| | #41 (mesaj-linki) | |
| Yazın Sıvı Tüketimi ve Önemi Yazın Sıvı Tüketimi ve Önemi Su, insan yaşamı için oksijenden sonra gelen en önemli öğedir. İnsan yemek yemeden haftalarca canlılığını devam ettirebilirken susuz ancak birkaç gün yaşayabilir. Kanın %92’si, kemiklerin %22’si, beynin ve kasların %75’i sudur. Hücrelerin yaşamsal faaliyetleri, vücut fonksiyonlarının yerine getirilmesi vücudun su dengesinin korunması ile mümkündür. ![]() Yapılan egzersize bağlı olarak sıvı tüketimi arttırılmalıdır. Vücutta egzersiz sırasında kaybedilen sıvının yerine konulması ve tekrar vücut su dengesinin sağlanması için yeterli sıvı tüketimi şarttır. Yaz mevsiminde sıcakların da etkisiyle vücutta suyla beraber sodyum, potasyum gibi minerallerin de atılması sonucunda bayılma hissi, yorgunluk, bulantı, baş dönmesi, nabız düşüklüğü, dolaşım bozukluğu gibi sağlık problemleri görülebilir. Özellikle terleme ile artan sıvı kaybını karşılamak amacıyla günde 2.5-3 lt. su içilmelidir. Yaz aylarında egzersiz yapılırken kışa göre daha fazla sıvı kaybı yaşanacağı için egzersize başlamadan 15 dakika önce 1-1.5 bardak, egzersiz sırasında ise 10-15 dakikada bir yarım bardak su içilmesini tavsiye edilmektedir. Suyun; yemek yenildikten sonra alınan besinlerin sindiriminden, metabolik atıklarının dışarı atılmasına kadar her aşamada çok önemli görevleri vardır. Su, kabızlığa en iyi çaredir. Yeterli su tüketildiği takdirde bağırsakların çalışması normal seyrinde olur ve kabızlık önlenir. Vücutta özellikle el, ayak ve bacaklarda oluşan ödemi engellemek için alınan ilaçlar, bitkisel ürünler geçici bir yöntemdir. En iyi çözüm; yine su tüketmektir. Ayrıca su, kasların dengesini sağlar, cilt kuruluklarını önler ve kilo kaybından sonra gelişen sarkmaları engelleyerek cildin esnekliğini devam ettirir. Kilo kaybetmek, kilo korumak ve fazla besin alımını engellemek için bol sıvı tüketilmesi gerekir. Peki ama günlük su tüketimi ne kadar olmalıdır? Sağlıklı bir kadının günde 10 bardak, erkeğin ise 14 bardak su içmesi önerilmektedir. Kilo fazlası olan kişilerin bu miktardan daha fazlasını tüketmeleri gerekmektedir. İçilen çay, kahve, kola gibi içecekler diüretik oldukları için asla suyu yerini tutmamakta, vücuttan su atımını arttırmaktadır. En iyi çözücü, saf, katkısız ve doğal olan içecek su olduğu için günlük sıvı ihtiyacının 3/4’ü su olarak tercih edilmelidir. Özellikle içinde bulunduğumuz yaz döneminde su ve sulu besinlere daha bir önem vermek gerekir. Maden suyu, ayran ve meyve suları çok iyi birer alternatiftir. | |
|
| | #42 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Gıdalar Ve Sağlıklı Beslenme RAMAZANDA BESLENME ÖNERİSİ ![]() - Ramazanda, çok yağlı, tuzlu ve aşırı tatlı besinler yerine hazmı kolay, mide, bağırsak sisteminde uzun süre kalabilen lifli ve selüloz içeren sebze, meyve, kepekli ekmek tercih edilmesi gerektiği bildirildi. AA muhabirine açıklama yapan Beslenme ve Diyet Uzmanı Erkan Erdal, iftar ve sahurda birden bire ve çok fazla yemekle mideyi doldurmamak gerektiğine dikkati çekerek, ''Ani mide gerginliği hem tansiyon yükselmesine hem de nörolojik hormonların hızlı salgılanmasına yol açar. İftardan sonra azar azar, iyi çiğneyerek ve sık aralıklarla yemek yenmelidir'' diye konuştu. Yemeklerin seçiminde çok yağlı, çok tuzlu ve aşırı tatlı besinlerden kaçınılması gerektiğini ifade eden Erdal, bunların yerine hazmı kolay, mide, bağırsak sisteminde uzun süre kalabilen lifli ve selüloz içeren sebze, meyve ve kepekli ekmeğin tercih edilmesi gerektiğini söyledi. Erdal, protein içeriği fazla olan gıdaların, midenin boşalma süresini uzatarak, acıkmayı geciktirdiğini belirterek, sahurda kahvaltı şeklinde bir öğün düşünülebileceğini, bol sıvı ve meyve yenilmesini önerirken, sahurda kalkılmadan oruç tutulmamasını söyledi. Bu durumda metabolik hızın düşeceğini ve buna bağlı olarak baş ağrısı, halsizlik oluşacağını kaydeden Erdal, ''İftar ile sahur arasında en az 1.5 litre su içilmeli'' dedi. Oruç tumanın bir zayıflama yöntemi olmadığına dikkati çeken Erdal, oruç tutmanın sağlıklı kişiler için olduğunu, kilo almamak için mutlaka sahura kalkılması gerektiğini belirtti. | |
|
| | #43 (mesaj-linki) | |
| Gıda Zehirlenmelerine Karşı Uyarıyoruz Gıda Zehirlenmelerine Karşı Uyarıyoruz Gıda zehirlenmeleri konusu çok sık gündeme gelen bir konu. Gıda zehirlenmeleri sizi korkutmasın, bu konuda bazı basit kurallara dikkat etmeniz ve uymanız yeterli olacaktır. Birçok kez gıda zehirlenmelerinde sorumlu bakteri ve virüsler sadece hafif bir mide ağrısına neden olurlar. Patogen adı verilen bu virüsler genellikle et ve tavuk eti, yumurta, yumurta ürünleri (mayonez gibi) kabuklu deniz ürünleri, pirinç ve yumuşak peynirlerde bulunur. Gıdalar hazırlanış sürecinin herhangi bir bölümünde bozulabilir. Kesim yerine, depolarda, nakliye sırasında, satış yerlerinde ya da evde… Gıdaların nerede bozulduğunu anlamak bazen mümkün değildir. Gıdalardan tüm patogenleri ortadan kaldırmak için 70 derecede ısıtmak gerekmektedir. Ancak ısıtma işlemi herçeşit gıda için geçerli olmaz. Bunun için bir takım tedbirleri önceden almakta yarar vardır. Biraz dikkat ve takiple aldığınız her türlü yiyeceğin evinize taze olarak girmesini sağlayabilirsiniz. Alışveriş yaptığınız yerde ilk dikkat etmeniz gereken nokta personel yapısına ve ağına sahip olmayan işletmenlerin, kaliteli mal ya da hizmet sunabilmeleri beklenemez. İşte size aileniz için alışveriş yaparken birtakım kurallar ve ipuçları… Süpermarketlerde Dikkat Edeceğimiz Konular; - Alacağınız ürünlerin son kullanma tarihlerine mutlaka bakın, son kullanma tarihi geçmiş ürünleri almayın ve satıcıyı da bu konuda uyarın. - Üreticisi ve markası belli olmayan ürünleri kesinlikle tercih etmeyin. Ayrıca gıda maddeleri üreticisinin Sağlık Bakanlığı onaylı olmasına özen gösterin. - Ürün çeşidinin bol ve sürümünün fazla olduğu yerleri tercih etmeye çalışın, bu sizin taze yiyecek bulma olasılığınızı arttıracaktır. Satıcılar - Giysileriniz temiz olmalıdır. - Yiyecek ile doğrudan temas edilen bölümlerde el yıkama yerleri bulunmalı, yiyecekleri paketlerken hijyen kurallarına uyulmalıdır. - Bulaşıcı bir hastalık söz konusu olmamalıdır. Çevre - Raflar, yerler, kasalar temiz olmalıdır. - Kapalı raflardaki yiyecekler böceklerden koruma için paketlenmiş olmalıdır. - Marketteki ışıklandırma, ısıtma ve soğutma sistemi yeterli düzeyde olmalıdır. Şarküteri’de Dikkat Etmemiz Gerekenler Tazelik - Şarküterilerde paketlenmemiş halde satılan ürünlerde son kullanma tarihleri bulunmaktadır. Bu tür yiyeceklerin ne zaman hazırlandığını satıcılara sormadan almayın. - Üzerleri kurumuş, posa tutmuş yiyecekleri almayın. - Alacağınız besin maddesinin genellikle parlak va canlı görünümlü olmasına dikkat edin. Saklama Koşulları - Şarküteri ürünleri ambalajlı olmadığından mutlaka kapalı ve soğutuculu dolaplarda saklanıyor olmalıdır - Kokulu gıda maddeleri (sucuk, salam, sosis, pastırma vb.) ayrı bir soğutuculu dolapta salanıyor olmalıdır. - Ürünlerin saklandığı dolaplarda fazla ısı veren ışıklandırma sisteminin olmaması gerekmektedir. - Satılan tüm ürünlerin üzeri kapalı olmalıdır. Satıcılar - Koruyucu önlük giymeli ve temiz olmalıdır. Satıcının saçı uzun ise arkadan bağlanmış veya koruyucu kullanıyor olmalıdır. - Plastik eldiven kullanılmalı ve yiyecekleri verirken temiz aletler kullanılmalıdır. - Pişirilmiş ya da çiğ yiyecekler için ayrı ambalaj kapları kullanılmalıdır. - Et ve peynir ayrı bıçaklar ile kesilmelidir. Kasap’ta Dikkat Etmemiz Gereken Konular - Et ve et ürünlerinin üzerinde son kullanma tarihi yoktur, bu yüzden etin ne zaman kesildiğini sorun. - Soğutucu dolapta saklanmayan eti kesinlikle satın almayın, kasabın tezgahının, kasap dükkanının, dolaplarının, yerlerinin mutlaka temiz olmasına dikkat edin. Balıkçı’da Dikkat Etmemiz Gereken Konular - Unutmayın ki taze balık kesinlikle kokmaz. - Balığın yüzgeçleri ve gözleri parlak, eti sıkı ve yumuşak olmalıdır kabuklu deniz ürünlerini balıkçıya geldiği gün alınız taze balık, buz ve etrafın temiz olmasına dikkat edin. Balık temizlendikten sonra hemen çevre temizliği yapılmalıdır. Mutfakta Alınması Gereken Önlemler Mutfağunızda basit bir takım kurallara uymanız ve dikkat etmeniz evdeki gıda zehirlenmelerinin önlenmesinde büyük önem taşımaktadır. Buzdolabı Dereceyi kontrol edin. Buzdolabı 2-5, dondurucu ise –18 derece olmalıdır. Et ve tavuğu alt raflarda saklayın, akan su ve diğer ürünlerin bozulmasına neden olabilir. Donmuş ürünleri buzdolabmda çözün, tavuk etini pişirmeden önce iyice çözünmüş olmasına özen gösterin. Çözündürdüğünüz et, sebze gibi gıdaları ikinci kez buzluğa koymayın. Yeni aldığınız ürünü hemen buzdolabına yerleştirin. Çalıştığınız tezgahı ve aletleri kullanım sonrasında hemen temizleyin. Pişen yemek hemen yenmeyecekse soğutun ve buzdolabında saklayın. Yemekleri bir defadan fazla ısıtmayın. Çiğ yenecek tüm sebze ve meyveleri soğuk su ile yıkayın. Marul, maydonoz, roka, tere gibi sebzeleri bir yıkamadan sonra sirkeli suda bir sure bekletin ve sonra tekrar yıkayın. Sirkeli su bu sebzelerdeki mikropların yok olmasını sağlayacaktır. Genel Kurallar Evinizde kedi ve köpek besliyorsanız mutfaktan uzak tutun, sizin tabağınızdan yemesine izin vermeyin. Tezgahları daima temiz, çöp kutusunu kapalı tutun. Mutfakta kullanılan bezleri sık sık değiştirin. Lokantada Yemek Bir lokantanın sağlığa uygun hizmet verip vermediğini bazı basit ayrıntılardan anlamanız mümkün. Masa örtüleri, peçeteler, servisler temiz olmalı, pişirilmiş yemekler bunun için tasarlanmış ısıtıcılarda saklanmalı. Yemeklerin saklandığı ortam ılık olmamalıdır, zira ılık ortam bakterilerin üremesi için uygun ortamdır. Servis yapan garsonlar ve diğer görevliler temiz olmalıdır. Ayrıca en büyük özellik mutfağın düzenli ve temizlik koşullarına uygun olmasıdır. Gıda zehirlenmeleri ile karşı karşıya kalmamak ve sağlıklı beslenebilmek için satıcılarda bütün bu özelliklere sahip olamlı. Alışveriş için bu özelliklere sahip olmayan uygunsuz koşullarda satış yapan satıcılardan uzak durmalı, onları uyarmalıyız. Uyarılarınız dikkate alınkıyorsa İl Sağlık Müdürlüklerine şikayetlerinizi bildiriniz. | |
|
| | #44 (mesaj-linki) | |
| Oruç Tutarak Kilo Verilebilir Oruç Tutarak Kilo Verilebilir Ramazan ayının gelmesiyle alıştığımız yeme düzeninde değişiklikler olur. Üç ana öğün ve ara öğünlerden oluşan beslenme düzenimizi iki veya tek öğüne indirir bu öğünlerde de çok çeşitli yiyecekleri fazla miktarda kısa süre içerisinde tüketiriz. Oysa yaklaşık 12–13 saat boyunca dinlendirdiğimiz sindirim sistemimizde ve metabolizmamızda değişiklikler oluşmaktadır. Yanlış beslenme ile de sağlığımızı riske atabiliriz. Hızlı ve aşırı beslenme ani mide gerginliklerine, tansiyon yükselmesine, kan şekerinde artmaya neden olacaktır. Jinemed Sağlık Merkezleri Beslenme ve Diyet Uzmanı Suzan Elpe, Ramazanda oruç tutarken sağlık şekilde kilo vermenin püf noktalarını anlattı… Oruç tutarak kilo verilebilir mi? Ramazanda oruç tutarak kilo verileceğine inanmak yanlış bir düşüncedir. Genellikle bu dönem, dikkat edilmezse kilo almayla bile sonuçlanabilir. Ancak daha önce zayıflama programına başlamış kişiler az ve sık yiyerek diyetlerine devam edebilirler. Bu dönemde kiloyu sabit tutmak bile hedeflenebilir. Oruç tutarken aynı zamanda kilo da vermek isteyenler ne önerirsiniz? Öncelikle bu dönemde kilo vermek de amaçlanıyorsa mutlaka doktora ve diyetisyene başvurmak gerekiyor. Sağlık açısından her hangi bir risk söz konusu değilse kişiye özel bir diyet programı ile başlamamız gerekiyor. Herkesin boyu, kilosu, yaşı ve fiziksel aktivitesi birbirinden farklı olduğu için gün boyunca gereksinimleri de farklı olacaktır. Kalori, karbonhidrat, protein ve diğer gereksinimleri göz önüne alınarak az ve sık yeme sistemi ile ve hareketi arttırarak zayıflama sağlanabilir. Ancak bu dönem de kilonun sabit olarak tutulması, kilo almanın engellenmesi bile doğru bir yaklaşım olacaktır. Oruç tutarken uzun süre aç kalmak vücutta ne gibi fiziksel etki yapar? Uzun süren açlıkta kan şekerinde düşme meydana gelir. Özellikle iftar saatleri yaklaştıkça daha sıklıkla gözlemlediğimiz sinirlilik, ani öfke patlamaları, konsantrasyon bozukluğu, baş ağrısı, mide bulantısı, halsizlik gibi belirtilerin nedeni budur. Ayrıca vücut ısısı düşer, mide asidi artar ve vücudun su ihtiyacı çoğalır. Uzun saatler yemek yenmemesin karşın oruç tutarken neden kilo alınır? Uzun süre aç kalındığı için metabolizma hızı düşer ve kişinin hareket etme isteğinde azalma olur. Kan şekerindeki düşüş de yeme isteğini arttırır. Bütün bunlar kişinin kabızlığa ve kilo almaya yatkınlığını arttırır. Oruç tutarken kilo almamak için ne yapılması gerekir? Ramazan ayı boyunca beslenme programımızı metabolizma hızımızın düşeceği ve hareketimizde de normal zaman göre azalacağını göz önüne alarak düzenlememiz gerekir. Oruç tutarken nasıl bir beslenme programı izlenmeli? Öncelikle tek veya iki öğün şeklindeki alınan gıdaları üç veya dört öğüne yaymak gerekir. Çok çeşitli yemeği bir arada ve hızlıca tüketmek yerine iftarı çorba veya kahvaltılıklar ile açmak 1–2 saat sonra ana yemeğe geçmek en doğru olanıdır. İftardan birkaç saat sonra yenilen menüde neler yer almalı? Ana öğünde de ağır ve çok yağlı yiyecekler yerine kolay sindirilebilir az yağlı et, sebze veya etli sebze yemekleri, az yağlı yoğurtlar, cacık, salata tercih edilmeli. Yemekle birlikte geleneksel pidemize de az miktarda olmak koşulu ile yer verilebilir. İftar sofrasının vazgeçilmez yiyeceği olan tatlıları ne ölçüde yemeliyiz? Yemeklerden sonra yenen ağır tatlılar sindirim sisteminin yükünü daha da arttırırlar. Eğer isteniyorsa yemekten 1–2 saat kadar sonra sütlü tatlılar, güllaç, dondurma, meyvelerle yapılmış tatlılar yenilebilir. Ancak meyve en doğru seçim olacaktır. Kabızlık sorununa karşı ne önerirsiniz? Kabızlık bu dönemde en sık karşılaşılan problemlerden biri olduğu için beslenmemizde bulgur pilavı, kuru baklagiller, çavdar veya tam buğday ekmeği, lifli makarnalar, kabuklu meyveler, sebzeler gibi posa değeri yüksek besinleri sıkça yer vermek gerekmektedir. Hareketi tarttırmak ve su içmeyi de unutmamak gerekir tabi. Oruç tutan kişilerin sıvı ihtiyacının yeterince karşılayamaması durumunda ne gibi sorunlar yaşanabilir? Ramazan ayında ihmal edilmemesi gereken en önemli şeylerden biri de sıvı tüketimidir. Unutulmamalıdır ki günlük sıvı ihtiyacımız 2–2,5 litre kadardır. Bu ihtiyacımızı iftarla sahur arasına yaymamız gerekir. Yeteri kadar sıvı alınmadığında gün içinde tansiyon düşüşü olabilir. Kabızlığa yatkınlık artabilir. İftar sonrası çay kahve içmek sakıncalı mı? Çay kahve gibi uyarıcı içecekleri aşırı miktarda tüketmek doğru değildir. İstenirse suyun yanı sıra ayran, meyve suyu ve bitkisel çaylar içilebilir. İftardan ne kadar zaman sonra yürüyüş ya da spor yapılabilir? Ağır yemeklerden sonra yenilenleri yakmak için tok karnına koşmak yürüyüş yapmak ya da diğer sporları yapmak risklidir. Yemekten 2 saat sonra yürüyüş yapmak ise son derece faydalıdır. Yatmadan önce yemek yiyerek, sahura kalkmadan oruç tutmanın metabolizmamıza bir zararı var mı? Yatmadan önce yemek yeme ve sahura kalkmamak veya sahurda sadece su içmek yapılan en büyük yanlışlardan biridir. Açlık süresini böylece 18–19 saat gibi uzun bir zamana çıkartmış oluruz ki bu da hipoglisemiye (şeker düşmesi) bağlı şikâyetlerin daha da belirgin olmasına sebep olur. Ayrıca uyku anında metabolizma hızı en düşük düzeyde olduğu için yediklerimizin çoğunu yağa dönüştürerek kilo artışına neden oluruz. Sahur soframızda ne gibi gıdalar yer vermeliyiz? Sahurda bizi uzun süre idare edebilecek glisemik indeksi düşük yani kolay kana karışmayan yiyecekler tercih edilmelidir. Şekerli gıdaların alımı ise hipoglisemiyi kolaylaştırır. Aşırı tuzlu gıdalar vücudun su ihtiyacını arttırır. Bu nedenle aşırı tuzlu ve şekerli gıdalar yerine süt, peynir, yumurta, posalı çorbalar (mercimek, sebze çorbası v.s.) meyve ve kepekli, çavdarlı ekmekler tercih edilmelidir. Su içmeyi de unutmamak gerekir. Sahurdan sonra hemen yatmanın bir sakıncası var mı? Sahurdan sonra hemen yatmak da doğru değildir. En az 1 saat kadar uyanık ve hareketli olmak gerekir. Sahurda ağız ve diş temizliği de önemli bir konudur. Gün boyunca ağızda mikroorganizmaların çoğalmasına bağlı olarak oluşan koku giderek artar. Onun için sabah mutlaka diş temizliği yapılmalı ve gün içinde de su ile ağız çalkalanmalıdır. Kilosunu muhafaza etmek isteyenler için… Sahur Menü 1: Az yağlı peynir, Yumurta, 5 adet zeytin, Domates, salatalık, Çavdar veya tam buğday ekmeği, Meyve Menü 2: Çorba (Tarhana, Mercimek, Yayla veya sebze çorbası gibi), Domates, salatalık, biber, Tam buğday ekmeği, Meyve Menü 3: Az yağlı Süt, Müsli, Meyve İftar Menü 1: Peynir, Zeyti, Hurma, Pide veya Çavdar ekmeği, Domates, salatalık, biber Menü 2: Çorba, Az yağlı bol salata, Pide veya çavdar ekmeği Ana Yemek (iftardan 1,5 – 2 saat sonra) Sebze yemeği, Az yağlı et, tavuk veya balık, Yoğurt, cacık veya ayran. Esmer ekmek veya az miktarda pilav-makarna Ara öğün saat 22.00. Hafif bir tatlı veya meyve.Aralarda su, bitkisel çay, açık çay. Diyet Menüsü Not: Bu menü sağlıklı ve orta yapılı bir kişi için uygundur. SAHUR: 1 su bardağı kadar az yağlı süt , 1 kibrit kutusu kadar az yağlı peynir 2 ince dilim esmer ekmek , Domates, salatalık, biber, 5 adet zeytin,1 porsiyon meyve, su İFTAR: 1 kâse çorba, az yağlı bol salata,1 dilim esmer ekmek 1–2 SAAT SONRA: 120 gr. Et, tavuk, balık, 4–5 yemek kaşığı az yağlı sebze yemeği Yağsız salata, 2 dilim ekmek veya 2 servis kaşığı bulgur pilavı 2 kaşık diyet yoğurt, bitkisel çay 2 SAAT SONRA: 2 porsiyon meyve, 1 avuç içi kadar fındık Ramazanda kilo almamak için 1- Orucunuzu hafif bir kahvaltı ile açın, yemeğinizi iftardan 1–2 saat sonra yiyin 2- Bol sıvı tüketin 3- Bol hareket edin 4- Gece yatmadan önce yemek yemeyin, mutlaka sahura kalkın 5- Sahurda glisemik endeksi düşük gıdalar tüketin | |
|
| | #45 (mesaj-linki) | |
| Kalbinizin Dostları Kalbinizin Dostları Bazı gıdaların damarları temizleyerek kandaki kolesterol oranını azalttığı ve kan basıncını düşürdüğü uzmanların ortak görüşü. Birbirinden yararlı özellikleriyle kalbinizle dost gıdalar aslında Türk mutfağının vazgeçilmez enstürmanları… Bu gıdaların dengeli tüketimi kalp sağlığı için yeterli değil. Sağlıklı bir kalp için en önemli şartın düzenli egzersizi ve spor yapmak olduğunu unutmayalım. Tğm bunlarla beraber özellikle çocuklarınıza küçük yaşta edindirilebilecek beslenme alışkanlığı da ilerleyen yaşlar için son derece hayati bir önem taşıyor. Işte Türk vazgeçilmezleri aynı zamanda kalbinizle dost gıdalar. Fındık Fındık yağ içerir, ama bu yağ kolesterol oranını düşüren mono doymamış yağdır. Ayrıca fındıkta damarları koruyan E vitamini bol miktarda bulunur çinko, lif ve magnezyum da bulunur. Bir avuç fındığa kuru üzüm katıp gün boyunca atıştırın. Sağlığınızı korumuş olacaksınız. Zeytinyağı Doymuş yağlar yerine, zeytinyağı kullanırsanız, kanınızdaki kolesterol miktarı azalır ve kan basıncınız düzene girer. İspanya’da yapılan deneyler, son derece yararlı olduğunu kanıtladı. Pirinç Pirincin kolesterol ile savaştığı biliniyor. Ayrıca pirinç bol miktarda E vitamini ve B vitamini içerir. Domates Domatesin kırmızı renk almasını sağlayan likopen isimli bileşim, damarlarda kolesterolün birikmesini nler. Özellikle domates salçasının kolesterole karşı iyi bir silah olduğunu belirtelim. Elma Günde bir elma yerseniz, kalp hastalıklarında korkmanıza gerek kalmaz. Elmada bulunan ve pectin adı verilen lif kendini kolesterole bağlar. Böylece kolesterolün damarlardan geçmesini önler. Elma düzenli olarak yenirse, kalp hastalığına yakalanma tehlikesi azalır. Bu meyvenin içerdiği vitaminlerde cabası. Soğan Soğan ve sarımsak kalbinizin sağlığı için canla başla savaşan yiyeceklerdir. Soğanın içerdiği maddeler, kolesterolün oksitlenip damarların duvarlarına zarar vermesini engelliyor. Tane Fasulye Kuru, tane fasulye türlerinin harika besinler oldukları kesin. Hergün 1-1/2 fincan kuru fasulye yerseniz, kısa sürede kanınızdaki kolesterol miktarı azalır. Ayrıca kuru fasulye kolesterol gibi damarları tıkayan başka maddelerin birikmelerini önler. Ispanak Ispanak demir içermesede kalp hastalıklarına ve yüksek tansiyona karşı birebirdir. Kolekterolün damarlara yerleşmesini önler. Ayrıca ıspanak, magnezyum ve potasyum gibi mineralleri içerir, kan basıncını düşürür. Sarmısak Sarmısak, kandaki kolesterol oranını düşürür. Kan pıhtılarının damarları tıkamasını engeller Araştırmacılara göre her gün bir diş sarmısak kalbi korumak için yeterli. Greyfurt Narenciye türündeki bu yararlı meyve 80 kalori içerir. Aynı zamanda bir C vitamini deposudur. Ayrıca içi pembe olan greyfurta renk veren madde damarları kolesterolün tahribatından koruyan bir antioksidandır. Yulaf Yulaf ve yulaf gevreği, kolesterolün bir numaralı düşmanlarıdır. Yulaftaki lif kendini kolesterole bağlar ve kolesterolü vücut sisteminden dışarı çıkarır. Günde 1-1/2 fincan yulaf yerseniz kanınızdaki kolesterol miktarı %20 oranında azalır. Çay Eskiden kalp hastalarının çay içmeleri yasaklanırdı. Günümüzde ise çayın kalp için son derece yararlı olduğu iddia ediliyor. Çayın içerdiği bir madde damarların çeperlerindeki kolesterolün birikmesini önler, ayrıca kan pıhtılarının damarları tıkama olasılığı azalır. Tüketici Raporu Dergisi | |
|
| | #46 (mesaj-linki) | |
| Mutluluk hissi veren besinlerMutluluk hissi veren besinler... Diyetisyen Selahattin Dönmez, temel ihtiyaç olan besinlerin, karnı doyurma işleminin dışında vücuda yararlı etkileri olduğunu vurgulayarak, bir çok besinin mideyi olduğu kadar ruhu ve libidoyu da besleyerek, vücutta bir takım afrodizyak etkiler gösterdiğini söyledi. Dönmez, özellikle sebzelerden maydanoz, nane, enginar, roka ve kerevizin, meyvelerden ise çilek, ahududu, mango, kivi ile incirin afrodizyak etkisi gösteren besinler olduğuna dikkati çekerek, şunları söyledi: ''Bunların dışında deniz ürünleri, hindi eti, çikolata, bal, fındık keyif verici ve uyarıcı etkileriyle mutluluk hissi verir. Tarçın, kekik, köri, nane, karabiber, karanfil, zencefil dolaşımı ve vücut ısısını arttıran, E vitamini içeriği zengin, rahatlatıcı ve enerji verici baharatlardır.'' Kış aylarının baş tacı olan salepin de içeriğindeki salep otu ile afrodizyak etkisi gösterdiğini belirten Dönmez, şöyle devam etti: ''Bal, vücudun enerji seviyesini yükseltirken içeriğindeki bor minerali özellikle kadın hormonu olan östrojenin salgılanmasında destek olup, cinsel gücü arttırır. Cinsel yaşamda en önemli organın beyin olduğunu belirten uzmanlar, beyinde mutluluk hissi veren besinlerin cinsel isteği ve gücü sağlayacağını söylüyorlar. Özellikle çikolata beyinde seratonin hormonunu salgılayarak, mutluluk hissi sağlayan en önemli besinlerden biridir. Karabiber, cinsel uyarıyı salgılayarak afrodizyak etkisi gösteren en önemli baharatlar arasında yer almaktadır. Vanilya da aroması ve enerji vermesi sebebi ile cinsel hormonların etkisini arttırmaktadır.'' LİMON HEYECANLANDIRIR Selahattin Dönmez, fındığın içeriğindeki omega-3 yağ asit içeriği nedeni ile cinsel gücü arttıran en önemli kuruyemişler arasında yer aldığını, kırmızı biberin de içeriğinden dolayı sağladığı acılık ile enerjiyi artırarak, beynin endorfin hormonunu salgılanmasına yol açarak, mutluluk ve cinsel isteği arttırdığını belirtti. Maydanoz ve kerevizin toksin atıcı özelliği olduğunu belirten Dönmez, tarçın ve susamın erkeklerde iktidarsızlığı azaltan ve cinsel isteği uyandıran besinler arasında yer aldığını, limonun da antioksidan etkiye sahip olması dolayısıyla dolaşım sistemine etki ederek heyecan arttırıcı bir besin olduğunu vurguladı. | |
|
| | #47 (mesaj-linki) | |
| Cvp: alternatif beslenme : vejetaryan beslenme
"Herşey insanın etobur olmadığını göstermektedir. Vücudunun iç yapısı meyve yiyici olarak yaratıldığı gibi, dış yapısı, yaşama tarzı, gelenekleri, davranış ve aklı da insanın etobur olmadığını kanıtlamaktadır. İnsanın ağzı, avını yutabilmek için etoburların ağzı gibi açılmaz. Dili yumuşaktır. Suyu yalayarak içmez. Elleri pençesizdir. Köpekdişleri diğer dişlerden uzun değildir. Gözleri, diğer etoburlar gibi karanlıkta görmez. Burnu, canlı havyan kokusunu uzaktan almaz. Ağaca tırmanıp kolayca meyve toplayabilir, ama kuş yakalayıp parçalayamaz. Çiğ veya kokmuş eti yiyemez. Midesi etobur hayvanlarınkine göre çok daha ince ve güçsüzdür. Mide salgıları ve pankreas bezi, eti çözündüremez. Karaciğerinin etteki azotu uzaklaştıramaması gut, romatizma ve sinir hastalıklarına yol açar. Etobur hayvanlarının bağırsakları kısadır, bozuşmuş et orada durmaz. Oysa insanın uzun olan bağırsaklarında kalan et kokuşur ve öldürücü mikroplar üretir. Nitekim bağırsak rahatsızlıkları ve apandisit bu bozulmanın sonucunda ortaya çıkar. Niçin dünyadaki tüm canlılar arasında sadece insanın dişleri çürüyor ve binbir güçlükle dişlerini koruyabiliyor? Ormanlarda, ovalarda, çöllerde ve deniz diplerinde yaşayıp da dişleri dökülen bir hayvan yoktur. Eğer varsa, onun soyunun da bozulup yok olmaya doğru gittiği anlaşılır. Hiçbir varlık besinini pişirmez ya da öldürmez. Pişirmek, yiyecekleri harap etmek ve doğal halinden çıkarmak demektir. İnsan, doğanın sunduğu hoş kokulu ve leziz meyveler yerine, hırsından dolayı hayvan ve kuş leşlerini, kokmuş meyve sularıyla ve hayvanların kan, bağırsak ve diğer sakatatıyla süsleyip türlü baharatlarla karıştırarak yemektetir." * * * "Mezbaha iki ayaklı hayvanın icadıdır. Hiçbir yırtıcı canlı, yemini bu kadar rezilce yemez. İnsan, kurtların ve yeryüzündeki kan dökücü canlıların yüzünü ağartmıştır. Her devirde en zeki bilginler, inanç önderleri, insanlığın ahlâksal yükselişine ilgi duyan, insanlığın zihinsel ilerlemesi için çalışanların tümü, vejetaryen olarak tanınmışlar, insanlara etoburluktan kaçınmayı salık vermişlerdir. Dahi düşünürlerden Eflatun tahıl, meyve ve özellikle kuru incirle beslenirdi. Pisagor'un izinden gidenler incir, sebze, meyve, bal ve ekmekle yaşamışlardır. 100 yaşında ölen Pisagor, etoburluk hakkında şöyle demiştir: 'Ey ölümlüler! Böyle pis bir yiyeceğe bulaşmaktan korkun!' Hazreti Ali, etoburluk hakkında şöyle buyurmuştur: 'Midelerinizi hayvan mezarlığı yapmayın!' Yunan filozoflarından Plutark şöyle der: 'Siz masum ve sakin hayvanların kanına susamışsınız. Oysa onların hiç kimseye zararı yoktur. Size alışıyorlar, sizin için çalışıyorlar ve hizmetlerinin karşılığında siz onları yutuyorsunuz.' Ünlü Rus yazarı ve büyük filozof Tolstoy şöyle yazar: 'Et yeme alışkanlığı barbarlık zamanlarından kalmıştır. Vejetaryenliğin ortaya çıkışı eğitimin ilk tesiri sayılır.' Profesör Şarl Rişe 'Hayvansal besin gerekli mi' sorusunu şöyle yanıtlar: 'Binlerce hayır... Anatominin alfabesi bu...' Profesör Buşar'a göre: 'Et yiyenlerin dilleri kirlidir. Nefesleri kokar, dışkıları pis ve düzensizdir. Aynı zamanda mide ve bağırsak rahatsızlıkları, cilt yaraları, baş ağrısı, romatizma, aşırı derecede şişmanlık ve zayıflık onlarda görülür.' Bilim, ahlak, duygular ve doğa el ele vermiş, vejetaryenliğin insan soyunun kurtarıcısı olduğunda birleşmiştir. Bir gün gelecek ve insanın yiyeceği o kadar değişecek ki, gelecek kuşaklar atalarının böylesine sağlıksız, çirkin ve vahşice bir besini yediklerine inanmayacaklardır. İnsanoğlu günün birinde evriminin doruğuna ulaşırsa, doğal bir ortamda bitkisel yiyeceklerle birlikte olacaktır. Oysa et yemesi ve yapay uygarlığı onu fasitleştirmiştir ve yok olma uçurumuna doğru sürüklemektedir. Doğa yasalarına göre yaşayan, sağlıklı ve yeni bir kuşak onun yerini almazsa, insan soyu utanç verici bir şekilde kaybolup gidecektir." Sadık hidayet | |
|
| | #48 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Gıdalar ve Sağlıklı Beslenme SAĞLIKLI BESLENME Vücudumuz biyolojik bir fabrika gibidir. Çalışabilmesi için bazı maddelere gereksinim duyar. Bu maddelere besin maddeleri diyoruz. Vücudumuz aldığımız besinleri bir takım kimyasal işlemlere tabi tutarak enerji elde eder, yeni hücrelerin yapını sağlar, diğer hücrelerin canlılığını korur. Kısacası beslenme, vücudun gereksinimlerini sağlamak amacı ile yapılan bir işlevdir. Beslenmede amaç vücudun isteklerini yeteri kadar sağlamak ve vücuttaki dengeleri korumaktır. Temel besin maddeleri, yağlar, şekerler ve proteinlerdir. Şekerler, genelde hazır enerji kaynaklarıdır. Yağlar, hem çok yüksek enerji içerirler hemde hücre yapılarında yerlerini alırlar. Proteinler ise yapı malzemeleridir. Yağlar, şekerler ve proteinler aynı zamanda değişik bağ yapıları ile birleşerek hayati molekülleri oluştururlar. Dengeli beslenmede amaç, vücudun besin gereğinin kişiye göre tam olarak alınmasıdır . Herkesin bir yaşam tarzı ve yaşama ortamı vardır, buna göre besinsel gereksinimleri değişiklik gösterir. Vücudun en temel gereksinimi enerjidir. Vücudun, yaz kış sıcaklığını 37.5 C de korunması büyük bir enerjiye gerek duyar. Vücudumuzdaki bütün organlar da çalışmaları için enerjiye gereksinim duyarlar. Kalbin kasılması ve kan pompalaması, akciğerlerin hava alabilmek için genişlemesi için hep enerji gerekir. Tüm besin maddeleri belli bir enerji değeri taşırlar. Ağır işlerde çalışanların daha çok enerjiye ihtiyaçları vardır. Gelişme ve büyüme dönemleride enerjinin çok gerektiği dönemlerdir. Yaşlılıkta veya oturarak ofis işi yapanlarda enerji gereksinimi diğer kişilere göre daha azdır. Eğer gereğinden fazla enerji besinlerle alınırsa, vücut bu enerjiyi daha sonra kullanmak amacı ile yağa çevirir ve yağ depolarında saklar. Herkesin yağ deposu vardır, miktarı kişiden kişiye değişir. Yağ dokular arttıkça vücudun ağrlığı artmaya başlar, gereksiz yere fazla kilolar taşınmak zorunda kalır. Ayrıca yağ depoları bu kadar arttıran , fazla kalori alınması beslenme dengesininde bozuk olduğunun en güzel göstergesidir. Sağlıklı bir beslenme, beslenme alışkanlıklarının sağlıklı olması ile sağlanır. Beslenme asla bir sıkıntıdan kurtulma yöntemi değildir. Sıkıntılar ve stressler daha fazla yememize neden olurlar. Sağlıklı bir beslenme planı yapabilmek için öncelikle ne kadar kaloriye ihtiyaç olduğunu ortaya koymak gereklidir. Daha sonra bu kalori gereksinimi, temel besin maddelerinden belirli oranlarda alınmalıdır. Yağlar, şekerler ve proteinlerin oranları yine kişinin yaptığı işe, yaşına, yaşadığı topluma, iklime ve daha bir çok faktöre göre düzenlenmelidir. Eğer genel olarak bakarsak beslenmede proteinler % 15 - 20, yağlar % 25 - 30 ve karbonhidratlar (şekerler) % 55 - 65 oranlarında yer almalıdır. Sağlıklı beslenmede bir diğer konu da besinlerin alınma zamanlarıdır. Bütün gereksinimin bir kerede alınması sorunlara neden olur. Son zamanlarda 3 öğün beslenme yerine 5 - 6 küçük öğünle beslenmenin daha sağlıklı olduğu gösterilmiştir. Toplam kalori küçük öğünlerle alınır. Gün boyu enerji gereksinimi fazla olduğundan, daha çok enerji sağlıyan besin maddelerini günün erken saatlerinde alınması gereklidir. Gece boyu vücudun kendisini tamir ettiği bir dönemdir, akşam saatlerinde daha az besin alarak sindirim sistemininde dinlenmesini ve kendini onarması için zaman vermelidir. Sağlıklı beslenme bir bilimdir. Burda yazılanlar, genel bir bakış oluşturmak amacı ile verilmiştir. Eğer kilo sorunlarınız oluyor ise ve bunlardan kurtulmak istiyorsanız, herşeyden önce beslenme rejiminizin yanlış olduğunu ve mutlaka sağlıklı bir beslenme rejimine geçmeniz gerektiğini düşünmelisiniz. Size bu konuda diyet ve beslenme uzmanları yardım edeceklerdir. Unutmayınız beslenme şeklinize belirli bir süre ara vermek ve rejim yaparak gerçek anlamda kilo veremezsiniz veya alamazsınız. Rejim süresi sonrasında eski sağlıksız beslenme rejiminize döndüğünüzde kısa zamanda kaybettiğiniz kilolar geri gelecektir Sağlıklı bir beslenme, sağlıklı besinlerin doğru miktarlarda alınması ile sağlanır. | |
|
| | #49 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Gıdalar ve Sağlıklı Beslenme Hastalığınızı meyveyle tedavi edin Hasta olduğumuzda dünya başımıza yıkılır, canımız hiçbirşey yapmak istemez. Direk ilaçlara yöneliriz. Vitaminler, ağrı kesiciler, grip ilaçları...Meyvelerin bizi ilaçlar kadar hızlı tedavi ettiğini biliyormuydunuz? Hiçbir yan etkiye maruz kalmadan hem iyileşip hem vitamin depolamak istemez misiniz? Hastalık hepimizden uzak dursun ancak hastalıkların her an kapımızda olabildiğini de unutmamak gerekir. Taze meyve - sebze suyu terapisi ile mesane kanserini yenen Jay Kordich adlı hastanın hazırladığı "Meyve ve Sebzelerin Gizli Güçleri" adlı kitapta hastalıklara yönelik meyve-sebze terapilerinden bahsediliyor. İncir: Bağırsakları çalıştırır, enerji verir. Cinsel güce yardımcıdır. Elma: Böbeklerin temizlenmesine, sindirim rahatsızlıklarının kontrol edilmesine yardım eder. Kayısı: Kan yapıcıdır. Güzel bir cilt ve saça olumlu etkisi vardır. Kanserin önlenmesinde yardım eden iyi bir karotenoid kaynağıdır. Muz: Kalbe ve kas sistemine yararlıdır. Yorgunluğa ve ishale birebirdir. Vişne: Mineral ve vitamin deposudur. Koyu renkli vişneler, açık renklilere oranla daha fazla mineral içerir. Greyfurt: Sindirimi uyarır. Diş etlerinin kanamasını azaltır, soğuk algınlığına iyi gelir. Lifleriyle yenirse, kolesterolü düşürür. Portakal: Soğuk algınlığı, grip, incinme, kalp hastalığı ve felçten korunmaya yardım eder. Mandalina: Enfeksiyonlarla savaşmayı kolaylaştırır. Üzüm: Böbreklerin çalışmasını uyarıp kalp atışını düzenler. Karaciğeri temizler. Siyah üzüm kabukları ve çekirdekleriyle yenirse hücre yenileyicidir. Kavun: Endişe ve uykusuzluğa iyi gelir. Bağırsak ve cilt kanserine karşı Amerikan Kanser Topluluğu’nca tavsiye edilmiştir. Karpuz: Kabuğundaki çinko iktidarsızlığa iyi gelir. Böbreği temizler. Kiraz: Kolesterolü düşürür, özellikle sapları idrar söktürücüdür. Armut: Kalp - damar sağlığı, alçak kan basıncı ve fiziksel performansa iyi gelen vitaminleri barındırır. Çilek: Sigara dumanının etkilerini azaltır. Sigara içilen bir odadayken gün boyunca ağza iki çilek atılması önerilir. Sivribiber: Şişkinliği azaltmada faydalıdır. Saçlara, tırnaklara ve cilde çok iyi gelir. Brokoli: Mide ve yemek borusu kanseri tehlikesini azaltır. Lahana: Yaşlanmayı önleyici mineral olarak kabul edilen selenyum sağlıklı bir cilt verir, erkeğin cinsel gücünü artırır. Havuç: Enerji verir. Karaciğerin safra salgılamasına ve kolesterolü dengelemesine yardım eder. Salatalık: Kasları gençleştirir. Deri hücrelerine elastikiyet verir. Sarmısak: Tansiyonu düşürür, kan pıhtılaşmasını azaltır. Bazı mide kanserlerini önlediği ve bağışıklık sistemini güçlendirdiği kanıtlanmıştır. Ispanak: Karaciğeri, lenf bezlerini ve kan dolaşımını uyarır. REÇETELER Uykusuzluk: Havuç ve kereviz sapının suyunu karıştırın. Sakinleştirici: Havuç ve lahana suyunu karıştırın. Sindirimi kolaylaştırıcı: Karnabahar, havuç ve maydanoz suyu. Yorgunluk: Tek başına havuç ya da elma, kereviz ve maydanozdan herhangi biriyle birlikte sıkılmış meyve suyu. Grip: Bir bardak kızılcık suyu ya da elma + kızılcık, elma + üzüm + ananas suyu. İktidarsızlık: Lahana, brokoli, kıvırcık yapraklı lahana suyu. Sigara dumanı: Kereviz ya da çilek suyu. Ezilme, çürüme: Portakal suyundaki bioflavonoid kan damarını ve kılcal damarları güçlendirir. Ezik ve çürükler daha çabuk iyileşir. Kabızlık: Patates + havuç + elma + maydanoz suyu iyi bir tercihtir. En çok işe yarayan meyve suyu ise elma + armuttur. Ağrıyan kemikler: Havuç, lahana ve maydanoz karışımının suyu. Mide asidi: Havuç + salatalık + pancar suyu ya da havuç + lahana + kereviz suyu mideyi yatıştırmaya yardım eder. Hemoroid: İçinde özellikle patates bulunan içecekler öneriliyor. Patates + havuç + elma + maydanoz suyu ya da patates + elma + armut suyu. Boğaz ağrıları: Turp + limon. Mide ülseri: Lahana ya da patates suyu. Baş ağrısı: Elmayla birlikte karıştırılan kereviz suyu. TÜKETİRKEN DİKKAT ETMENİZ GEREKENLER Besin değerinin kaybolmaması için sebzeler az suyla, buharlı tencere veya toprak güveç kaplarında zeytinyağıyla pişirilmelidir. Havucu rendelemek B ve C vitaminlerinin kaybolmasına yol açar. Ayrıca sebze ve meyveleri vitaminlerinin kaybolmamısı için kalın doğramak gerekir. Meyveler tok karnına değil, aç karnına ya da yemekten 2 - 3 saat sonra tüketilmelidir.. | |
|
| | #50 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Gıdalar ve Sağlıklı Beslenme Acı kırmızı biberin insan sağlığı üzerindeki olumlu etkileri, özellikle kanser hücrelerini yok eden özelliği, İngiltere'de yapılan bir araştırmayla bir kez daha doğrulandı. Nottingham Üniversitesi tarafından yapılan araştırmada, jalapeno biberinin (acı kırmızı biber) içinde bulunan `kapsaisin` maddesinin, hücrelerin enerji üreten ısı odası mitokondriye saldırarak, kanser hücrelerinin ölümünü tetiklediği belirlendi. Araştırmaya göre, kapsaisindeki molekül ailesi vaniloidler, kanser hücrelerindeki protein gelişimine engel olarak `apostosis`i veya hücre ölümünü tetikliyorlar. Vaniloidler, bunu yaparken, etraftaki sağlıklı hücrelere zarar vermiyorlar. Kapsaisin etken maddesini akciğer ve pankreas kanser hücrelerinde deneyen bilim adamları, bu etken maddenin tümörlü hücrenin tam kalbine saldırdığını belirterek,`Tüm kanserlerin (Aşil topuğunu) keşfettiğimizi düşünüyoruz` diye konuştular.Araştırmaya başkanlık eden Timothy Bates, kanserli hücredeki mitokondrinin biyokimyasal yapısının normal hücrelerdekinden çok farklı olduğunu kaydetti.Bates, bir doz kapsaisinin bir kanser hücresinin apostosise girmesine yol açtığını, ancak normal hücrede bu sonuca yol açmadığını belirterek,`Bu, kanserli hücreleri doğuştan diğerlerinden ayıran ve savunmasız olduğunu gösteren bir durum` dedi.Türkiye'de sıklıkla tüketilen acı kırmızı biberde de yoğun olarak bulunan alkaloid madde kapsaisinin başta kanser olmak üzere birçok sağlık sorununda olumlu etkiye sahip olduğu hekimlerce daha önce dile getirilmişti. TÜRKİYE VE ABD'DEKİ ÇALIŞMALAR Gaziantep Üniversitesi (GAZÜ) Tıp Fakültesi'nde geçen yıl yapılan bir araştırmada da acı kırmızı biberde yoğun olarak bulunan alkaloid madde kapsaisinin, kanser başta olmak üzere birçok sağlık sorununda olumlu etkiye sahip olduğu belirlenmişti.Biyokimya Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Necat Yılmaz, çalışmalarının sonuçlarına göre, kırmızı biberin içerisinde bol miktarda bulunan kapsaisin maddesinin insan sağlığı üzerine birçok olumlu etkiye sahip olduğunu belirlediklerini ifade etmiş, `Ağrı kesici ve iltihap çözücü etkisini P- maddesi yok ediyor, kanser önleyici etkisini ise içindeki kırmızı karotenoid maddesi sağlıyor.Ayrıca kırmızı biber kolesterol düşürücü, mide asidini düzenleyici ve mikrop öldürücü etkilere sahip.Sanıldığının aksine kırmızı biber zayıflatıcı etki de gösteriyor` diye konuşmuştu.Yılmaz, bu faydaların sağlıklı kurutulmuş ya da taze yenilen kırmızı biberde görüldüğünü bildirmişti. ABD'nin Los Angeles kentindeki Cedars-Sinai hastanesi Kanser Enstitüsü ve Kaliforniya Üniversitesi'nde yapılan bir başka araştırmada da kırmızı biberin içinde yoğun olarak bulunan ve acılığını veren kapsaisinin, prostat kanseri hücrelerini yok eden etkisi ortaya çıkarılmıştı.Los Angeles'taki Cedars-Sinai Hastanesi Kanser Enstitüsü ve California Üniversitesi'nde yapılan araştırmaya göre, acı kırmızı biberde yoğun olarak bulunan alkaloid madde kapsaisin, kanserli prostat hücrelerine enjekte edildiğinde, bunların parçalanarak yok olmalarını sağlıyor. İSOT-CAPSİCUM-ANİTUM Türkiye'de isot (ısı otu), bilim çevrelerinde ise `capsicum anitum` adıyla bilinen kırmızı acı biber, sevilerek tüketilen ve kültürü yapılan bir bitki.Anavatanının Meksika olduğu sanılan ve Azteklerin yazılı belgelerinde söz ettikleri kırmızı acı biber, Avrupa'ya 15. yüzyılın sonlarında geldi, 16. yüzyılda kıta ülkelerine ve Osmanlı topraklarına yayıldı.Kırmızı biberi en çok tüketen ülkelerden olan Hindistan'a ise bu bitki 17. yüzyılda Portekizliler tarafından ulaştırıldı. Hint ve Meksika mutfağında çok sık kullanılan kırmızı acı biber, Türkiye'de en fazla Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yetiştirilmekte ve tüketilmekte. L.T. Tresh adlı bilim adamı, 1846 yılında bibere acılığı veren maddenin kristal yapısında olduğunu tespit ederek, adını `capsaicin-kapsaisin` koymuştu. | |
|
![]() |
| Etiketler |
| beslenme, gıdalar, sağlıklı |
Gıdalar ve Sağlıklı Beslenme Konusuna Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap | Son Mesaj |
| Sağlıklı Beslenme | Blue Blood | Sağlıklı Yaşam | 16 | 3 Gün Önce 13:40 |
| Sağlıklı Beslenme - Meyveler - Nar | Blue Blood | Sağlıklı Yaşam | 1 | 20-11-2008 01:14 |
| Sağlıklı Beslenme - Sebzeler - Domates | HerHangiBiri | Sağlıklı Yaşam | 0 | 14-11-2008 17:56 |
| Sağlıklı Beslenme - Meyveler - Muz | Blue Blood | Sağlıklı Yaşam | 2 | 20-09-2008 13:02 |