Ziyaretçi
SEN ve Ben

Gözlerini kapat; evet, sadece sen ve ben; gözlerimizi açtığımızda bambaşka bir dünya olacak. Ya gülme, ben inanıyorum, tamam salakça ama olsun ne güzel işte…
Sakin kafayla rüyalarıma bile sahip çıkamadım. Kafanın sakin halini yakalamışken, sakin olmayan halindeki gereksiz çoğulluğumu düşünüyorum. Anlamsızım biliyorum, anlamsız olduğumda daha çok seviyorum kendimi. Sende bana anlam yükleme sakın, yükleme dedim ooo! hamal mıyım kardeşim ben? Onu yüklen, bunu yüklen, nedir canım yahu?
Annem günlerdir yolculukta, hani bir ara geliyor fark ediyorum, evde ayak izlerini takip ediyorum. Lavabonun önü kirliydi, temizlenmiş, odam toparlanmış, taraktaki saçlar temizlenmiş; bu hafta üç bin kilometre yaptı sanırım( tamam abarttım) ama kardeşim, hangi leylek sürüsüyle karşılaştın? Nedir bu seferilik, anlamadım. Ya bi dön gel, bi gel de yüzünü göreyim, oturup sohbet edelim. Ben yine yapmam işleri, sen yaparsın, aynı eski günlerdeki gibi. Eve gelince karanlık ve sessiz olması kadar kötü bir şey yokmuş. Puff…
Odamdan geçen karıncalarda yok. Buzdolabı süsleri, makyaj çantamın içinde, sinek vızz vızz ediyor kulağımın civarında, birazdan sinek savarla saldıracağım haberi yok. Canım sıkılıyor, işte asıl mesele bu zaten, canımın ne istediğini bilmediğim bir ay dönümü daha, koşmak istiyorum ama bacaklarımda derman yok, ağlamak istiyorum, gözlerim ağlamıyor; kaçmak istiyorum, yolu bulamıyorum, annemi özledim, seni özledim, kardeşimi özledim.
Baştan devrik bir cümle kurulmuş noktayı bekliyorum. Yeni cümleler kurulmadı daha, paragraf ne kadar uzar bilinmez ama bu cümleden çıkmalıyım.
Vücudumdaki benleri halka içine aldım, yenileri çıkarsa bilip, numaralandıracağım, çok işim var daha.
Yıkılmış kentler gördüm;
seni gördüm.
Bensizliğimin önünde;
sessizce duran senler gördüm.
Sessizce yıkılırken;
İkimizi gördüm.
Soluk soluğa kaçarken
Kentin ortasında
yangınlar çıkarırken gördüm ikimizi;
yaşayamadığımız kentleri ateşe verirken;
üşüyorum
Sponsorlu Bağlantılar

Gözlerini kapat; evet, sadece sen ve ben; gözlerimizi açtığımızda bambaşka bir dünya olacak. Ya gülme, ben inanıyorum, tamam salakça ama olsun ne güzel işte…
Sakin kafayla rüyalarıma bile sahip çıkamadım. Kafanın sakin halini yakalamışken, sakin olmayan halindeki gereksiz çoğulluğumu düşünüyorum. Anlamsızım biliyorum, anlamsız olduğumda daha çok seviyorum kendimi. Sende bana anlam yükleme sakın, yükleme dedim ooo! hamal mıyım kardeşim ben? Onu yüklen, bunu yüklen, nedir canım yahu?
Annem günlerdir yolculukta, hani bir ara geliyor fark ediyorum, evde ayak izlerini takip ediyorum. Lavabonun önü kirliydi, temizlenmiş, odam toparlanmış, taraktaki saçlar temizlenmiş; bu hafta üç bin kilometre yaptı sanırım( tamam abarttım) ama kardeşim, hangi leylek sürüsüyle karşılaştın? Nedir bu seferilik, anlamadım. Ya bi dön gel, bi gel de yüzünü göreyim, oturup sohbet edelim. Ben yine yapmam işleri, sen yaparsın, aynı eski günlerdeki gibi. Eve gelince karanlık ve sessiz olması kadar kötü bir şey yokmuş. Puff…
Odamdan geçen karıncalarda yok. Buzdolabı süsleri, makyaj çantamın içinde, sinek vızz vızz ediyor kulağımın civarında, birazdan sinek savarla saldıracağım haberi yok. Canım sıkılıyor, işte asıl mesele bu zaten, canımın ne istediğini bilmediğim bir ay dönümü daha, koşmak istiyorum ama bacaklarımda derman yok, ağlamak istiyorum, gözlerim ağlamıyor; kaçmak istiyorum, yolu bulamıyorum, annemi özledim, seni özledim, kardeşimi özledim.
Baştan devrik bir cümle kurulmuş noktayı bekliyorum. Yeni cümleler kurulmadı daha, paragraf ne kadar uzar bilinmez ama bu cümleden çıkmalıyım.
Vücudumdaki benleri halka içine aldım, yenileri çıkarsa bilip, numaralandıracağım, çok işim var daha.
Yıkılmış kentler gördüm;
seni gördüm.
Bensizliğimin önünde;
sessizce duran senler gördüm.
Sessizce yıkılırken;
İkimizi gördüm.
Soluk soluğa kaçarken
Kentin ortasında
yangınlar çıkarırken gördüm ikimizi;
yaşayamadığımız kentleri ateşe verirken;
üşüyorum

Sonsuz Aşk
