Arama

Hikayeler ve Öyküler -2- - Sayfa 140

Güncelleme: 17 Şubat 2016 Gösterim: 595.521 Cevap: 1.812
H€L€N - avatarı
H€L€N
Ziyaretçi
12 Kasım 2007       Mesaj #1391
H€L€N - avatarı
Ziyaretçi
Gül Bahçesi..
Delikanli yillar sonra dogdugu kasabaya döner.Sabah uyandiginda aklina yillar önce evlenmek istedigi,kasabanin güzel kizi gelir.Kizin güzelligi cevre kasaba ve sehirlerde bile dillerdedir ve kimler istediyse kiz bir türlü olumlu yanit vermemistir.Otelden cikar ve gördügü yasli adama kizi sorar.Yasli adam az ilerde güzel bahce icinde bir ev gösterir, kizin orada oturdugunu söyler.Delikanli merak eder,kizin nasil biriyle evlendigini.Bir kösede beklemeye baslar,bir müddet sonra yaslica kel pek te hos görünmeyen bir adami yolcu eder kiz kapidan...Üstelik zengin bir adam da degildir....
Sponsorlu Bağlantılar
Adam gittikten sonra delikanli calar kapiyi,kendini tanitir.Sorar niye bu adamla evlendigini kiza...
Kiz söylerim der ama bir kosulla....
Evin arkasinda büyük bir gül bahcesine götürür delikanliyi ve der ki:
Bu bahcenin en güzel gülünü bana getirirsen söyleyecegim sana niye bu adamla evlendigimi...Ama asla geri yürümek yok bahcede,arkana bakmak yok en güzel gülü istiyorum sadece...
Memnuniyetle der delikanli ve girer bahceye....
Cok güzel sari bir gül durmaktadir karsisinda tam elini güle uzatmisken pembe bir gonca görür az ötede,ilerler...
Ona uzanirken kadife kirmizi bir gül ilisir gözüne ilerde...
Derken.....Birde bakar bahcenin sonuna gelmis...
Kiza verdigi söz gelir aklina..Geri dönmek yok...
Ne yapsin..Mecburen buldugu alelade,hatta solmaya yüz tutmus bir gülü mahcup bir sekilde götürür kiza....
Kiz gülümser gülü görünce..
''Bilmem aldin mi cevabini''der delikanliya.....
Hayat bu bahcede yürümeye benzer....
Sevda.TK

LaDymm - avatarı
LaDymm
Ziyaretçi
12 Kasım 2007       Mesaj #1392
LaDymm - avatarı
Ziyaretçi
BİR SAAT

Sponsorlu Bağlantılar

Adam yorgun argın eve döndüğünde 5 yaşındaki oğlunu kapının önünde beklerken bulmuş.
Çocuk babasına
"baba 1 saatte ne kadar para kazanıyorsun ?" diye sormuş. Zaten yorgun gelen adam
"bu senin isin değil" diye yanıtlamış. Bunun üzerine çocuk
"babacım lütfen bilmek istiyorum" diye yanıt vermiş. Adam,
"illaki bilmek istiyorsan 20 dolar" diye yanıt vermiş. Bunun üzerine çocuk,
"peki bana 10 dolar borç verir misin" diye sormuş. Adam iyice sinirlenip
"benim, senin saçma oyuncaklarına veya benzeri şeylerine ayıracak param yok hadi derhal odana git ve kapını kapat" demiş. Çocuk sessizce odasını çıkıp kapısını kapatmış adam sinirli sinirli bu çocuk nasıl böyle şeylere cesaret eder diye düşünmüş aradan bir saat geçtikten sonra adam biraz daha sakinleşmiş ve çocuğa parayı neden istediğini bile sormadığını düşünmüş belki de gerçekten lazımdı. Yukarı çocuğun odasına çıkmış ve kapıyı açmış. Yatağında olan çocuğa "uyuyor musun ?" diye sormuş. Çocuk,
"hayır" diye yanıtlamış.
"Al bakalim istediğin 10 doları sana az önce sert davrandığım için üzgünüm ama uzun ve yorucu bir gün geçirdim" demiş. Çocuk sevinçle haykırmış "teşekkürler babacığım".
Yastığının altından diğer buruşuk paraları çıkarmış adamın suratına bakmış ve yavaşça paraları saymış bunu gören adam iyice sinirlenerek
"paran olduğu halde neden benden para istiyorsun, benim, senin saçma çocuk oyunlarına ayıracak vaktim yok" demiş. Çocuk,
"ama yeterince yoktu" demiş ve paraları babasına uzatarak
"işte 20 dolar, 1 SAATİNİ BANA AYIRIR MISIN ?" demiş...

H€L€N - avatarı
H€L€N
Ziyaretçi
12 Kasım 2007       Mesaj #1393
H€L€N - avatarı
Ziyaretçi
SONSUZA DEK! Gülçe ; 17 yaşında Trabzon da doğmuş ve büyümüş çevresi tarafından çok sevilen, arkadaşları arasında lider kişiliği olan, çabuk sinirlenen ve sinirlenince ne sölediğini bilmeyen, çalışkan,, başarmak için elinden geleni yapan, arkadaş canlısı,sevecen bir kişiliğe sahiptir.
Tamer ; 16 Yaşında Giresun doğumlu Ordu da yaşayan o da gülçe gibi çevresi tarafından çok sevilen,Futbol oynamayı çoook seven, kıskanç, kendini hiç beğenmeyen, şakacı,sevecen, aniden sinirlenip ne söylediğini bilmeyen, arkadaş canlısı, Her soruca kendince bir cevap üreten bir tiptir.

Gülçe Anlatıyor ;
-Bir sonbahar akşamı...yağmur yağıyor yine şehrime,ılık bir rüzgar esiyor.Bense gelecek endişesiyle unuttuğum herşeyi anımsamaya çalışır gibi pencerede yağmurun ve rüzgarın dansını izliyorum usulca.Yıldızları görmeye çalışıyorum umutsuzca...Sonra bir uçak geçiyor ve onunla 'bay doğru'ya selam gönderiyorum.Saçma geliyor çoğu arkadaşıma.Çoğu aşkın deneyip yanılmak olduğunu düşünüyor ve aşkı karşılıklı çıkar ilişkisine dayandırıyor
Konuşacak yeni birilerine ihtiyaç duymuştum;beni tanımayan ve tanımadığım insanlara...Arkadaşlarım ve ailem yetiyordu aslında bana fazlasıyla.Ama yine de dünyanın herhangi bir yerinden herhangi biriyle sohbet etmek de iyi gelebilirdi can sıkıntıma.
Chat buna iyi bir çözümdü açıkçası.Biriyle tanıştım nicki 'TMR've benimkiyse 'princess_ice'tı.Sohbet gerçekten çok güzeldi ve boyuneğmeyen asi sorgulayışlarımı unutturmuştu bana nedensizce.Mail adreslerimizi almıştık birbirimizin .Ama ikimizin de dersleri ağırlaşıyordu gitgide.Bu yüzden ben nete yalnızca iki ayda bir ona mail atmak için giriyordum ve ondan gelenleri okumak için .Sonra okullar kapanınca tekrar görüşmeye başladık,saatlerce sohbet ediyorduk asla sıkılmadan .Birbirmizin resimlerini görmüştük ve işte o anda ondan çok etkilenmiştim.
Bir gün bir mail aldım ondan.Mailde benden çok hoşlandığını yazmıştı.Ben de ondan hoşlanıyordum en az onun kadar.Ve günler geçtikçe farkettim ki bana öğretiyor ve yaşatıyor bilmediğim tüm güzel şeyleri meğer bay doğruyu bulmuşum.
Otobüste,yolda,okulda,sinemada,belki de bir cafede karşılaşabilirdik seninle ama bay doğruyu chatte bulmak bana çok imkansız geliyordu.Çünkü ben bunun yalnızca Meg Ryan filmlerinde olabileceğine inananlardandım.Yanılmışım...
Listen to me all of the world!!!!
PRINCESS_ICE LOVES TMR FOREVER....

Tamer Anlatıyor ;
- O gün akşmında her zamanki gibi iftardan sonra mynete girmiştim. Sırf zaman geçirmek için zaten Birazdan müşteriler iftarını açar açmaz kafeye üşüşürdü. Namaza gideceğim diye evden kaçan gençler, serseriler birazdan gelirdiler zaten. Mynete nikimi TMR (TaMeR) yazarak girdim ve princess_ice nikli birisini gördüm buz prenses niki bana garip gelmişti. Neden acaba bu niki kullanıyor diye merak etmiştim. En iyisi kendisine sormak dedim içimden. Tanışmamız böyle başladı. Onun zamanı kısıtlıydı annesi babası nete girmesine çok fazla isin vermiyordu. Biraz kendimizi tanıttıktan sonra ben Gülçe'den msna dresini istedim yok dedi mail adresini verdi. Daha sonra mailleştik. Gülçe'ye mail yazarken diğer mail yazdıklarıma oranla kat kat daha çok şeyler yazıyordum. Sanki ona herşeyimi anlatmak istercercesine. Sonra ikimizn de dersleri yoğunlaştı maillerimizi daha seyrek gelmeye başladı .
En son maili yılbaşında almıştım .daha sonra cevap gönderdim cevabımı mayıs ayında almıştım. Attığı mailde yeni msn adresi aldığını sölemiş ve adresini vermişti hemen kişi listeme ekledim ve şansıma hemen oturumu açtı. Biraz sohbet ettik eski günleri konuştuk sorna ben ona kameramı açtım o bana resmini gösterdi. Gülüşü ve gözleri beni çok etkilemişti. Ama ilk başta "Zaten nettesiniz arakdaşlıktan başka bir şey olmaz" diye düşündüm. Biraz sohbet ettikten sonra çıktı. Bende kuzenim çiğdeme çok güzel bir kızla tanıştığımı söledim. sonra bir gün msne Gülçe geldi ve kamerasını açtı. Gülçe'nin Canlı halini görür görmez çarpılmıştım adete çok güzel gülüyordu . ona yazı yazarken ellerim titriyordu. Çiğdem de yanımdaydı ona da gösterdim Gülçe'yi gerçekten güzelmiş dedi. Derslerimiz yavaş yavaş bittiği için daha sık görüşüyorduk. Gülçe o gün yine kamerasını açmıştı ve kamerayı açınca onun nefes alışını hissedebiliyordum sanki çok haycanlıydı kameradan görebiliyordum. Sanki içinde Depremler oluyordu. O gün bana babasının nete girmesini yaqsaklayabileceğini sölemişti. Çok üzülmüştüm ve ertesi gün babası bilgisayarın internet bağlantı kablosunu almış. Müdürü olduğu okula götürmüştü. İkimize çok üzülmüştük Gülçe " internet kafeden girmeye çalışırım gücüm yettiğince" demişti. Ama bu Tamer'e yetmiyordu ki Gülçe'ye tam da alışmıştı. Sonra Gülçe daha fgazla dayanamaıp gitmiş babasının aldığı kabloyu baika bi yerden satın almış ve kabloyu takmış ve hemen msn'e girmiş benimle konuşaiblmek için oysa bende tam o sırada halısaha maçımız var önceden belirlenmiş maça gideceğim. Bir taraftan herkes çağırıyor maça geç kalıcaz diye, b,r taraftanda güleç senin için geldim diyor. Ben şok oldum gülçenin geldiğine sonra maça gitmem gerektiğini söyledim hemen sinirlenip" zaens enin için bişey ifade etmiyorum iyi git" gibi sözler etmişti ben de gece maçtan geldikten sonra sana bi mail atacağım ve hiç yapmamış olduğum bişeyi sölicem sana dedim" biraz olsun gönlünü almıştım . Evet hiç yapmadığım birşeyi yapacaktım ilk defa bir kızdan hoşlandığımı söyleyecektim hemde o söylemeden. Daha önceden hep karşı taraf derdi senden hoşlanıyorum diye. Maçtan geldikten sonra Gülçeye mailimde ondan çok hoşlandığımı anlattım. sonra gülçe bende senden çok hoşlanıyorum dedi ve ilişkimiz başladı geceleri konuşuyorduk msnde gülçe'nin babası izin verdiği kadar, benim kafeyi kapatma vaktim gelene kadar. Daha sonra birlikteliğimizi ikimizde yakın arkadaşlarımıza anlattık. Bazen olumlu bazen olumsuzyorumlar aldık açıkçası sadece paylaşmıştık. Onların fikirlerine ihtiyacaımız yoktu. tek sorunumuz ayrı şehirlerde yaşıyor olmamızdı. bu aşkımızın en büyük engeliydi ikimiz içinde.sonra ben köye gittim vakit bulduk Gülçe'ye telefon açtım. telefonda baya konuşuyorduk. Tamer köyde dağa "Gülçe seni seviyorum" yazmıştı taşlarla. Yazdığı dağ ağaçsız bir dağdı ve Tamer yazıyı yazdığı alanın küçük taşlarını temizleyerek yazmıştı. Yazı uzaklardan görülebiliyordu. Ama köye çok yapğmur yağdığından yazı giderek bozuluyordu.
Ben Gülçe için hiç sevmediğim bişey(cep telefonu) aldım ve onunla konuşmaya başladık. Harika bir duyguydu. Telefon elimden düşmüyordu. akşama kadar gülçe ile konuşuyorduk sadece akşam mı tabi ki hayır gece sabaha kadar.
Benim kontörüm bittiğinde Gülçe bana mesaj attı ve eğer beni çok seviyorsan uzun çağrı yap az seviyorsan kısa çağrı. uzun -kısa çağrı oyunu başlamıştı. Bou oyun biraz sürdükten sonra gece Gülçe Yataktayken telefon açar. Tamer biraz anlatır daha sonra sen neden konuşmuyorsun diyince gülçe telefonu kapatır ve annem babam yataktayken konuştuğumu öğrenirse hiç iyi olmaz der. Daha sonra ben konuşur gülçe dinler tamer konuşur gülçe dinler, Tamer konuşur gülçe dinler ,, Daha sonra tamer Gülçe'den istediği şarkıyı kendisine mesaj oalrak yazmzsını ister. Gülçe Kayahan'ın Seninle Herşeye varım ben şarkısını ister. Tamer de ona söyler. Daha sonra başka bir şarkı istemesini söyler tamer. gülçe'de Haluk Levent'Cumartesi şarkısını ister Tamer bunu da söyler. Fakat bu sırada tamerin sarjı bitmektedir ve şarj cihazı da int. cafede kalmıştır. Gülçeye bunu söyler gülçe inanmıyordur." Tabi sıkıldın uykun da geldin bu yüzden uyduruyorsun" der Tamer inandırmaya çalışır. şarjı biraz daha idare etsin diy güç tasarrufu yapar. Sırf gülçe ile 2 sn daha konuşabilmek için.. Zor şey gülçeyi inandırır daha sonra telefon kapanır ve gece saat 2:30 3 gibi uyurlar.Ertesi gün de Akşama kadar telefonda konuşurlar. Gülçe bu sefer tamerden gece ona masal anlatmasını ister. Tamer de kabul eder. Sonrainternetten masal arar tamer gerçek aşk hikayelri derken bulamaz. Gülçeden hangi masalı istediğini sorar ve Rapunzel masalını ister. Tamer masalı bulur ve gece Gülçeye okumak üzere Yazıcıdan çıakrtır. Daha sonra Uyuyan güzeli de okumak için çıkartır. ve Tamer bir gerçek hikaye bulur. Kendilerininkine az da olsa benzeyen bir hikaye . Sanalda başlayan aşkın hikayesi. Tamer merak eder ve gülçeye okumak üzere Yazıcıdan çıkartır. Gece Hepsini teker teker Tamer okur. Kendi hikayelrine azcık da benzeyen hikayeyi de okur ve Biz de hikayemizi yazalım mı herkes bilsin ne olacak ki der tamer gülçe de kabul eder (:
Sonra Gülçe konuşamadığı için onunla bir oyun oynar tamer. Örneğin ; Ben soru soruyorum " Yarın için bir planın var mı " Cevap için eğer planı varsa telefonun tuşlarına bir kez, Eğer planı yoksa iki kez, Eğer soruyu anlamadıysa 3 kez tuşlara basıyor Gülçe. ikisi de çok eğleniyorlar bu oyundan. Daha sonra kontör bitiyor ve gece uyuyorlar. Bu sabah ta ikisi birden öykülerini yazıyorlar. Aşkımız bitmez bizim onun için üç nokta koymak istiyorum.

SONSUZA DEK ...
Sevda.TK
KENCISii - avatarı
KENCISii
Ziyaretçi
12 Kasım 2007       Mesaj #1394
KENCISii - avatarı
Ziyaretçi
Ben veda etmeyi pek beceremem. Duygularımı da pek açığa vuramam zaten, hele bu veda çok daha zor geliyor. Aslında hiç böyle bir son görüşmeye gerek yoktu. Ama insanın kanı durmuyor işte., ne varsa bu son anlarda.?Senden hatırlamanı bile istemiyorum., sadece temizliği ve saflığı yaşatalım bu aşkı kalbimizin bir kuytu köşesinde!...

Ne güzel başlamıştı. İkimizde gençtik deli doluyduk, coşkunluğumuzun son safhasında kanımızın kaynadığı bir anda gördük birbirimizi, sevdalandık. Geceler boyu uykusuz kaldık birbirimizi düşünmekten, en güzel heyecanları, en güzel bakışları yaşadık. Hemen aşkı yaşadık, zamanı durdurup utançları ve sitemleri yaşadık. Kavgaların en güzellerini de biz yaptık. Çünkü barışmakta ayrı bir zevk veriyordu bize.
Sevdik, sevildik, doruğuna vardık kutsal duyguların.Aşk yeminleri ettik tutamayacağımızı bile bile. Günlerce aylarca yalnız ikimiz varmış gibi yaşadık. Ne alaylı bakan gözlere, ne karşı çıkan büyüklere, ne de dost sözüne aldandık. Kendi ateşimizde yandık, en önemlisi bir birimizi anladık.
Romantik şarkıları serin aksam üstüleri yaşadık seninle. En güzel çiçekleri verdin bana. Rüyalarda bile hep ikimiz vardık. Gerçek aşkı tattık bunu sende biliyorsun.
Öyleyse hep aynı duygularla kalmalı değil mi? Biz birlikte olmasak da... güzel başlayan çok güzel yaşanan bu aşkı aynı temiz duygularla bitirmeliyiz. Şimdi de ayrılığın en güzelini en acısını yine biz yaşıyoruz...
Ne dersin bu da Allah’ın bir lütfü değil mi bize? Lütfen ağlama. Neden benimkilerle yarışıyor göz yaşların? Sen benim güçlü kocaman sevgilim değil misin? Güçlüsündür sen... seni hep böyle hatırlamak istiyorum, haydi sil gözyaşlarını. Hava da kararmak üzere, zaman bize hep acımasızdı zaten. Yine öyle çabuk olmamızı istiyor herhalde.
Sana bir şey söylemek istiyorum. Mavi gömleğin sana çok yakışıyor bir daha kız tavlamaya niyetlenirsen bu sözlerim aklında bulunsun. Bir de küçük bir istek arkana dönüp bakma tamam mı her şey burada bitsin, hoşça kal...
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
12 Kasım 2007       Mesaj #1395
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Acılara Ben Kefilim
Gözlerinin hasretinde yüregim bosluklarda sesini arıyor...Yankılansa sesin odama ve gözlerin geceme yıldız misali düşse yeter bana..Baska bir sey istemiyorum....Bir tek gülüsün tüm acılarıma iyi gelecek kadar güzel..Ve seninle yasayacagımız güzel günler tüm hayatıma bedel..Bos duvarlara ismini söylüyorum ve seni yıldızlara soruyorum acaba neler yaptı diye...Vurulmusum sana ,gözlerine yanıyorum bir alev topu giibi..Hasretin sanki volkan gibi kösebaslarinda patlıyor..Sensiz düsüncelere dalsam her fikrim kör kursunlara ispat ediyor...Gözlerinden mahrum gecelerim katrana boyanıyor ...Ucurtmalarimi senden haber alır mi diye omuzlarımdan kaldırdım..Yüregimi göcmen kuslarla sana yolladim..Bos gelmeyeceklerdi biliyorum...Yüregini ve gözlerini bırakacaklardı avuclarıma...

Acıların yarınlarda müjde kokan ciceklerdi..Düsünsene karların altındaki citlenbikleri...Aylarca toprakla kar arasında kalırlar..Ama içlerinde hicbir zaman umutsuzluguna yenilmezler.Yaprakları hazani andırsa da icindeki umutlarını sererler dudaklarına..Bahar oldu mu nazlı bir gelin gibi günesin koynuna girerler.. Tüm umutlarını günesle sevda kokan yüreklere sererler...Aynı o misal sende hicbirseye yenilmeyeceksin..Yarınlarını bahar addedip icindeki sevgi yapraklarını yüregime sunacaksin..Her yapragıda ölümüne sevdanin naif durusunu, yalnızlıga karsi dik baslılıgını ve acılara karsı metanetini görecegim..Gördükce sımsıkı saracagım seni..Bırakmayacagim seni acıların kollarına ...Bu kadar kolay pes etmeyecektik fani yaralarımıza...İyilesmesi yılları sürecek acılarına ben her gün nefesimle merhem olacagim..Yavas yavas iyileseceksin...her güneste sana umutları bırakacagim ve gözlerin dünden daha iyi parlıyorsa o zaman daha cok saracagim iyilesmen icin...Tüm acılarina ben kefilim..Yeter ki sen mutluluklara gülümse.
İsmail Sarıgene
H€L€N - avatarı
H€L€N
Ziyaretçi
12 Kasım 2007       Mesaj #1396
H€L€N - avatarı
Ziyaretçi
Lütfen Geç Kalmayın! 10. Sınıf

İngilizce dersinde yanımda bir kız oturuyordu onun için 'benim en iyi arkadaşım' diyordum... ama ben onun ipek gibi saçlarına bakıp onun benim olmasını istiyordum... Ama o bana benim ona baktığım gözle bakmıyordu bunu biliyordum, dersten sonra kalktı ve geçen gün sınıfta olmadığı için o günün notlarını istedi ona notları verirken bana teşekkür etti ve yanağımdan öptü. Onu sadece arkadaş olarak istemediğimi bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum...

11. Sınıf

Telefonum çaldı, arayan oydu ve ağlıyordu bana aşkın nasıl kalbini kırdığını anlattı, beni evine çağırdı, yalnız kalmak istemediğini söyledi, bende tabiki gittim, koltuğa, onun yanına oturdum, güzel gözlerine bakmaya başladım ve onun benim olmasını diledim, 2 saat sonra Drew Barrymore'un bir filmi başladı ve onu izledik filmi izledikten sonra uyumaya karar verdi, bana her şey için teşekkür etti ve yanağımdan öptü. Onu sadece arkadaş olarak istemediğimi bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum...

Son Sınıf

Mezuniyet balosundan bir gün önce yanıma geldi ve "çıktığım çocuk hasta ve partiye gelemeyecek" dedi, benimde çıktığım biri yoktu ve 7. sınıfta birbirimize söz vermiştik eğer çıktığımız biri olmazsa partilere birlikte gidecektik, "en iyi arkadaş" olarak. Ve partiye birlikte gittik, o akşam çok güzeldi, her şey yolunda gitti, partiden sonra onu evine kapısının önüne kadar bıraktım, kapının önünde ona baktım o da bana o güzel gözleriyle gülümseyerek baktı. Onun benim olmasını istiyordum... Ama o bana benim ona baktığım gözle bakmıyordu bunu biliyordum, bana "hayatımın en güzel zamanını geçirdiğini" söyledi ve yanağımdan öptü. Onu sadece arkadaş olarak istemediğimi bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum...

Günler, haftalar, aylar geçti ve mezuniyet günü geldi çattı...

Sürekli onu izledim onun mükemmel vücudunu seyrettim. Diplomasini almak için sahneye çıkarken sanki havada süzülen bir melek gibiydi. Onun benim olmasını istiyordum... Ama o bana benim ona baktığım gözle bakmıyordu bunu biliyordum. Herkes evine gitmeden önce yanıma geldi ve ağlayarak bana sarıldı sonra başını omzuma koydu ve "sen benim en iyi arkadaşımsın, teşekkürler" deyip yanağımdan öptü. Onu sadece arkadaş olarak istemediğimi bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum...

Aradan yıllar geçti...

Bir kilisedeyim ve o kızın nikahını izliyorum... evet artık evleniyordu, onun "evet, kabul ediyorum" demesini, yeni hayatına girmesini izledim, başka bir adamla evli olarak. Onun benim olmasını istiyordum... Ama o bana benim ona baktığım gözle bakmıyordu bunu biliyordum. Yeni hayatına girmeden önce yanıma geldi ve "nikahıma geldin teşekkürler" deyip yanağımdan öptü. Onu sadece arkadaş olarak istemediğimi bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum...

Yıllar çok çabuk geçti...

Şu an benim bir zamanlar en iyi arkadaşım olan kızın tabutuna bakıyorum, eşyaları toplanırken lise yıllarında yazdığı günlüğü ortaya çıktı... Hemen günlüğünü aldım ve günlükte okuduğum satırlar şöyleydi...

"Onun gözlerine bakarak onun benim olmasını diledim... Ama o bana benim ona baktığım gözle bakmıyordu bunu biliyordum. Onu sadece arkadaş olarak istemediğimi bilmesini istiyordum, onu çok seviyordum ama söyleyemiyordum nedenini bilmiyorum ama çok utanıyordum... Keşke bana beni bir kez sevdiğini söyleseydi..."
Sevda.TK
Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
12 Kasım 2007       Mesaj #1397
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
Ama Çocuğun Hasretiİşitiyorum, güneş pek güzel,çay kenarında suyun üzerine doğru sarkan çiçeklerin manzarası pek latifmiş...Ve nazik öten kuşların,havai böceklerin,uçuşu da görülecek şeylerden imiş.

İşitiyorum ki,geceleri gökyüzünde gizli ışıklar görünürmüş. Dalgaları göz yaşları gibi hazin olan deniz içinde dahi,beyaz yelkenli gemiler akıp gidermiş.

İşitiyorum ki, çiçeklerin renkleri pek latif imiş. Dereler,dağlar, çayırlar, sular,ormanlar ve hususiyle fecir zamanları o kadar güzel, o kadar şirin imişler ki, bu kadar azamet ve ihtişama karşı insan,rabbine secdeler edermiş.

Fakat ben, ne o gürültüsünü işitmekte olduğum denizi, ne o rengin çiçekleri, ne gökyüzünü, ne güneşi, ne o güzel meyveleri, ne kuşları, ne aydınlığı göremediğimden dolayı müteessir değilim.

Hayır Allah’ım , hayır! Şu fani alemin güzelliklerinden hiçbirini arzu etmem. İlla!!. Heyhat..!. Anacığımı göreydim..!

i.k
H€L€N - avatarı
H€L€N
Ziyaretçi
12 Kasım 2007       Mesaj #1398
H€L€N - avatarı
Ziyaretçi
Hiçç Hiçç??

Bir insani hayatindan sonsuza kadar cikartmak zorunda kaldin mi hic?
Hani ölmüs gibi, hani uzatsan da elini tutamayacagini bilmek gibi,
her an kapindan iceri gülümseyerek girecegini bekleyip ama aslinda hic gelemeyecegini de bilmen gibi. Ne zor sey degil mi ölmedigini bilmek , ama ölmüs gibi ulasilmaz olmasi artik o insanin sana, ne kadar katlanilmaz bir gercek degil mi
sen hala bu kadar sevgili iken? Özlemek, bu kadar özlemek,etini kemigini yakarcasina özlemek. Cok kötü degil mi?Bu kadar özleyip onu görememek, ona dokunamamak, onu isitememek , artik sonunun "Pi" hali degil mi? Biliyorsun degil mi? Ne kadar umutsuz bir arayistir o, kalabalik caddede gecen binlerce yüze bakmak belki bir kez daha görebilmek icin o yüzü, belki biraz önce gecti bu kaldirimdan diye düsünmek,
belki su an arkamda yürüyen insanlarin icinde bir yerde demek, belki su an üzerimdedir gözleri diye paranoyalar yasamak ne zordur degil mi?
Ne kadar eritir insani fark etmeden. Sende biliyorsun degil mi bunlari.?
Bir sinema koltugunda sende iki kisi gibi oturdun mu hic? Hic iki kisi gibi zevk aldin mi bir konserden yalniz basina. Güzel bir kafe kesfettiginde, güzel bir film seyrettiginde, güzel bir sarki dinlediginde güzellikleri oranynda eksik kaldıklarını hissettin mi paylasamadigin icin onunla. Bir barin kalabaliginda hic yarim vücudunla sallandin mi ortada? Hic iki kisilik beyninle yarim insan olabildin mi? Baktiginda aynana sadece yüzünün bir yarisini gördügün oldu mu hic? Sana hayatindaki en büyük yoksunlugu yasatandan nefret edemedigin zamanlar oldu mu hic? Gözünün icine baka baka kolunu bacagini kesen bir insanin yüzüne sevgi dolu bir gülümseme ile bakabildigin zamanlar oldu mu hic? Hayatta inanligin bütün degerlerini altüst eden birisine ask siirleri yazabildin mi? Onu icinde korumanin seni yok etmek oldugu zamanlara feda oldun mu hic? Icinde aglayan cocuga umut sarkilari söyleyemedi?in, özlemini, susuzluğunu, açlığını gideremedigin zamanlar oldu mu hic? Kanayan yarasini gördügün ama merhem olamadigin zamanlar. Gücünün, hani o tanrisal gücünün bir cocugun aglamasini susturamayacak kadar oldugunu gördügün zamanlar oldu mu hic?
Hiiiiiiic.... Hiic
Sevda.TK
nünü - avatarı
nünü
Ziyaretçi
13 Kasım 2007       Mesaj #1399
nünü - avatarı
Ziyaretçi
GECE VE KADIN

Gece, disarda garip bir sessizlik icinde odasinda bunca sessizlik icinde, bu sessizlikten daha da tinisiz bir yoklukla kendini dinleyen kadini seyrediyordu: Sordu kendine kadin;

`Mutlu musun ey kendini arayan kadin?`

`Mutluyum` diye kolayca cevap verebilirdi kendisini gormemis, kesfetmemis, mutsuzlugunun ustunde suc ustu yakalamamis birine. Kendine yalan soylemesi hic olmayacak bir sey degildi belki, ama artik kendisi de inanmiyordu soyledigi yalanlarina.

Mutlu muydu? Hayir! Peki mutsuz muydu? Mutsuzum demeye de dili varmiyordu. Bir insan hem mutluluga hem mutsuzluga nasil ayni `degil` cevabini verebilirdiki?

Ruhunu cilgina ceviren belirsizlik geldi aklina: Bu da ayni celiskilerin ve belirsizliklerin bir devami gibiydi. Neden mutlu degildi peki? Sordu kadin:

`Kizim neyin var senin, neden bunca olanak icindeki bu mutsuz hallerin?`

`Mutsuzum` dedi ya, korktu hemen, duzeltti bu sozunu. Neden mutlu degilsin diye sordu bu defa. Bu soz mutsuzlugunu saklayan iyi bir kilifti aslinda. Ya da belirli bir sure idare edebilirdi.

Gece disarda bu garip soylesiyi seyrediyordu. Sonunu belki de kadindan cok merak ediyordu.Kadinin duslerinin en derin hallerinde, bilincsizce ( belki de en buyuk bilincle) bedeninde gezinen ellerinin acliginin en yakin sahidiydi Gece.

Kadinin elleri bedenine gitti. Sicak bir oksanis, guzel ve ozel bir kadin oldugunu hatirlatan bir sevismenin ustunden ne kadar gecmisti acaba? Yok yok, tanrinin verdiklerine haksizlik ediyordu. Iyi bir is, iyi bir kariyeri, iyi bir aile, kendisini seven arkadaslari…Daha ne istiyordu?

Gece bu garip cekismeyi gulumseyerek takip ediyordu. Perdelerin ardinda nice kadin ve erkegin bu garip savasi yasadigini cok gormustu. Insanlar ne denli birbirine benziyordu. Kendini dusundu Gece; Bunca karanliga ragmen, insanlarin yalnizliklarina en cok kucak acan varlik olmasina ragmen biliyordu ki; bir cok sevismeye, bir cok siire, bir cok hikayeye kendisi ev sahipligi yapiyordu. Yalnizligin en buyuk simgesiyken bu yalnizliklarin sevismelere boyandigi ve silindigi anlarin ev sahibiydi. Bu kendi icinde celiski gibi gorunebilirdi. Ama yalnizligi kendisi yaratirken iste kendisi yine silebiliyordu. O zaman bu yasamda mutlu olmak icin bir neden var diye dusundu Gece. Sonra kadina verdi kendini yeniden:

Kadinin elleri bedeninde dolasiyordu. Sevme icgudusu acti, sevilme icgudusu acti. Dahasi hic yasatamadigi tutkusu, sehveti icinde yanardag patlamalarina gebeydi. Ustelik icindeki hayvanin aclik cigliklarini artik okudugu her siirin harflerinde, aska doymus her sevismeyi anlatan bir romanin her parcasinda daha net duyuyordu.

Mutsuz muydu? Evet, simdi bu anda, bu duygularin icinde mutsuzdu. `Neden peki bu mutsuzluga son vermiyorum, veremiyorum`diye dusundu. Bu kadar mi gucsuzum. Dunyalari yikabilecek gucu olduguna inanan kendisi, herkesin gelip akil danistigi kadin neden gucsuzluk icinde kivraniyordu. En cok bu caresiz halleri uzuyordu kendisini. Nedendi mutsuzluga son veremeyisi? Gece de sordu bu soruyu ayni anda; neden bu mutsuzluga son vermiyordu kadin?

Mutsuzluk yasamak, hayal kirikligi yasamak istemiyordu kadin. Tekrar yalnizlik yasamak, tekrar kirilmak istemiyordu. Gece guldu kadinin bu hallerine. Simdi oldugu duruma dusmekten korkuyordu. Zaten dusmeye korktugu huzunlu ve yalniz ve hatta aldatilmis durumun en derinindeydi.

Cok sey anlatiyordu kadinin korkusu. Simdi neden bu durumda oldugunu, ilerde nelerden pisman olacagini cok iyi anlatiyordu kadinin sorgulari.

Gece sessizce cekilecekti belki geriye; eger kadinin duslerindeki renkleri gormeseydi; kadin sevisiyordu... tutkuyla, ozlemle, hasretle; sevme ve sevilme icgudusuyle sevisiyordu. Bakti kadinin dudaklarindaki garip kivrilisa. Hazdan duslerine vuran renklerin izdusumu gibiydi.

Gece sordu bu kez; neden insan icinde zaten bulundugu bir duruma dusmekten korkar ve neden daha baslamadan pes eder hic denenmemisi yapmaktan? Neden insan kendi icindeki arzu ve isteklere yine kendi icinde buyuttugu korkularla engel olurdu?

Gece, `bunu anlamak zor` dedi. Sonra dikkatini baska bir perde arkasina verdi. Ayni hikayenin baska bir kahramanina verdi dikatini. Benzer sorgularin benzer mutsuzluguydu yasanan.....
H€L€N - avatarı
H€L€N
Ziyaretçi
13 Kasım 2007       Mesaj #1400
H€L€N - avatarı
Ziyaretçi
Elveda Birtanem..

Sabah uyandiginda midesinde bir yanma hissetti yanmanin nedeni aksam yedikleri degil uyanir uyanmaz bugün yapacaklarinin aklina gelmesiydi. Bugün 2 yildir götürmeye çalistigi bir birlikteligi bitirecekti aslinda bunda geç bile kalmisti. Bitmeli dedi içinden her gün; bu tatsiz uyanis bitmeli... Içinde bir muhakeme baslamisti, kendi kendine söyleniyordu:

“Ona da haksizlik etmek istemiyorum belki hatali olan benim.... Bulunmaz Hint kumasi degilim ya, görünüs olarak himmm yakisikli çocuk denilecek biri hiç degilim.... Ama yaptim çok çalistim bitmesin diye kendimle mantigimla çok kavga ettim olmadi....” Genç adam bunlari düsünürken surati sekilden sekille giriyordu. Süratle giyinerek disari çikti, bugüne kadar hiç bekletmemisti onu simdide bekletmemeliydi. Istanbul soguk ve yagmurlu bir Nisan ayi yasiyordu.Genç adam gökyüzüne bakarak iç geçirdi bulutlar bizim yasayacaklarimizi biliyor onlar bile agliyor halimize.

Birkaç saatlik yolculuktan sonra Kadiköy iskelesine geldi her zamanki gibi yine ilk kendisi gelmisti bulusma yerine. Birkaç dakikalik beklemeden sonra karsidan kiz arkadasinin geldigini gördü, simdi midesindeki agri daha da artmisti. Karsilama faslindan sonra Besiktas'a gitme karari aldilar, yolculuk sirasinda hiç konusmadilar; genç adam günesin yoklugunda grilesen denize bakiyordu. Genç kiz arkadasinin bu durgunluguna anlam verememisti, öyle ya nereden bilecekti bu gün ayrilik çanlarini çaldigini.

“Üsüdüm” dedi genç kiz, bu yolculuk boyunca edilen tek lafti. Besiktas'a geldiklerinde bir cafe de oturdular, genç kiz anlamisti kendisine bir sey söylenmek istendiginin... “Bana bir sey mi söylemek istiyorsun” dedi, genç adamin gözlerine bakarak. Genç adam gözlerini kaçirarak “evet” seklinde basini salladi.

Genç kiz daha da heyecanlanmisti. Biraz da sinirlenerek “söyle öyleyse ne diye bekliyorsun.”

Genç adam içini çektikten sonra “sence biz nereye kadar gidecegiz, daha dogrusu biz iyi bir ikiliyiz”

“Bunlari sorma geregini neden duydun.” dedi genç kiz.

Genç adam söze basladi: “bak canim bundan birkaç ay önce aksam saat 11:00 civariydi sanirim, hatirladin mi?

Genç kiz “evet hatirladim” dedi, ama genç adam genç kizin sözünü bitirmesini beklemeden “o aksam seni düsünüyordum diger aksamlarda oldugu gibi senin için bir siir yazmistim onu o an sana okumak istemistim, sana telefon açtigimda siirimi bile dinlemeden simdi sirasi mi canim ya senin de isin gücün yok mu demistin bana. Biliyor musun o an bir kaç yumruk yedikten sonra kroki durumuna düsen bir boksör gibi olmustum sessiz kalip özür dileyerek telefonu kapatmistim. Daha sonra bu siiri benden hiç istememistin. Ve bunun gibi bir çok defa tartismamiz oldu. Geçenlerde hasta olup yataklara düstügümde arkadaslarimla birlikte sen de gelmis, Meral'in bana sen sanslisin Nalan sana bakar sözüne karsilik sinirli bir edayla “aaaa banane isim yok da sana bakacagim, annen baksin demistin bunu da hatirladin mi?”

Genç kiz tekrar “evet” dedikten sonra saskin saskin “evet ama bunlari neden hatirlatiyorsun bilmiyorum. Biliyorsun benim kisiligim böyle, duygusalligi sevmiyorum . Ve hasta bakici gibi göründügümü de kimse söyleyemez.”

Genç adam güldü “Evet canim bak burda haklisin, sen zaten olmak istesen bile bu kalbi tasidigin müddetçe hasta bakici hemsire falan olamazsin.”

Genç adam devam etti “bana simdiye kadar kaç kere sabahin erken saatlerinde güzel sözcüklerden olusan bir mesaj çektin, hiç hatta günün hiçbir saatinde çekmedin. Duygusalligi sevmeyebilirsin ama sen seni seven insanlari mutlu etmeyi de sevmiyorsun, halbuki ben senin tam tersine kendimden çok insanlari mutlu etmeyi seviyorum. Seni tanidigimdan beri her sabah aksam, gece yani seni andigim her saat tatli sözcük mesajim vardi senin için biliyor musun? seninle ben ak ile kara gibiyiz”

Genç kiz anlamisti, “yani ne istiyorsun benden sair olmami mi?”

Genç adam tekrar gülümsedi içinden dün gece verdigin ayrilik kararinin ne kadar dogru oldugunu düsünüyordu.

“Hayir dedi sair olmani istemiyorum zaten olamazsin da; yalniz biz ayrilmaliyiz, ayrilirsak ikimiz içinde en hayirlisi bu olacak.”

Genç kiz sasirmisti, “Neden ama ben seni seviyorum, senin de beni sevdigini saniyordum.”

Genç adam iç çekerek “hayir canim sen esas beni sevdigini saniyorsun, eger beni sevseydin simdi burda baska seyler konusuyor olurduk.”

Genç kizin gözleri yasarmisti, Genç adam cebinden çikardigi mendili uzatti, genç kiz göz yaslarini silerek kesik bir sesle “Sen bilirsin, umarim beni baska biri için birakmiyorsundur.”

Genç adam “Nasil böyle bir seyi düsünürsün, senden baska olmadi ve uzun sürede olacagini sanmiyorum.” Genç adam ve genç kiz iki sevgili olarak oturduklari masada artik iki yabanci gibi duruyorlardi. Istanbul yagmurlarla yikanirken yagmura iki sevgilinin umutlari da karisiyordu.

Birkaç dakika sesiz oturduktan sonra genç kiz “kalkalim istersen” dedi.

Genç adam ben biraz daha burda kalmak istiyorum, istersen sen kalkabilirsin. Genç kiz “tamam o zaman sana mutluluklar dilerim” diyerek elini uzatti. Genç kizin sesi ve eli titriyordu genç adam “arkadas olarak beraberiz ama sen istersen tabi” dedi. Genç kiz evet” anlaminda basini salladi ayrilirken son kez sarildilar birbirlerine.

Genç kiz uzaklasirken genç adam masada dondu kaldi vakit ögleni bulurken yagan yagmur yerini günese birakmisti, ama genç adam titriyordu onu titreten açan günese ragmen esen rüzgar miydi, yoksa kalbindeki ayrilik acisi miydi. Saatlerce dolasti devamli kendini sorguluyordu hatayi bastan yaptim diyordu, ama yasadigi güzel günlerde olmustu.”allahim” dedi “allahim güç ver bana”.

Dostlarini düsündü onlarin dediklerini düsündü. Arkadaslari sizler birbirine zit insanlarsiniz yol yakinken dönün bu yoldan dememis miydiler. Tabi ya dogru olani yapmisti. Saatler geçtiginde artik günes yerini yildizlara birakmisti, eve döndügünde yürümekten bitap duruma düsmüstü. Kendisini karsilayan annesine hiçbir sey söylemeden kendi odasina gitti. Gece bir türlü bitmek bilmiyordu anilarin agirligi altinda eziliyordu genç adam, ama sabah erken kalkip ajansa gidecekti, bunun için uyumasi gerekiyordu.

Birkaç saat sonra genç adam uykuya dalmayi basarmisti ve sabah 7'de saatin zirlamasiyla uyandi genç adam. Evden çikacagi zaman cep telefonuna bakti, mesaj ve 10 tane cevapsiz arama vardi. Genç adam yorgun oldugu için duymamisti telefonunun sesini. Cevapsiz arama ve mesaj canimcim'dan gelmisti canimcim onun Nalana taktigi isimdi, heyacanla mesaji açti mesajda sunlar yaziyordu.......

“Sadece onlari sevmeyi sevdim Hepsini onlarsiz yasadim da Bir seni sensiz yasayamiyorum Bu aski tek kalpte tasiyamiyorum Sana yemin güzel gözlüm bir tek seni sevdim Ve seni severek ölecegim, ELVEDA BIRTANEM.......”

evet, genç adam sasirmisti, mesajin gelis saatine bakti sabahin besini gösteriyordu güldü kahkahalar atarak güldü onu tanidigi ve arkadas oldugu günden beri ilk defa bir siir aliyordu ve ilk defa bu saatte araniyordu....

Heyecanla hizli arama yapti, çalan telefonu yabanci bir ses açti.

Genç adam “Nalan ile görüsebilirmiyim” dedi. Fakat karsidaki agliyordu, hiçkira hiçkira agliyordu; “Ben onun annesiyim yavrum, canim kizim bu sabah intihar etti. Gece odasinda birilerini arayip durdu, sabah odasinin isigini sönmemis görünce merak ederek odasina girdim, ama yavrum kendini asmisti.”

Genç adam beyninden vurulmusa döndü. Bir gün önceki mide agrisinin iki katini çekiyordu simdi. Oldugu yere yigilip kaldi.............

Birkaç ay sonra...

Iki doktor konusur. Doktorlardan biri digerine karsidaki hastanin durumunu soruyor ....

- haaa o mu, üç ay önce getirdiler elindeki cep telefonunu hiç birakmiyor, kendisi yüzünden bir genç kiz intihar etmis, o günden sonra o cep telefonu her zaman elinde devamli bir seyler yazip birine yolluyor. Geçenlerde merak ettim o uyurken gönderdigi numarayi aradim hayret ki numara 3 ay önce iptal edilmis, ve gelen mesajlarda bir siir:

“Sadece onlari sevmeyi sevdim Hepsini onlarsiz yasadim da Bir seni sensiz yasayamiyorum Bu aski tek kalpte tasiyamiyorum Sana yemin güzel gözlüm Sana yemin güzel gözlüm bir tek seni sevdim Ve seni severek ölecegim, ELVEDA BIRTANEM.......”

Sevda.TK

Benzer Konular

3 Aralık 2006 / Misafir Genel Mesajlar
16 Mayıs 2014 / NihLe Müslümanlık/İslamiyet
11 Haziran 2013 / Misafir Forum Oyunları
18 Aralık 2011 / ocean97 Genel Mesajlar
20 Haziran 2012 / ThinkerBeLL Edebiyat