Arama

Hikayeler ve Öyküler -1- [Arşiv] - Sayfa 131

Güncelleme: 3 Aralık 2006 Gösterim: 575.223 Cevap: 1.997
kambis - avatarı
kambis
Ziyaretçi
8 Ağustos 2006       Mesaj #1301
kambis - avatarı
Ziyaretçi
Can Dündar'dan...
TIKANIP KALDIGINDA HAYAT
Bir yerlerde tıkanıp kaldığında hayat, soluk almak güçleştiğinde,
Yüreğin susup, mantığın sürüklemeye başladığında ayaklarını,
Dağlara dönmeli yüzünü insan.
Yeni patikalar, yeni yollar seçmeli, yüreğini ferahlatacak;
Yeni insanlarla tanışmalı, yeni keşifler yapacak.....
Hep isteyip de, bir gün yaparım diye ertelediği ne varsa, gerçekleştirmeyi denemeli!
Her gecen gece, ölüme bir gün daha yaklaştığını;
Zamanın bir nehir, kendisinin bir sal olup da,
O dursa da yolculuğun devam ettiğini anlamalı.
Baş döndürücü bir hızla geçiyorsa birbirinin aynı günler,
Her aksam ayni can sıkıntısıyla eve giriliyorsa,
Değiştirmeye çalışmalı bir şeyleri;
Küçük şeylerle başlamalı belki;
Örneğin, bir kaç durak önce inip servisten, otobüsten; yürümeli eve kadar,
Yüreğine takmalı güneş gözlüklerini; gördüğünü hissedebilmeli!
Sağlığını kaybedip, ölümle yüz yüze gelmeden önce, değerli olabilmeli hayat!
İlla büyük acılar çekmemeli, küçük mutlulukları fark etmek için!
Başkasının yerine koyabilmeli kendini;
Ağlayan birine "gül", inleyen birine "sus" dememeli!
Ağlayana omuz, inleyene çare olabilmeli!
Su adaletsiz, merhametsiz dünyaya ayak uydurmamalı;
Sevgisiz, soysuz kalarak!
Dikeni yüzünden hesap sormak yerine gülden,
Derin bir soluk alıp, hapsetmeli kokusunu içine...
Günesin doğuşunu seyretmeli;
Arada bir, seher yeli okşamalı saçlarını...
Karda, yağmurda; sevincine, coşkusuna; fırtınada borada;
Öfkesine, isyanına ortak olabilmeli doğanın!
Bir çocuğun ilk adımlarında umudu; bir gencin düşlerinde geleceği;
Bir yaşlının hatıralarında geçmişi görebilmeli!
Çalışmadan başarmayı, sevmeden sevilmeyi, mutlu etmeden mutlu olmayı beklememeli!
Ama küçük, ama büyük; her hayal kırıklığı, her acı;
Bir fırsat yasamdan yeni bir şeyler öğrenebilmek için; kaçırmamalı!
Çünkü; hiç düşmemişsen, el vermezsin kimseye kalkması için,
Hiç çaresiz kalmamışsan, dermanı olamazsın dertlerin;
Ağlamayı bilmiyorsan, neşesizdir kahkahaların;
Merhaba dememişsen, anlamsızdır elvedaların...
Ne, herkesi düşünmekten kendini; ne, kendini düşünmekten herkesi unutmalı!
Bilmeli; çok kısa olduğunu hayatın;
Hep vermek ya da hep almak için...
Sadece, anlatacak bir şeyleri olduğunda değil,
Söyleyecek bir şey bulamadığında da dinleyebilmeli!
Akli ve kalbiyle katılabilmeli sohbetlere...
Hafızası olmalı insanin;
Hiç değilse, aynı hataları, aynı bahanelerle tekrarlamaması için!
Soruları olmalı, yanıtları bulmak için bir ömür harcayacak!
Dostları olmalı, ruhunun ve zihninin sınırlarını zorlayacak!
Herkese yetecek kadar büyük olmalı sevgisi;
Ama, kapasitesi sınırlı olmalı yüreğinin ki, hakkini verebilsin sevdiklerinin;
Zaman bulabilsin; bir teşekkür, bir elveda için...
Yaşam dedikleri bir sınavsa eğer; asla vazgeçmemeli sevmek ve öğrenmekten;
Ama, herkesi sevemeyeceğini de her şeyi bilemeyeceğini de fark edebilmeli insan!
Tıpkı, her şeye sahip olamayacağı gibi...

Sponsorlu Bağlantılar
arwen - avatarı
arwen
Ziyaretçi
8 Ağustos 2006       Mesaj #1302
arwen - avatarı
Ziyaretçi
İlk Görüşte Aşk

Sponsorlu Bağlantılar


Genç delikanlı önünde yürüyen genç kızın sırtına dokunup:
-- Aman Allah'ım gerçekten omuz kemikleri!!! ben bunları kanat sanmıştım! babanız uzaylı mıydı? der
genç kız biraz şaşkın biraz tedirgin bir halde ve kısık bir sesle;
-- O da nerden çıktı?
-- Senin gibi bir güzel bu yeryüzünde yok çünkü!
dedi ve konuşmasına devam etti.
-- Bana yolu tarif edebilir misiniz?
genç kız yine şaşkın ve içinden "nerden çattım bu deliye yahu"
-- Ne yolu?Nereye?
genç delikanlı (sapık daha doğru ama biz genç adam diyelim)
-- Kalbine..kalbine..
geç kız iyice sinirlenmişti.
-- Aptal!Salak!..
genç delikanlı gayet pişkin ve o kadar da ukela ki;
-- Sesi sende duydun mu?
genç kız çıldırmışcasına,
-- Ne sesi?ben bir şey duymadım!!!!
-- Kalbim kırıldı? der ve devam eder;
-- Peki!babanız hırsız mıydı?
genç kız artık dayanamıyordu,hiddetlenmişti bir kere;
-- Hayır salak! hem ne alaka?!?
-- Gözlerinin yerine konulan elmasları kim,nerden çaldı o zaman?
genç kızın biraz hoşuna gitmişti.İstanbul gibi fethi zor olmalıydı ve fatihi de bir tane..genç delikanlı o kadar soğukkanlı ve kendinden emindi ve hiç beklenmedik bir anda genç kızı kendine doğru çekti ve!!! öptü...
genç kızın karşılığı gecikmedi..Şlakkk...Şlakkk..Şlakkkk..Bizim genç delikanlı alışık olsa gerek yine ukela bir tavırla;
-- bir aptalın sizi öpmesine izin verin ama! bir öpücüğün sizi kaba etmesine asla!!!bu kabalığımı bir ağacın yaprağına yazmak isterdim,sonbahar gelsin,yaprak kurusun ve unutulsun diye..Öfkeyi bir bulutun üstüne yazmak isterdim,yağmur yağsın, bulut yok olsun diye..Nefreti karların üstüne yazmak isterdim,güneş açsın,karlar erisin diye..Ve dostluğu ve sevgiyi yeni doğmuş bebeğin üstüne yazmak isterdim,onlar büyüsün ve tüm dünyayı sarsın diye..
genç kız bu sözler karşısında büyülenmişti ama film burada bitmek zorundaydı.Her zaman olduğu gibi sevenler kavuşmasın diye..

Misafir - avatarı
Misafir
Ziyaretçi
9 Ağustos 2006       Mesaj #1303
Misafir - avatarı
Ziyaretçi
yorgun akşamın sonunda yine, evimize çıkan yokuşu adımlıyorum.
her zaman türküler eşlik eder bana bu rampayı tırmanırken
yoksa çekilir mi bu zorluk
her akşam
her gün
.....
rampanın sonunu gördüm işte
her yer karanlık
sadece evlerin lambaları görünüyor
bir de çevresini aydınlatmak için çabalayan
sokak lambasının cılız ışığı
bu cılız ışığın altında bir çocuk
bir şeyler arıyor belli ki
yaklaştığımda komşumuzun bilmem hangi hanımından kaçıncı çocuğu
ama yüzünü tanıyorum
gülümsüyorum
akşam vakti bu karanlıkta ne aradığını soruyorum
paramı düşürdüm onu arıyorum diyor
hemen biliyorum o parayı kim bilir hangi zorluklarla annesinden kopardığını
ve yine biliyorum ki
bu çok küçük miktarda bir para
ben olsaydım diyorum BOŞVER deyip geçerdim!
ama çocuk:
iki yüz elli bin lira düşürdüm
sakız alacaktım o parayla diyor
sakız sevincinin kursağında kaldığını düşünmek nasıl da koyuyor bana
yalancıktan başlıyorum ben de aramaya
bulamayacağımı biliyorum o karanlıkta ufacık parayı
bak bulamadık diyorum
en iyisi ben sana veriyim olmaz mı diyorum
ilk başta istemiyor
çekiniyor ama
nasıl unutacak şekerli sakızı
onun sözünü dinlemeden eline veriyorum
kocaman iki yüz elli bini
elinden tutuyorum
hadi bakkala gidelim
istediğin ne varsa alayım
senin yarım kalan sakız sevincinle
benim yaram kalan hayallerimin arasında ne fark var çocuk
.....
bakkalda iken gözleri parlıyor
oysa ki az önce üzgündü
çok fazla da bir şey istemeden
bir CHEETOS diyor
renkiz dünyasını cheetosların renkli paketleriyle süslüyordu
böyle tadı geliyordu yalın ayak oynamanın
tamam diyorum
istiyorum ki daha fazla istesin
istemem diyor
bir tane de
hayalini kurduğunu sakızdan alıyor
yaşasın herkeslerden saklayarak çiğneyecek sakızı
ve bu gece ağzı çilek kokacak çocuğun
çilek yiyemese de
ellerinin cips yağını
annesi silecek hem de çok kızacak
kaç para diye soruyorum bakkala
şu kara çocuğun sevincinin bedeli
tam KAYBETTİM DERKEN BULDUĞU nun ücreti altı yüz bin liraymış
.....
soğuktan titreyen ellerini tutuyorum
birden fark ediyorum
asıl elleri soğuk olan benim
ısıtıyoruz birbirimizin ellerini
senin adın ne diyorum
eyüp mü?
hayır diyor ben ibrahim
ne güzel ismin var ibrahim diyorum
Ona ibrahim peygamberi anlatmak için niyetlendiğimde
yollarımız ayrılıyor ibrahimle
acele edip açtığı paketten taso arıyor meraklı gözlerle
ben gidiyorum
iyi akşamlar dediğimde
dikkat kesiliyor bana
sana da ablacım diyor
el sallıyorum cılız lambanın altında
gözümün önünden gitmeyen gülüşüyle
o da bana el sallıyor
......
aynı gece evdeyim
gece bilmem saat kaç?
çayım her zamanki gibi zift
olabildiğince şekersiz !
ellerim dua pozisyonunu alır almaz
dilim başlıyor yalvarmaya
gözlerim bu anı beklermiş gibi
beni hiç dinlemeden gümüşten yollar yapıyor
elma rengi yanaklarımda
allah'ım diyorum
İsmini anarken
hiç bir engel yok
dilim Allah der
kalbim söyle ya kulum
dilim lebbeyk der
gönlüm bir muştu ister
beni mutluluğuna vesile kıldığın İbrahim'in gözleri hatrına
onun kirli yüzü
soğuk elleri hatrına
affet !
Kimin kazanıp kimin kaybettiği senin yanında malumdur
beni kazananlardan eyle
tam kaybettim derken bulanlardan eyle
ve
bulduğunun değerini bilenlerden eyle !
amin de gönlüm
amin de kalbim
amin de yüreğim
amin deyin gözlerim
amin deyin ellerim
amin de İBRAHİM.
asla_asla_deme - avatarı
asla_asla_deme
VIP Never Say Never Agaın
9 Ağustos 2006       Mesaj #1304
asla_asla_deme - avatarı
VIP Never Say Never Agaın
>>>KÜÇÜK ÇOCUK, baloncuyu büyülenmiş gibi takip ederken şaşkınlığını
>>>gizleyemiyordu. Onu hayrete düşüren şey, "bizim eve bile sığmaz" dediği o
>>>güzelim balonların, adamı nasıl havaya kaldırmadığıydı. Baloncu dinlenmek
>>>için durakladığında o da duruyor ve sonra yine takibe koyuluyordu. Bir
>>>ara adamın kendisine baktığını fark ederek ona doğru yaklaştı ve titrek
>>>bir sesle:
>>>
>>>- Baloncu amca!, dedi. Biliyor musun, benim hiç balonum olmadı.
>>>
>>>Adam, çocuğu şöyle bir süzdükten sonra.
>>>
>>>- Paran var mı? diye sordu. Sen onu söyle.
>>>
>>>- Bayramda vardı!, diye atıldı çocuk. Önümüzdeki bayramda yine olacak.
>>>
>>>- Öyleyse o zaman gel!, dedi adam. Acelem yok, beklerim.
>>>
>>>Küçük çocuk sessizce geri döndü. O âna kadar balonlardan ayıramadığı
>>>gözleri dolu dolu olmuş, yürümeye bile mecali kalmamıştı. Birkaç adım
>>>attıktan sonra onlara tekrar baktığında, gördüklerine inanamadı.
>>>Balonlar, her nasılsa adamın elinden kurtulmuş ve yol kenarındaki büyük
>>>bir akasya ağacının dallarına takılmıştı.
>>>
>>>Çocuk, olup bitenleri hayretle seyrederken, baloncu ona dönüp.
>>>
>>>- Küçüük!. diye seslendi. Balonları ağaçtan kurtarırsan birini sana
>>>veririm.
>>>
>>>Yapılan teklif, yavrucağın aklını başından almıştı. Kalbi sanki yerinden
>>>çıkacaktı. Ağacın altına doğru yöneldi ve ayakkabılarını aceleyle
>>>fırlatıp tırmanmaya başladı. Hedefine yaklaşırken duyduğu sevinç,
>>>bacaklarını kanatan akasya dikenlerinin acısını hissettirmiyordu.
>>>Balonlara güç bela ulaştığında, bir müddet onları seyretti ve dallara
>>>dolanan ipi çözerek baloncuya sarkıttı. Ancak balonlardan biri gruptan
>>>kopmuş ve dalların arasına sıkışmıştı. Hemen yanında da dikenler vardı.
>>>Çocuk onu kurtarmaya çalışsa, bu dikenler onu patlatacaktı. Balona hiç
>>>dokunmayıp aşağı indi ve baloncuya dönerek:
>>>
>>>- Birini bana verecektiniz!, dedi. Hangi balon o?
>>>
>>>Adam, elinin tersiyle burnunu silip:
>>>
>>>- Seninki ağaçta kaldı ufaklık!, dedi. Çıkıp alabilirsin.
>>>
>>>Çocuk, bu sefer ayakta bile duramadı. Ve kaldırım kenarına oturup
>>>baloncunun uzaklaşmasını bekledikten sonra, dallar arasında parıldayan
>>>balonuna bakarak:
>>>
>>>- Olsun!, diye mırıldandı. Ağaç üstünde de olsa, bir balonum var ya
>>>artık!.
>>>
>>>_________________________________________________________________
>>>Mutluluga kavusmak için bizde her fedakarlıgı göstermeliyiz . ve BENCE :
>>>Aşkta Böyle bir şey işte platonikte olsa aşkım var diyebiliyoruz bazı
>>>durumlarda
Şeytan Yaşamak İçin Her Şeyi Yapar....
Mystic@L - avatarı
Mystic@L
Ziyaretçi
9 Ağustos 2006       Mesaj #1305
Mystic@L - avatarı
Ziyaretçi
SENİ İLK GÖRDÜĞÜM GÜN BAŞKA KİM VARSA SİLİNİP GİTTİ HAYTIMDAN
TATLI ANILAR BİR YANA. BANA ACI VERMİŞ KİM VARSA, HANGİ OLAY VARSA
O AN ZİHNİMDEN SİLNİP GİTMİŞTİ YEPYENİ TEREMİZ BİR BAŞLANGIÇTI BU
YAŞAMIN İKİYÜZLÜĞNÜDEN SOYUNP KARSINA EN SAF, EN YALIN HALİMLE
ÇIKMŞTM SANA AİT OLANI YAŞAMAK İSTİYORDUM. AŞKSA AŞK, SEVİNÇSE SEVİNÇ,HÜZÜNSE HÜZN, ACIYSA ACI, SENDEN GELEN VE GELCEK OLAN HİÇBİRŞEY KORKUTMUYORDU BENİ
SEN YANIMDA OLDUKTAN SNRA HERŞEYE DAYANABİLECEĞİMİ BİLYORDUM
NE DESEM DE SEVDAMI ANLATSAM DİYE DÜŞNYORDUM BUGUNE KADR SÖYLENMİŞ EN GÜZEL SEVGİ SÖZCÜKLERİNİ BİLE SANA DUYDUĞUM SEVGİYİ
İFADE EDMİYECEK DİYE KORKUYORDUM. NERY GİDERSEM GİDEYİM YANIMDA GÖTÜRÜYORDUM SENİ. HİÇ YALNIZ DEĞİLDİM BU YÜZDEN.
HİÇ AMA HİÇ BİTMESİNİ STEMİYORDUM. AMA BEN BİLE NASIL ODUĞUNU ANLAMDAN BİTTİ İŞTE. HEP BUGUNE KADAR KENDİ KENDİME NEDEN DİYE SORDUM. AMA CEVABINI BULAMDIM. BENİ KIRGINLIKARLA, ÇELİŞKİLERLE,
CEVABI SENDE OLAN BİR SÜRÜ SORUYLA VE BİTMEK TÜKENMK BİLMEYEN
KEŞKELERLE BIRAKTIN.BANA ONCA ACI VERDİN AMA YÜREĞİM DÜŞMANIN OLAMIYOR.HER GÜN ALBİLDĞİNCE YANIYOR…İSTESEMDE İSTEMESEMDE SENİ ÖZLÜYORUM BİLMEM BİLYORMUSUN?
GAYEM SANA ZARAR VERMEK DEĞİL , SENİ İNCİTMEK,KIRIP DÖKMEK DEĞİLDİ.ACILARINA , YAŞAM MÜCADELENE, GÖZLERİMDE BULDUĞUM HUZURA ORTAK OLUP, YÜREĞİMİ YÜREĞİNE, ÖMRÜMÜ ÖMRÜNE KATIP,
SENİ MUTLU ETMEK İSTİYORDUM. BEN SENDE SADECE SANA VERDİĞİM SEVGİYİ KABULLENİP, BUSEVGİYİ YAŞAMANI İSTEMİŞTM. AMA SEN YAPTIN?
YÜREĞİMDE KALIP SALTANAT SÜRMEK VARKEN, BENİ SIRADAN BİRŞEYMİŞ GİBİ ELİNI TERSİYLE İTTİN. SORUYORUM SNA ÇOK SEVİLMEK BU KADAR KÖTÜMÜYDÜ?GERÇKTN BÖYLESİNE AĞIRMIYDI? SANA BU SEVGİY VERMEKTE BU KADR DİRETTİĞM İÇİN BAĞIŞLA ADI ÜZERİNDE SEVDAYDI BENDEKİ. BÜTÜN GÜZELLİKLERİ , BÜTN KAİNATI SENİ SEVMESİ ÇN BİRİNE VRSEYDİN YINEDE BU KADAR SEVİLMEZDİN. YÜREĞİMİ KOPARIP ATMAK MUMKUN OLSAYDI HİÇ DÜŞNMEDEN KOPARIP ATARDIM.
BAŞIMI ELLERİMN ARASINA NE İLK NEDE SON ALIŞIM. İLK ACIM DEĞİL AMA EN BÜYÜK ACIMSN.BİR LİMANDYIM VE SENIN BİNDİĞN GEMİ ÇOKTAN UZAKLŞIP GİTTİ. CANIM ACIYOR VE SENİ HALA ÖZLÜYORUM...
arwen - avatarı
arwen
Ziyaretçi
10 Ağustos 2006       Mesaj #1306
arwen - avatarı
Ziyaretçi
İnsan Niçin Sever?



Bunu daha önceleri hiç düşünmemiştim.
Ta ki senle tanışana kadar.
Daha sonra bunu enine boyuna düşündüm.
Hiç kimseyi sevmemiştim şimdiye kadar.
Sadece seni sevdim.
Olasılıklar girdi devreye. İhtimaller...
Onları aradan çıkarmak bütün gücümü yedi benim.
Belki de biliyordum. Hep böyle sürecekti bu. Böyle geldiği gibi.
Sonuçları hesaba katmadım senle konuşurken.
Çünkü ben olay sarhoşuydum.
Çok mutluydum. Çok...
Ama olmadı.
Her güzel şeyin bir sonu olduğunu çok acı bir tecrübe sonucu öğrendim.
Ne, neden, niçinlere takıldım.
Her hareketinden farklı bir anlam çıkardım.
Aslını öğrenmeden eleştirdim. Asla öğrenemeyeceğim bişey olan aslını.
Kendimde senle yüz yüze konuşacak cesareti bile bulamadım.
Aslında senin reddetmenden korktum. Yanına gelmekten korktuğum gibi...
Kendimi duygusal hissettiğim zamanlarda oturup ağlayasım geldi.
Kendimi düşündüm. Ne yapacağımı düşündüm.
Hiçbir şey yapamayacağımı anladım.
Belki de tek özelliğim dünyada sadece bir tane benim gibi bir Hüseyin'in olmasıydı.
Ama diğer insanlarda öyle değil mi?
Onlar da tekler. Herkes, herkes tek...
Ve bir yemin ettim.
Hayatımda pek yapmadığım bir şeydir geleceğe dair yeminler etmek.
Ama yaptım.
Bunu senin yüzünden yaptım.
Senin hasretinden yaptım.
Ama senden hiç vazgeçmedim.
Seni her gördüğümde içimde bir şeyler yeniden kıpırdardı.
Heyecanlıydım.
Gençlik ateşi diye nitelendiremedim çevremin yaptığı gibi.
Çünkü ben çevrem değildim.
Ben bendim.
Mystic@L - avatarı
Mystic@L
Ziyaretçi
10 Ağustos 2006       Mesaj #1307
Mystic@L - avatarı
Ziyaretçi
Bu aşk hikayesinin Aşık Kerem ya da Kerem Dede diye anılan Azerbaycan yöresi halk şairinin aşk serüvenini konu eden şiirleri halk arasında yayıldıktan sonra adı bilinmeyen halk hikayecileri tarafından bu şiirler çerçevesinde oluşturulduğu ileri sürülür .( XVII. yy. )

İsfahan Padişahı'nın oğlu Kerem keşiş kızı Aslı'ya gönül verir .Ancak din ayrılığı yüzünden onunla evlenmesi mümkün olmaz . İlden ile göçen keşişle kızı Aslı'nın ardından uzun yolculuklar yapan delikanlı Halep Paşası'nın emri üzerine Aslı'yla evlendirilir .Ancak düğün gecesi keşişin kızına giydirdiği gömleğin düğmeleri bir türlü çözülmeyince Kerem ah edip yanarak ölür . Onun külleri arasında kalmış kıvılcımla Aslı'da saçlarından tutuşup can verir .

Hikaye boyunca Kerem arkadaşı Sofu'yla birlikte uzun yollar aşar . Anadolu'nun birçok yerini gezer ,Hanlarda kahvelerde şiirler söyler ,yollara , dağlara , akarsulara, hayvanlara Aslı'ya benzettiği güzellere şiirler söyleyerek derdini anlatır .Aslı'yı yakından görebilmek için kızın annesine bütün dişlerini çektirir .

Hikayeye olağanüstü ögeler de karışmıştır .İki sevgilinin doğumları bir dervişin verdiği sihirli elmayla olmuştur .Zorda kalan Kerem'i Hızır kurtarır .Dağlar ırmaklar o şiir söyleyince geçit verir .

Sevgilisine kavuşma yolunda çileler çeken ve onun uğrunda yanan Kerem , modern edebiyatta bir ülküye bağlanıp can verebilen kahramanın simgesi sayılmıştır .


DEsssT16 - avatarı
DEsssT16
Ziyaretçi
10 Ağustos 2006       Mesaj #1308
DEsssT16 - avatarı
Ziyaretçi
LEYLÂ ile MECNÛN


Mecnun, bir kabile reisinin dualar ve adaklarla dünyaya gelmiş olan Kays adlı oğludur.
Okulda bir başka kabile reisinin kızı olan Leyla ile tanışır.
Bu iki genç birbirlerine aşık olurlar. Okulda başlayıp gittikçe alevlenen
bu macerayı Leyla'nın annesi öğrenir.
Kızının bu durumuna kızan annesi, kızına çıkışır ve bir daha okula göndermez.
Kays okulda Leyla' yı göremeyince üzüntüden çılgına döner,
başını alıp çöllere gider ve Mecnun diye anılmaya başlar.

Mecnun' un babası, oğlunu bu durumdan kurtarmak için Leyla'yı isterse de Mecnun
(deli, çılgın) oldu diye Leyla' yı vermezler. Leyla evden kaçarak, Mecnun' u çölde bulur.
Halbuki o, çölde âhular, ceylanlar ve kuşlarla arkadaşlık etmektedir ve
mecâzî aşktan ilâhî aşka yükselmiştir. Bu sebeple Leylâ' yı tanımaz.
Babası Mecnûn' u iyileşmesi için Kâbe' ye götürür.
Duâların kabul olduğu bu yerde Mecnûn,
kendisindeki aşkını daha da arttırması için Allahü Tealâya duâ eder:

"Ya Rab belâ-yı aşk ile kıl âşinâ beni
Bir dem belâ-yı aşkdan etme cüdâ beni."

Duâsı neticesi aşkı daha da çoğalır ve bütün vaktini çöllerde geçirmeye başlar.
Diğer tarafta ise Leylâ da aşk ıstırabı içindedir.

Bir zaman sonra âilesi, Leylâ' yı İbn-i Selâm isimli zengin ve îtibârlı birine verir.
Ancak, Leylâ kendisini bir perinin sevdiğini ve eğer kendisine dokunursa ikisinin de
mahvolacağını söyleyerek İbn-i Selâm' ı vuslatından uzak tutmayı başarır.

Mecnûn, çölde, Leylâ' nın evlendiğini arkadaşı Zeyd' den işitince çok üzülür.
Leylâ' ya acı bir sitem mektubu gönderir.
Leylâ da durumunu bir mektupla Mecnûn' a anlatır.
Kendisini anlamadığından dolayı o da sitem eder.

Bir müddet sonra Mecnûn' un âhı tutarak İbn-i Selâm ölür. Leylâ baba evine döner.
Bir çok tereddütten sonra her şeyi göze alarak, Mecnûn' u çölde aramaya başlar.
Fakat Mecnûn, dünyadan elini eteğini çekmiş ilâhî aşk yüzünden Leylâ'nın
maddî varlığını unutmuştur. Leylâ, çölde Mecnûn' u bulduğu hâlde, Mecnûn onu tanımaz.
Leylâ onun erdiğini anlarsa da yine onsuz yaşayamaz. Hastalanıp yataklara düşer.
Kısa zaman sonra da ölür. Mecnûn, Leylâ' nın ölüm haberini öğrenir.
Gelip mezarını kucaklar, ağlayıp inler;

"Ya Rab manâ cism ü cân gerekmez
Cânânsuz cihân gerekmez."

Der, kabri kucaklayarak ölür.

Bir müddet sonra Mecnûn' un sâdık arkadaşı Zeyd rüyasında,
Cennet bahçelerinde birbiriyle buluşmuş iki mesut sevgili görür.
Bunlar kimdir? diye sorunca, derler ki:
"Bunlar Mecnûn ile onun vefalı sevgilisi Leylâ' dır. Aşk yoluna girip temiz öldükleri,
aşklarını dünya hevesleriyle kirletmedikleri için burada buluştular."
arwen - avatarı
arwen
Ziyaretçi
10 Ağustos 2006       Mesaj #1309
arwen - avatarı
Ziyaretçi
İnsanca Yaşamasını Bilelim



İnsanların gözlerine öyle bir perde çekilmiş ki hep yalancı mutluluklar peşinde koşup sevgiyi dostluğu şükretmeyi unutmuşlar hangimiz öyle değiliz ki ?

2002’nin haziran ayında bir köye gezmeye gitmiştim köyün yakınlarında bi ryerde indim biraz yürüdüğümde tarlada çalışan iki insanı gördüm tartışıyorlardı birisi otuz otuz beş yaşlarında uzun boyluydu diğeri ellinin üzerinde ak sakallı bir adamdı genç olan yaşlı adama sen hırsızın birisin diye yüksek sesle bağırıyor küfürler ediyordu tartışma gitgide büyüdü tam o sırada yaşlı adama elindeki değnekle vurmaya başladı ben o sırada içimde öyle bir acı duydum ki hemen adamın önüne atladım sen ne yapıyorsun utanmıyor musun dedim yaşlı adama vurmaya bu kez de bana sen ne karışıyorsun sen kimsin diye bağırmaya başladı ben susarak yaşlı adamı elinden tutup yerden kaldırdım ve oradan uzaklaştırdım sonra az ilerideki çeşmede yaşlı adam biraz dur dedi yüzünü yıkadı alnı kanıyordu yerden toprak aldı biraz suya tutup çamurlaştırarak alnına sürdü sonra yüzünü ve alnını iyice yıkadı ve bana döndü çok sağol oğlum dedi bana babam öleli 16 sene olmuş kimse oğlum dememişti böylesine sıcakça tam o sırada yaşlı adamın alnına baktım gözlerime inanamadım ne bir yara ne de bir çizik hiçbir şey kalmamış yüzü bir nur gibi parlıyordu içimi anlatamadığım bir duygu kaplamıştı kendimi alamayarak sordum baba sen kimsin neden tartıştın o adamla dedim yaşlı adam yüzüme bakarak ben hep gezerim her yeri acıkmıştım bahçesinden iki tane elma aldım sadece bu dedi ve yürümeye başladık ve bana dedi ki bu köy tüm ekinleri biçmiş dedi ben yine şaşkın şaşkın hepsi duruyor ya baba dedim hayır oğlum dedi onlar daha ekerken biçmişler dedi ve anladım ne demek istediğini haklısın baba dedim tekrar yüzüme bakarak bana üç kere sabret oğul dedi ben yine şaşkınlıkla bir şey söyleyemedim beni öptü ve ben başka yerlere gitmem lazım dedi ve uzaklaşmaya başladı o yaşlı dediğim adam o kadar hızlı yürümeye başladı ki peşinden gitmeye çalıştım küçük bir ağaçlığın içine girdi onu orada kaybettim aklımda o kadar çok soru vardı ki biran bana sabret sabret sabret sözleri aklıma geldi sanki içimdeki sıkıntıyı anlamıştı içim o kadar rahattı ki ben oradan köyün içine ilerlemeye başladım köyde bir kalabalık toplanmış ağlıyorlardı merak ettim sordum ne oldu dedim genç bir çocuk şo karşıdaki bahçeli tarlanın sahibi gelirken traktörü devirmiş iki ayağı da ezilmiş onun için ağlıyorlar hastaneye götürmek için taksi bekliyorlar dedi........
işte biz insanlar her zaman aç gözlülüğümüzün sanki bu dünya bize kalacakmış gibi davranıyoruz gelin biraz olsun insanca yaşamasını bilelim..
Mystic@L - avatarı
Mystic@L
Ziyaretçi
10 Ağustos 2006       Mesaj #1310
Mystic@L - avatarı
Ziyaretçi
Bir sabah Küçük çocuk okuldayken Ögretmeni seslenmis:
- Bugün resim yapacagiz.

Küçük çocuk çok sevinmis. Resim yapmayi çok severmis. Her türlü resim yapabilirmis: Aslanlar, kaplanlar, tavuklar, inekler, Trenler ve tekneler, Mum boyalarini çikarmis ve baslamis çizmeye ama ögretmeni:
- Bekleyin! Daha baslamayin.
diye bagirmis. Herkes hazirlana kadar beklemisler.
- Simdi Çiçek resmi yapacagiz.
demis ögretmeni, Küçük çocuk sevinmis. Çiçek resmi yapmayi çok severmis. Güzel güzel çiçekler yapmaya baslamis. Pembe, portakal rengi ve mavi rengarenk çiçekler. Ama ögretmeni
- Bekleyin! Ben size nasil yapacaginizi gösterecegim.
demis. Tahtaya bir çiçek resmi çizmis. Sapi yesil, kendisi kirmiziymis.
- Iste böyle. Tamam simdi baslayabilirsiniz.
demis ögretmeni. Küçük çocuk ögretmeninin çizdigi çiçege bakmis. Sonra da kendi çiçegine. Kendi çizdigi çiçegi daha fazla sevmis. Ama bunu söylememis. Kagidin öteki yüzünü çevirmis ve ögretmeninkine benzer bir çiçek çizmis. Yesil sapli kirmizi renkli bir çiçek. Baska bir gün Küçük çocuk kapiyi kendi basina açabilmeyi basardiginda ögretmeni
- Bugün hamur çalisacagiz.
demis. Küçük çocuk çok sevinmis. Hamurla oynamayi çok severmis. Hamurdan çesitli seyler yapabilirmis: yilanlar, kardan adamlar, Filler, fareler, arabalar, kamyonetler ve hamurunu yogurmaya baslamis. Ama ögretmeni;
- Bekleyin! Daha baslamayin.
diye bagirmis ve herkes hazirlanana kadar beklemisler.
- Simdi Tabak yapacagiz.
demis ögretmeni Küçük çocuk çok sevinmis Tabak yapmayi çok severmis. Çesitli boyalarda ve sekillerde tabaklar yapmaya baslamis. Ama ögretmeni;
- Bekleyin!. Ben size nasil yapilacagini gösterecegim.
demis ve herkese derin bir tabak nasil yapilir göstermis.
- Iste böyle. Tamam simdi baslayabilirsiniz.
demis ögretmeni Küçük çocuk bir ögretmeninin yaptigi tabaga bakmis bir de kendi yaptigi. Kendi yaptigi tabagi daha çok begenmis. Ama bunu kimseye söylememis. Hamurunu tekrar top haline getirmis ve ögretmeninkine benzer bir tabak yapmis. Bu derin bir tabakmis.

Çok geçmeden küçük çocuk beklemeyi ögrenmis izlemeyi de ögretmeninkine benzer seyler yapmayi da çok geçmeden kendine özgü seyler yaratamaz olmus Daha sonra küçük çocuk ve ailesi baska bir sehirde yeni bir eve tasinmislar ve küçük çocuk baska bir okula gitmek zorunda kalmis. Bu okul diger okuldan daha da büyükmüs ve disaridan içeriye açilan bir kapisi da yokmus. Oldukça büyük basamaklardan çikmak zorundaymis sinifina ulasmak için bir de uzun bir koridordan yürümek zorundaymis. Daha ilk gün ögretmeni;
- Bugün resim çizecegiz.
demis Küçük çocuk çok sevinmis ögretmeninin komut vermesini beklemis. Ama ögretmen hiçbir sey söylememis sadece sinifin içinde, ögrencilerin arasinda gezinmis. Küçük çocugun yanina gelince
- Resim çizmek istemiyor musun?
diye sormus.
- Istiyorum.
demis küçük çocuk.
- Ne çizecegiz?
diye sormus küçük çocuk
Ögretmeni;
- Buna sen karar vereceksin.
demis.
- Nasil çizecegim? diye sormus küçük çocuk
- Nasil istersen öyle.
demis ögretmeni.
- Hangi renkle boyayacagiz?
diye sormus küçük çocuk
- Hangi renkle istersen onla.
demis ögretmeni.
- Eger herkes ayni resmi çizerse, ayni renkle boyarsa kimin yaptigini nasil anlayabilirim?
demis ögretmeni.
- Bilmiyorum!
demis küçük çocuk ve pembe, portakal rengi ve mavi çiçekler yapmaya baslamis yeni okulunu çok sevmis ön kapidan sinifa bir kapisi olmasa bile!

Benzer Konular

17 Şubat 2016 / Misafir Genel Mesajlar
16 Mayıs 2014 / NihLe Müslümanlık/İslamiyet
18 Temmuz 2016 / Daisy-BT Edebiyat
18 Aralık 2011 / ocean97 Genel Mesajlar