Arama

Erkek Sağlığı -Erkek Bakımı - Sayfa 4

Güncelleme: 1 Temmuz 2016 Gösterim: 121.275 Cevap: 58
drzombie - avatarı
drzombie
Ziyaretçi
19 Mart 2008       Mesaj #31
drzombie - avatarı
Ziyaretçi

PROSTAT BÜYÜMESİ NEDİR ?



Sponsorlu Bağlantılar
Prostat mesanenin tabanında bulunan ve mesaneden çıkan idrar yolunu çevreleyen bir üreme bezidir. Yaşlanmayla birlikte prostatın içinde urlar gelişir ve bu urların büyümesi ile prostatta büyür.

Belirtilerİ nelerdir ?


Prostat hastalığının belirtileri prostatın büyümesiyle ortasından geçen idrar yoluna baskı yapmasından ileri gelir. Bu belirtilerin başlıcaları; idrara başlarken bekleme, idrar akımında incelme ve azalma, kesik kesik idrar yapmadır. Şikayetler artarsa hasta hiç idrar yapamaz ve idrarı sonda denilen plastik tüplerle boşaltılır ve bu şekilde hasta rahatlatılmaya çalışılır.

Tani nasil konur ?


Ürolog parmağıyla prostatı muayene ederek büyüklük ve kıvamını araştırır. Ultrasonografi ile artık idrar kalıp kalmadığına bakar. Gerekirse penisten giren bir aletle prostatı gözle inceler (Sistoskopi). PSA tetkiki kanser ihtimalinin kontrolü için yapılır.

Nasil Tedavİ Edilir?


Tedavinin şekli; hastalığın devresine ve hastanın şikayetlerinin derecesine bağlıdır. Hastaların çoğu belirtileri yaşlanmanın doğal bir sonucu olarak görür ve şikayetleri artınca üroloğa başvurur. Hafif şikayetlerde ilaç tedavisi hastayı rahatlatmaktadır. Cerrahi işlemler başlıca açık ve kapalı (T.U.R) prostat ameliyatlarıdır. Ürolog gerekli tetkik ve testleri yaptıktan sonra hasta için en uygun olan tedavi şeklini başlatacaktır. Bu tedavi şekli hasta iyileşene kadar devam eder veya gerekli olan şekilde değiştirilir.
Son düzenleyen perlina; 1 Temmuz 2016 19:46
drzombie - avatarı
drzombie
Ziyaretçi
20 Mart 2008       Mesaj #32
drzombie - avatarı
Ziyaretçi

VARİKOSEL NEDİR ?



Sponsorlu Bağlantılar
Testislerin toplar damarlarının bir veya iki taraflı olarak genişlemesidir. Daha çok solda ortaya çıkar.

BELİRTİLERİ NELERDİR ?
Hastalıklı tarafta testise komşu bir şişkinlik farkedilir. Birlikte ağrı bulunabilir. Hafif derecede olanlar hasta tarafından farkedilemeyebilir.

ZARARI VAR MIDIR ?
Bütün erkeklerin %10-15inde hafif derecede vardır. Genişlemiş damarlarda biriken kan, sperm üreten hücrelerin sıcaklık dengesini bozarak erkeğin çocuk sahibi olma yeteneğini azaltabilir. Varikosel spermlerin hem sayısını hem hareketliliğini hem de yapısal özelliğini bozabilir. Varikoselli bir hastada spermogram bozuksa tedavi yapılmalıdır. Spermogram normal ancak ağrı varsa yine tedavi gereklidir.

NASIL TEDAVİ EDİLİR?
Tedavi cerrahidir. Kasıktan yapılan bir ameliyatla genişlemiş damarlar bağlanır.
Son düzenleyen perlina; 1 Temmuz 2016 19:44
drzombie - avatarı
drzombie
Ziyaretçi
28 Mart 2008       Mesaj #33
drzombie - avatarı
Ziyaretçi

Peyronie


Bazı erkek hastalarda cinsel organın çeşitli yerlerinde (çoğunlukla sırt tarafında) plak şeklinde sertlikler ortaya çıkmaktadır. Bu hastalar mutlaka bir üroloji uzmanına başvurmalıdır. Bazen bu hastalarda cinsel güçsüzlük, kamışta eğrilikler, cinsel ilşkide ağrıda bulunabilir. Bu hastalığın bazı diğer cinsel organ hastalıklardan ayrımı gereklidir. Bu hastalığın kanserle ilgisi yoktur. Bazen kendiliğinden durur veya küçülür. Hastalığın ilaç veya ameliyatla tedavisi vardır. 1 yıldan daha kısa süreli olanlarda ilaçlar daha etkili olduğundan hekime erken başvurmak faydalıdır.
Son düzenleyen perlina; 1 Temmuz 2016 19:43
Sedef 21 - avatarı
Sedef 21
Ziyaretçi
29 Mart 2008       Mesaj #34
Sedef 21 - avatarı
Ziyaretçi

Kanser Erkeklerde Daha Çok Görülüyor



Dicle Üniversitesi (D.Ü) Tıp Fakültesi Radyasyon Onkoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Bilgehan Karadayı, kanser hastalığının vücutta kontrolsüz hücre çoğalması olduğunu söyledi.
Vücudun herhangi bir bölgesinde bir dokuda meydana gelen büyümenin kana karıştığını ve bundan diğer organların olumsuz etkilediğini kaydetti.

Herhangi bir ağrı olmasa bile vücudun herhangi bir yerinde şişlik olması veya bir bende büyümenin meydana gelmesi durumunda kişinin hemen hekime başvurması gerektiğini vurgulayan Karadayı, kanser hastalığında koruyucu hekimlik ve erken tanının çok önemli olduğunu aktardı.

Kanser hastalığının aslında yaşlılık hastalığı olduğunu, yaşam süresinin uzamasıyla kanserli hasta vakalarında artış meydana geldiğini anlatan Karadayı, yaşam süresinin uzun olması, sanayileşme ve beslenme alışkanlığı nedeniyle gelişmiş ülkelerde kanser vakalarının daha sık görüldüğünü, gelişmekte olan ülkelerde de bu sayının artığına işaret etti.

Karadayı, Avrupa ve ABD’ye göre Türkiye’de kanser hastalığı oranının daha az olduğunu, ancak Türkiye’nin gelişmekte olan bir ülke olması nedeniyle her yıl kanserli hasta sayısının çoğaldığını belirterek hastalığın kimi insanda yavaş kimisinde hızlı seyrettiğini kaydetti.

Sigara ve alkol nedeniyle erkeklerde akciğer, kadınlarda ise meme kanserinin daha sık görüldüğünü ifade eden Karadayı, şöyle dedi:

‘’Ayrıca sigara, alkol, sanayi sektöründe çalışma ve kimyasal maddelere maruz gibi nedenlerden dolayı erkekler daha çok kanser hastalığına yakalanıyor. Erkeklerde kanser hastalığı kadınlara göre 1,5 kat daha fazla görülüyor.

Kadınların 40 yaşından sonra mamografi takiplerini yaptırmaları gerekiyor.

Halk arasında kanserli hastaların ameliyat olması ya da onlara bıçak değmesi durumunda hastalığın daha da yayıldığı inancı var. Böyle bir şey yok. Yanlış bir inanç bu. Bıçak değmese bile kanser yayılıyor. Hasta son ana kadar bekliyor, sonra doktora başvuruyor. Zaten hastalıkyayıldığı için ameliyattan sonra da hastayı kurtarmak mümkün olmuyor. Böyle olunca da ameliyat sonrası daha hızlı yayıldı deniliyor.'’

IŞIN TEDAVİSİ


Yılda 600′e yakın kanserli hastaya ışın tedavisi uyguladıklarını, tedavide tümörlü bölgeye radyasyon verdiklerini ve bölgede hücrenin çoğalmasını önlediklerini bildiren Karadayı, ‘’bize gelen her hastayı kurtaramıyoruz, ama en azından ağrısını dindiriyoruz ve yaşam süresini
uzatıyoruz. Erken tanıda başarı oranı artıyor'’ dedi.

Radyasyon Onkoloji Merkezi’nin bölgede tek olduğunu, yaklaşık 6 ay sonra üniversiteye bağlı Onkoloji Hastanesi’nin açılacağını da kaydeden Karadayı, 98 yataklı hastanenin kanserli hastalara hizmet vereceğini bildirdi
Son düzenleyen perlina; 1 Temmuz 2016 19:48
drzombie - avatarı
drzombie
Ziyaretçi
4 Nisan 2008       Mesaj #35
drzombie - avatarı
Ziyaretçi

Erektil Bozukluk



Sürekli olarak ya da yineleyici bir biçimde yeterli ereksiyon sağlayamama ya da cinsel etkinlik bitene dek bunu sürdürememe olarak tanımlanır. Yaşam boyu erektil bozuklukta erkekte hiç ereksiyon oluşmamıştır. Durumsal erektil bozukluk çok yaygın ve evrenseldir. Yaşamının her hangi bir noktasında bir erkek yeterli uyarılsa bile ereksiyon oluşmayabilir.
Bazı erkekler ön sevişme sırasında ereksiyonu sürdüremezler, bazıları yalnızca birleşmeye kalkıştıklarında ereksiyon kaybolur. Bazılarında da bazı cinsel eşlerle bozukluk yaşanmazken bazılarıyla yaşanır. Bir araştırmada erkeklerin %10’u son bir yıl içinde bir ereksiyon sorunu yaşadığını belirtirken, performansları konusunda kaygı hissettiklerini belirtenler %20 idi. Masters ve Johnson 40 yaşın üzerindeki erkeklerde impotans korkusunun yaygın olduğunu bildirmişlerdir. Oysa yaşlanmayla ereksiyon güçlüğünün ortaya çıkması kural değildir. Sağlığı iyi olan, cinsel eşi ile uyumu iyi olan ve yaşlanmayla doğal olarak bazı değişikliklerin olacağı (örneğin; cinsel ilişki sıklığı azalabilir, ereksiyon eskisi kadar kolay olmayabilir, ereksiyonu sağlamak için ön sevişmenin daha uzun olması ve penisin doğrudan uyarısına gerek olabilir ) konusunda bilgilenmiş bir kişi gereken uyumu göstererek herhangi bir yaştaki kadar ereksiyonu sürdürebilir.

Diğer bozukluklarla karşılaştırıldığında erektil bozuklukta organik bir neden çok daha sıktır. Madde kullanımı (özellikle alkol), şeker hastalığı, Parkinson hastalığı, multipl skleroz ve omurilik hasarı erektil bozukluğa neden olabilir. Ayrıca ilaçların cinsel işlevler üzerine olan olumsuz etkisi de gözden kaçırılmamalıdır. İstatistikler erektil bozukluğu olan erkeklerin % 50 ile 80’inde tıbbi bir neden olduğunu göstermektedir.

Yanlış beklenti ve inançlar da önemli bir etkendir. “Bir erkeğin cinsel ilişkiyi her zaman isteyeceği ve buna her zaman hazır olduğu” inancını taşıyan bir erkek yorgun, stresli olduğunda ya da akşamdan kalma olduğu bir gecenin sonunda ereksiyon sorunu yaşadığında bunu sorun haline getirebilir.
Son düzenleyen perlina; 1 Temmuz 2016 19:50
Sedef 21 - avatarı
Sedef 21
Ziyaretçi
8 Nisan 2008       Mesaj #36
Sedef 21 - avatarı
Ziyaretçi

Erkeklerin yaşam süresi daha kısa



Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, Türkiye’de, 40 yaş üstü erkeklerin yaşam sürelerinin, kadınlara oranla daha kısa olduğuna dikkat çekilerek, Türkiye’de erkeklerin karşılaştığı sağlık risklerinin başında koroner kalp hastalıklarının yer aldığı belirtildi.

Türkiye’de koroner kalp hastalıklarından ölüm oranının, tüm ölümler içinde yüzde 43 oranıyla ilk sırada yer aldığı vurgulanan açıklamada, bu ölümlerin önemli bir bölümünün ’41-58 yaş grubunda yer alan erkeklerde gerçekleştiği ifade edildi.

Koroner kalp hastalıklarının erkeklerde, kadınlara oranla daha erken yaşlarda görüldüğü belirtilen açıklamada, yüksek tansiyon, sigara ve alkol kullanımı, şişmanlık, hareketsiz yaşam tarzı, diyabet ve bilinçsiz beslenmenin, özellikle 40 yaş üstü erkeklerde, kalp-damarhastalıklarına yakalanma riskini artıran faktörlerin başında yer aldığı kaydedildi.

“YETERLİ VE DENGELİ BESLENİN”
Türkiye’de 40 yaş üstü erkeklerin yaklaşık yüzde 53’ünün sigara içtiğine dikkat çekilen açıklamada, alkol ve sigaradan uzak durulması tavsiye edildi. Açıklamada, alkolün, karaciğer ve yemek borusu kanserine, sigaranın ise akciğer, ağız boşluğu, yemek borusu, boyun, pankreas, mesane, böbrek, mide ve kan kanserlerine yol açtığı belirtildi.

Yeterli ve dengeli beslenmenin önemine de değinilen açıklamada, 40yaş üstü erkeklere şu uyarılarda bulunuldu:
Süt, peynir ve yoğurt, et, tavuk, yumurta, peynir ve kuru baklagiller, sebze ve meyve grubu ile tahıl grubuna giren ekmek, bulgur, makarna, pirinç, mısır ve tarhana düzenli olarak tüketilmeli.
Yağlar konusunda ölçülü olunmalı ve doymamış yağlar tercih edilmeli.
Günlük protein ihtiyacı hayvansal ve bitkisel kaynaklı gıdalardan dengeli olarak alınmalı.
Besinler yoluyla alınan kolesterole dikkat edilmeli. Yüksek kolesterol içeren kırmızı et, sakatat gibi hayvansal gıdalar dengeli tüketilmeli.
Kan kolesterolünü düşürücü etkisi olan sebze ve meyve gibi posalı besinler sıkça yenilmeli.
Bunun yanında kuru baklagiller, yulaf, mercimek, mısır, buğday ve ekmek gibi posa yönünden zengin besinler beslenmede yer almalı.
Fazla tüketildiğinde vücut ağırlığına neden olan şekerli içecek vetatlı tüketimi azaltılmalı.
Ayrıca, aşırı alındığında yüksek tansiyona ve kemiklerde kalsiyum kaybına neden olabilen tuz tüketimine de dikkat edilmeli.

“FİZİKSEL AKTİVİTE ARTIRILMALI”
Vücut ağırlığının dengede tutulması ve fiziksel aktivitenin artırılması gerektiği ifade edilen açıklamada, vücut ağırlığının normalden az veya çok olması durumunda çeşitli sağlık sorunlarıyla karşılaşılabileceği belirtildi.

Açıklamada, yeterli ve dengeli beslenilmesi, hareketli bir yaşam sürülmesi, çok gerekmedikçe asansör ve yürüyen merdivenlerin kullanılmaması ve her gün en az 30-45 dakika yürüyüş yapılması tavsiye edildi.
Son düzenleyen perlina; 1 Temmuz 2016 19:52 Sebep: Açık link kapatıldı
drzombie - avatarı
drzombie
Ziyaretçi
15 Nisan 2008       Mesaj #37
drzombie - avatarı
Ziyaretçi

PENİS EĞRİLİĞİ



1)Doğuştan olan penis eğrilikleri genellikle erkeğin cinsel aktif sürece girdiği ve penis boyutlarının geliştiği ergenlik çağında belirginleşir.
Tanıyı genelde bu çağdaki erkekler kendi gözleriyle eğriliği fark ederek kendileri koyar. Ancak birçok penis eğriliği hastasının utanma duygusu nedeniyle böyle bir sorunları olduğu halde doktora gitmediğini biliyoruz.
Hastaların özel ortamlarında penislerinin sertleşmesi ve bunu kendi çektikleri fotoğraflarla doktorlarına göstermeleri, tanıdaki önemli basamaklardan biridir. Doğumsal penis eğriliklerinin tedavisi mümkündür ve ameliyattır. Bu durum aslında biraz da penis estetik ameliyatı gibi de değerlendirilebilir.

2)Edinsel penis eğriliklerinin en yaygın olanı Peyronie hastalığıdır. Penisteki ereksiyonu sağlayan yapıları çevreleyen kılıfsı dokuda kollajen denilen bir maddenin birikimi ile bu dokuda plak tarzında sert alanlar oluşmasıyla karakterize bir hastalıktır.

Genellikle 40 yaşından sonra görülür. Bazı genetik etkenler, zorlamalı cinsel ilişki sonrası küçük damarlarda meydana gelen kanama odaklarının iyileşme sürecindeki hücre ve doku yenilenmesi veya E vitamini yetersizliğinin, bazen de şeker hastalığının neden olduğu gibi hipotezler vardır.
Hastalığın ilk döneminde sertleşme sırasında ağrılar ve peniste eğrilik meydana gelir.
Bu dönemde uygulanan ilaç tedavileri genelde %30-40 arası başarılı olur.

12-18 ayı kapsayan birinci dönem tamamlandıktan sonra Peyronie hastalığının kronik dönemi başlar. Bu dönemde eğrilik iyice artar. Eğriliğin derecesi bazen 150 derecenin bile üstüne çıkabilir. Bu dönemde sertleşme sırasındaki ağrılar azalır veya kaybolur.
Hastalar eğriliğin şiddetine bağlı olarak cinsel ilişki sırasında neredeyse akrobasi yapmak zorunda kalırlar.

Hastanın ereksiyon sorunu yoksa, eğriliği düzeltmek için gene bazı cerrahi teknikler uygulanır ve genelde de bu ameliyatlar başarılı sonuç verir.

Bazı cerrahi tekniklerin uygulanmasından sonra bazen peniste 1-2 cm lik kısalmalar olabilir. Bu yüzden penisin boyutlarına göre cerrahi tekniğin seçilmesi uygun olacaktır.
Peyronie’nin ileri dönemlerinde ciddi anlamda ereksiyon sorunu da ortaya çıkabilir. Böyle bir durumda uygulanacak tedavi, penil protezlerdir (Mutluluk çubuğu) ve kesin tedavi çözümüdür.

Doktora gitmekten utanmayın çözüme kavuşun
Penis estetikleri ya doğuştandır ya da edinseldir. Ama her ikisinde de çözüm mümkündür. Hastanın ereksiyon sorunu yoksa, penis eğriliğini düzeltmek için bazı cerrahi teknikler uygulanabilir ve genelde de bu ameliyatlar başarılı sonuç verir.
Son düzenleyen perlina; 1 Temmuz 2016 19:55
firstlady - avatarı
firstlady
Ziyaretçi
26 Ağustos 2008       Mesaj #38
firstlady - avatarı
Ziyaretçi

COUVADE SENDROMU: ERKEKLERDE GEBELİK BELİRTİLERİ



Couvade Sendromu na yakalanan erkekler, eşleri hamile kaldıktan kısa bir süre sonra gebelik semptomları yaşıyor.

Couvade Sendromu denilen hastalık, eşleri gebe kalan erkeklerin kısa bir süre sonra gebelik semptomları yaşaması anlamına geliyor. Bu semptomlar arasında mide, bağırsak sistemi rahatsızlıkları, karın büyümesi, iştahta değişme, kokuya hassasiyet, sırt ağrıları, bacak krampları, halsizlik, uyku yakınmaları, diş ağrısı, deride isilik, bayılma ve kilo alma yer alıyor.
Couvade Sendromu yaşayan baba adaylarına yaşadıkları bu semptomların hastalıktan daha çok ebeveynlik konusundaki yetersiz bilgilenmelerinden kaynaklandığının açıklanması gerekiyor. Uzmanlar, bu sendromu yaşayan baba adayının kaygıları ile başa çıkamaması durumunda, destekleyici psikoterapi tedavisi görmesi konusunda uyarıyorlar.

Semptomlar, gebeliğin ilk üç ayının sonunda başlayıp, ikinci üç ayında artarak ve doğum gerçekleşene kadar sürüyor. Uzmanların 267 çift üzerinde yaptıkları çalışmada, erkeklerin yüzde 22.5 inin Couvade Sendromu yaşadıkları belirlendi. Ayrıca Couvade Sendromu yaşayan ve yaşamayan erkekler arasında davranışsal olarak anlamlı farklar bulundu. Gebelik öncesi, gebelik esnası ve sonrasında yapılan ziyaretlerde, Couvade Sendromu yaşamayan erkeklerde sabit bir düzey bulunmasına rağmen, sendromu yaşayan erkeklerde her ziyarette semptomların iki kat arttığı gözlendi.

Türkiye de 2002 yılında 150 çift üzerinde yapılan araştırmalarda ise eşlerinin gebelikleri sırasında baba adaylarının yarısından fazlasının endişe hali yaşadıkları, yaklaşık üçte birinin kendisini normalden daha iyi hissettikleri, bunlar içerisinde, yüzde 28 inin yorgunluk ve çabuk yorulma, yüzde 26 sının diş ya da diş eti ağrısı, yüzde 23 ünün sık idrada çıkma, yüzde 20 sinin normalden daha az aktif oldukları saptandı.

Uzmanlar baba adayı olmayı bekleyenlerde yaşanan semptomların, hamileliğe hissi olarak katılmaya, önceki çocuk sayısına, dini inanca, yaşadıkları strese ve hamilelik döneminden önceki sağlık durumlarına bağlı olarak ortaya çıkacağını belirtti.
Son düzenleyen perlina; 1 Temmuz 2016 19:56
firstlady - avatarı
firstlady
Ziyaretçi
26 Ağustos 2008       Mesaj #39
firstlady - avatarı
Ziyaretçi

SKROTUMDA KİTLELER



Skrotumdaki kitlelerin çeşitli sebepleri vardır. Bunlar, tümörler, kistler ve diğer iltihaplar, fiziksel örselenmeler ve kasık fıtığıdır.

Belirtiler


- Skrotumda yumru veya şişme;
- Belli yerlerde ağrı veya hassasiyet olasılığı

Tümörler selim veya habis olabilirler. Testislerin kendilerinin içinde büyüyen tümörler çoğunlukla habis (kanser) olurlar, skrotumun içinde başka bir kısımda gelişen tümörler ise genellikle selimdir Testis kanseri daha ilerde anlatılacaktır.

Ağrısız selim bir kist olan spermatik kist ya da spermatosel çok yaygın görülür. Testisin üstünde epididime yapışık olarak gelişir. Bu bölümde ilerde anlatılacak olan Hidrosel ve varikosel de skrotumdaki ağrısız selim kitlelerdir. Hematosel de skrotumda incinme sonucu ortaya çıkan bir kitledir ve kan birikiminden oluşmuştur.

Kasık fıtığı, bağırsaklardan bir bölümün skrotum içine kadar inerek onu şişirmesiyle ortaya çıkar.

Teşhis


Skrotumdaki her türlü kitlenin doktor tarafından incelenmesi gereklidir. Kitle bir tümörse habis olabilir. Kesin bir teşhis konulabilmesi için tümörün ameliyatla çıkarılması gerekir. Kan testleri ve ultrasonografi yöntemi, birçok zararsız kitleyi tümörlerden ayırmakta yardımcı olabilir.

Habis tümörler tehlikelidir. Kanser yayılmadan fark edilebilirse genellikle etkili bir şekilde tedavi edilebilir. Skrotumdaki kitlelerin diğer nedenlerinden kasık fıtığı hariç hiçbirisi tedavi gerektirmez.

Tedavi-Ameliyat


Testiste tümör varsa tümörün ameliyatla alınması şarttır. Testis kanseri, testisin tümünün alınmasını ve muhtemelen ilave tedaviyi de gerektirir.
Son düzenleyen perlina; 1 Temmuz 2016 19:58
karayel - avatarı
karayel
Ziyaretçi
15 Eylül 2008       Mesaj #40
karayel - avatarı
Ziyaretçi

ERKEKLER NEDEN ERKEN ÖLÜYOR?



Sorunun cevabı devekuşu sendromunda saklıdır. Aslında böyle bir sendrom mevcut bile değil ve deyim oldukça yeni.

Yeni ama Amerika'da gittikçe daha sık kullanılıyor. Sendromun bir adı daha var: John Wayne Sendromu. Onu son zamanların uydurma ama gerçeklik payı olan sendromlarından biri gibi de düşünebilirsiniz. Metroseksüel veya überseksüel erkeklerin bu sendroma yakalanma ihtimali daha yüksek. Sendrom neredeyse erkeklere özeldir. İşte devekuşu sendromunun öyküsü.

DEVE KUŞU SENDROMUNA YAKALANMAYIN
Erkeklerin daha yapılı ve güçlü olmalarına rağmen neden kadınlardan daha kısa yaşadıklarının cevabı bu sendromda gizlidir. Erkekler bütün milletlerde, tüm coğrafyalarda daha genç yaşta ölmekte, daha sık hastalanıp, daha zor iyileşmektedir. Bu durumu açıklamak için pek çok neden var ama sorun aslında biraz biyolojik biraz da erkek tipi davranışsal ve sosyal özelliklerle ilişkilidir.

Erkekler kas ve kemik açısından güçlü görünseler de, poligam, über veya hiper olduklarını iddia etseler de ne yazık ki ciddi bazı biyolojik kusurlara sahipler. Kadınların iki X kromozomu varken, erkeklerde sadece bir tane X kromozomu mevcut. Yaşamı kısaltıcı kalp hastalıklarına ve belki de bazı kanserlere yakalanmayı kolaylaştırıcı etkisi olduğu ileri sürülen testosteron hormonu erkeklerde kadınlardan (doğal olarak) çok daha yüksek. Ayrıca erkeklerin iyi kolesterol (HDL) seviyeleri kadınlara oranla bir hayli düşük. Erkekler karın çevresinden yağlanmaya, glikoz tolerans bozukluğu ve hipertansiyona yakalanmaya kadınlara oranla daha eğilimliler. Sözün kısası erkekler zaten yapısal olarak damar hastalıklarına yani kalp krizi ve felç gibi sorunlara daha açıklar. Yani birazcık imalat kusurları var.

ERKEK DOĞMAK DAHA RİSKLİ
Erkeklerin riskleri bununla da bitmiyor. İş stresleri daha yüksek, sosyal iletişimleri ise bir hayli bozuk.
Arkadaş ve aileden destek alma konusunda oldukça beceriksizler. Duygularında samimi olduklarını, arkadaşlıklarını köklü tuttuklarını söylemek de zor. Kadınlara oranla daha kolay endişelenen, korkan ama daha zor sevinen, zor inanan ve hoşgören, az bağışlayan bir ruhsal organizasyonları var. Ayrıca kadınlardan daha agresifler. Şiddet ve hiddet skorları daha yüksek. Gereksiz riskleri kolayca alabiliyorlar. Sigara ve alkol kullanımı, araçlarda kemer bağlamamak, kondom kullanmamak gibi risk azaltıcı önlemleri pek önemsemiyorlar. Doktorlara hasta olunca bile pek gitmiyorlar. Düzenli tetkik yaptırma alışkanlıkları da kadınlara oranla bir hayli düşük.

DAHASI VAR
Erkeklerin sorunları bunlarla da bitmiyor. Erkekler gereksiz yere risk alma dışında kişisel bakımlarında da oldukça ciddi sorunlar yaşıyor. Bu sorun özellikle orta yaşlarda daha da belirginleşiyor. Kısacası, uzmanlar erkeklerin bu tavırlarını başını kuma gömmüş deve kuşlarına benzetiyor ve bu durumu deve kuşu sendromu diye adlandırıyor. Maço tavırları nedeniyle uslanmaz sigara tüketicisi John Wayne bu sendromun en önemli örneği. Belki de bu nedenle sendromun ikinci bir adı daha var : John Wayne Sendromu.

ERKEKLERE 10 UYARI
Dr. Harvey Simon erkeklere bu sendromdan korunmak için bir yol haritası hazırlamış ve 10 kuralı mutlaka uygulamalarını istemiş. Devekuşu sendromuna yakalanmak istemeyen bir erkekseniz bu öğütleri tutmanızda yarar var.

1. Tütün ürünlerinden uzak durun.
2. Alkol kullanmayın ya da iyice azaltın.
3. Düzenli egzersiz yapın.
4. Doğru beslenin.
5. Stresinizi iyi yönetin.
6. Vücut yağ oranınızı azaltın.
7. Emniyet kemeri takmayı unutmayın.
8. Radyasyon ve ultraviyole kaynaklarından, kimyasal ve çevresel zararlardan uzak durun.
9. Cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunun.
10. Vücudunuzu dinlemeyi öğrenin. Herhangi bir işaret alırsanız, hemen doktorunuzla görüşün.

Kaynak: Hürriyet
Son düzenleyen perlina; 1 Temmuz 2016 20:01 Sebep: Sayfa düzeni.

Benzer Konular

24 Temmuz 2014 / AriThmetiCs Taslak Konular
14 Şubat 2012 / HerHangiBiri Sağlıklı Yaşam
24 Temmuz 2014 / Misafir Taslak Konular
22 Ağustos 2013 / Misafir Sağlıklı Yaşam