Cevap Yaz Yazdır
Gösterim: 25.489|Cevap: 6|Güncelleme: 15 Aralık 2016

Winston Churchill

Mesaja atla
27 Şubat 2007 12:39   |   Mesaj #1   |   
BlueNighT - avatarı
VIP Yalan Dünya

Churchill Sir Winston (Leonard Spencer)

Ad:  Winston Churchill1.jpg
Gösterim: 72
Boyut:  43.6 KB

(d. 30 Kasım 1874, Blenheim Sarayı, Oxfordshire - ö. 24 Ocak 1965, Londra, İngiltere)
İngiliz devlet adamı, başbakan (1940-45, 1951-55) ve yazar.
Sponsorlu Bağlantılar

II. Dünya Savaşı’nda ülkesini yenilginin eşiğinden döndürmüş, Roosevelt ve Stalin ile birlikte Müttefiklerin savaş stratejisini belirlemiştir.

Gençliği.


Savaş kahramanı Marlborough dükü John Churchill’in soyundan, Tory yanlısı parlak bir siyasetçi olan Lord Randolp Churchill’in oğluydu. Annesi Jeanette (“Jennie”) Jerome ise New Yorklu bir bankerin kızıydı. Anne babasının ilgisizliği yüzünden mutsuz bir çocukluk geçirdi. Harrow’daki başarısız öğrenim döneminden sonra Sandhurst’teki Kraliyet Askeri Okulu’na (bugün Akademi) girdi. Babasının öldüğü 1895’te 4. Husar Birliği’ne katıldı.

Bağımsızlık savaşı sırasında iki ay Küba’da kalarak Londra’da çıkan Daily Graphic gazetesi için muhabirlik yaptı. 1896’da bağlı bulunduğu alayla birlikte Hindistan’a gitti ve Kuzey-Batı Cephesi’nde hem gazeteci, hem de asker olarak görev yaptı (1897). The Story of Malakand Field Forçe (1898; Malakand Sahra Kuvveti’nin Öyküsü) adıyla genişlettiği bu haberleri geniş ilgi gördü ve ömrü boyunca aralıklarla sürdürdüğü yazarlık yaşamının başlangıcı oldu. 1897-98 yıllarında Savrola (1900) adlı romansını yazdı ve gene hem asker, hem de muhabir olarak Lord Kitchener’in Nil seferine katıldı. The River War'da (1899; Irmak Savaşı) bu seferi canlı bir dille anlattı.

1939'dan önceki siyasal yaşamı.


Hindistan’daki tekdüze askerlik yaşamı Churchill için sıkıcıydı, ama sistemli bir okuma programıyla boş zamanlarını değerlendirdi. 1899’da politikaya atılmak ve yazarlık yapmak amacıyla ordudaki görevinden ayrıldı. İngiltere’ye döner dönmez Muhafazakâr Parti’den Oldham’daki ara seçimlere katıldı, ama az bir farkla seçilemedi. Güney Afrika (Boer) Savaşı’nda (1899-1902) Londra’da yayımlanan Morning Post gazetesi adına muhabirlik yaptı. Güney Afrika’daki ilk ayında Boerlerin pusuya düşürdüğü bir zırhlı trenin kurtarılmasında oynadığı rolle ün kazandı; kendisi ise Boerlerin eline düştü. Bir ay sonra esir kampından kaçması ününü artırdı. İngiltere’ye bir kahraman olarak döndü ve 1900’de Oldham’daki seçimleri kazanarak Parlamento’ya girdi. Bu arada yazılarından ve verdiği konferanslardan kazandığı parayla maddi durumunu düzeltti. Kısa sürede Avam Kamarasının dikkati çeken üyelerinden biri oldu. Siyasal yaşamında, Lord Randolph Churchill (1906; 2 cilt; yb 1952) adlı yapıtından da anlaşılabileceği gibi, babasını örnek aldı.

1904’te Sömürge Bakanı Joseph Chamberlain’in gümrük vergilerini açıkça savunması, Muhafazakâr hükümette ikileme yol açtı. Serbest ticaret yanlısı Churchill “Serbest Gıda Birliği”nin kuruluşuna önayak olunca hem gümrük yanlıları, hem de kararsız parti yönetimince dışlandı. Aym yıl Muhafazakâr Parti’den ayrılarak Liberal Parti’ye geçti. Balfour ve Chamberlain’e karşı cüretkâr çıkışlarıyla dikkati çekti. David Lloyd George ve John Morley gibi siyasetçi arkadaşlarının etkisiyle siyasal oluşumundaki radikal öğeler öne çıktı. 1906 genel seçimlerinde Manchester bölgesinden büyük oy farkıyla seçildi. Liberallerin kurduğu yeni hükümette sömürge işleriyle ilgili devlet bakanlığı müsteşarı oldu. Güney Afrika için uzlaşma ve öz yönetim politikasını yetkin bir biçimde savunarak övgü topladı. 1908’de Herbert H. Asquith hükümetinde ticaret bakanlığına getirildi ve kabine üyesi oldu. Aynı yıl elementine Hozier ile yaptığı evlilik, fırtınalı meslek yaşamının gerisindeki huzur ve mutluluk kaynağı oldu.

Ticaret bakanlığı görevinde, Liberaller arasında laissezfaire'den (bırakınız yapsınlar) toplumsal reforma yönelen hareketin öncülüğünü yaptı. Önceli Lloyd George’un başlattığı, madenciler için günlük çalışma süresini sekiz saatle sınırlayan yasa çalışmasını tamamladı. Asgari ücreti saptamaya yetkili ticaret kurulları oluşturdu ve işsizlikle mücadele için devlet denetiminde iş bulma merkezleri kurdu. Bu merkezler modern toplumsal refah devletinin ön koşulu olan işsizlik sigortası sisteminin temelini oluşturdu.

Yüksek vergiler gerektiren bu program Lordlar Kamarası’nm 1909 bütçesini reddetmesine yol açınca Churchill, üst meclisin yetkilerini sınırlamayı hedefleyen Lloyd George’un en yakın müttefiki oldu. 1910’daki iki genel seçimde ve Lordlar Kamarası’nın gücünü törpüleyen Parlamento Yasası’nın (1911) Avam Kamarası’ndan geçirilmesinde yürüttüğü kampanyalarla yaygın bir halk desteği kazandı. Kabinede de içişleri bakanlığına getirildi. Cezaevi sisteminde önemli reformlar yaptıysa da bu görevinde daha çok sanayi kesimindeki huzursuzluk ve grevlerle uğraşmak zorunda kaldı. Fırsat bulduğunda dramatik tavır alma eğilimiyle kamu düzeninin bekçiliğini yapmanın sınırlarını aştı; örgütlü işgücünün hep kuşkuyla baktığı biri olarak da bunun bedelini ağır biçimde ödedi.

Ekim 1911’de Deniz Kuvvetleri Bakanlığına geçince, donanmayı her an savaşa hazır duruma getirmeyi hedefledi. Dretnotun bulucusu emekli Amiral Sir John Fisher’ın yardımıyla bir deniz savaş filosu kurmayı tasarladı. Büyüyen Alman deniz gücü karşısında üstünlük sağlayabilmek için kabinede İngiltere tarihinin en büyük donanma bütçesini başarıyla savundu. İrlanda’ya ilişkin babadan kalma görüşlerine karşın, Liberallerin özerklik politikasını yürekten benimsedi ve 1912’de birleşme yanlısı muhalefet karşısında İrlanda Yönetsel Özerklik Yasası’m savundu.

Churchill I. Dünya Savaşı’na hazırlıklıydı. (Bakınız 1. Dünya Savaşı (Birinci Dünya Savaşı)) 2 Ağustos 1914’te donanmaya seferberlik emri verdi. Ekimde, Anvers’in düşmesi sırasında ise tipik bir davranışla, savunmayı düzenlemek üzere bu kente koştu. Kent düştüğünde halk yalnızca umut kırıcı bir yenilgi gördü, oysa direnişin bir hafta kadar uzaması Belçika ordusuna kaçma şansı verdiği gibi, yaşamsal önem taşıyan bazı limanların kurtarılmasını da sağladı. 1915’te Churchill Batı Cephesi’ndeki tıkanıklığa bir çıkış yolu olarak Amiral Fisher’ın muhalefetine karşın Çanakkale seferini savundu.

Boğazları zorlamayı ve Rusya ile doğrudan bağlantı kurmayı amaçlayan deniz saldırısı yenilgiyle sonuçlanınca Churchill ağır siyasi saldırılara uğradı. Fisher’ın istifasıyla daha da yoğunlaşan bu saldırılara hazırlıksız yakalanan Churchill, ilk koalisyon hükümetinin kuruluş çalışmalarında yer almadı ve Muhafazakârların ısrarıyla Deniz Kuvvetleri Bakanlığından alındı.

Kasım 1915’te hükümetten istifa ederek askerliğe döndü ve Fransa’da İskoç 6. Kraliyet Alayı’nda yarbay olarak görev aldı. 1916’da taburunun dağıtılmasından sonra başka görev almadı; bağımsız milletvekili olarak Parlamento’ya döndü. Mart 1917’de yayınlanan Çanakkale komisyonu raporunda da yenilginin tek suçlusu olmadığı belirtildi. Bununla birlikte Muhafazakârların ona karşı tutumunda bir değişiklik olmadı ve Churchill savaş sonrasına değin bütünüyle yönetsel görevlerde bulundu. Ocak 1919’da savaş bakanı yapıldı; Kraliyet Hava Kuvvetleri (RAF) ona bağlandı. Askeri harcamaları kısarak İngiltere’nin gelecek 10 yıl boyunca hiçbir büyük savaşa katılmamasını öneren “10 yıl kuralı”nı geliştirdi. Ama bu dönemde asıl ilgilendiği konu Müttefiklerin Rusya’ya müdahalesi oldu. Ateşli bir Bolşevik karşıtı olan Churchill işçilerin sert muhalefetine karşın kabinenin bölünmüşlüğünden yararlanarak İngiltere’nin daha etkin ve uzun süreli müdahalesi için karar çıkarttı.
1921’de Sömürgeler Bakanlığı’na geçti ve Ortadoğu’daki İngiliz manda yönetimleriyle ilgilendi.

Bölgede yüksek maliyetle İngiliz kuvvetlerini tutmak yerine, hava kuvvetlerinin desteğine ve İngiliz çıkarlarına uygun yöneticilerin işbaşına getirilmesine dayanan bir yapı oluşturdu. 1922’de Filistin’i Yahudilerin ulusal yurdu olarak belirlemekle birlikte Arapların haklarını da tanıyan bir rapor yayımladı. 1922 sonbaharında, Kurtuluş Savaşı’nı başarıyla sonuçlandırmış olan Türk ordusu Çanakkale Boğazında küçük bir İngiliz kuvvetince korunan tarafsız bölgeyi işgal etmek üzere harekete geçti. Churchill direnmeyi savunduysa da hükümet böyle bir girişimi riskli buldu. Bunu izleyen siyasal çöküş, sallantıdaki koalisyon hükümetinin parçalanmasıyla sonuçlandı. En büyük kayba uğrayanlardan biri de izleyen seçimlerde ağır bir yenilgi alan Churchill oldu.

Siyasetin dışında kalınca kendisini resme ve edebiyata verdi. Resimde yetenekli bir amatörün ötesine geçememekle birlikte, edebiyat çalışmalarıyla bağımsız siyasetin gerektirdiği parasal desteği yeniden sağladı. En fazla gelir getiren çalışması, otobiyografik savaş tarihi olan The World Crisis (Dünya Bunalımı) oldu. Kasım 1924’te genel seçimlere Epping’den katıldı ve kolay bir zafer kazandı. Baldwin’in önerisini kabul ederek maliye bakanı oldu.

Maliyeci yanı hiç olmayan Churchill, önce altın standardını geri getirdi. Bu talihsiz önlemi izleyen deflasyon, işsizlik ve madencilerin grevi, 1926’daki genel greve yol açtı. Grevi yarı devrimci bir girişim olarak algılayan Churchill, görüşmelere dayanan bir çözümü kesinlikle reddetti. Resmî British Gazette’in editörlüğünü yapma fırsatını kaçırmayarak, gazeteyi abartılı hatta sık sık kışkırtıcı bir propaganda aracı olarak kullandı. Bu dönem uygulamaları arasında önceki radikal tutumunu akla getiren tek girişimi, Neville Chamberlain ile birlikte sosyal yardım programını biraz genişleterek dullara aylık bağlanmasını sağlamak oldu.

1929’da hükümet düştüğünde Tory-Liberal birleşmesini savunan Churchill, Baldwin’in İşçi Partisi azınlık hükümetini kabul etme kararına şiddetle karşı çıktı. Aralarındaki uçurum gittikçe derinleşti ve Baldwin’in Hintli liderlerle Yuvarlak Masa Konferansını benimsemesinden sonra Churchill gölge kabineden istifa etti. Hindistan’a dominyon statüsü veren yasa tasarısına (1935) karşı da ateşli bir kampanya başlattı.

1931’de kurulan Ulusal Hükümet’i desteklemekle birlikte ne kuruluşunda, ne de bakanlıklarında yer aldı. Çok yetenekli, ama hiçbir partinin güven duymadığı biriydi. Bu aşamada gene kalemine sarıldı. 19. yüzyıl tarihçisi Thomas Babington Macaulay’ın yergisine karşı, atasına saygınlığını geri veren, Marlborough: His Life and Times (Marlborough: Yaşamı ve Çağı) adlı kitabı yazdı. Bu arada Hitler Almanyası’nın büyüyen bir tehdit haline gelmesinden endişeye düşüyordu. Atalet içindeki hükümet ve kararsız muhalefet karşısında ısrarla Alman tehdinin ciddiye alınmasını ve Luftwaffe’nin, Kraliyet Hava Kuvvetleri (RAF) ile eşit düzeye gelmesinin önlenmesini savundu. Küçük ama kendisini canla başla destekleyen bir grup yandaş da buldu. Bunlardan fizik profesörü Frederick A. Lindemann (sonradan Cherwell lordu), Chartwell’de, sık sık hükümetinkinden daha iyi bilgi alan bir istihbarat merkezi kurmasına olanak sağladı. 1935’te başbakan olan Balwin, Churchill’i kabineye almadıysa da hava savunmasıyla ilgili gizli komitenin üyeliğine getirdi. Bu dönemde İtalya’nın Etiyopya’yı işgali (1935) ve İspanya İç Savaşı’yla (1936- 39) ilgili kararsız davranışları hep Hitler tehlikesine verdiği önemden kaynaklanıyordu. Ülke içinde ise VIII. Edward’ın tahttan feragatine yol açan bunalımda Baldwin’e karşı çıkarak kralı savundu.

Baldwin’in yerine Neville Chamberlain geçince Muhafazakârlar ile arasındaki uçurum derinleşti. Churchill’in Almanya’nın saldırgan planları ve ilerlemesi hakkında elde ettiği istihbarat sürekli doğru çıkıyor, buna karşılık uyarıları hep göz ardı ediliyordu. Alman baskısı Çekoslovakya üzerinde yoğunlaştığında, hükümetin Fransa ve Sovyetler Birliği’yle ortak bir bildiri yayınlamasında ısrar etti. 1938’de Hitler’le, Çekoslovakya’yı Nazilere bırakan Münih Anlaşması imzalandığında, bunun gerçek bir yenilgi anlamına geldiğini belirtti. Bu arada kamuoyu da Churchill’i ulusun sözcüsü olarak tanımaya ve yeniden göreve gelmesi için baskı yapmaya başlamıştı. Ama Chamberlain, barış bozulmadıkça baskıları duymazdan geldi.

II. Dünya Savaşı sırasında liderliği.

(Bakınız 2. Dünya Savaşı (İkinci Dünya Savaşı))
İngiltere 3 Eylül 1939’da Almanya’ya savaş ilan etti. Chamberlain Churchill’i eski görevi olan Deniz Kuvvetleri Bakanlığı’na atadı. ABD Başkanı Franklin D. Roosevelt’in kutlama mesajı, iki devlet adamının uzun zaman sürdüreceği yazışmanın başlangıcı oldu. Churchill bütün çabasına karşın, Nisan 1940’ta Almanların Norveç’i istilasından önceki durgunluk döneminde İngiliz- Fransız Antantı’nı harekete geçiremedi. Deniz desteğine dayanan Narvik ve Trondheim seferlerinin başarısızlığı, I. Dünya Savaşı’ndaki Çanakkale seferini anımsattıysa da bu kez suçlanan Chamberlain oldu.

Norveç fiyaskosunun ardından Almanların 10 Mayıs 1940’ta Benelüks ülkelerini istilası büyük bir darbe oldu. İstifa eden Chamberlain’in yerini Churchill aldı. Aşın sağ ve sol dışında bütün eğilimleri barındıran bir koalisyon hükümeti kuruldu. Hükümete beş kişilik bir savaş kabinesi başkanlık ediyordu. Churchill Avam Kamarası başkanlığının yanı sıra savunma bakanlığını da üstlendi. Oluşturulan yapı, birçok personel değişikliğine karşın savaş boyunca korundu. Kabine hızla karar alıyor, denetimi altındaki hükümet bütün grup ve partileri temsil ediyordu.

Başbakan ise doğrudan savaşın gidişiyle ilgileniyordu. 13 Mayıs’ta başbakan sıfatıyla Avam Kamarasındaki ilk konuşmasını yapan Churchill, “kan, mücadele, gözyaşı ve terden başka vaat edecek hiçbir şeyi olmadığım” söylüyordu. Savaş politikası, düşman Hitler Almanyası karşısında, hangi siyasi çizgiden olursa olsun her İngiliz vatandaşının tam ittifak içinde mücadeleye katılmasına dayanıyordu. ABD ise, savaşa resmen katılmasa bile vazgeçilmez müttefikti. İktidara geldikten iki hafta sonra Parlamento’dan “kişileri, hizmetlerini ve mülklerini kralın tasarrufuna” veren yasayı çıkarttı. Yasa, modern İngiltere tarihinde harhangi bir hükümete verilmiş en geniş olağanüstü hal yetkisi anlamını taşıyordu.

Müttefiklerin yenilgisi ve İngiliz kuvvetlerinin Dunkerque’i boşaltmasından sonra, Churchill Parlamento’yu işgalin gerçek bir tehlike olduğu ve kesin bir direnişle karşılanması gerektiği yolunda uyardı. Fransızların savaşta kalması için büyük çaba harcadı. Ama girişimlerinin boşa çıkmasıyla Britanya Çarpışması başladı. Churchill savaşın ortasındaydı; ağzında purosu, eliyle zafer işareti yaparak, savunma hatlarını, uçaksavar bataryalarını dolaşıyor, kendine özgü mizah anlayışını elden bırakmadan halka gerçekçi açıklamalar yapıyordu.

Churchill acı sonuçlara ve tartışmalara yol açan bazı kararları almak durumunda da kaldı. Sağlam durumda Hitler’in eline geçmesini önlemek için Fransız filosunu bombalattı. Almanya’nın yoğun bombardımanı yönünde ağır bir karar alındı. İşgal tehdidi doruğa ulaşmışken Doğu Akdeniz’deki İngiliz gücü artırıldı; Yunanistan’a kuvvet gönderildi. Daha sonra İngiliz güçlerinin Girit’i boşaltması yeni bir Gelibolu yenilgisi gibi görüldü ve Churchill Parlamento’da ağır eleştirilerle karşılaştı. Bu zor günlerde ABD İngiltere’ye askeri yardımda bulundu. Henüz dile getirilmeyen ittifak, Ağustos 1941’de Churchill ve Roosevelt’in Newfoundland’de (Kanada), Placentia Körfezinde buluşması ve ardından ABD ile İngiltere arasındaki ortak ilkeleri belirleyen Atlantik Sözleşmesi’nin açıklanmasıyla güçlendi.

Hitler Sovyetler Birliği’ne ani bir saldırı başlatınca Churchill’in yanıtı çabuk ve açık oldu, 22 Haziran 1941’deki bir radyo yayınında Ruslara yönelen tehlikenin İngilizlere yönelmiş demek olduğunu söyleyerek, Rus halkı için yardım çağrısında bulundu. Daha sonra, SSCB ile ABD’yi de içine alan “büyük ittifak”ı oluşturmaya girişti. Ama İngiltere ile SSCB arasında 20 yıllık karşılıklı yardım antlaşmasına varılması Mayıs 1942’yi buldu.
Ad:  Winston Churchill2.jpg
Gösterim: 62
Boyut:  32.8 KB

Japonların Pearl Harbor’a saldırması (7 Aralık 1941) (Bakınız Pearl Harbor Saldırısı) üzerine Washington’a giden Churchill, Roosevelt ile bir dizi ortak karar aldı. Bunlar iki ülkenin askeri ve ekonomik kaynaklarının birleşik kurullara ve kurmay başkanlarına bağlanmasına, savaşın sürdüğü her cephede komuta birliğinin kurulmasına, Almanya’nın yenilgisinin Japonya’nın yenilgisinden önce geldiği biçimindeki temel strateji üzerinde anlaşmaya varılmasına ilişkindi. Churchill Roosevelt’le kurduğu yakınlıktan aldığı güçle, 1942’de Stalin ve ABD kurmaylarının baskılarına karşın, “İkinci Cephe”nin açılmasını önledi. Aynı yıl, Uzakdoğu ve Afrika’daki başarısızlıklar nedeniyle İngiltere’de de eleştirilere hedef oldu. Kabine’de sola yönelik değişiklikler yapıldı ve 1943’te Lord Beveridge’in geniş kapsamlı sosyal sigortalar planı benimsendi.

Müttefiklerin Kuzey Afrika’ya çıkmasından sonra Ocak 1943’te Churchill ve Roosevelt Kazablanka’da buluştu. Churc- hill’in topyekûn, erken saldırı önerisi Amerikalılarca kabul görmedi. Trablus, Türkiye ve Cezayir’e giden Churchill, bu arada zatürreeye yakalandı. Bununla birlikte çalışmasını aksatmadı; mayısta Washington’da, ağustosta ise “Overlord” harekâtının planları üzerinde çalıştığı Quebec’teydi. 1943’te Tahran’daki ilk “Üç Büyükler” toplantısında Roosevelt’in tümüyle birleşik bir İngiliz-Amerikan cephesine bağlılığını sağlayamadı. Roosevelt Stalin’le özel görüşme yaparken Churchill’le ikili görüşmeyi reddetti. Güney Avrupa’daki Müttefik saldırıları konusunda Churchill’in önerileri azınlıkta kaldı. 1945’teki Yalta Konferansı’ nın konuları da Roosevelt ve Stalin’i ilgilendiriyordu. Churchill Doğu Avrupa’da Alınanlardan boşalan yerler Rus ordularınca doldurulmadan, bir an önce Müttefik güçlerin doğuya sevkedilmesinde ısrar ettiyse de ne Roosevelt ve Truman’ı ne de öteki Amerikalı generalleri ikna edebildi. Temmuzda Potsdam’a gittiyse de çıkan kararlarda herhangi bir rol oynamadı. Partisinin seçimleri kaybetmesi üzerine de toplantı bitmeden İngiltere’ye dönmek ve istifasını sunmak zorunda kaldı.

Daha 1944’te, zaferin görünmesiyle iç politika canlanmıştı. Mayıs 1945’te, ise savaş zamanı koalisyonunda yer alan bütün partiler seçime gidilmesini istiyordu. Churchill, zaferin mimarı olarak kamuoyunun büyük sevgisini toplamasına karşın, kendini tümüyle Muhafazakârlarla özdeşleştirme hatasına düştü. İşçi Partisi’nin dikkatle hazırlanmış ekonomik ve sosyal reform programı başarılı oldu. Churchill’in kendisi parlamentoya girdi, ama Muhafazakâr Parti 640 sandalyenin ancak 213’ünü kazanabildi.

Savaş sonrası siyasal yaşamı.


Parlamento’da muhalefetin lideri olmayı kabul etmesine karşın Churchill’in asıl ilgi alanı dış politikaydı. Mart 1946’da Fulton’da (Missouri), Başkan Truman’a savaş sonrası dünyaya ilişkin görüşlerinin ana temasını açıkladı: Avrupa’yı bir “demir perde”yle bölen Sovyet komünizmine karşı İngiltere ve ABD’nin barışın bekçileri olarak birleşmesinin gerekliliği. Avrupa birliği konusunu da aynı şevkle savunuyordu. Eylül 1946’da, Zürich’te “Avrupa Konseyi”nin kurulması yolunda girişimlerde bulundu ve 1949’da konseyin Strasbourg’daki ilk toplantısına katıldı. Bu arada, altı citlik The Second World War (1948-53; Çörçil Anlatıyor, 1948-50) adlı büyük tarih çalışmasıyla uğraşıyordu.

Ekim 1951’deki seçimlerde Muhafazakârlar az farkla da olsa çoğunluğu sağladı ye Churchill ikinci kez başbakan oldu. İç sorunlar Churchill’in fazla ilgisini çekmiyordu; iki önemli uygulama, İşçi Partisi’nin devletleştirmiş olduğu çelik sanayisi ile karayolu taşımacılığının yeniden özel kesime devredilmesi oldu. Ocak 1952’de İşçi Partisi döneminde bozulduğuna inandığı ilişkileri düzeltmek için Washington’a, oradan da Ottawa’ya gitti. Washington ziyareti, Amerikalıların Ingiltere’nin Kore Sava- şı’ndan çekileceğine ilişkin korkularını giderdi; Almanların yeniden silahlanmasına ilişkin yaklaşımlar arasında uyum sağladı ve Churchill’in hoşnutsuzluğuna karşın, Atlas Okyanusunun doğusunda ABD komutasının kabulüyle sonuçlandı.

Churchill 1953’te Kraliçe II. Elizabeth’ten “Order of the Garter” nişanını ve ayrıca Nobel Edebiyat Ödülü’nü aldı. Eski “silah arkadaşı” Dwight D. Eisenhower’ın ABD devlet başkanı olmasını sevinçle karşıladı. Stalin’in ölümünün ardından, Eisenhower’ı Ruslarla “zirve görüşmelerine ikna etme umuduyla temmuzda Bermuda’da bir toplantı yapılmasını planladı. Hastalığı yüzünden ertelenen toplantı, Churchill iyileştikten sonra aralıkta yapıldı. Fransızların da katıldığı toplantı daha çok karşılıklı görüş alışverişi niteliğindeydi. 1954’te I. Çinhindi Savaşı’nın kızışması üzerine, Churchill ABD’nin Cenevre Anlaşmalarını tam olarak benimsemesini sağlamak umuduyla Washington’a gitti, ama amacına ulaşamadı. Süveyş’teki Ingiliz kuvvetlerinin aşamalı olarak çekilmesini kabul etmesi ise Eisenhower’ı sevindirdi ve yeni bir işbirliği umuduna yol açtı. 5 Nisan 1955’te görevinden istifa ettiyse de Avam Kamarası üyeliğini korudu. 1959 seçimlerinde yeniden milletvekili seçildi. Ayrıca dört ciltlik önemli bir yapıt daha yayımladı; A Historyof English Speaking Peoples (1956-58; İngilizce Konuşan Halkların Tarihi). 9 Nisan 1963’te Amerikan Kongresi’nce fahri Amerikan vatandaşı ilan edildi. 24 Ocak 1965’te Londra’da öldü ve devlet töreniyle gömüldü.

My African Journey (1908; Afrika Gezim), My Early Life (1930; Gençlik Yaşamım), The Eastern Front (1931; Doğu Cephesi) ve Thoughts and Adventures (1932; Düşünceler ve Serüvenler), Painting as a Pastime (1948; Boş Zamanlarda Resim Yapma) gibi yapıtları bulunan Churchill’in yayımlanmış konuşmaları önemli bir hacme ulaşır. Yapıtlarından bazıları Çörçil Diyor ki (1941), Bu Harbin İçyüzü (1942) ve Adolf Hitler (1945) adlarıyla Türkçede yayımlanmıştır.

kaynak :Ana Britannica

Son düzenleyen Safi; 15 Aralık 2016 14:34
Benzer Konular:
10 Mayıs 2008 15:41   |   Mesaj #2   |   
ThinkerBeLL - avatarı
VIP VIP Üye

Sir Winston CHURCHILL

Ad:  Winston Churchill3.jpg
Gösterim: 78
Boyut:  53.7 KB

(1874 1965)

Sponsorlu Bağlantılar
Sir Winston Leonard Spencer Churchill, II. Dün­ya Savaşı'nda Nazi Almanya'sının yenilme­sinde büyük rolü olan önemli bir İngiliz devlet adamıdır. 1940'ta başbakanlık görevini üstle­nen Churchill, ülkesine yönelen Alman tehli­kesi sırasında, güçlüklere boyun eğmedi ve İngiliz halkını durmadan uyararak yüreklen­dirmeye çalıştı (bak. İkinci Dünya Savaşı).

Churchill Oxfordshire'de doğdu. Marlborough dükünün torunu, Muhafazakâr Parti önderlerinden Lord Randolph Churchill'in ve ABD'li Jeanette Jerome'un oğludur. Ailesi­nin ilgisizliği nedeniyle mutsuz bir çocukluk geçirdi. İngiliz soylularının okulu olan Harrow'da başarısız bir öğrenim deneyiminden sonra, Sandhurst'te Krallık Askeri Okulu'na girdi.

1894'te bu okulu bitiren Churchill orduya katıldı. Küba, Hindistan ve Sudan'daki askerli­ği sırasında gazete muhabirliği de yap­tı. 1899'da İngiltere ile Güney Afrika arasın­da çıkan savaşı sivil muhabir olarak izledi. Morning Post gazetesine yazılar gönderdi, Güney Afrikalı Boerler'in pusuya düşürdüğü bir zırhlı trenin kurtarılmasında yararlık gös­terdi. Daha sonra Boerler'e tutsak düştü. Tutsak kampından kaçmayı başardı ve İngil­tere'ye bir kahraman olarak döndü.

Churchill 26 yaşındayken Oldham bölge­sinden seçimlere katıldı. Muhafazakâr Parti' den milletvekili seçilerek parlamentoya girdi. 1904'te görüş ayrılığı yüzünden Muhafazakâr Parti'den ayrıldı ve Liberal Parti'ye geçti. 1906'da sömürgelerden sorumlu devlet baka­nı yardımcısı olarak ilk kez kabineye giren Churchill, çeşitli resmi görevlerin ardından, 19H'de deniz kuvvetleri bakanlığına atandı.

Churchill donanmayı güçlendirmek ve gü­nün koşullarına uydurmak için büyük bir çaba harcadı. Ağustos 1914'te savaş başladığında aynı görevde bulunuyordu. İngiltere'de ya­bancı ülkeler için yapılmakta olan tüm savaş gemilerine el koydurdu. Osmanlı İmparator-luğu'na karşı, 1915'te Çanakkale Boğazı pro­jesinin tasarlanmasında büyük ölçüde payı oldu. Amaç Boğazlar'ı geçerek müttefik Rusya'ya ulaşmak ve İstanbul'un düşmesiyle Osmanlılar'ı kısa yoldan yenilgiye uğratmak­tı. Ne var ki, İngiliz ordusu başarısızlığa uğradı. Churchill görevinden istifa ettikten sonra, bir süre Fransa'da yarbay olarak görevlendirildi. 1917'de Lloyd George'un koalis­yon hükümetinde savaş gereçleri bakanlığı yaptı. Bu arada, 1917 Ekim Devrimi'nden sonra baş gösteren İç Savaş'ta, Sovyet hükü­metine karşı savaşan Beyaz Ruslar'a ve Ukray­na'yı işgal eden Polonyalılar'a askeri destek sağladı. Bundan sonra 1919'da savaş bakanlı­ğı yaptı ve hava kuvvetlerinin sorumluluğunu üstlendi.

1922 seçimlerinden yenik çıkan Churchill 1924'te Epping'den katıldığı seçimlerde kaza­narak parlamentoya girdi. Yeniden Muhafa­zakâr Parti'ye geçen Churchill 1924–29 yılları arasında maliye bakanlığı yaptı. Bu dönemde baş gösteren işçi eylemlerine karşı sert bir tu­tum aldı ve 1926 genel grevinde baskıcı yön­temler uyguladı. 1929'da hükümet düştüğün­de Churchill de görevinden ayrıldı.

1930'larda Churchill hükümette hiçbir res­mi görev almadı. Siyaset çevrelerince çok yetenekli ama güven duyulmaması gereken biri olarak görülüyordu. Ulusal ve uluslarara­sı sorunlarla ilgili konularda parti başkanla­rıyla anlaşamıyordu. 1933'te Adolf Hitler'in Almanya'da iktidara gelmesiyle birlikte hü­kümeti Alman tehlikesine karşı uyarmak için büyük bir çaba gösterdi. Gizli yollardan elde ettiği bilgilerin sürekli olarak doğru çıkmasına karşın, hükümet Churchill'in uyarılarını cid­diye almadı. Bu arada kamuoyu da Churchill'i ulusun sözcüsü olarak tanımaya ve göreve gelmesi için baskı yapmaya başladı. Eylül 1939'da II. Dünya Savaşı'nın çıkmasıyla bir­likte bir kez daha deniz kuvvetleri bakanlığı­na getirildi. Mayıs 1940'ta hükümetin düşmesi üzerine istifa eden Neville Chamberlain'in yerine başbakanlık görevini üstlendi. Belli başlı bütün partileri bir araya toplayarak bir koalisyon hükümeti kurdu. Ağzında purosu, eliyle zafer işareti yaparak savunma hatlarını, fabrikaları, bombalanan bölgeleri dolaştı. İn­giliz halkını ve cephedeki askerleri yüreklen­direrek, cesaretin ve inancın simgesi oldu.

1941–45 arasında Churchill İngiltere, ABD ve SSCB'yi içine alacak, "büyük ittifak"ı oluşturmaya girişti. ABD Devlet Başkanı Franklin D. Roosevelt ve SSCB önderi Josef Stalin ile görüşmek üzere Washington ve Moskova'ya gitti. Başkan Roosevelt ile kurduğu yakın arkadaşlık iki ülke arasında güçlü bir askeri dayanışmanın başlamasını sağladı.

II. Dünya Savaşı'ndan sonra, İngiltere'de yapılan genel seçimde İşçi Partisi Muhafaza­kâr Parti'yi yenilgiye uğrattı. Bunun üzerine başbakanlık görevinden ayrılan Churchill muhalefet önderi olarak parlamentoda kaldı. Yerine Clement Richard Attlee başbakan oldu. II. Dünya Savaşı'ndan önce ve özellikle savaş sırasında gösterdiği yararlıklardan ötürü Churchill nişanlarla ödüllendirildi.

1951 genel seçimi sonucu kurulan Muhafa­zakâr hükümetin başbakanı oldu; 1955'e ka­dar bu görevde kaldı. 1953'te tarih ve biyog­rafi konularındaki başarılı yapıtları nedeniyle Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazandı. ABD Kongresi'nce onursal ABD yurttaşı ilan edildi.

Churchill, ülkesine yaptığı hizmetler ve güven veren kişiliği ile, 20. yüzyılın büyük devlet adamlarından biridir.
Yapıtlarından The World Crisis 1911–18 (1923-29; "Dünya Bunalımı 1911-18") ve Tür­kiye'de Çörçil Anlatıyor adıyla yayımlanmış olan The Second World War (1948-53) tüm dünyada geniş yankılar uyandırmıştır.

MsXLabs.org & Temel Britannica

Son düzenleyen Safi; 15 Aralık 2016 14:44
ener
11 Mayıs 2008 22:56   |   Mesaj #3   |   
ener - avatarı
Ziyaretçi
Ad:  Winston Churchill4.jpg
Gösterim: 73
Boyut:  46.4 KB
Wınston Churchill
(1874 Oxfordshire-1965 Londra),
İngiliz siyaset adamı.

II. Dünya Savaşı sırasında İngiltere başbakanıydı. Lord Randolph Henry Spencer'in oğludur. 1900 yılında Muhafazakâr Parti'den milletvekili seçildiyse de bir süre sonra Liberal Parti'ye geçti. Sömürgeler bakanlığı müsteşarlığı (1905-1908), ticaret (1908-1910) ve içişleri bakanlığı (1910-1911) yaptı. 1911 yılında İngiliz-Alman rekabeti iyice su yüzüne çıktığında bahriye bakanı oldu ve bir Alman-İngiliz çatışmasını kaçınılmaz gördüğünden bütün gücüyle donanmayı savaşa hazırladı. I. Dünya Savaşı'nda Çarlık Rusyası'na yardım için Çanakkale Seferi'nin düzenlenmesinde başrolü oynadı; ancak Çanakkale başarısızlığı üzerine bakanlıktan çekilmek zorunda kaldı.

1917'de mühimmat bakanlığına getirildi. Savaşın sonlarına doğru harbiye ve havacılık bakanlığı yaptı. 1924 yılında Liberal Parti'den ayrılarak yeniden Muhafazakâr Parti'ye girdi. Maliye bakanı oldu (1924-1929); 1929 büyük ekonomik krizi üzerine bakanlıktan ayrıldı. Bundan sonra sürekli olarak İngiliz kamuoyunu Nazi Almanyası'ndan ve faşist İtalya'dan gelecek tehlikelere karşı uyardı; ancak bu uyarıları olumlu bir yankı bulmadı. 1939 yılı Eylül ayında Almanya, Polonya'ya saldırınca haklı olduğu anlaşıldı ve bahriye bakanlığına getirildi. 10 Mayıs 1940'ta başbakan oldu. Büyük bir güçle Nazi Almanyası'na karşı savaştı. Ancak, Almanya, Sovyetler Birliği'ne savaş açınca, Sovyetler Birliği'nin yükünü hafifletecek olan ikinci cephenin açılmasını geciktirmek için elinden geleni yaptı. Bu bakımdan savaşın uzamasında payı vardır.

Sovyetler Birliği'ni, Tuna Nehri'nin güneyine geçirtmemek için Normandiya Çıkarması yerine, Balkanlar'da bir çıkarma yapılmasını istedi. Yine bu amaçla; Sovyet kuvvetlerinden önce Balkanlar'ı ele geçirmek için Türkiye'nin Almanlara karşı savaş açmasını istedi. II. Dünya savaşı'ndan sonra soğuk savaşın önde gelen tasarımcı ve uygulayıcılarından oldu. 1955 yılında siyasî hayattan tümüyle çekildi. "The World Crisis" (Dünya Krizi, 1924), "My Early Life" (İlk Yıllarım, 1930), "The Second World War" (İkinci Dünya Savaşı, 1948-1953), "A History of the English-Speaking Peoples" (İngilizce Konuşan Halkların Tarihi, 1956-1958) adlı yapıtları kaleme aldı.

Morpa Genel Kültür Ansiklopedisi & MsXLabs
Son düzenleyen Safi; 15 Aralık 2016 14:44
Blue Blood
13 Mayıs 2008 20:33   |   Mesaj #4   |   
Blue Blood - avatarı
Ziyaretçi
Ad:  Winston Churchill7.jpg
Gösterim: 66
Boyut:  36.2 KB
1874
doğumlu "Sir" ünvanı sahibi Winston Leonard Spencer-Churchill, dünya tarihinde önemli yeri olan, II. Dünya Savaşı dönemindeki İngiltere başbakanı. Edebiyat dalında 1953 Nobel Ödülü'ne layık görülmüştür. Anektodlarıyla da ünlü olan Churchill, 9 Nisan 1963'te Beyaz Saray'da kendisinin katılamadığı bir tören ile onursal A.B.D. vatandaşı olmuştur.

Winston Churchill, 30 Kasım 1874'te Woodstock, Oxfordshire, İngiltere'de dünyaya geldi. Churchill'in nüfusa kayıtlı olduğu soyadı Spencer-Churchill olmasına karşın, babası (Lord Randolph Churchill) ve kendisinden sonra, ailesi, sadece Churchill soyadını kullanmaya başladı. Winston'un politikacı Babası Randolph, 7. Marlborough Dük'ünün üçüncü erkek çocuğu, Annesi Lady Randolph Churchill (Jennie Jerome) ise Amerikan milyoneri Leonard Jerome'in kızıydı. O dönemdeki diğer çocuklar gibi o da çocukluğunun büyük bir kısmını yatılı okullarda geçirdi. "Harrow School"da okuduğu dönemde isyankâr karakteri sebebiyle bir çok kez cezalandırıldı. Bu yapısına karşın, İngilizce ve Tarih gibi bazı derslerinde oldukça başarılıydı ve aynı zamanda okulunun eskrim şampiyonuydu.

Annesi, yatılı okuyan Winston'un çok nadir ziyaretine geliyor, bu durum annesini çok seviyor olmasından dolayı kendisini çok rahatsız ediyordu. Winston, o sıralar annesine bir çok mektup gönderdi. Kendinisi daha sık ziyaret etmesini, eğer mümkünse babasının O'na eve gelmesi için izin vermesini istiyordu. Bu sıkıntılı dönemlere rağmen zamanla, annesi ile yakın birer dost kadar yakın oldular.

Eğitimini tamamlamasının ardından, babasının kariyerini severek takip etti ancak babasından hiçbir zaman istediği ilgiyi göremedi. Bu yanlızlığı hayatı boyunca sürdü. Ailesiyle arasındaki bu sorunlar, evlerindeki bakıcı Elizabeth Anne Everest ile iyi geçiniyor olmasına sebep olmuştu.

Ordu
3 başvurusunun ardından Curchill, sonunda kabul edildi ve Kraliyet Ordusu'na atandı. 20 yaşında, orduya Kraliçenin 4. Süvari alayında teğmen olarak girdi. İlk görevinde Hindistan'a ayak basarken yaşadığı aksaklık, ilerki yıllarda başına sorun olacak olan omzunun çıkmasına sebep oldu.

Anektodlarından
"Düşen bir çığda, hiçbir kar tanesi kendisini olup bitenden sorumlu tutmaz."
"Uçurtmalar rüzgar gücü ile değil o güce karşı koydukları için yükselirler."
"Haberleri almaktansa, olayları yaratmak yeğdir; Eleştirmen olmaktansa aktör olmak."
"Oturmak varken, neden ayakta durasın?"
"Düşmanlarınmı var? Güzel. Bu demektir ki hayatında birşey için, bir zaman ayağa kalktın."
Son düzenleyen Safi; 15 Aralık 2016 14:46
Berka
22 Eylül 2012 19:05   |   Mesaj #5   |   
Berka - avatarı
Ziyaretçi
Bir gün Churchill, avam kamarasında konuşurken, muhalif partiden bir kadın milletvekili, Churchill'e kızgın bir şekilde seslenir:
- Eğer karınız olsaydım, kahvenizin içine zehir karıştırırdım !
Churchil, oldukça sakin bir şekilde bakışlarını kadına çevirir ve:
Sponsorlu Bağlantılar
-Hanımefendi, eğer karım siz olsaydınız, o kahveyi seve seve içerdim.

Churchil.. Efsane donanması ve efsane stratejileri ile tarihe ismini yazdırmış bir isim!

Neden hayatına biraz bakmıyoruz ? Güzel bir çocukluk geçirmiş, babası hem lord hem de Muhafazakar Parti'den siyasetçiydi, Kraliyet Askeri Okulu'nun ardından Hindistan ve Sudan cephelerinde üzerinde güneş batmayan imparatorluğu adına tetiğe asılan idealist İngiliz, bir süre de gazetecilik yaptı. Cephelerde yaşadıklarını keskin ve etkileyici üslübuyla dönemin İngiliz gazetelerine postaladı. İngilizlerle Hollanda kökenli Boerların, Güney Afrika'daki savaşını gazeteci olarak takip etmeye çalıştı, evet takip etmeye çalıştı fakat yakalandı ! Esir olarak birkaç yıl geçirdikten sonra İngiltere'ye geri döndü ve halk kahramanı olarak karşılandı, kafasındaki sesi dinledi ve siyasete girişti, önce milletvekili oldu sonra ise liberallere girdi.

Liberaller seçimi kazanınca ona güzel bir mevki verdiler..Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ! Dile kolay ama uygulaması zor bir mevki, 1911'de purosundan bir nefes çekerek I.Dünya Savaşına girdi, İngiliz halkı her zaman Churchill'i destekledi fakat Çanakkale Cephesinde, Osmanlı'dan yediği tokata kadar ! O tokattan dolayı sarsılan Churchill, bunu gururuna yediremedi ve mevkisini rafa kaldırmak zorunda kaldı. Sırada "Maliye Bakanlığı" vardı ve bu işe girişti, her şey rayında gidiyordu fakat İngiltere, daha hızlı gitmek istedi ve "Yırtıcı Yıllar" başladı, bu yıllarda şöhreti bir mumun rüzgarda sönmesi gibi söndü, acı bir sondu. Churchill klasik olarak purosunu yaktı ve birkaç lanet okudu, İngilizler purosunun o kokusundan mu yoksa içişinden mi etkilendi bilinmez fakat bütün İngiliz halkı hiçbir şey olmamış gibi soluğu Churchill'in yanında aldı, herkes "Donanmanın sana ihtiyacı var !" diye bağırıyordu.

Churchill de nazik olduğu için bu teklifi kırar mı hemen kabul etti. Fakat İngilizlerin karizmasından dolayı değil, Hitler'in karizmasından dolayı donanmanın başına geçtiğini sonra anladı ama artık iş işten geçmişti, az zaman uz zaman sonra Churchill bir jet gibi ilerledi ve 1940 yılında başbakanlığı üstlendi, herkes İngiltere adına dua ederken, Churchill kendine güvenmiş bir şekilde "Naziler de kimmiş ?" dedi ve istediğini yaptı Nazileri tuş etti ve Amerika ile çok çok güçlü bir bağ kurdu, seçimler yaklaşmıştı, Churchill purosundan bir nefes alarak emin bir şekilde sırıttı fakat iktidarı kaybetti ! Bu onu durduramazdı, muhalefet lideri olarak devam etti sonra ise milletvekili oldu fakat başbakanlık gibi bir mevkiye gelmeyi reddetti, 1965'de ise son nefesini verdi..

Son düzenleyen Safi; 15 Aralık 2016 08:02
16 Şubat 2013 23:03   |   Mesaj #6   |   
_EKSELANS_ - avatarı
Üye
Ad:  Winston Churchill6.jpg
Gösterim: 70
Boyut:  37.9 KB
WINSTON CHURCHILL

(1874 - 1965)
İngiliz devlet adamı ve yazarı Wisnton Churchill, Oxfordshire'da, 30 Kasım 1874'te, Lord Randolph Churchill'in oğlu olarak dünyaya geldi. 1895'te Kraliyet Harb Okulunu bitirdi ve orduya girdi. Boerler savaşında esir düştü ve kaçarak milli kahraman haline geldi. On ay sonra, Muhafazakar partiden milletvekili seçildi.

1904'te Liberal Partiye girdi. 1911'de Bahriye Nazırı oldu. Başarılı siyasi kariyeri 1916 Gelibolu yenilgisinden sonra düşüşe geçti. Sadece donanmayla Çanakkale Boğazının geçilebileceği, ardın da rahatça İstanbul'a ulaşılabileceği konusundaki ısrarcı tavrı, Türklerin umulandan çok daha başarılı bir savunma yapması; müttefik ordusunun tarihi yenilgisine yol açtı. Bu başarısızlığın mimarı olarak nitelendirilen Churchill, İngiliz halkı karşında çok zor bir durumda kaldı ve muhaliflerinin de zorlamasıyla görevinden ayrıldı. Ancak 1917'de Cephane Bakanlığına ve Harbiye Bakanlığına getirildi. 1924'te tekrar Muhafazakar Partiye girdi. Maliye Bakanı oldu (1924-1929).

1939'da bir kez daha Bahriye Nazırlığına ve 1940'ta N. Chamberlain'ın yerine Başbakanlığa getirildi. İkinci Dünya Savaşında izlediği savaş politikası ve Roosevelt ile kurduğu iyi ilişkiler onu İngiliz tarihinin en önemli devlet adamları arasına soktu. Gene bu dönemde Müttefik Devletlerin Balkanlar'a kaydırmağa çalıştığı strateji konusunda Ruslarla çalıştı. Ancak S.S.C.B.'nin burada hakim duruma geçmesinden de çekiniyordu. Bu yüzden savaşın başından itibaren stratejik önemi büyük olan Türkiye'yi savaşa sokmağa çalıştı. Kahire ve Adana'da Türk yöneticileriyle bu konuda yaptığı görüşmelerde, Türkiye'nin istediği askeri yardımı vermeğe de yanaşmadı. Savaş sonrası Avrupa ülkelerinin birleşmesini sağlayan Kuzey Atlantik Paktı, Avrupa Konseyi gibi kurumların oluşması için büyük çaba gösterdi. 1951 seçimlerinde tekrar iktidara geldi. 1955'te görevlerini A.Eden'e bırakarak siyasetten çekildi.

Son yıllarını daha çok yazarak ve resim yaparak geçirdi. 1953 yılında Nobel Edebiyat Ödülünü kazandı. 1963'te Amerikan Devleti, kendisine onursal vatandaşlık verdi. 1965 yılında, 90 yaşında öldü ve Blenheim Palace'a gömüldü.

Başlıca Eserleri Life of Lord Randolph Churchill (Lord Randolph Churchill'in hayatı, 1906); The World Crisis (Dünyanın geçirdiği Buhran, 4 cilt 1923-1929), Marlbrough (4 cilt, 1933-1938); War Memories (Savaş Anıları, 6 cilt, 1948-1954)
Son düzenleyen Safi; 15 Aralık 2016 14:45
15 Aralık 2016 08:16   |   Mesaj #7   |   
Safi - avatarı
SMD MiSiM

CHURCHİLL (sır Winston Leonard SPENCER)

Ad:  Winston Churchill5.jpg
Gösterim: 68
Boyut:  40.0 KB

İngiliz devlet adamı
(Blenheim Palace, Oxfordshire, 1874 - Londra 1965),
Sponsorlu Bağlantılar

lord Randolph Henry Spencer Churchill'in büyük oğlu. Genç bir subayken, Küba ayaklanmasını bastırmakla görevli İspanyol ordusu nezdinde gözlemci olarak bulundu. Daha sonra Hindistan ve Sudan’da savaş muhabirliği yaptı. Siyasetin çekiciliğine kapılarak ordudan ayrıldıysa da katıldığı Oldham kısmi seçimini kaybetti. Transvaal'da yeniden savaş muhabirliğine başladı, Ladysmith'te Boerler’ ce tutsak edildi; kaçmayı ve başından geçenleri gazetesine iletmeyi başarınca üne kavuştu. Bundan yararlanmayı düşünerek seçim kampanyasına (1900'deki "kaki” seçimleri) girişti ve Muhafazakâr parti'den Oldham millletvekili seçildi. 1904'ten başlayarak liberallere yaklaştı, Liberal parti'nin radikal kanadının temsilcileriyle, özellikle de Lloyd George ile dostluk kurdu. 1906'da Liberal parti'den Manchester milletvekili seçildi ve Campbell-Bannerman hükümetinde, sömürgelerle ilgili devlet bakanı olarak yer aldı.

1908'de Dundee’den (liberal) milletvekili seçildi. Başbakan olan Asquith, ticaret ve sanayi bakanlığına Churchill’i getirdi. Radikalleri ve sosyal demokratları toparlayan Churchill, madenlerdeki işgününü kısaltmaya uğraştı, işsizlikle ve sweating System ile (düşük ücret sistemi) mücadele etti, bütçesinde zenginleri vergilendiren Lloyd’u destekledi. 1910-11'de içişleri, ardından da bahriye bakanlığına getirildi (1911). Amirallik birinci lordu iken, donanmayı silah açısından güçlendirdi ve İrlanda sorununu ateşli bir tutumla ele aldı.

Çevre stratejisinin, cepheden saldırı yöntemine üstün olduğuna inanan Churchill, 1915’te İngiliz ve transız birliklerinin Çanakkale boğazı üzerine bir sefere girişmelerini önerdi. Fakat Türkler'in direnme gücünü ve cesaretini hesaba katmadan tasarlanan Gelibolu çıkarması, büyük can kaybına yol açtı, başarısızlıktan Churchill sorumlu tutuldu. 1915 sonunda hükümetten istifa eden ve Fransa'da bir göreve atanmasını isteyen Churchill Flandre siperlerinde yarbay rütbesiyle çarpıştı. Ingiltere'de koalisyon hükümetinin başına geçen Lloyd George, 1917'de Churchill'i levazım bakanlığına, 1919'da da savaş ve havacılık bakanlığına getirdi. 1921 de sömürgeler bakanı olan Churchill, Araplar ile ilgili sorunlar için albay Lawrence’ı danışman seçti; İrlanda bunalımı sırasında, bu ülkeye bağımsızlık verilmesini öngören anlaşmadan yana tutum takındı. Ama 1922'de liberallerle muhafazakârların koalisyonu çözüldü, Churchill seçimi kaybetti ve sosyalizm karşısında zaaf göstermekle suçlandığı Liberal parti'den ayrılarak Muhafazakâr parti'ye geçti 1924 seçimlerinde Epping (Essex'te) milletvekili olmayı başardı. Başbakan Baldwin, onu maliye bakanlığına atadı. Altın standardını yeniden yürürlüğe koyması üzerine Keynes’in çok sert eleştirileriyle karşılaştı (1925).
Komünizmi büyük bir tehlike olarak gören Churchill, militanca bir radikalizmden en koyu muhafazakârlığa kaydı. Bu da onun, partinin en gerici üyeleri tarafından çok tutulmasına yol açtı. Hindistan'daki rejimin liberalleşmesini amaçlayan her harekete karşı çıkan Churchill, Edvırard Vlll’i tahttan çekilmeye zorlayan başbakana ve Canterbury başpiskoposuna karşı kralı savundu.

Hitler'in, Büyük Britanya’yı ve Avrupa'yı tehdit eden ihtirası karşısında tetikte duran Churchill, İngiliz kamuoyunu uyanık tutmaya çalıştı ve Fransa ile sıkı bir siyasal işbirliği ve askeri ittifak kurulmasını savundu.

1939'da yeniden amirallik birinci lordu oldu. “Tuhaf savaş"ın başlamasından birkaç ay sonra, Chamberlain hükümetine duyulan güven sarsıldı. Kamuoyu, mücadeleyi kararlılıkla sürdürecek bir lider istiyordu. Chamberlain 10 mayıs 1940'ta istifasını krala sununca, kral da Winston Churchill’den bir ulusal birlik hükümeti kurmasını istedi. İşçi partisi ile Liberal parti işbirliği yaparak yönetime geldiler. Oysa, Fransa'nın ezilip geçilmesi üzerine Büyük Britanya, güç koşullar altında kalmıştı. 1940 ilkbaharıyla sonbaharı arasındaki yoğun askeri hazırlıklardan sonra Churchill, hedefi belirledi: "Ne pahasına olursa olsun, zafer!” Nazilere karşı direnişi her cephede örgütledi: Büyük Britanya'da, Luftwaffe’nin (Alman hava kuvvetleri) saldırılarına (“İngiltere savaşı") ve istila tehdidine karşı; Afrika'da italyanlar’a karşı ve ABD'nin yanında (Atlantik belgesi, 14 ağustos 1941).

1941 haziranında SSCB'nin, aralığında da ABD’nin savaşa girmesiyle Büyük Britanya tek başına kalmaktan kurtuldu. Buna karşılık, yeni ve tehlikeli bir düşmanla, Uzakdoğu’daki tüm mevzilerini ele geçirmiş olan Japonya ile de uğraşmak zorunda kaldı. SSCB'ye elinden gelen yardımı gönderen Churchill, savaşan üç ülke arasında bir "Büyük ittifak” kurulmasına çalıştı, bir yandan da Charles de Gaulle’ü destekledi. Roosevelt ile sıkı bir işbirliğine girişti. Batı’da ikinci bir cephe açmak yerine, bir Akdeniz ve Balkan stratejisi izlemeyi yeğliyordu: kasım 1942'deki Kuzey Afrika çıkarması, 1943'teki Sicilya ve İtalya savaşı ve Tito'nun desteklenmesi bu stratejinin gereğiydi.

Nazilere karşı koyma çabasını eşgüdüme kavuşturmak amacıyla çeşitli yolculuklar yaptı: aralık 1941 ‘de VVashington'a, ağustos 1942'de Moskova’ya, ocak 1943'te Casablanca'ya gitti: üç büyüklerin Tahran konferansı’ndaki (kasım 1943) görüşmeleri, Churchill'in bu gezilerinin sonucudur. Batıda yapılması öngörülmüş çıkarma, 6 haziran 1944'te Normandiya kıyılarında gerçekleşti: Fransa'nın, Belçika'nın ve Hollanda'nın işgalden kurtarılmasına İngiliz kuvvetleri de katıldı. Savaşın son aylarından, özellikle de Yalta konferansı’ndan (şubat 1945) başlayarak SSCB ile görüş ayrılıkları belirdi: Churchill, Avrupa’nın doğu yarısının üzerine indirilen "demir perde”yi protesto etti; İngiliz birliklerini, yunan direniş hareketi içinde ver alan komünistlerin üzerine gönderdi. Öte yandan ülke içinde, Almanya’nın teslim şartlaşmasını imzalayanlardan biri olduğu halde, koalisyon hükümetini sürdürebilmek için işçi partisi’nden müttefiklerinin desteğini elde edemedi. Muhafazakârlar, temmuz 1945’teki genel seçimlerden yenik çıktılar; işçi partisi 399 milletvekilliğini alırken, Muhafazakâr parii 215 milletvekilliği elde edebildi. Churchill ise, Woodford (Essex'te) milletvekili seçildi (bu görevi 1964'e değin sürecektir).

Potsdam konferansı sürerken siyaset sahnesinden çekilen Churchill, yerini hasmı Attlee'ye bıraktı. Bununla birlikte, partisinin 1951 seçimlerinden başarıyla çıkması üzerine yeniden iktidara geldi. Kurduğu muhafazakâr hükümet, lideri R. A. Butler olan liberal kanada yaslanıyor, içte işçi partisi'nin devletçiliğini temkinli bir tutumla yumuşatma siyaseti izliyor, dışta ise ABD ile sıkı ittifakını sürdürüyordu. Churchill, sekseninci doğum gününü kutladıktan sonra iktidarı ve partisinin yönetimini Anthony Eden'a bıraktı (nisan 1955).

W. Churchill'in çeşitli türlerde çok sayıda kitabı vardır. Başlıcaları: My Africarı Journey (1908), The World Crisis, 1911 -1918 (6 cilt, 1923-1929), siyasal günlüğü (Step by Step 1936-1939, 1939), War Speeches (6 cilt, 1941-1946), A History of the English-speaking Peoples (4 cilt,1956-1958) ve özellikle War Memories (6 cilt, 1948-1954). 1953'te Nobel edebiyat ödülü'nü aldı

Kaynak: Büyük Larousse

Son düzenleyen Safi; 15 Aralık 2016 14:45
Benzer Konular:

Daha fazla sonuç:
Winston Churchill

Hızlı Cevap
Mesaj:



Bu sayfalarımıza baktınız mı
paneli aç