Arama

Hayata Dair - Sayfa 35

Güncelleme: 2 Ekim 2013 Gösterim: 272.933 Cevap: 1.657
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
4 Kasım 2006       Mesaj #341
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
YAŞAMAYA DAİR - I

Sponsorlu Bağlantılar
Yaşamak şakaya gelmez ,
Büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
Bir sincap gibi mesala ,
Yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden ,
Yani, bütün işin gücün yaşamak olacak .

tanbut8

Yaşamayı ciddiye alacaksın ,
Yani, o derece, öylesine ki ,
Mesala , kolların bağlı arkadan , sırtın duvarda ,
Yahut , kocaman gözlüklerin ,
Bembeyaz gömleğinle bir laboratuvarda
İnsanlar için ölebileceksin ,
Hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için ,
Hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken ,
Hem de en güzel , en gerçek şeyin
Yaşamak olduğunu bildiğin halde .

tanbut8

Yani , öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı ,
Yetmişinde bile , mesala, zeytin dikeceksin ,
Hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil ,
Ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için ,
Yaşamak , yani ağır bastığından ...



green almond - avatarı
green almond
Ziyaretçi
4 Kasım 2006       Mesaj #342
green almond - avatarı
Ziyaretçi
..istesende duyamazsın..
senden ne isterdim bilirmisin
Sponsorlu Bağlantılar
en çok neyi yapmanı isterdim
ben senden biraz doğruları beklerdim
evet sadece doğrular
kalbimde sivilceler çıkmaya başladı
nedenini merak ettinmi
kalbimin yalana karşı alerjisi var
kim bu yalancı biliyormusun
bana birkere bile doğruyu hak görmeyen
bir kere bile gerçekleri söyleyemeyen
ve bir kere bile gözlerinde gerçekleri göremediğim
sensin
sen öylesinki
bir kere bile sevemez bu yüzdende asla sevilemezsin
sen hiçbir zaman gülemezsin
güldüğünü sanarsın ama ağlarsın
arkana bakma beni orada bulamazsın
sana son bir sözüm var 'elveda' diyeceğim ama
sen istesende duyamazsın...

Green AlmondMsn Happy

Bazen..
Bazen yaşadığını farkeder insan
Bazen sorumluluklarını hisseder..
Benliğini kabullenir..
Yaşamak bazen bir dala tutunabilmek demektir..
Bazense boyunuzu aşan dalgalarla boğuşmaktır..
Kimisi için amaçsızcadır,
Kimisinin idealleri vardır..
Bazen yanınızdakileri hissedersiniz..
Bazen yanlızlığınızı keşfedersiniz..
Aslında bir buğday gibidir insan..
Koskoca kar tabakalarının altında yaşamaya çalışır..
Kar sularını emerek beslenir hep..
Acıları ile büyür ve yetişir..
Mutlulukları ona birşeyler katmaz..
Hayata asıl asılmasını sağlayan acılardır..
Acı çekmek kimisi için acıyı hissetmektir..
Kimisi içinse bir fırsattır ve hayatı öğrenmektir..
Bazen güvenir insan..
Yorulduğunda yaslar kendini birine..
Hayatı bazen güvendikleriyle birlikte yaşar..
Bazen güvendiklerinin aslında bir hayal olduğunu görür..
Dost bildiklerinin sadece istekleri olduğunu hisseder..
Acı çeker çekmesinede,
Onu en çok ihanet üzer..
Kimisi kabullenir ve yaşar yine..
Kimisi geçmişi ile bir bütün gibidir belkide..
İnsan ,insan olduğunu her zaman bilemez..
Her zaman saygınlığını hissedemez..
Bazen düşünmeyi başaramaz..
Sadece konuşur amaçsızca,
Ama kaybettikleri olduğunu anlamaz..
Hayal kurmak şurup gibidir bazen..
Aslında güzeldir ve hayata bağlar..
Ama gerçekleşemeyeceği endişesi
Onu yas tutmaya zorlar..
Müziği dost gibi görür..
Yazmayı arkadaş gibi..
Okumayı ise anne baba gibi..
Ama herşeyin içinde yanlız değildir insan..
Asırlar boyuncada yanlız kalmayacaktır..
İnsanı üzende insandır , mutlu edende..
Mutlu olmak için çaba harcayanlar kazanacaktır bu savaşı..
Zaferi umutlu olanlar tadacaktır..
Zaferi tadmak isteyenler
Yapabildiklerini va yapabileceklerini bilenlerdir..
Yapabilecekleri ile hayal kuranlar..
Zaferle yaşayacaklardır..

Green..Msn Happy


nedendedmua1
Son düzenleyen green almond; 4 Kasım 2006 19:05 Sebep: Mesajlar Otomatik Olarak Birleştirildi
NyMpH_ - avatarı
NyMpH_
Ziyaretçi
4 Kasım 2006       Mesaj #343
NyMpH_ - avatarı
Ziyaretçi
ggl17329vq9

Yarınlara bağışladık umutlarımızı, bu güne hiç birşey kalmadı. Geçmişe kalabalık yanlızlıklarımızı ekledik, takvim yaprakları hayallerimizi boşa çıkardı. Sevinçlerde yarımdı, hüzünlerde.. Başka yollar vardı, yürüdüğümüz başka ufuklar. İlk kez dinlediğimiz bir şarkı gibi eşsiz gelmişti duygularımız. Oysa şimdi şarkılarda birbirinin aynıydı, bizimkisi farklı sandık. Yeni alınmış elbiselerle bayramlık sevinçlerini yaşayan çocuklar kadar sabırsızdık ama bayramların çocuksu mutluluklarda kaldığını anımsayamadık.

Yağmurun toprakla buluştuğunda etrafa yayılan o muhteşem kokusu kadar tutkulu bir sele saldık duyguları. Çölleşmiş yürekler vardı umursamadık, biz yağmur bilmeyen çöllerin dilinden hiç anlamadık. Onlar seraplara vurgundu, ''Bir gün belki'' dediler ama duymadık. Gönlümüz limanlara uğramayan gemiler kadar tutkundu maviye, o uçsuz bucaksız denizi hep mavi sandık. Renlerin hiçbiriyle rakip görmedik sevdamızı, ona yaşamın tüm anlamlarını yükleyen bir çift gözle sakınarak baktık. Teslim olmayı güçsüzlük, gururu zafer sandık. Haklıydık belki, aksini anlatacak kimse karşımıza çıkmadı. Büyütürken dünyadaki varlığımızı, kaybolup giden hislerimize çare bulamadık.

Mutluluk oyunlarıyla avunmak, zamanı doldurmak için gerekliydi belki. Başka bir olasılık varmıydı? Hiç hesaplamadık. Yıllar sırtımıza birer ok saplayarak geçiyordu, yaraların kapanmasına izin vermiyordu vakit. Her ele merhem olur umuduyla uzandık. Her şeye rağmen, bir enstrümanın tellerinde yeniden besteleyebilirdik hayallerimizi. Yeniden yazabilirdik yenik düşmüş tarihleri, her acımızı sevince dönüştürecek anları yakalayabilirdik el ele.. Ama denemedik.. Sevdiğin kadar yakınsın sanıyordum sevdiğine, ruhuna ama dönüş yoktur sonların başlangıcına. Yeni yolculuklar için biletin varsa hala.. Başka bir yerde.. Başka bir zamanda.. Belki yeniden.. Aslında ilk kez.. Kimbilir..?
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
6 Kasım 2006       Mesaj #344
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Eğer ;

O'nu hatırladıkta başı göğe ermişçesine ya da asansör boşluğuna düşmüşçesine ürperiyorsa yüreğiniz... ömrü saatlere sıkışmış bir kelebek telaşıyla O hüzünden bu neşeye konup kalkıyorsanız gün boyu nedensiz... ve her konduğunuzda diğerini iple çekiyorsanız bu hislerin... O'nunlayken pervaneleşen yelkovanlar, O'nsuz mıhlanıp kalıyorsa yerine, bir akrep kadar hain...


sınıfta, büroda, yolda, yatakta içiniz içinize sığmıyor, O'ndan söz edilince yüzünüz, sizden habersiz, mis kokulu bir ekmek dilimi gibi kızarıyor, mahcup somurtuyor veya muzip sırıtıyorsa,


ve O, her durduğunuz yerde duruyor,

her baktığınız yerden size bakıyor, siz keyiflendikçe gülüp,

hüzünlendikçe ağlıyorsa...

dünyanın en güzel yeri O'nun yaşadığı yer, en güzel kokusu

bedenindeki ter, en dayanılmaz duygusu gözlerindeki kederse...

hayat O'nunla güzel ve onsuz müptezelse... elmalar pembe, kiremitler pembe, gökyüzü, yeryüzü,

O'nun yüzü pembeyse, kışlar ilkbaharsa, yazlar ilkbahar, güzler ilkbahar...

her şiirde anlatılan O'ysa... her filmin kahramanı O...

her roman O'ndan söz ediyor, her çiçek O'nu açıyorsa...

bir anlık ayrılık, bir ömür gibi geliyor ve gider gitmez

özlem saç diplerinizden çekiştirip beyninizi acıtıyorsa,

iştahınız kapanıyor, iştahınız açılıyor, iştahınız şaşırıyorsa...

iştahınız, hasret acısında bile karşı konulmaz bir tat buluyorsa...

eliniz telefonda yaşıyor, işaret parmağınızla ha bire O'nu tuşluyor, dara düştüğünüzde kapıyı çalanın

O olduğunu adınız gibi biliyorsanız... mütemadi bir sarhoşluk halinde, her çalan telefona O diye atlıyor, vitrindeki her giysiyi O'na yakıştırıyor, konuşan birini dinlerken "keşke O anlatsa" diye iç geçiriyorsanız...

kokusu burnunuzdan, sureti gözünüzden, sesi kulağınızdan, teni aklınızdan silinmiyorsa bir türlü...

özlemi, sol memenizin altında tek nüsha bir yasak yayın gibi taşıyorsanız gün boyu...

hem kimseler duymasın, hem cümle alem bilsin istiyorsanız...

O'nsuz geceler ıssız, sokaklar öksüzse... ayrılık ölüme,

vuslat sehere denkse...

gamze gamze tebessüm de onun içinse, alev alev öfke de;

bunca tavır, onca sabır ve nihayetsiz kahır hep O'nun yüzü suyu hürmetine...

uğruna ödenmeyecek bedel, gidilmeyecek yol, vazgeçilmeyecek konfor yoksa...

dışarıda yer yerinden oynuyor ve "içeri"de bu sizi zerrece ilgilendirmiyorsa, nedensiz küsüyor, sebepsiz affediyorsanız ve bütün bu hallerinize siz bile akıl erdiremiyorsanız kaybetme korkusu, kavuşma sevincinden ağır basıyorsa ve aşk, gurura baskın çıkıyorsa bu yüzden her daim... gece yarısı kadim bir dost gibi kucaklayan tanıdık bir şarkı,

bütün acı sözleri unutturmaya yetiyorsa...

Her gidişte ayaklarınız "Geri dön" diye yalpalıyorsa ve siz kendinize rağmen dönüyorsanız,

sınırsız, sabırsız, doyumsuz bir tutkuyla...

...o halde bugün sizin gününüz!..

"Çok yaşa"yın ve de "siz de görün"üz.


Can Dündar
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
7 Kasım 2006       Mesaj #345
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Elvedalarım Dönüşüm Oldu

.
Günlerin esareti ile bir gün daha bitiyor…
Ne zaman başlamıştı, paslaşmalar ile tanışma faslı?
Günlerin acele etmeden, günü zor terk ettiği günlerdi.
Uzun sohbetlerin anısı büyüktü.
Arkadaşlık mıydı? Tanışıklık mı?
Yıllar öncesine dayanan geç kalınmış zamanların birlikteliği miydi? ..
Sözlerle dokunuşları içinde barındıran,
çocukluğa kadar uzanan masumiyetti ya da.
Birlikteliği kutsal kılan da buydu.
Artık suretler yoktu, yüzler belirgin değildi.
Mezar sessizliğinde olan ruhlar, ölmüşte dirilmek üzereydi.
Yavaş yavaş canlanıyordu duygular.

Hiç kimse bilmiyordu ki böyle derin yaralar bırakacağını.
Dostlukların oluştuğu mecliste neler konuşulurdu?
Kimler neler söylerdi, ne muammalar yaşanırdı.?
Et üzerine yapılan sohbetlerden kimsenin haberi yoktu.
Olmayacaktı…
Zaman boyadı paylaşımları siyaha azar azar.
Belirsizliklere terk edildi duygular.
Derken bir kaos yaşandı.
Bir gül uğruna kurtlar kapıştı, gül kimin elinde kalacaktı.
Bir savaştı bu.
Diller, sözler, gıybet susmadı ve bir sürü pazarlıklar yapıldı.
İhanetler başroldeydi yine. Ve maskeler oynuyordu oyunu.
Dağların üzerinde yapılan savaşta kim kazandı.
Gören olmadı, sesler duyuldu sadece…

Gülün hiçbir şeyden haberi yoktu. O hep mağrurdu..
“Dürüstlük kazanır bu harpte” diyordu, savaşçı ruhu.
Direniyordu an be an.
Bu yüzden o da bilemedi savaşı kim kazandı.

Gül, öylesine yücelttiği duygu yumağı sevgi, sevda,
aşk ile örtüşmeyen duygu seline sahipti.
Sonucu ahirete tehirli sevdası ile dünyalar üzeri kurduğu bir düşün içindeydi.
Yok yok, düş ötesi şeffaf duygulardaydı, duyguluydu…
O hala bin yıl öncesinin atmosferinde soluk alıp veriyordu..
Dönen dolaplardan habersiz,
Semazenlerin teslimiyetinde döne döne içiyordu özlemleri vuslat hayalleriyle…

ONU kimseler anlamadı. Anlayamadı….
Gül kendi dünyasına döndü.
Her şey, yaşananlar, istikbal derin manalı, imana dayalı idi.
Gül bulmuştu kendi gerçeğini.
Hayatını yeniden düzenledi.
Ceviz kabuğu kadar küçük olsa da barındığı dünya;
onlar ceviz ağacı kadar büyülttü büyüteçleriyle, miyoplardı çünkü…
Belki de cücelerdi devler dünyasında.
Bilgileri kadar idrak güçleri vardı.

Anlayamadılar, anlayanlar içinde….

Kargülü vazgeçti bu dünyadan.
Soğuk parke taşlarına bıraktı gülüşlerini, Yetim Asumanlar gibi.
Koca bir Uludağ Göknarının eteklerinde sığındı kendi dağlarına.
Kurt yalnızlığında açmak için çiçeklerini karlar altında….
Herkese Elveda diyordu sisler arasında..
E L V E D A.
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
7 Kasım 2006       Mesaj #346
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
HAYATA DAİR KÜÇÜK NOTLAR

· Her gün üç kişiye iltifat et.
· Yılda en az bir kez güneşin doğuşunu seyret.
· Bir müzik aleti çalmayı öğren.
· Her hangi bir konuda öğretmenlik yap.
· Her hangi bir konuda öğrenci ol.
· Sır sakla.
· Sevinçlerini erteleme.
· Hiç kimseden asla umut kesme mucizeler her gün oluyor.
· İlk önce sen merhaba de.
· Olanakların altında yaşa.
· Sık sık teşekkür ederim de.
· Sana uzatılmış bir eli daima kabul et.
· Büyük düşün ama küçük zevklerinde tadına var.
· Hayat arkadaşını çok dikkatli seç. Mutluluğun ya da mutsuzluğun %90’nı bu karara bağlıdır.
· İş ve aile ilişkilerinde en önemli şeyin güven olduğunu aklından çıkarma.
· Asla birilerinin umudunu kırma, belki de sahip oldukları tek şey odur.
· Yeterli paranın olmamasını asla dert etme. Sınırlı olanaklar bazen bir lütuftur. Çünkü çalışmayı başka hiç bir şey bu kadar teşvik edemez.
· Olabildiğinden daha sevecen ol.
· Daima bir adım ileri gitmek için kendine söz ver.
· Herkesin önünde öv.
· Eleştirilerini bir kenara çekerek söyle.
· Asıl savaşı kazanmak için küçük bir çarpışmayı yitirmeyi göze al.
· Köprüleri atma, aynı nehri kaç kez daha geçmek zorunda kalacağına şaşacaksın.
· Bir gecede olmuş gibi görünen her başarının ardında genellikle 15 yılın yattığını unutma.
· Yeterli zamanım yok deme, büyük insanlarında günleri 24 saattir.
· Atak ve cesur ol.
· Bir gün geriye dönüp baktığında yaptıklarından çok yapmadıklarından pişmanlık duyacaksın.
· Şerefini koru en büyük servetin odur.
· “Bilmiyorum” demekten çekinme.
· Zamanı ve sözleri dikkatsizce kullanma, ikisi de geri alınmaz.
· İyi arkadaş grubun olsun.
· Kendini değiştirebilme gücünü hafife alma, başkalarını değiştirebilme gücüne de çok fazla güvenme..........
· Hayatta bir kez gittiğinde asla geri dönmeyen üç şey: ZAMAN, SÖZCÜKLER ve FIRSATtır.
· Hayatta hiçbir zaman kaybedilmemesi gereken üç şey: BARIŞ, UMUT ve DÜRÜSTLÜKtür.
· Hayatta en değerli üç şey: SEVGİ, KENDİNE GÜVEN ve ARKADAŞLARdır.
· Hayatta hiç emin olunamayacak üç şey: DÜŞLER, BAŞARI ve ZENGİNLİKtir.
· Hayatta insanı geliştiren üç şey: ÇOK ÇALIŞMA, SAMİMİYET ve BAŞARIdır.
· Hayatta insanı mahveden üç şey: CESARETSİZLİK, GURUR ve ÖFKEdir.
· Dostlarınla öyle yaşa ki düşman olduğunda hakkında söyleyecek sözü olmasın.
· Düşmanlarınla öyle yaşa ki dost olduğunda yüzün kızarmasın.
· Kucaklamaya kollarının yetmeyeceği bir ağaç, bir tohumla başlar.
· En uzun yolculuk bir adımla başlar.
· Gerçek sevgiler küçük bir tebessümle başlar.
· Değer verdiğin insan sana değer vermiyorsa, bırak kendi değerleri ile kalsın.
· Hayatta neyin önemli olduğunu keşfetmek için bir felaket beklememek gerekir.
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
7 Kasım 2006       Mesaj #347
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
İzler




Hem küçük, hem de azıcık
bir parça umut gibi diyorum.
Peşim sıra dalgalar, fırtınalar kopuyor
günlerimden.
Uzun yolların arasından
nicedir özlemişim diyorum
Kararıyor ortalık gecenin zifiri ayazına doğru.
Bekliyorum.
Bekliyorum.
Bekliyorum.
Tam o anda şafak sökerken dağınık saçların gibi kızıl.

Seni görüyorum.
Denizleri birleştiriyorum. Sonsuz ve hiç bitmeyen
Yağmur ıslatıyor sabahın serinliğini...
Kızıl saçlarında parlayan yağmur kristalleri
Kayıyor yüzüne doğru ince ve sakin
Bakıyoruz bir palyaçonun o umursamaz
o sevecen görüntüsüne,
sen, ben ve
bir gülümsemeyle,
hatırlanan o eski ve kırık
düşleri unutturan
yaşanası
Şu hayat!...
AriThmetiCs - avatarı
AriThmetiCs
Ziyaretçi
8 Kasım 2006       Mesaj #348
AriThmetiCs - avatarı
Ziyaretçi
HAYATIN DİĞER ADI

Dar bir pencerede yaşadık tüm herşeyi.

İklimlerin uykuya çekildiği bir kuşluk vaktiyle eşleşen zaman dilimlerinde dolanıp durduk.

Tutarsızca..

Sebebsizce sevmelerimizin kamyon yükü ağırlığını sonunda bir başımıza çektik.

Kaldıramayacağımız kişilikleri istememizin sebebini araştıra durduk, kaldırabildiklerimizi "niye" kenara ittiğimizi her daim unuttuk.

Çünkü hayat bize bunu öğretmişti.

Damaralarımızdaki kanın soğukluğuna denk gelen korkudan ibaretti yaşananlar.

Yaşanacakları düşlemekle geçen sürede,

Yaşayamadıklarımızın acısını çıkarma çabasıydı hayatın istediği...

Bir günden ötekine savrulan hayallerdi.

Gidip gelen saatlerin aynı noktayı gösterdiği an gibi kitledi seni bana hayat.

Seni benden de alan aslında hayattı.

Elimde olmadan yaradılışımdaki sırdı bu denli beni sana uzak kılan.

Yaşı yoktu belkide?

Yeri?

zamanı?

Zaten bunlar olsaydı aşk olurmuydu HAYATIN diğer adı?
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
9 Kasım 2006       Mesaj #349
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Cennet kokusu… Cehennem korkusu ile…

Andolsun ki, şaşkın şaşkın yaşayanlar… Ne yaptığını ve ne yapacağını bilemeyenler… Kaptırınca kendini rüzgara kurtulamayanlar… Dikenlerine katlanamadıkları hayatlarını sahte güller için heba edenler… "Yalancı masum" gözyaşlarına kananlar ve kendine İNSAN diyenler…

Andolsun ki, şafağın gizemini kavrayamayanlar… Güneşi salt “ışık saçan” sananlar… Örümcekten ibret alamayanlar… Susmayı korkaklık, zülmü GÜÇ kabul edenler… Ve hesap korkusunu TORPİLLE aşacağına inananlar…

Andolsun ki, inkâr eden ve bunu marifet olarak sunanlar… Bulundukları gaflet kuyularında debelenip, debelendikçe daha da hınçlananlar… Hınçlarını masumlardan çıkaranlar… Kendi düşecekleri çukurlara sırf zevk için başkalarını da çekenler… Teslimiyeti oyun belleyenler…

Andolsun ki, daima zararda olanlar…
Andolsun ki, insanların çoğu HÜSRANDADIR…

Cennet kokusu… Cehennem korkusu ile…
AriThmetiCs - avatarı
AriThmetiCs
Ziyaretçi
10 Kasım 2006       Mesaj #350
AriThmetiCs - avatarı
Ziyaretçi
Hala sen varmışsın gibi
İki yastıkla yatıyorum..

Kimseye söyleme gidişini, ben söylemedim.
Elimde senin siparişin olmayan torbalarla geliyorum eve..
Ağlaya ağlaya öpüyorum yattığın yastığı yorganı
Sanki beni az önce yolcu etmişsin gibi çıkıyorum sokaklara..
Üst komşuya hava atarak, bi fiyaka bi görsen..
Ne garip bu insanlar!
Bütün mahalle, hatta alttaki bakkal bile seni geçen kasım öldü sanıyor...
Ne garip bu insanlar!
Hala her sabah bana selam veriliyor..
Sanki yaşıyormuşum gibi..



forestzm1

Benzer Konular

27 Kasım 2010 / Ziyaretçi Cevaplanmış
7 Mart 2012 / Misafir Soru-Cevap
20 Temmuz 2009 / _PaPiLLoN_ Psikoloji ve Psikiyatri