkinde bulunanlara veya propaganda yapanlara 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası verilir. Fiil, basın ve yayın yolu ile işlenirse ceza yarısı oranında artırılır” hükmünü içeriyor.
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
12 Haziran 2006       Mesaj #125
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
KKTC Tekvando kafilesi, Sardunya Adası’nın Cagliari kentinde kaldıkları otelin lobisinde bir milisin Türk bayrağını ayaklar altına alan yağlı boya tablosunu görünce, yer yerinden oynadı.

16165998ky

AMBARGOLU KKTC sporunun yüzakı, madalya hazinesi tekvandocuların, İtalya’nın Sardunya Adası’nın Cagliari kentinde yapılan Dünya Global Tekvando Şampiyonası öncesi kaldıkları otelde tablo krizi yaşandı.

KKTC Tekvando kafilesi, kaldıkları otelin lobisinde bir milisin Türk bayrağını ayaklar altına alan yağlı boya tablosunu görünce tepki gösterdiler. Bunun üzerine otel yönetimi, kafilemizden özür dileyip, Türk bayrağının üzerini siyah bir karton ile örttü. Ve en kısa zamanda bu hatanın düzeltileceği garantisini verdi.

TEPKİ SONUÇ VERDİ

KKTC Tekvando kafilesinin Türk bayrağını ayaklar altında gösteren yağlıboya tabloya yaptığı tepki sonuç verdi. İtalyanlar, özür dileyip, tablodaki bayrağımızın üzerini siyah bir kartonla örttüler.

Turkiye Kınıyoruz Bu Kansız, Tohumları Belirsiz Irkı... Turkiye
KafKasKarTaLi - avatarı
KafKasKarTaLi
Ziyaretçi
13 Haziran 2006       Mesaj #126
KafKasKarTaLi - avatarı
Ziyaretçi
Uçak Pistinde Göbek Atmaya Buyrun
Havaalanın'dan düğün salonu; uçak pistinden, dans pisti olur mu? Normal şartlar altında olmaz ama burası Türkiye... İşte dünyanın ilk Hava Alanı Düğün Salonu... havaalanidugunsalonu1990’ların başında pisti ve binası yapılan Kastamonu Havaalanı 12-13 yıldır, devletin ödenek ayırıp tamamlamaması nedeniyle atıl durumda bekletiliyor. Tarifeli uçağın inmediği, Kastamonu Havaalanının terminal binası düğün salonu olarak kullanılırken çevresinde çocukların top oynadığı, koyun ve ineklerin otladığı havaalanının yaklaşık 2 bin 400 metrelik pisti de tahrip oldu.

Ekonomi Muhabirleri Derneği’nin (EMD), Anadolu Gezileri’nin ilkini gerçekleştirdiği Kastamonu gezisi sırasında, tabelasında "Havaalanı Düğün Salonu" yazan Kastomonu Havaalanı dikkat çekti. "Her ile bir havaalanı" sloganı çerçevesinde yapılan havaalanının 2 bin 400 metre pisti ve terminal binası bulunuyor. Ancak birkaç kez amatör ve özel uçakların iniş yaptığı havaalanı, 12-13 yıldır atıl durumda bekletiliyor ve adeta çürümeye terk edilmiş durumda. Pistin üst betonu tahrip olurken, çevresinde koyun ve ineklerin otladığı, çocukların top oynadığı havaalanının, terminal binası da "boş durmasın" diye düğün salonu olarak kullanılıyor.

Kastamonu Valisi Mustafa Kara, Kastamonulular tarafından imece usulüyle yaptırılan havalanının 12-13 yıldır atıl durumda beklediğini kaydetti. Havaalanının hizmete girebilmesi için terminal binasının ufak bir tadilattan geçmesi, pistin yüzeyinde oluşan hasarın giderilmesi için 5-10 santimetrelik beton çalışması yapılması, pistin 600-700 metre uzatılması ve bir kule yapılması gerektiğine işaret eden Kara, havalanına gelerek incelemelerde bulunan Ulaştırma Bakanlığı yetkililerinin alanın hizmete açılması için 2 trilyonluk bir kaynağa gereksinim duyulduğunu tespit ettiklerini bildirdi. Kara, "Ancak ben o kadar çok kaynak gerektiğini düşünmüyorum" dedi. Medya HaberKoyun ve ineklerin otladığı havaalanının yaklaşık 2 bin 400 metrelik pisti de tahrip oldu.

Ulaştırma Bakanı’nın bir kaç kez Kastamonu’ya geldiğini ve havaalanının çalışmadığını kendisine aktardıklarını belirten Kara, ayrıca ilgili bakanlara ve milletvekillerine de konuya ilişkin olarak yazı yazdıklarını söyledi.

"KASTAMONU SPOR KİRAYA VERİYOR"

Kara, havaalanının terminal binasının düğün salonu olarak kullanılmasına ilişkin olarak da "Havaalanı tamamlanınca düğün yapacağız" espirisiyle yanıtladı. Kara, terminal alanının il özel idaresinin olduğunu ve "boş durmaması" amacıyla Kastamonu Spor’a kiraya verdiklerini, Kastamonu Spor’un da gelir getirmek için terminal binasını "düğün salonu" olarak kullandığını kaydetti.

Türkiye’nin en çok göç veren şehri olan Kastamonu için havaalanının önemli olduğunu kaydeden Vali Kara, İstanbul’da 1-1.5 milyon Kastamonulu’nun yaşadığını, Kastamonu-İstanbul arasında, ilçeler dahil günde 50 otobüsün çalıştığını ve şimdi bir üniversite de kurulacak olması gibi nedenlerle havalanının faaliyete geçmesinin önemine işaret etti.

Kara, havalanının kullanılması için özel havayolu şirketleriyle görüştüklerini ancak bir sonuç alamadıklarını da söyledi.
Kastamonu Ticaret Borsası Başkanı Sedat İşeri ise tarihi ve doğal güzelikleriyle turist bekleyen, turizmi tanımaya çalışan Kastamonu’da böyle bir havaalanının bulunmasının büyük bir fırsat olduğunu belirtirken, "20 ilçesi olan ilimizden her gün İstanbul’a yaklaşık 50 otobüs insan gitmektedir. Bu havaalanın çalışması için önemli bir potansiyeldir. Bu nedenle havaalanının işletmeye açılması gerekmektedir" diye konuştu.

8 YILDIR İNŞAATI DEVAM EDEN POLİS OKULU

Öte yandan, Kastamonu’da inşaatı bitirilemeyen bir polis meslek yüksek okulu da bulunuyor. Vali Kara, Çalışma Bakanı Murat Başesgioğlu’nun İçişleri Bakanlığı döneminde başlatılan ve 8 yıldır devam eden inşaatın eski Kamu İhale Yasası dolayısıyla bir türlü bitirilemediğini kaydetti. Eski İhale Yasası’nın "iş bitirmeme esasına dayalı olduğunu" savunan Kara, kalan işi yeni yasaya göre ihale edeceklerini ve 1 yılda tamamlanacağını kaydetti.
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
15 Haziran 2006       Mesaj #127
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
http://news.ninemsn.com.au/vote.aspx?qid=2106

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Karukatürlerini Yayınlamak İsteyen vede Yeni Bir Kriz Çıkamasına Sebeb Olacak Olan Bu Olaya Lütfen Tepkisiz Kalmayın Gazateye İnternet Sayfasında Oy kullanma Bölümene Lütfen Hayır ( No ) İşaretleyin.Bu Terbiyezliğe Sessiz Kalmayalım.
GusinapsE - avatarı
GusinapsE
Ziyaretçi
15 Haziran 2006       Mesaj #128
GusinapsE - avatarı
Ziyaretçi
Türkiye, Karadağ’ı tanıdı


Medya HaberTürkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti için de model olabileceği belirtilen Karadağ Cumhuriyeti’ni tanıdı.
Karadağ halkı, Mayıs ayında düzenlenen referandumda tercihini “Sırbistan ve Karadağ Devlet Birliği”nden ayrılma yönünde kullanmıştı. Türkiye, 3 Haziran’da ilan edilen egemen ve bağımsız Karadağ devletini tanıyan ilk ülkeler arasında yer aldı. Dışişleri Bakanı Gül, Karadağ Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Vlahovic’in, bu yöndeki talebine olumlu yanıt verdi. Vlahovic’e bir mektup gönderen Gül; Türkiye’nin, Karadağ Cumhuriyeti’ni tanıdığını ve diplomatik ilişkilerin tesisi için gerekli işlemleri başlatma kararı aldığını bildirdi.


AB ile müzakerede Rum krizi aşıldı

Medya HaberAB ile fiili müzakerelerin başlamasına Rumların çıkardığı engelin AB Genel İşler ve Dış İlişkiler Konseyinde aşıldığı bildirildi. Belgenin Türk yetkililerin bilgisine sunulduğu öğrenildi.

AB ile bilim ve araştırma konusundaki fiili müzakerelerin başlamasına Rumların çıkardığı engelin AB Genel İşler ve Dış İlişkiler Konseyi'nde aşıldığı bildirildi.
AB ile fiili müzakerelerin başlamasına Rumların çıkardığı engelin AB Genel İşler ve Dış İlişkiler Konseyinde aşıldığı bildirildi.
Edinilen bilgiye göre, dönem başkanı Avusturya'nın Rum yönetimine sunduğu son öneri kabul edildi. Bunun üzerine AB Genel İşler ve Dış İlişkiler Konseyi toplantısında AB'nin müzakerelere ilişkin ortak tutum belgesine onay verildi.
Belgenin Türk yetkililerin bilgisine sunulduğu öğrenildi. Avusturya'nın Rum yönetimine yaptığı son öneri hakkında henüz bilgi verilmedi.
Avusturya, AB'nin müzakerelere ilişkin ortak tutum belgesinde sorun çıkaran Kıbrıslı Rumlara yerel saatle 13'e (TSİ 14.00) kadar süre vermişti.

ANKARA KARAR AŞAMASINDA
Bu gelişmelerden sonra Ankara'da Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ve Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Ali Babacan, yeni koşulları inceliyor. Bunun sonucunda Bakan Gül'ün Lüksemburg'a gidip gitmeyeceğine karar verilecek.
AB'nin Kıbrıs Deklarasyonu'na atıf
Buna göre, AB'nin müzakerelerle ilgili Ortak Tutum Belgesi'ne eklenen bazı ifadelerle fiili müzakerelerin yolu açıldı. Belgede, Gümrük Birliği ve Ek Protokol içinde olmak üzere Ortaklık Anlaşması gereklerinin yerine getirilmesinin önemi vurgulandı.
Bu konuda sorumlulukların yerine getirilmemesi halinde bütün müzakere sürecinin etkileneceği kaydedilen belgede, ''AB, bu çerçevede 21 eylül 2005 tarihinde Kıbrıs ile ilgili yayımladığı deklarasyona atıfta bulunuyor'' denildi.
Belgede, gelişmeler çerçevesinde gerektiği takdirde fiili müzakerelerin başlatılacağı bilim ve araştırma faslına geri dönebileceği belirtiliyor.
Türkiye'nin yanıtı bekleniyor
Belge Türk yetkililerin bilgisine sunulurken, Avusturya'nın Rum yönetimine yaptığı son öneri hakkında henüz bilgi verilmedi. Belgede Türkiye'yi rahatsız eden ifadelerin yer alması halinde, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül Lüksemburg'a gitmeyecek. Gül, "karar siyasi ise gitmem. Gidip de havalimanında beklemem" demişti.
Anlaşmanın sağlanamaması halinde, Ortaklık Konseyi toplantısında Türkiye'nin AB Daimi Temsilcisi Büyükelçi Volkan Bozkır tarafından temsil edilmesi teknik olarak mümkün görülüyor.
Avusturya, AB'nin müzakerelere ilişkin Ortak Tutum Belgesi'nde sorun çıkaran Kıbrıslı Rumlara TSİ 14.00'e kadar süre vermişti.
Şimdi Lüksemburg'da AB - Türkiye Ortaklık Konseyi yapılacak. Akşam saatlerinde ise, Hükümetlerarası Konferans yapılacak. Burada anlaşma sağlanması halinde 'bilim - araştırma' başlığı açılıp kapanacak.
Dönem başkanlığı, AB Komisyonu ve Türkiye'nin katılımıyla ortak basın toplantısı düzenlenecek.
KafKasKarTaLi - avatarı
KafKasKarTaLi
Ziyaretçi
15 Haziran 2006       Mesaj #129
KafKasKarTaLi - avatarı
Ziyaretçi
ABD'nin Derdi Montrö'yü Delmek

"ABD küresel üstünlüğünü sürdürmek için Karadeniz'de hâkimiyet kurmak zorunda. Ancak bunun için Montrö Sözleşmesi'nin değişmesi gerekiyor" İşte ABD'nin hesapları...amerikabayrakkartal
ABD'nin bir hedefi de Karadeniz
Resmi strateji belgelerine göre küresel üstünlüğünü sürdürmek için ABD, deniz ulaştırma hatlarını denetlemek, uluslararası hava sahalarını güvenle kullanmak, uzay mücadelesinde önde olmak, kilit pazarlara ve stratejik kaynaklara kısıntısız erişim sağlamak istiyor. ABD'nin küresel üstünlüğünü sürdürmesi Avrasya'daki nüfuzunu ehliyetle sürdürmesine bağlı. Avrasya'daki nüfuzunu ehliyetle sürdürmesi ABD için öncelikle, enerji kaynaklarının, enerji güzergâhlarının kontrol altına alınması, kendisini engelleyecek veya dengeleyecek güçlerin ve koalisyonların oluşmasının önlenmesi anlamına geliyor.
11 Eylül sonrasında ABD'nin Avrasya'da başlattığı jeostratejik hamleler, sadece Afganistan ve Irak'taki askeri girişimlerden ve renkli devrimlerden ibaret değil; ABD enerji kaynakları ve güzergâhlarını kontrol etme gayretlerini sürdürürken ayrıca, Avrasya coğrafyasının kritik bölgelerinde geliştirdiği tedbirlerle gerçek rakipleri Çin'i ve Rusya'yı çevrelemeye de çalışıyor.
Karadeniz, Avrasya coğrafyasında güç mücadelesine dönüşen ABD-Rusya ilişkilerinde önemli bir mücadele alanı oluşturarak önem kazanıyor. Kaçakçılıkla ve terörle mücadele etmek için Karadeniz'de NATO varlığının önemli olduğunu ifade eden ABD'nin bu söylemi inandırıcı değil. Aslında ABD, NATO üzerinden Karadeniz'e yerleşerek, ABD-Rusya güç mücadelesinde, enerji güzergâhlarının etki altına alınmasında çoklu avantajlar sağlamak istiyor;
Karadeniz, ABD'nin Rusya'ya karşı geliştirmek istediği, Baltık'tan Kırgızistan'a kadar uzanan çevreleme hattında merkezi bir konuma sahip; bu yeni çevreleme hattının bütünlük kazanması ancak Karadeniz'in kontrolüyle mümkün olabilmekte (Bu yeni çevreleme hattı ve ABD-Rusya ilişkilerindeki gelişmeler, Soğuk Savaş dönemini hatırlatıyor. Ancak, bu defa yayılmacı gücün NATO ve NATO üzerinden ABD olduğu söylenebilir).
ABD'nin Karadeniz'e yerleşme arzusu, önemi giderek artan enerji güzergâhlarını kontrolü veya etki altına alma arzusuyla yakından ilgili. Boğazlar ile birlikte Karadeniz zaten önemli bir enerji güzergâhı oluşturuyor ve ABD Karadeniz'e yerleşerek bu enerji güzergâhını kontrol altına almak istiyor. Karadeniz'den geçen Mavi Akım hattı da buna dahil edilebilir. Karadeniz'e yerleşmesi durumunda ABD'nin, Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattını, Anadolu üzerinden batıya yönelecek yeni enerji güzergâhlarını, Rusya coğrafyası üzerinden batıya akan tüm petrol ve doğalgaz hatlarını etki altına alması da mümkün. Hazar Havzası enerjisini Rusya'yı baypas ederek Türkiye üzerinden batıya aktarmak isteyen ABD, Karadeniz'e yerleştiği takdirde, Rusya coğrafyası üzerinden batıya akan enerji güzergâhlarını etkileme yeteneği kazanırken, Karadeniz'den Türkiye üzerinden akan enerjiyi de denetleyebilecek.
Yerleşebildiği takdirde ABD, Karadeniz içinden de Hazar Havzası ve Ortadoğu enerji kaynaklarını, Balkanları, Kafkasya'yı etkileme imkânları ele edebilecek ve genişletilmiş Ortadoğu coğrafyasını daha da genişletme fırsatını yakalayabilecek. Bütün bu nedenlerle, başarılı olduğu takdirde, Avrasya satranç tahtasındaki Karadeniz hamlesinin ABD'ye küresel üstünlüğünü sürdürme istikametinde çoklu ve önemli jeostratejik avantajlar sağlayabileceğini ifade etmek mümkün.
Bütün bu avantajları elde edebilmesi için ABD'nin Karadeniz'e kısıntısız giriş imkânları sağlaması, bunun için de öncelikle Montrö Sözleşmesi'nin değişmesi gerekiyor. Çünkü, Montrö Sözleşmesi, kıyısı olmayan ülkelerin Karadeniz'de bulundurabileceği savaş gemilerine tonaj ve süre kısıtlamaları öngörüyor. Montrö Sözleşmesi'nin değiştirilmesi ise Türkiye'nin Boğazlar üzerindeki egemenliğinin ve Lozan sonrası dengelerin yıpranması anlamına geliyor. İşte bu nedenle de Karadeniz, Soğuk Savaş sonrası dönemde ABD-Türkiye ilişkilerinde, karşılıklı çıkarların örtüşmediği bir başka önemli alanı oluşturuyor.
KafKasKarTaLi - avatarı
KafKasKarTaLi
Ziyaretçi
17 Haziran 2006       Mesaj #130
KafKasKarTaLi - avatarı
Ziyaretçi
AB nin Türkiye'den Beklentileri

AB zirvesi sonrasında yayımlanan belgede Türkiye de bir paragrafla yer aldı. Türkiye'nin yükümlülüklerini tam olarak yerine getirilmesi istenirken şu ifadeler dikkat çektiMsn BatIMG]http://www.aktifhaber.com/images/news/ab14148eux.jpg[/IMG]AB zirvesinde Türkiye'ye ayrılan paragrafta, Gümrük Birliğini 10 yeni AB üyesine genişleten Ek Protokolde ve Ortaklık Anlaşmasında öngörülen yükümlülüklerin eksiksiz yerine getirilmesinin 2006 yılı içinde değerlendirmeye alınacağı bildirildi.

Zirve sonunda yayımlanan belgede, Türkiye'nin tarama sürecinde gösterdiği ilerlemenin değerlendirildiği ve fiili müzakerelerin başlamış olmasından memnuniyet duyulduğu belirtilirken, AB'nin bu kapsamda Türkiye'nin çabalarını desteklemeyi sürdüreceği ifade edildi.
Müzakerelerin her ülkenin gösterdiği çabaya bağlı ilerleyeceği ve hızını ülkelerin yaptığı katılım hazırlıklarının belirleyeceği kaydedilen belgede, Türkiye'nin Ortaklık Anlaşması ve Ek Protokolden kaynaklanan yükümlülüklerini tam olarak yerine getirmesi istendi. AB'nin 21 Eylül 2005 tarihinde yaptığı ortak deklarasyona atıfta bulunulan ve gözden geçirilmiş Katılım Ortaklığı Belgesi uyarınca Türkiye'nin 2006 yılı içinde yükümlülüklerini tam olarak yerine getirip getirmediğinin gözden geçirileceği vurgulanan belgede şu ifadeler yer aldı:
''Avrupa Birliği reform sürecini hızlandırması yanında tam ve etkin uygulama için Türkiye'ye çağrı yapar. Bu sayede (reform sürecinde) geri dönülmezlik ve sürdürülebilirlik garanti altına alınmalı, iyi komşuluk ilişkileri dahil olmak üzere Kopenhag siyasi kriterlerinin tam olarak karşılanması yolunda ilerleme devam etmelidir.
Bu kapsamda, sorunlara barışçıl çözümler üretilmesi sürecini olumsuz etkileyebilecek her türlü eylemden kaçınılmalıdır.'' AB zirvesinde genişleme politikasıyla ilgili alınan genel kararlarda ise ''mevcut taahhütlere bağlılık'' vurgusu yapılırken, ''Birliğin gelecekte siyasi, mali ve kurumsal açıdan işlemesini sağlamak ve Avrupa'nın ortak projesini daha da derinleştirmek önemlidir'' denildi.


Bu nedenle Aralık ayındaki AB zirvesinde genişlemenin bütün yönleriyle tartışılacağı bildirilen kararlarda, hazmetme kapasitesiyle önceki genişlemelerden elde edilen pozitif tecrübeler ışığında genişleme süreci kalitesinin artırılmasının da tartışılacak konular arasında bulunduğuna vurgu yapıldı.


AB zirvesi kararlarında, genişleme hızını belirlerken hazmetme kapasitesine dikkat edilmesi istendi. Alınan kararla AB Komisyonu, hazmetme kapasitesiyle ilgili bütün unsurları barındıran bir rapor yazmakla görevlendirildi.


İlerleme raporlarıyla eşzamanlı yayımlanacak hazmetme kapasitesi raporlarında, genişlemeyle ilgili Avrupa kamuoyunun mevcut ve gelecekteki algılamasıyla yer verilecek. Raporlarda ayrıca genişleme sürecine neden gerek duyulduğu birlik kamuoyuna gerekçeleriyle anlatılacak.
Hızlı Cevap
Mesaj:

Benzer Konular

28 Ekim 2016 / ThinkerBeLL İletişim Bilimleri
20 Ekim 2015 / Finn and Jake Genel Mesajlar
24 Ekim 2008 / CrasHofCinneT Bilgisayar
18 Kasım 2010 / ThinkerBeLL X-Sözlük
21 Şubat 2010 / ThinkerBeLL Bilim ww
Etiketler: Medya Haber