Arama

Erkek Sağlığı -Erkek Bakımı - Sayfa 5

Güncelleme: 1 Temmuz 2016 Gösterim: 121.275 Cevap: 58
HerHangiBiri - avatarı
HerHangiBiri
Ziyaretçi
7 Kasım 2008       Mesaj #41
HerHangiBiri - avatarı
Ziyaretçi

Penis kırılması



Sponsorlu Bağlantılar
Sertleşmiş haldeki penisin aşırı zorlanması sonucu, peniste bulunan kılıfların yırtılması sonucu 'penis kırılması' oluşur.

Penis kırılmasının tedavisi cerrahidir. Yırtılan kılıfların mutlaka cerrahi olarak onarılması gerekmektedir. En kısa zamanda bir üroloji merkezine başvurmalısınız. Özellikle zorlamalı cinsel ilişki, anal ilişkiler, değişik cinsel pozisyonların denenmesi, mastürbasyonda kontrolsüz manipülasyonlar sırasında penisin sertleşmiş haldeyken bükülerek bu kılıfın yırtılmasıyla oluşur. Sertleşmeyi sağlayan dokuların içine dolan kan, kılıfın yırtılmasıyla cilt altına doğru hızla yayılarak penisin morarmasına ve şekil bozukluğuna neden olur. Cilt altına doğru olan bu kanama bazen tüm penise, torbaya ve genital bölge civarına yayılır. Penis patlıcanvari bir renge bürünür ve ödem nedeniyle de şişer. Penis kırılması, penis sertleşmiş durumdayken olur.

Cerrahi olarak onarım sonrası antibiyotik ve ödem çözücü ilaçlar uygulanması gerekir. Penis kırığı tedavi edilmezse peniste şekil bozukluğu, ağrılı sertleşme, cinsel ilişkide zorluk, sertleşme problemi, idrar yolunda bölgesel genişleme, kanama, "Peyroni hastalığı" adı verilen sert şişlikler oluşabilir. En kısa zamanda bir üroloji merkezine başvurmalısınız. Penis kırılmalarından korunmak için; cinsel ilişki sırasında ani ve ters hareketlerden kaçınılması, penis sertleşme halindeyken kıvrılmaması gerekir .
Son düzenleyen perlina; 1 Temmuz 2016 12:28
HerHangiBiri - avatarı
HerHangiBiri
Ziyaretçi
11 Kasım 2008       Mesaj #42
HerHangiBiri - avatarı
Ziyaretçi
Cinsel istek azlığı neden oluşur

Günümüzde 35 yaş altı pek çok erkek cinsel isteksizlik ve iktidarsızlık sorunu yaşıyor. Testosteron eksikliği, beslenme şişmanlık, bazı ilaçlar kadın ve erkekte iktidarsızlığa yol açıyor. Ancak asıl önemlisi istek azlığının hastalık belirtisi olduğudur.

Sponsorlu Bağlantılar
Sağlıklı ve düzenli cinsel yaşam doğal anti-aging olarak sağlıklı ve dinç yaşamın anahtarı kabul ediliyor. Gerçekten de yapılan çalışmalar ve araştırmalar düzenli cinsel yaşamın hormonlar üzerindeki etkisini kanıtlıyor. Diğer yandan libido eksikliği yani cinsel istek azalması olarak adlandırılan durumun birtakım hastalıkların çok önceden habercisi olduğu bilinmektedir.

35 YAŞ ALTI ERKEKLERDE SORUN
Erkekte ve kadında cinsel isteksizlik testosteron hormonunun seviyesinde ciddi bir azalma olduğunu işaret eder. İktidarsızlık toplumumuzda oldukça yaygın bir sorun olmakla birlikte sadece yaşlanmaya bağlı olarak ilerlememektedir. Bugün 35 yaş altındaki erkeklerin büyük çoğunluğu psikolojik nedenlere bağlı iktidarsızlık yaşamaktadır. Pek çok erkeğin iktidarsızlık problemi düzensiz ve sağlıksız yaşam şartlarına bağlı olarak yüksek oranlara ulaşmaktadır. Cinsel fonksiyon bozukluklarının altında bir hastalık yatıyor olabilir.

İKTİDARSIZLIĞA YOL AÇANLAR
Vücutta, iktidarsızlığa neden olan bazı aksaklıklar olabilir ve bunların başında dolaşım bozuklukları gelmektedir. Yeterli kan dolaşımının olmaması erkekleri sağlıklı ve iyi bir cinsel yaşamdan uzaklaştırır. Kolesterol yüksekliğinin ortaya çıkardığı damar bozuklukları, yüksek tansi yon, şeker hastalığı, şişmanlık iktidarsızlığın başlıca sebepleri arasındadır.

KALP SİNYALİ OLABİLİR
Cinsel iktidarsızlık özellikle kalp hastalıklarının bir sinyali olabilmektedir. Toplumda en sık yapılan hatalardan biri olan iktidarsızlığın kabullenilememesi başlı başına bir sorundur. Cinsel bozuklukları kabullenemeyen erkekler istatistiklerde azımsanmayacak orandadır. Bu soruna pek çok erkek bahane bularak uzmana baş vurmamaktadır. Oysa kişisel teşhislerin insanları, yaşamsal risklere ve dönülmez hastalıkların pençesine götürebileceği unutulmamalıdır.

İLAÇLAR DA YOL AÇAR
Yapılan pek çok araştırma kalp krizi öncesi iktidarsızlığı ve cinsel isteksizliği doğrulamaktadır. Aynı şekilde şeker hastalığı da iktidarsızlığın altında yatan etmenlerden biridir. Bazı ilaçlar iktidarsızlığa neden olabilmektedir. Tansiyon, kolosterol düşürücü ilaçlar, sakinleştiriciler, romatizmal ilaçlar ve epilepsi ilaçları gibi.

TESTOSTERON NEDEN ÖNEMLİ
Bu hormonun seviyesinde yaşanacak düşüş; cinsel fonksiyon bozukluklarına neden olacaktır. Şişmanlık, halsizlik, kalp hastalıkları ve osteoporoz riski artacaktır.

İKTİDARSIZLIK VE CİNSEL BOZUKLUKLARA OZON TEDAVİSİ
Ozon (o3) cinsel fonksiyon bozuklarında ve enerji artışında genel iyilik hali yaratmaktadır. Ozon tedavisinin üç ayrı uygulama yöntemi olan aşı, fitil yahut sauna cinsel gücün yeniden kazanımında ciddi etkiye sahiptir.

YAĞLARDAN KURTULUP CiNSEL GÜCÜNÜZÜ BESLEYiN
Sadece ülkemizde değil tüm dünyada geçerli bir veri; 40-70 yaş arası erkeklerin % 52'sinde ereksiyon sorunu görülüyor.Yukarıda da belirttiğimiz gibi bu sorunların yaş dışında psikolojik ya da bir hastalığa bağlı sebepleri olabilmektedir.

NELER TETİKLİYOR?
Gerek kadında gerekse erkekte sigara, alkol sağlıksız beslenme şekli, kilo, vitamin, mineral eksikliği, hareketsizlik gibi kalitesiz ve sağlıksız yaşam koşullarıyla çevrelenmiş yaşam tarzı pek çok hastalığı doğurduğu gibi cinsel sağlığı da tehdit ediyor.

CiNSELLiK ViTAMiNLERE EMANET
Halk arasında, eskilerin kulaktan kulağa dolaşan afrodizyak reçeteleri cinsel gücü arttıran mucize yöntemler arasında popülarite kazanmış olsa da ne bu reçeteler ne de cinsel gücü arttıran yiyecekler olarak sınıflandırılan besinlerin bilimsel bir kanıtı yoktur. Sağlıklı ve dengeli beslenme prensibi ve kilo kontrolü dışında.

B, E, C VİTAMİNİ VE ÇİNKO SORUNU HALLEDEBİLİR
Ancak bilinen bazı etkilerden yola çıkarak; B,E ve C vitamininin ve çinkonun cinsel sağlık için dikkate alınması gerektiğini söyleyebiliriz. Çinko testosteron üretiminde önemli bir rol oynar, iyi bir antioksidan olan E vitamini de seks hormonları üretiminde önemlidir.





Son düzenleyen perlina; 1 Temmuz 2016 12:44 Sebep: Sayfa düzeni.
HerHangiBiri - avatarı
HerHangiBiri
Ziyaretçi
17 Kasım 2008       Mesaj #43
HerHangiBiri - avatarı
Ziyaretçi
Türk Üroloji Derneği açıklamalarına göre her yıl sadece Avrupa’da 346 bin yeni prostat kanseri olgusu saptanıyor. Prostat kanseri gelişmiş ülkelerde en sık ya da ikinci en sık, tüm dünyada ise üçüncü en sık görülen kanser türünü oluşturuyor. Üstelik belirtiler, ancak ileri evrelerde ortaya çıkıyor ve erken tanı büyük önem taşıyor.

15-19 Eylül 2008 tarihleri arasında tüm Avrupa’da gerçekleştirilen Üroloji Haftası kapsamında, Türkiye için de önerilen şu:
Hiçbir şikâyet söz konusu olmasa da, her erkek için risk faktörüne bağlı olarak 40 -50 yaşın üzerinde her yıl düzenli ürolog kontrolü şart! Utanıp sıkılmayın, hekime başvurmaktan kaçınmayın

Erken tanı çok önemli


Prostatit (prostat bezi iltihaplanması), benign prostat hiperplazisi (iyi huylu prostat büyümesi) ve prostat kanseri... Erkekler yaşlandıkça, prostatı etkileyen bu hastalıklara, yakalanma riskleri de artıyor. Bazıları sık idrara çıkma ya da çıkmakta zorlanma gibi belirtilere neden oluyor, bazıları olmuyor, fakat zamanında saptandıklarında hepsi tedavi edilebiliyor. Prostat hastalıklarında ve özellikle prostat kanserinde erken tanı büyük önem taşıyor. Erken tanı, ancak erkeklerin şikâyetlerinin ortaya çıkmasını beklemeden, yılda bir ürolojik kontrole gitmeleriyle mümkün olabiliyor. Çoğu erkekte prostat kanserinin yavaş ilerlediği ve prostat bezinin ötesine yayılana kadar, herhangi bir soruna yol açmadığı kaydedilirken, bazı erkeklerde kanserin daha hızlı geliştiği vurgulanıyor.

Türk Üroloji Derneği, prostat tümörlerine erken tanı konulması, tümörün agresiflik (saldırganlık) düzeyinin belirlenmesi ve kanserin yayılmadan önce uygun bir biçimde tedavi edilmesinin önemine dikkat çekiyor.

İyi huylu prostat büyümesi ve prostat bezi iltihaplanması da, prostat kanseri gibi yaşamsal risk yaratmamakla birlikte, yaşam kalitesini önemli ölçüde tehdit ediyor. İyi huylu prostat büyümesi, 40 yaşın üzerindekilerin birçoğunda, 80 yaşın üzerindekilerin de yüzde 90’ında görülürken, erkeklerin yüzde 35’inin yaşamlarının bir döneminde karşılaştıkları prostat bezi iltihaplanması, özellikle cinsel yaşamı olumsuz etkiliyor.

Prostat kanseri ve beslenme


Mümkün oldukça taze ve organik yiyecekler yiyin.
Günlük beslenmenize greyfurt ekleyin( ancak kan sulandırıcı ilaç kullanıyorsanız önce beslenme uzmanı ile görüşmeniz uygun olur)
Düzenlİ olarak bakliyat yiyin.
Her gün taze sebze yiyin, özellikle kök ailesi sebzelerinden (brokoli, karnabahar, lahana, kara lahana, Brüksel lahanası, pancar vs). Günde 4 porsiyon sebze yiyen erkeklerin prostat kanseri olma riski günde 2 porsiyondan az yiyen erkeklerin neredeyse yarısı.
Hayvansal gıda tüketiminizi, özellikle hayvansal yağ, süt ürünleri ve kırmızı et tüketiminizi azaltın kırmızı et yerine balık ve tavuk yiyin.
Beslenmenize avokado, yeşil çay, pancar ekleyin.
Sıklıkla domates ürünleri yiyin (likopen için mükemmel bir kaynak)
Tam tahıllı pirinç, makarna, ekmek ve kepekli kraker yiyin (haftada birkaç kez pirinç, makarna gibi tam tahılları domates sosu, zeytin yağı, sarımsak, soğan, baharat ve tofuyla birlikte yiyin)
Gereklİ yağlar, selenyum, çinko, E vitamini, besinsel lif ve fitosterol için düzenli olarak kabuklu yemiş ve tohum yiyin, özellikle keten tohumu tercih edin.
Tatlı olarak taze veya kurutulmuş meyve yiyin.
Her gün baharat kullanın, özellikle biberiye, zencefil, sarımsak, zerdeçal, fesleğen, adaçayı, kekik, köri baharatı.Taze zencefil, havuç, greyfurt ve pancarın taze olarak suyunu sıkıp günlük 1 bardak için brokoli ve domates suyu da eklenebilir.
Son düzenleyen perlina; 1 Temmuz 2016 12:47
Pasakli_Prenses - avatarı
Pasakli_Prenses
Ziyaretçi
5 Ocak 2009       Mesaj #44
Pasakli_Prenses - avatarı
Ziyaretçi

Obez erkeklerde sperm kalitesi düşüyor



İskoçya’da yapılan araştırmalarda, aşırı kilonun erkeklerdeki sperm kalitesini düşürdüğü ortaya çıktı. Uzmanlar, eşleriyle bebek yapmak isteyen erkeklerin öncelikle ideal kiloya inmeye çalışmaları gerektiğini belirtiyorlar.


ANKARA - Aberdeen Üniversitesi bilim adamları, kısırlık sorunundan mustarip çiftler arasından 2000 erkeğin sperm kalitesini inceledi. Araştırmaya katılan ve vücut kütle endeksi yüksek olan erkeklerdeki anormal sperm oranının daha fazla olduğu belirlendi.

Yapılan yeni bir araştırmada, aşırı şişman erkeklerde sperm kalitesinin düşük olduğu belirlendi.

Araştırmaya katılan erkekler, vücut kütle endekslerine göre 4 gruba ayrıldı. Araştırmada, sigara, alkol ve yaş gibi kısırlığa sebep olabilecek diğer unsurlar da göz önüne alındı.

Araştırma sonucunda, vücut kütle endeksi ideal ölçülerde (20-25 arasında) olanların sperm kalitesinin ve meni hacminin şişmanlara oranla daha yüksek olduğu belirlendi.

Barcelona’daki Avrupa İnsan Üreme ve Embriyoloji Derneği’nin toplantısında sunulan araştırmada, vücut kütle endeksi yüksek olanlarda ise meni sıvısı hacminin daha düşük olduğu ve anormal sperm oranının yüksek olduğu görüldü.

Araştırmada, sperm yoğunluğu ve hareketliliği açısından ise bu dört grup arasında farlılık bulunamadı.

Araştırma başkanı Aberdeen Üniversitesi’nden Dr. Giyat Şayib, “Bulgularımız diğer faktörlerden bağımsızdır ve eşleriyle bebek yapmaya çalışan erkeklerin öncelikle ideal kiloya inmeye çalışmaları gerektiğini göstermektedir” dedi.

’İDEAL KİLO, MENİ KALİTESİNİ ARTTIRIYOR’
Şayib, bundan böyle ideal kilonun getirdiği yararlar arasına meni kalitesinin artmasının da gireceğini söyledi.

Dr. Şayib, aşırı şişman erkeklerde sperm kalitesinin düşük olmasının sebebinin, obezlerdeki hormon seviyelerinin farklılığı, fazla yağ birikmesi yüzünden testislerin aşırı ısınması veya obezliğe yol açan yaşam biçimi ve beslenme alışkanlığı olabileceğini de sözlerine ekledi.

Araştırmacılar bundan sonra, meni kalitesinin düşüklüğünün kısırlığa doğrudan etki edip etmediğine bakmak için kısır olan ve olmayan çiftlerde erkeklerin vücut kütle endekslerini inceleyecekler.

Aşırı şişmanlığın kadınlarda da gebe kalmayı zorlaştırdığı biliniyor. Daha önce yapılan araştırmalar, obezliğin spermde DNA hasarına yol açtığını göstermişti.

NTV Haber

Son düzenleyen perlina; 1 Temmuz 2016 12:48
Pasakli_Prenses - avatarı
Pasakli_Prenses
Ziyaretçi
5 Ocak 2009       Mesaj #45
Pasakli_Prenses - avatarı
Ziyaretçi

Yaşlı babaların çocuğunda depresyon riski



İsveç’te yapılan bir araştırmada, yaşlı babaların çocuklarında manik depresyonun görülme riskinin daha fazla olduğu saptandı.

ANKARA - Archives of Psychiatry dergisinde yayınlanan araştırmaya göre, risk erkek 29 yaşın üstündeyken başlıyor ve 55 yaşında en üst seviyeye çıkıyor. Baba yaşının yüksek olmasının şizofreni ve otizmle bağlantılı olduğu yönünde de daha önce araştırma sonuçları yayınlanmıştı. Yapılan son araştırmada, manik depresyonun kısmen spermin yaşlanmasıyla açıklanabileceği belirtildi.

Karolinska Enstitüsü araştırmacıları, erkeklerde sperm üretme sürecinin DNA’nın kopyalanması süreci olduğunu hatırlatarak, bu kopyalamanın erkek yaşlandıkça hatalı yapılmaya meyilli olduğunu belirttiler.

Araştırma, 13 bin 428 kişi üzerinde yapıldı. 55 yaş ve üstündeki erkeklerin çocuklarında manik depresyon görülme riskinin 20-24 yaş babalarınkine oranla yüzde 1,37 kat fazla olduğu saptandı.

Bipolar bozukluk olarak da bilinen manik depresyonun nedeni tam olarak bilinmiyor. Her 100 kişiden birinde manik depresyon görülebiliyor.

Araştırmayı yapan ekibin başkanı Emma Frans, kadınların doğduklarında tüm yumurtalarının vücutlarında bulunduğunu hatırlatarak, anne yaşının artmasıyla DNA kopyalama hatalarının artmadığını belirtti.

Bu nedenle araştırmada, anne yaşının artmasıyla manik depresyon arasında pek fazla bağlantı bulunmadığı kaydedildi.

NTV Haber

Son düzenleyen perlina; 1 Temmuz 2016 12:49
Sedef 21 - avatarı
Sedef 21
Ziyaretçi
25 Ocak 2009       Mesaj #46
Sedef 21 - avatarı
Ziyaretçi

Erkekler Önce Cinsellik Diyor



Prostat kanserine nelerin yol açtığı konusunda araştırmalar yapılıyor. Fazla kiloyla birlikte gündeme gelen yağlanma, kas güçlendirici hormon ilaçları almak, vücut geliştirmede kullanılan ilaçları kullanmak, çok fazla cinsel ilişkide bulunmak, prostat enfeksiyonu gibi nedenler araştırılıyor. Bugün bilinen nedenlerin başında genetik, hormonal, çevre ve diyet faktörlerinin prostat kanserinin oluşmasında rol oynadığı bilinmektedir.

Organa sınırlı kanser söz konusu olduğunda ameliyat gerekiyor. Erkeklerin, ameliyatın idrar kaçırmaya neden olduğunu, erkeklik fonksiyonlarının zarar gördüğünü hekimle tartıştıklarında ilk planda ameliyattan kaçındıklarını görüyoruz.
Ancak kansersiz sağlığın daha önemli olduğunu da anlamaktadırlar. İdrar kaçırma ve cinsel fonksiyon bozukluğu bilahare tedavilerle düzelebiliyor.

Tüm hastaların cinsel fonksiyonlarının zarar görüp görmeyeceğini sorduklarını, onlar sormasa da hekimlerin bu konuda mutlaka bilgilendirdiklerini anlatan Prof. Dr. Veli Yalçın, şöyle konuştu:

“Bu ameliyatın doğal olan iki tane önemli sonucu vardır. Bu ameliyatı olanlarda yüzde 8 oranında stres tipi idrar kaçırma yani öksürme, aksırma ve gülme sonucunda idrar kaçırma meydana gelmektedir. Burada idrar iradeli kontrol altında tuvalete yapılmakta ancak yetiştirememe tarzında ve birkaç damlacık şeklinde kaçırma oluyor. Bu ameliyatla idrarı kapatan, idrarın yapılmasını engelleyen kapakçıklar beraber alınmaktadır. Bir de irade dışı hissiyatsız idrar kaçırma vardır ki bu da yüzde iki oranında görülüyor. Bunları duyanlar, genç olanlar ameliyat olmaktan kaçınıyorlar.”
Son düzenleyen perlina; 1 Temmuz 2016 12:50
volture - avatarı
volture
VIP "Ipıslak Balık"
17 Kasım 2009       Mesaj #47
volture - avatarı
VIP "Ipıslak Balık"

ERKEKLERİN UTANDIRAN SORUNLARI



Cinsel yaşam mutlu ilişkilerin yürütülmesi için en önemli etkendir. Fakat bazen çiftlerin karşısına öyle sorunlar çıkar ki cinsellik sadece aynı yatağa girmekten öteye gidemez.

Özellikle erkekler, yaşadıkları sorunlardan utandıkları için cinsel yaşam da bu sorunlarla birlikte biter. Erkeklere çocukluklarından beri öğretilen “Sen erkeksin” düşüncesi yatakta da her zaman başarılı olması gerektiğine işaret eder. Oysa bazen erkeklerin karşısına da kendilerinin baş edemeyeceği sorunlar çıkabilir. Örneğin her 10 kişiden ikisinde görülen erken boşalma problemi. Uzmanlar bu problemin tedavisinin sanıldığı kadar zor olmadığını söylerken erkekler bu problemi dile getirmeye bile utanıyorlar.

Erkeklerin cinsel hayatta yaşadıkları konusunda görüştüğümüz Prof. Dr. Bülent Atıcı erken boşalma ve sertleşme sorunları hakkında bilgi verdi.

40 KRİTİK YAŞ


Erkeklerde cinsel işlev bozuklukları denilince ilk olarak akla neler gelmesi gerekiyor?

Cinsel ilişki bozuklukları belirli bir yaş grubunu ilgilendirmiyor, her yaş grubunda gördüğümüz bir durum aslında. Yani gençlerde sadece cinsel işlevin farklı boyutunda sıkıntı var örneğin erken boşalma veya sertleşmenin heyecan nedeniyle kaybedilmesi gibi, yaş ilerledikçe sorunlar farklılaşıyor. Hastalıklara bağlı olarak gelişen fiziksel sorunlar ortaya çıkıyor örneğin şeker hastalığı, yüksek tansiyon, damar sertliği gibi veya kalp damar hastalıkları gibi. Bu hastalıklar sadece tek taraflı değil sertliği oluşturan mekanizmalardan bir veya birkaçını bozabiliyor. Hormonal seviyeden bozabilir, psikolojik sebepler olabilir ve yaş döneminde kişi depresyona girebilir, penise giden sinirlerde hasar olabilir, uyarılma güçlüğü olabilir şeker hastalığında olduğu gibi penisin kendi yapısında değişiklik olabilir, yaşla birlikle peniste ya da dokuda sertleşme olabilir. Bütün bunların hepsi hormonlar, sinir sistemi, psikolojik durum birbirini tamamlayan unsurlar. Yaş ilerledikçe bunlardan bir ya da bir kaçı bozularak daha çok fiziksel kusur ortaya çıkabiliyor. Bu şu demek; yaşla birlikle ileri yaşlarda sertleşme bozukluğu daha ön plandayken veya istek azlığı daha ön plandayken gençlerde erken boşalma gibi bir cinsel işlev bozukluğu daha sık rastladığımız bir şey.

Yaş derken hangi yaşları kast ediyorsunuz?


40 yaştan itibaren sertleşme sorunuyla ilgili tanımlamalar kullanılır veya yüzdeler verilir. Sıklık açısından 40-70 yaş arası denilebilir. Erken boşalma ergenliğin başlangıcından itibaren hayatın sonuna kadar devam edebilecek bir yaş grubunu içeriyor. Yani gençlerde daha çok görüyoruz ama yaş ilerledikçe de olabiliyor.

SERATONİN HORMONU ERKEN BOŞALMANIN NEDENİ


Erken boşalma probleminde psikolojik mi yoksa fiziksel sorunlar mı ön planda?

Geçmişte erken boşalma sorununun sadece psikolojik olduğu düşünülüyordu veya kişinin kontrol eksikliği gibi algılanıyordu ama 7 - 8 yıldır yapılan bazı çalışmalar bunun boşalma refleksini uyandıran bazı maddelerin fazlalığıyla ilgili olduğunu gösteriyor. Yani kişide doğuştan itibaren seratonin hormonunun geri alımıyla ilgili problemi varsa o kişiler doğuştan erken boşalma problemiyle doğmuş sayılıyor.
Bunların tabii davranışla ilgili kısmı yok mu var yani işin psikolojik yönü de var. Örneğin deneyim eksikliği veya aşırı istek olması düzensiz ilişkiler erken boşalmanın uyarıcıları arasındadır. Erken boşalma kontrol eksikliğidir. Kişi arabanın gazına basmayı bilir, frene basmayı bilmez. Yani gazdan ayağını çekip frene basmaması kişinin erken boşalmasına neden olur. Belli bir eğitimle kişi bu alışkanlığı düzeltebilir. Yani erken boşalma refleksini geciktirebilir ve bunu ilaçsız da halledebilir.

ERKEN BOŞALMADA İLAÇSIZ TEDAVİ MÜMKÜN MÜ?


Erken boşalma sorunu ilaçsız nasıl çözülür?
İlişki olmaksızın verdiğimiz bazı ödevler var. Buradaki amaç kişinin hangi noktada boşaldığını önceden fark edebilmesini sağlamak, o noktaya yaklaştığını hissettiğinde kişinin uyarıyı kesebilmesi gerekiyor yani frene basması lazım. Bunu ilişki sırasında uygulamasını öğretiyoruz. Ve ya ilişki olmadan da boşalmanın yaklaştığını hissettiğinde ne yapması gerektiğini, uyarıyı nasıl kesmesi gerektiğini öğretiyoruz. Kişi bunu deneyerek olaya hakim olduğu zaman bunu nasıl kullanacağını öğretip, ilişkide kullandırtıyoruz. İlaçlarla da katkıda bulunuyoruz ilaç verdiğimiz zaman geciktirebiliriz, fakat bu kalıcı değildir. Yani ilacı bıraktığında kişi eğer öğrenmemişse ne zaman duracağını nasıl hareket edeceğini aynı problem ortaya çıkar.

2 DAKİKANIN ALTI ERKEN BOŞALMA SAYILIYOR


Erken boşalma derken ne kadar bir süreyi kastediyorsunuz?

Dünyada tanımlamalar yapılırken tarama yapılıp kişiler kaçıncı dakikada boşalıyor diye bakılmış. Ortalama 2 dakikanın altında bir süre ise yani uyarı başlayıp da boşalmaya kadar geçen süre 2 dakikanın altında ise bu kesinlikle erken boşalma olarak kabul ediliyor. Yalnız bunun bir başka yönü de var örneğin ön sevişme dediğimiz ön hazırlık döneminde kişiler çok tatmin olmuş artık ilişkinin birinci dakikasında boşalmış olmuş ancak iki tarafta mutluysa bunu normal kabul edebiliriz.
Her ne kadar 2 dakikanın altında olsa da. Bazen de 3 dakika 5 dakika olabilir yani erken boşalma tanımlamasının tıbbi olarak dışında olabilir ama bu her iki tarafı da mutsuz ediyordur. Bu da o zaman bir klinik tablodur yani erken boşalma olarak algılamak gerekir.

Bir erkek normal bir cinsel yaşamı varken, 2 defa erken boşalmış ya da 5 defa sertleşme problemi yaşamış. Bu durumda ne zaman bir uzmana başvurmalı?

Süreklilik gösteriyor ise ki bu dediğim gibi ilişkilerin yarısında böyle bir durum varsa sıkıntı yaratıyor anlamına gelir.

10 ERKEKTEN 2'Sİ DOKTORA GİDİYOR


Türkiye de yapılmış bir araştırma var mıdır erkeklerin en çok yaşadığı cinsel işlev bozukluğu hangisidir?

Hemen hemen erkeklerin yüzde 70’ine yakın bir erken boşalma sorunu var. Türkiye’de Ege Bölgesi’nde fiziksel bir nedeni var mı diye bir araştırma yapılmış. Bu araştırmada örneğin erken boşalmanın bir tiroit guatr bezinin çalışma bozukluğuna bağlı olduğu görülmüş. Yani tiroit fonksiyonları çok çalışan kişilerde erken boşalma görülebiliyor. Tiroit sorunu tedavi edildiğinde de düzeliyor.

Türk erkeklerinin bu tür sorunları kabul etmesi kolay oluyor mu?


Eğer kabul ediyor olsalardı zaten 10 erkeğin hepsi başvuruyor olurdu oysa 10 erkeğin 1'i maksimum 2 tanesi başvuruyor. Genelde kabulleniyorlar yaş geldi diye veya hekime gitmeye utanıyorlar. Kulaktan dolma tedavilerde işe yaramayınca tamamen vazgeçebiliyorlar

Bir erkek normal cinsel yaşamını kaç yaşına kadar yaşayabilir?


Sağlıklı cinsel yaşam ölene kadar mümkün. Sadece kalitesi veya sayısı değişebilir. Yani karşı taraf ve kişi bunu arzu ettiği sürece kişi ölene kadar cinsel sağlığını sürdürebilir. Cinsellik dediğiniz her zaman cinsel ilişki anlamına da gelmeyebilir. Fakat istekliyse istekle ilgili bir problemi yoksa kendi sağlığıyla ilgili tedbirleri aldıysa hastalıklar açısından penisin sertleşmemesi için bir sebep yoktur aslında. Dolayısıyla cinsel ilişki anlamında da ölene kadar bu iş devam edebilir.

KALP DAMAR HASTALIKLARI VE ŞEKER HASTALIĞI EREKSİYON SORUNUNUN SEBEBİ

Başka hangi hastalıklar cinsel işlev bozukluklarına neden oluyor?


Cinsel işlev bozukluğu denilince tabii erken boşalmanın haricinde sertleşme bozukluğunu düşünmek gerekir gençlerin en çok yakındığı şey budur. Birçok hastalık ki bunların başında şeker hastalığı, diyabet gelir, hiper tansiyon (yüksek tansiyon), damar sertliği, kalp damar hastalıkları bunlar öncelikli olarak ilişkilidir. Şeker hastalığı sinir sistemini o bölgedeki penisin adale yapısını ve daha sonrada damar sistemi etkileyerek olumsuzluk üretebiliyor.
Hastaların hemen hemen yarısında diyabet görebiliyoruz. Kalp damar hastalığı ve damar sertliğiyle de çok ilgisi var. Hastalıkların kendisi sertleşme bozukluğu yaratabildiği gibi bazen hastalarımız gelir sertleşme bozukluğundan yakınır, ama diğer hastalıklarla ilgili herhangi bir şikayeti ya da bilgisi yoktur.
Biz o araştırma sırasında kişinin tansiyonunun yüksek olduğunu ya da şeker hastalığının olduğunu ortaya çıkarırız. Sertleşme bozukluğuyla gelen kişilerde eğer araştırılırsa kalp damar hastalıklarının da geliştirileceği birçok çalışma yapıldı.
Öyle ki kalp damarının çapıyla penise giden damar çapı oranlandığı zaman penise giden damar kalp damarının üçte biri kadar daha küçük dolayısıyla sertleşmesiyle sonucu bir damar tıkanıklığıyla oluştuğu zaman 3 yıl sonra ortalama 3 yıl sonra kalpte de benzer bir tıkanıklık olma ihtimali var. Dolayısıyla kalp hastalığının damar hastalığının ilk bulgusu olabiliyor.

Erken boşalma için tedavi seçenekleri nelerdir?


Erken boşalma için tedavi seçenekleri bir ilaç kullanımı ağızdan ilaç kullanımı iki bölgesel kullanılan özel kremler bu kremlerin içerisinde o bölgedeki sinirin hassasiyetini azaltan maddeler mevcut yani algılamayı geciktiriyor.
Üçüncüsü davranış eğitimi bu boşalma noktasını az önce sözünü ettiğim şekilde fark edip bu işi kalıcı olarak çözmeye yöneliktir, bunlar tek başına ve ya birlikte uygulanır. Temel olarak bunlardır.
Son düzenleyen perlina; 1 Temmuz 2016 13:02
volture - avatarı
volture
VIP "Ipıslak Balık"
17 Kasım 2009       Mesaj #48
volture - avatarı
VIP "Ipıslak Balık"

Beyler, 'aşk simitlerinizle' vedalaşın!



Erkekler genellikle evlendikten sonra ki bu çoğu zaman ‘düzenli yaşama geçmek’ anlamına geliyor, belirgin şekilde şişmanlar. Bu yağlar da genellikle karın ve bel bölgelerinde birikir.

Erkekler genellikle evlendikten sonra ki bu çoğu zaman ‘düzenli yaşama geçmek’ anlamına geliyor, belirgin şekilde şişmanlar. Bu yağlar da genellikle karın ve bel bölgelerinde birikir. Pantolonun belinden taşan bu fazlalıklara ‘aşk simidi’ adı verilerek, sempatik gösterilmeye çalışılır. Ama sağlık açısından o kadar sevimli oldukları söylenemez. Başlangıçta basit bir kilo alma problemi gibi görünse de ilerleyen dönemlerde ağır sonuçlara sebep olabilir. Şeker hastalığı, yüksek tansiyon ve kalp krizi ihtimalini yükseltir.

Şişmanlığın tanımı artık farklı bir biçimde yapılıyor. Yapmanız gereken şu: Kalçanızın çevresini bir mezurayla ölçün ve sonra bunu belinizin kalınlığıyla oranlayın. Bu rakam bayanlarda 0,8 üzerinde, erkeklerde 0,95 ve üzerindeyse tehlike sinyalleri çalmaya başlamıştır.

Aklımızda tutmamız gerekenler;

. Birçok araştırma karın bölgesinde biriken yağların, kalça ve bacakta toplanan yağlardan daha tehlikeli olduğunu ortaya koyuyor.
. Kaslarımız fazla çalışıp enerjiye gereksinim duyduğu zaman yağ hücreleri yedek enerji deposu olarak harekete geçer.
. Yağ asitleri yakıt sağlamak için çalışan kaslara doğru yola çıkar.
. Ancak karın bölgesindeki yağlar kana karışınca önce karaciğere uğrar.
. Karaciğere gelen yağ asitleri karaciğerin kandan insülini temizlemesini engeller. Bu durumda kandaki insülin yüksek kalır. Kas ve diğer hücrelerde insüline karşı direnç oluşur. . Bu direnç sonucu kandaki şeker yükselir. Kandaki yüksek şekeri düşürmek için pankreas bezi daha çok insülin üretmek ve salgılamak zorunda kalır.
. Bu işlem otomatik sinir sistemi dediğimiz kan basıncını, kalp ve diğer hayati işlevleri kontrol eden sistemi uyarır.
. Sonuçta kana fazla adrenalin salgılanır.
. Bu olaylar zinciri şeker hastalığı, yüksek tansiyon ve kalp sorunlarını ortaya çıkarır.
. Aynı şekilde menopozdan sonra hormon kullanmayan kadınlarda da göbekte yağlanma artar ve kalp krizi riski yükselir.
İngiliz bilim adamlarının 9 Avrupa ülkesinde 360.000 kişi üzerinde yaptıkları bir araştırma, karın bölgesindeki her 5 santimetrelik genişlemenin, erken ölüm olasılığını yüzde 13 ile 17 arasında artırdığını göstermiştir. Araştırma sırasında vücut kitle endeksi normal, ancak bel çevresi kalınlığı ortalamanın üzerinde olanların erken ölüm olasılığının arttığı gözlendi. Araştırma, bel çevresi erkeklerde 119, kadınlarda 99 santimetreyi geçenlerin erken ölüm olasılığının, bel çevresi erkeklerde 80, kadınlarda 64.7 santimetrenin altındakilerden iki kat fazla olduğu kaydedildi.

Karın ve bel çevresindeki yağlardan kurtulmak için diyet ve egzersizin yanı sıra, erkeklerde artık Liposuction gibi cerrahi yöntemlere başvurabiliyor.

Eğer cerrahi yönteme sıcak bakmıyorsanız, o taktirde kadınların yıllardır kullandığı ve etkisini gördükleri mezoterapi ve lipoliz gibi yöntemler artık erkeklere de uygulanıyor.
Bu yöntemler sayesinde iki ay içinde karın ve bel çevresindeki fazla yağlardan kurtulmak mümkün.

Lipoliz yöntemi, mezoterapi uygulamasına benzer bir şekilde fazlalıkların yok edilmesi istenilen bölgelerde çok ince uçlu bir iğne ile ilaç enjeksiyonu şeklinde gerçekleşir. Soya lesitinden elde edilen "fosfatidilkolin" maddesi vücuda enjekte edildiğinde hücre içindeki yağ vücut tarafından eritilir. Bu da belli bölgelerdeki yağların ortadan kalkmasına yardımcı olur. Aslında insan vücudu bu maddenin tamamen aynısını, özellikle yağ metabolizmasında kullanmak üzere, sentezlemektedir. Yöntem kilo vermeyi değil bazı bölgelerde yerleşmiş ve fazla görünen yağ depolarının eritilmesini amaçlar. .

Lipoliz enjeksiyonu özellikle diyet veya spor ile azaltılamayan yağ hücrelerinin eritilmesini sağlamaktadır. Yağ dokusuna enjeksiyon yapıldığı zaman verilen bölgedeki depo yağlar parçalanır ve vücuttan normal metabolik yollarla uzaklaştırılır

Lipoliz yöntemi sistemik herhangi bir yan etkisi olmayan uygulamalar sınıfına dahil edilebilir. Geçici olarak şişkinlik, hassasiyet, kaşıntı ve kızarıklık olabilir. 48 saat içinde geriler. Uygulama uzman bir hekim tarafından yapıldıktan sonra yöntemin hasta için herhangi bir tehlikesi bulunmamaktadır.

Lipoliz dünya çapında yapılmış 2000 araştırmanın sonrasında hastalarda uygulanmaya başlanan bir tedavi yöntemidir. Bu yöntemle başarısız sonuçlar elde etme imkanı %5’ten azdır.
Son düzenleyen perlina; 1 Temmuz 2016 13:06
asla_asla_deme - avatarı
asla_asla_deme
VIP Never Say Never Agaın
28 Aralık 2009       Mesaj #49
asla_asla_deme - avatarı
VIP Never Say Never Agaın

Kısırlık Tedavisinde Medikal Yöntemler



Doç. Dr. Ramazan AŞCI OMÜ Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı
Kısırlık yakınmasıyla başvuran her erkeğin değerlendirmesi yapılmalıdır. Normal çiftler aylık % 20-25 şans ile 6.ayda % 75, 1 yıl sonunda da % 90 oranında çocuk sahibi olabilmektedir. Gebelik oluşturabilmek için herhangi bir korunma yöntemi uygulamadan ve normal vajinal yolla koitus ilk yerine getirilmesi gereken işlevdir. Ayrıca çocuk isteyen eşlerin ovulasyon zamanını bilmesi gereklidir. Spermatozolaların kadın genital sisteminde canlı kalabilme süresi 48-72 (ortalama 48) saattir. Oysa ovulasyon sonrası ovumun yaşam süresi 18-24 (ortalama 18) saattir. Bu nedenle kısırlık tedavisine başlamadan önce eşlerin ovulasyon sürecini kapsayan adetin ilk gününden sonraki 11-16. günler arasında 2 günde bir cinsel ilişki yapması önerilmelidir. Ayrıca kısırlığın medikal tedavisine karar vermeden önce erkek ve kadın için optimal fertilite yaşının 24 olduğu, % 30-40 oranında her iki cinse ait sorunların olabileceği akılda tutulmalıdır.
Hiç tedavi almayan infertil çiftlerin yaklaşık % 25-35 i bir zaman sonra sadece koitus ile çocuk sahibi olabilirler. Bu oranlar ilk 2 yıl için % 23 ve sonraki 2 yılda % 10 dur. Bu çiftlerde sadece interkors ile aylık % 1-3 oranında gebelik sağlanabilmektedir.
Erkek kısırlığı nedene yönelik (spesifik) ve ampirik olarak medikal tedavi edilebilir. Bu yazıda erkek kısırlığının spesifik ve ampirik medikal tedavisinde kullanılan ilaçlar ve sonuçları tartışılacaktır.

NEDENE YÖNELİK MEDİKAL TEDAVİ


Hipogonadotropik hipogonadizm gibi endokrinopatiler, kültürle dökümante edilmiş veya edilememiş pyospermi, antisperm antikorlu immünolojik infertilite ve ejakulasyon bozukluklarında nedene yönelik medikal tedaviler başarılıdır.

Hipogonadotropik Hipogonadizm:


İnfertil erkeklerin %1 den azında ya konjenital ya da akkiz nedenlerle oluşmuş hipogonadotropik hipogonadizm vardır. Bu erkeklerde hipofiz tümörünü dışlamak için kranial BT veya MR, hiperprolaktinomayı dışlamak için ise prolaktin ölçümleri mutlaka gereklidir. Hipogonadotropik hipogonadizmde tedavi hastanın yaşına ve beklentisine göre değişmektedir.

Hasta erişkin ise:

a)Virilizasyon ve normal seksüel işlevin sağlanması amaçlanıyor ise
Testosteron enanthate /cypionate 10-14 günde bir 200 mg im.
Topikal testosteron (AndroGel) günde bir paket,
Transdermal testosteron (Androderm; Testoderm) 4-6 mg olarak skrotum cildine yapıştırılabilir.
b)Spermatogenezi başlatmak ve sürdürmek isteniyor ise:
hCG : Haftada 3 kez 1500-3000 Ü im, 12 ay. Kombine olarak veya hCG tedavisinden sonra hMG veya pFSH haftada 3 kez 75-150 Ü im, 6-18 ay.
GnRH: 4 x 2-40 µg subkutan veya 2 saatte bir infüzyon pompası ile

Hasta prepubertal ise


a)Büyüme ve puberteyi uyarmak için:
Testosteron enanthate /cypionate ayda bir 50-100 mg im başlanır, 15 günde bir 50-100 mg ile sürdürülür ve sonra erişkin dozda devam edilir.
hCG: Haftada bir 1000-2000 Ü im, sonra erişkin dozda
GnRH : 2-40 µg sk/ 4 defada veya 2 saatte bir infüzyon pompası ile iv

Hiperprolaktinemi


Kısırlık yakınmalı erkeklerin % 4 ünde bulunur. Bu hastalara ilaç başlamak için endokrinologlar serum prolaktin düzeyinin 100 ng/ml nin üzerinde olması gerektiğine inanmaktadır. Medikal tedavisinde bromokriptin (Parlodel() ve cabergoline (Dostinex() kullanılmaktadır. Bromokriptin tedavisine 2.5 mg/gün ile başlanır ve 5 - 7.5 mg/gün a çıkılır. Ancak yan etkileri fazladır. Ülkemizde de bulunan cabergolinin ise haftada 0.5-1 mg dozda bir kez alındığında spermatogenezin % 80 oranda düzeldiği gösterilmiştir.

İzole T Eksikliği


Leydig hücre yetmezliğine bağlı hipogonadizm çok nadirdir. Depo testosteron (enanthate veya cypionate) 200mg/hafta im kullanılabilir. Ayrıca spermatogenez için gonadotropinlerle testosteron kombine edilir. Serum LH un düşük veya normal bulunduğu izole T eksikliğinin tedavisinde son yıllarda T ile yerine koyma yerine aromataz enzim aktivitesinin durumuna bakılarak (serum T/E2 oranı) normal ise antiöstrojenler (klomifen, tamosifen), normalden düşük ise aromataz enzim inhibitörleri (testolakton, anastrazol) ile tedavi popülerlik kazanmıştır.

İmmünolojik infertilite


İmmünolojik infertilitenin fizyopatolojisi ve tedavisi konusundaki tartışmalar günümüzde de devam etmektedir. Klinik önemi olan immünolojik infertilite tanısı için antikorların spermatozoa üzerinde gösterilmesi gerekmektedir. Steroid tedavisi, sperm yıkama ve IUI veya doğrudan YÜT (ICSI) seçilecek tedavi yöntemleridir. Kortikosteroid tedavisine eşinin adetinin 1-10.günleri arası 20-40 mg ve eşinin adetinin 11-14.günleri arası 5 mg p.o. prednisone ile başlanır. Kontrollü çalışmalarda tedavi grubu ile plesabo arasında gebelik oluşturma açısından çelişkili sonuçlar alınmıştır. Diyabet, femur başı aseptik nekrozu ve gastrointesinal yan etkiler steroid tedavisinin kullanımını kısıtlamaktadır.

Enfeksiyon ve Pyospermi


Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) semende mililitrede 1x106 lökosit görülmesini pyospermi olarak kabul etmektedir. İnfertil erkeklerin % 20 sinde pyospermi vardır. Semende lökosit bulunması reaktif oksijen türlerini artırarak spermatozoa işlevini bozar. Ayrıca enfeksiyon sperm ileti yollarında anatomik tıkanıklık oluşturabilir. Ejakulatta bulunan enflamatuvar hücreler epididim, seminal kese, prostat ve üretra kaynaklı olabilir. Yapılan çalışmalar 100 pyospermik ejakulatın 80 inde bakteriyolojik incelemenin negatif olduğunu göstermektedir. Piyospermik olgularda klinik olarak sessiz prostatit veya epididimitis bulunabilir. Tüm bu nedenlerle piyospermik olgularda kültür spesifik veya spesifik olmayan antibiyotikler kullanılabilir. Florakinolonlar veya TMP-SMX 2-12 hafta süreyle en sık kullanılan antibiyotiklerdir. Semenin hücresel kontaminasyonu sperm yıkama teknikleri ile tedavi edilebilir.
Kabakulak orşiti aşı ile % 90 önlenebilir. Ayrıca kabakulak orşitinde sistemik interferon alfa-2ß testis atrofisini önleyebilir.

Ejakulasyon bozuklukları


Retrograd ejakulasyon: Pseudoephedrine 60 mg 4x1, Phenylpropanolamine 75 mg 2x1, Ephedrine 25-50 mg 4x1, Imipramine 25 mg 3x1 kombinasyonu 2-12 hafta süreyle; Sonra pseudoefedrin(Sudafed(r)) 90 mg, 2x1 + Polisitra 2x5 ml veya imipramin 3x25 mg gün verilebilir.

Anejakulasyon: Retrograd ejakulasyonu ekarte ettikten sonra sempatomimetik başlanır. Başarılı olunamaz ise vibrasyon veya elektroejakulasyon uygulanır.

Prematür ejakulasyon: Psikoseksüel tedaviler, pause-squeeze teknik, clomipiramine ve fluoxetine gibi SSRI leri ve alfa-1 blokerler (alfuzosin) kullanılabilir. Ancak prematür ejakulasyonun gerçek tedavisi yoktur.

AMPİRİK TEDAVİ


Erkek infertilitesinin ampirik tedavisinde hormonal veya hormonal olmayan tedaviler sıklıkla kullanılır.

Hormonal ilaçlar:


GnRH (buserilin):
İntranazal spray şeklinde 0.1-0.5 mg/gün ve pompa ile subkutan enjeksiyon şeklinde 1-10 µg/h. da 2 gün, 6 ay süre ile kullanılır. Bir çalışmada gebelik oranları tedavi ve kontrol grubunda sırasıyla % 36 ve %21 bulunmuşken, başka bir çalışmada ise % 24 ve %21 bulunmuştur. Ampirik tedavide önerilmemelidir.

Gonadotropinler

:
Ülkemizde n sık kullanılan hormonal tedavilerden biridir. Ancak uzun süreli protein hormon kullanılması ilaca karşı antikor geliştirmektedir ve bazı hormon ilaçların yavaş üreyen virüslerle oluşan ensefalit yaptığı konusunda yayınlar bulunmaktadır. Günümüzde rekombinan teknolojisindeki gelişmeler daha etkin ve saf gonadotropin üretimine olanak sağlamış, ikili etkili (hem FSH hem de LH) tek bir gonadotropin üretimi başarılmıştır. En sık kullanılan gonadotropinler:
hCG (Profasi(r) ve Pregnyl(r)):1500-2500 IÜ haftada 3 kez, 3-6 ay
hMG (Pergonal(r), Profasi(r), Humegon(r)): 75-150 İÜ haftada 2-3 kez, 3-6 ay
rFSH (Gonal F(r)): 150 Ü/ gün, 12 hafta
hMG ve hCG tedavisi verilen 37 olguda semende düzelme yok, gebelik %10 bulunurken; rFSH tedavisi verilen 65 olguda gebelik ve seminal parametrelerde düzelme saptanmamıştır. Pür hFSH tedavisinin IVF sonuçlarını düzelttiği öne sürülmüştür. Sperm sayısı 10 M/ml altında olan olgulara varikoselektomi + hCG tedavisi verildiğinde kontrol grubunda % 25 olan gebelik oranı % 44 e çıkmıştır. Ayrıca FSH tedavisinin elektron mikroskopik olarak sperm morfolojisini düzelttiği gösterilmiştir.

Sonuç olarak gonadotropinler ile yapılan kontrollü çalışmalar yeterli değildir, sperm parametreleri ve gebelikteki düzelme tartışmalıdır, uzun süreli kullanımında direnç gelişebilir, libido değişimi ve akne gibi yan etkileri vardır, pahalıdır ve pür FSH YÜT'e gideceklere önerilmelidir.

Düşük doz androjen:


İdiyopatik oligospermik erkeklerde ölçülemeyen testosteron anormallikleri bulunabilir. Bu olgularda düşük doz androjenler veya antiestrojenlerle sperm parametrelerinde düzelmeler sağlanabilir. Fluoxymesteron ile izole motilite azlığı olan erkeklerin yarısında düzelme sağlanmıştır. Kontrollü ve randomize 8 olguluk bir çalışmada 90 gün süre ile verilen
T undekanat ile motilitede düzelme sağlanırken, T undekanat (3x40mg/g)+tamoksifen (2x10mg/g) ile motilite ve sayıda düzelme saptanmıştır.

Testosteron rebound tedavisi


Oligoastenospermik olgularda belirli bir sure testosteron verilerek kesilir. İlacın kesilmesinden 3-6 ay sonra spermatogenezin yeniden ve daha istenir şekilde başlayacağı düşünülür. T esterinin 200 mg/gün ve norethandrolone'nun 20 mg oral verildiği kontrollü bir çalışmada sperm parametreleri ve gebelikte düzelme saptanmamıştır. Androjen rebound tedavisi ve plesabonun karşılaştırıldığı bir meta-analizde gebelik ve sperm parametrelerindeki düzelme açısından fark bulunamamıştır. Öte yandan T tedavisinin % 4-8 oranında azospermi, akne, testiküler atrofi, KC ve safra rahatsızlıkları gibi ciddi yan etkileri vardır.

Antiestrojen tedavi


Testiste üretilen T un a)değişmeden T şeklinde, b) 5 alfa redüktaz enzimi ile DHT na dönüşerek, veya c) aromataz enzimi ile estradiole (E2) dönüşerek etki ettiği bilinmektedir. E2 daha çok hipofiz üzerinden etki ederek LH salınımını kontrol etmektedir. Teorik olarak antiestrojenlerin kullanılması ile hipofizden LH salınımı üzerindeki estrojene bağlı negatif feedback etki ortadan kalkacak ve testiste üretilen T oranları artacaktır. Bu da daha kaliteli sperm üretimi sağlayacaktır. Erkek kısırlığının medikal tedavisinde en sık kullanılan antiestrojen ilaçlar klomifen ve tamoksifendir. Klomifen sitrat sentetik, non-steroidal ve DES benzeri bir moleküldür. Hipotalamus ve hipofizdeki estrojen reseptörlerine bağlanır. 15-50 mg/gün oral dozlarda 3-6 ay süre ile kullanılır. Hastalar ayda bir serum T, LH ve FSH; 3 ayda bir semen analizi ile takip edilmelidir. Olguların %5 inde kilo alma, KB artışı, görme bozukluğu, libido azalması, jinekomasti, allerjik dermatit gibi yan etkiler bildirilmiştir. Kontrollü çalışmalarda klomifen sitrat ile tartışmalı sonuçlar alınmıştır. En son 1992 de DSÖ nün projelendirdiği bir çalışmada klomifen sitrat ile plesabonun sırasıyla % 8 ve % 12 oranında gebelik oluşturduğu saptanmıştır. Seminal früktoz seviyesi düşük (seminal vezikül disfonksiyonlu) ve sperm kromatin stabilitesi yüksek olgularda 5 günlük klomifen tedavisi
früktoz seviyesinde artış ve sperm kromatin stabilitesinde azalma sağlamıştır.Azospermisi ve testiküler patolojisi olmayan normogonadotropikler,ile parsiyel androjen eksikliği ve hafif hipogonadotropik hipogonadizmi olanlar klomifene iyi yanıt vermektedirler.Tamoksifen sitrat da anti-estrojenik etkili, estrojenik etkisi klomifene göre düşük bir moleküldür. 2x10-15 mg/gün dozlarda 3-6 ay süreyle kullanılır. Olgular aylık serum T, LH ve FSH; üç ayda bir semen analizi ile izlenmelidir. Yan etkileri klomifene göre daha azdır. Kontrollü çalışmalarda gebelik oranında düzelme oluşturmamıştır. Ancak sperm sayısını artırmıştır.

Aromataz inhibitörleri


Prolaktini normal, LH normal veya düşük ve T nu düşük obez infertil erkeklerde T/E2 oranına bakılarak T nu E2 e çeviren aromataz enzim aktivitesi değerlendirilebilir. Aromataz enzimi yağ hücrelerinde, testiste, hipotalamus ve hipofizde bulunmaktadır. Teorik olarak aromataz enzim inhibitörleri verilerek özellikle intratestiküler T miktarı artırılabilir. Kısırlık tedavisinde kullanılan Testalakton(Teslac() ve anastrozole (Arimidex() adlı iki aromataz enzim inhibitörü vardır. Testalakton 1-2 gm/gün, anastrozole 4x1mg/gün olarak en az 3 ay kullanılır. Olgular serum T ve E2 ölçümleri, karaciğer fonksiyon testleri ve semen analizi ile izlenmelidir. En önemli yan etkileri libido azalmasıdır.

Büyüme hormonu (GH)


Testis büyümesini sağlamak ve puberteyi başlatmak için GH gereklidir. GH, testiste insulin like growth faktör-1 i uyararak testis büyümesini sağlar. Gecikmiş puberteli kısır erkeklerin tedavisinde 2-6 İÜ/gün subkutan kullanılabilir. Henüz FDA onayı yoktur. Parestezi, artralji, HbA1c de artış gibi yan etkileri vardır.

Clonidine(Catepres)


Alfa-adrenejik agonist olan clonidin GH u artırarak spermatogenezi etkiler. GH eksikliği clonidin yükleme testi ile anlaşılır. 1.75 mg/gün dozda verilen clonidin ile 11 olgunun 5 inde sperm sayısı artmış, gebelik oranı ise % 50 olmuştur.

Bromokriptin ve Cabergoline:


Prolaktin inhibitörü olan bromokriptin(Parlodel() ve cabergoline(Dostinex() erkek kısırlığının ampirik tedavisinde kullanılmıştır. Özellikle 2-10 mg/gün dozlarda bromokriptin ile yapılan 4 kontrollü çalışmanın sonucunda serum PRL seviyesini azalttığı, semen parametrelerinde düzelme oluşturmadığı ve gebelik oranını artırmadığı görülmüştür.

Karnitin

:
Epididimal sıvıda serumdan 2000 kat daha fazla L-karnitin bulunmaktadır. Asetilkarnitin sperm membran stabilizasyonunu sağlamaktadır. Karnitin spermin hücre içi enerji metabolizmasında ve yağ asitlerinin sentez ve oksidasyonunda görev almaktadır. L-karnitin, 100 olguda 3 gm/gün dozda 4 ay kullanıldığında sperm motilitesinin % 26.9 dan % 37.7 ye (p <0.001), sperm sayısının 142.4 milyondan 163.3 milyona (p<0.001) çıktığı görülmüştür. Asetilkarnitinin 60 gün süreyle 4 gm/gün dozda kullanıldığı bir çalışmada ise sperm motilite oranı % 21.7 den % 38.2 ye çıkmıştır. L-karnitin, asetil-L-karnitin, früktoz ve sitrat içeren proXeed adlı preparat ABD de FDA onayı almıştır. ProXeed'in 3-6 ay süreyle 5 g/gün dozda kullanılması önerilmektedir. Aylık ederi 95 USD dolayındadır.

Kallikrein (Padutin 100)


Kallikrein kininojenlerden bradikinin ve kallidin gibi kininlerin sentezini sağlamaktadır.Erkek genital sisteminde kallikrein bol miktarda üretilmektedir. Kallikreinin en önemli etkisi sperm motilitesi üzerinedir. Avrupa'da en sık kullanılan ilaçtır. Sırasıyla tedavi ve plesabo grubunu 48 ve 42 hastanın oluşturduğu bir seride 3x200 IU/gün dozda 2 ay süreyle kullanıldığında motilite, sayı ve gebelikte anlamlı düzelme saptanmıştır. Başka bir plesabo kontrollü seride ise
3x200 IU/gün dozlarda 3 ay süreyle kullanıldığında sperm parametreleri ve gebelikte düzelme anlamsız bulunmuştur. Pür motilite bozukluğu olan olgularda tercih edilebilir. Ancak yüksek ve uzun süreli kullanımında sessiz epididmitisi ve prostatitisi alevlendirebilir.

NSAI(İndometazin-Ketobrufen):
P

rostoglandinlerin testis üzerine negatif etkide bulunduğu gösterilmiştir. Prostoglandin sentaz inhibitörü nonsteroid anti-enflamatuvar ilaçların kullanılması teorik olarak sperm kalitesini düzeltebilir. Bu nedenle indomethazin 100 olguluk bir seride 150 mg/gün 3 ay boyunca kullanılmış ve sperm parametrelerinde düzelme ve gebelik oranında % 35 lik artış saptanmıştır.

Pentoksifilin (Trental():


Fosfodiesteraz inhibitörü olan pentoksifilin cAMP yi artırarak sperm motilitesini artırabilir. Pentoksifilin 3x400 mg/gün dozlarda 3-6 ay süreyle kullanılabilir.Kontrollü bir çalışmada 47 olguda denenmiş ve sperm motilite oranı % 25 den % 42 ye çıkmıştır. Ancak gebelik oranında artış rapor edilmemiştir.

Alfa-blokerler:


Alfa blokerler testiküler mikrosirkülasyonu artırmakta ve sperm iletimini yavaşlatmaktadır. Teorik olarak spermatogenezi indükleyebilirler, sperm konsantrasyonunu artırabilirler ve sperm motilitesini düzeltebilirler. Prazosin ve terazosin(2mg/gün) kullanılan olgularda gebelik oranı değişmemiştir.

Reaktif oksijen türleri (ROS):


Semende ROS kaynakları immatür spermatozoalar, lökositler ve sperm yıkama teknikleridir. Semendeki ROS spermatozoal aerobik hücresel sistemleri bozmaktadır. Anti oksidanlar ROS ları nötralize ederek sperm yapısını koruyabilir. Bunun için ampirik olarak alfa-takiferol (vitamin E), askorbik asit (vitamin C), selenyum ve glutatyon kullanılabilir.

Mast Hücre Blokerleri(Tranilast):


Testisin intertisyel dokusunda mast hücreleri yer almaktadır ve yaşlanma ile sayıları artmaktadır. Tranilast bir anti-inflamatuvar ve TGF-ß1 inhibitörüdür. Oligospermik olgularda sperm sayısını ve motilitesini artırmış, gebeliğe etkisi % 32 oranında bulunmuştur.Sonuç olarak erkek kısırlığının ampirik tedavisi kanıta dayalı değildir, açıklanamayan hastalık durumlarında kullanılır, "teorik" tir.
Ampirik tedaviye eşlerin her ikisi ile konuşarak karar verilmelidir ve eşin yaşı tedavinin başlanması ve süresini belirlemede yol gösterici olmalıdır. Ampirik tedavide kullanılan ilaçlarla yapılan prospektif, plasebo kontrollü, çift kör çalışmalar yeterli sayıda ve büyüklükte değildir. Ayrıca herhangi bir infertilite tedavisinin etkinliği, spontan gebelik olasılığının üzerine koyduğu katkı ile ölçülmelidir
Son düzenleyen perlina; 1 Temmuz 2016 16:45
Şeytan Yaşamak İçin Her Şeyi Yapar....
volture - avatarı
volture
VIP "Ipıslak Balık"
31 Aralık 2009       Mesaj #50
volture - avatarı
VIP "Ipıslak Balık"

Horlama



Horlamanın evliliği olumsuz etkilediği ve sonuçlarının boşanmaya kadar götürdüğü bildirildi.

Ordu Devlet Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Fatma Küçüker, Ordu Devlet Hastanesi bünyesinde geçen mart ayında açılan uyku laboratuvarının Türkiye'de devlet hastaneleri bünyesinde bir ilk olduğunu ve şu ana kadar horlama şikayeti ile gelen 150 dolayında hastanın tedavi gördüğünü bildirdi.

Horlamanın çeşitli nedenleri olduğunu anlatan Küçüker, şu bilgileri verdi:

“Horlama, ağız ve burun arkasındaki hava yolunda darlık olduğunda ortaya çıkan gürültü biçimindeki ses olarak biliniyor. Sebebi dengesiz beslenme, boğaz-burun bölgelerindeki rahatsızlıklar ve hastanın yatak üzerinde dengesiz yatması olabiliyor. Alkol ve sigara da aynı şekilde horlamaya neden olabilir. Yine kişi eğer çok yorgun ise horlama başlar. Burada önemli unsur horlamanın sürekli olmasıdır.”

Çocuklarda görülen horlamaların ise genellikle kilodan kaynaklandığını ve bu konuda ailelerin daha dikkatli olması gerektiğini belirten Küçüker, horlamanın ciddi bir sorun teşkil ettiğini kaydetti.

Horlamanın sosyal olarak evli çiftler arasında da soruna neden olabildiğini vurgulayan Küçüker, şunları dile getirdi:

“Horlayan kişi ailenin diğer bireyleri için de uykusuz gecelerin sorumlusu tutulur. Horlayan kişi tatil ve iş gezilerinde istenilmeyen oda arkadaşı olur. En önemlisi evli çiftler ilk olarak yataklarını ayırır, sonra odalarını ayırır, sonuçta da bu boşanmaya kadar gidebilir. Bu nedenle horlama hali hafife alınmamalı.”

TEDAVİ


Horlamanın tedavi yöntemleri hakkında bilgi de veren Dr. Küçüker, çeşitli önerilerde bulundu.
Yetişkin kişilere spor yapmalarını öneren Küçüker, “Horlayan kişiler uyku ilaçları, sakinleştirici ve antihistaminik denilen alerji ilaçlarını uykudan önce almamalı. Uykudan 4-5 saat önce alkol almaktan kaçınılmalı. Uykudan 3 saat önce ağır yemek yenilmemeli. Aşırı yorgunluktan sakınmalı. Uykuda sırt üstü yatmak yerine yana yatmak tercih edilmeli. Aileler, çocukların kilo almasının önüne geçmeli. Kişinin burun ve boğazında rahatsızlık söz konusu ise mutlaka hekime başvurulmalı” diye konuştu.

Ordu Devlet Hastanesi bünyesinde faaliyet gösteren uyku laboratuvarı hakkında da bilgi veren Küçüker, horlama şikayeti ile gelen hastaların öncelikli olarak yakınlarından uyku halindeki durumuyla ilgili bilgi aldıklarını belirten Küçüker, “Daha sonra hastalar bir gece burada uyutularak gece uyku hali gözlemleniyor. Horlamanın nedenleri tespit ediliyor. Eğer horlamanın sebepleri arasında kişinin burun ve boğaz kısmı ile alakalı ise tedavi o yönde yapılıyor” dedi.
Son düzenleyen perlina; 1 Temmuz 2016 15:00

Benzer Konular

24 Temmuz 2014 / AriThmetiCs Taslak Konular
14 Şubat 2012 / HerHangiBiri Sağlıklı Yaşam
24 Temmuz 2014 / Misafir Taslak Konular
22 Ağustos 2013 / Misafir Sağlıklı Yaşam