Arama

Kadın Sağlığı - Sayfa 14

Güncelleme: 25 Temmuz 2014 Gösterim: 321.215 Cevap: 357
Mystic@L - avatarı
Mystic@L
Ziyaretçi
25 Nisan 2006       Mesaj #131
Mystic@L - avatarı
Ziyaretçi
cilt bakımı

Sponsorlu Bağlantılar
PATLICAN MASKESİ : Dilimlenmiş yarım patlıcan iki bardak suda kaynatılır.Hazırlanan karışıma bir diş sarımsak eklenerek lapa haline getirilir.Buna kaymak katılarak krem haline getirilir.Bu karışım iki ay boyunca hergün tekrarlanmalıdır.

ETKİSİ : Tendeki mikropları arındırmada ve yüze canlı bir görünüm kazandırmada etkindir.

GusinapsE - avatarı
GusinapsE
Ziyaretçi
25 Nisan 2006       Mesaj #132
GusinapsE - avatarı
Ziyaretçi
Çalışan Annelere Çözüm Önerileri

Sponsorlu Bağlantılar
Sabah erkenden koşarak evden çıkıyorsunuz. Kapıdan çıkarken 5 yaşındaki oğlunuzun “Anne niye beni bırakıyorsun, seni özlüyorum.”diye seslenmesi içinizi burksa da yetişmek zorunda olduğunuz işniz var. Serviste günün iş programını kafanızdan yapmaya çalışırken oğlunuzun mahsun yüzü sık sık düşüncelerinizi bölüyor. Eşinizin çalışmalarınıza destek vermesi bile içinizdeki “ben oğlumu ihmal ediyorum. “ suçluluğunu gidermeye yetmiyor.
Her gün binlerce kadın bu duygularla çocuklarını eve, yuvaya ya da okula bırakarak işine gidiyor. İş hayatının kadınların sırtına getirdiği ek yükleri de unutmamak gerekiyor. Kadınlar hem iş yerinde, hem de evde yoğun bir tempoyla çalışıyor. Bu da kadınların daha gergin ve mutsuz olmasına yol açıyor. Tabii bu gerginlik çocukları da olumsuz etkiliyor.
Çocukların bakımının pek çok ailede annenin sorumlulğunda olmaya devam ettiğini belirten Acıbadem Sağlık Grubu Psikiyatri uzmanı Dr. Cantüre Mentürk, yaşanan sorunlarla ilgili şu değerlendirmeyi yapıyor. “Çocuklarda pek çok davranış bozukluğu, tavır koyma, karşıt olma ve karşı gelme durumları görülmektedir. Çocuklar, annenin işe gitmesini, ilgi ve sevginin azalması olarak yorumlayabilirler ya da ayrılma endişesi yaşayabilirler. Sonuç; gergin, sinirli, depresyonlu, anneler ve sinirli, ters davranışlı dayatmacı çocuklar ya da alt ıslatmalar, uyku bozuklukları, yemek problemleri,”

Anneler Yetersizlik Duygusu İçinde
Çalışan annelerin çocuklarıyla yeterince ilgilenmediklerini düşünmeleri yetersizlik duygusuna neden oluyor. Bu duyguyu, Dr. Cantüre Mentürk, “Hem işte hem de evdeki sorumluluklarında sürekli bir şeylerin eksik kaldığı duygusuna kapılmaktalar.” diye değerlendiriyor.
Kadınları etkileyen duygular yetersizlikle sınırlı değil. Dr. Mentürk, “Suçluluk duygusu, eşe karşı kızgınlık, yalnız bırakılmışlık hissi çokça rastlanan duygulardan. Bazen durum depresyona ve endişe bozukluğuna kadar ilerleyebiliyorlar. Çocuklar, annenin işe gitmesini ilgisizlik, terk edilme olarak yaşayabiliyorlar, davranış bozuklukları, sinirlilik, söz dinlememe, alt ıslatma, saldırganlaşma gibi belirtiler veya içe kapanma, kabuğuna çekilme gibi durumlar gösterebiliyorlar.” diyor.

Yanlış Davranışlar
Anneler, yetersizlik ve suçluluk duygusunun itelemesiyle çocukları şımartma yoluna aşırı oyuncak alımına başvurabiliyor. Çocuğun davranış bozukluklarına karşı aşırı hoşgörü göstermek ve sinir koymakta çekinmek de bir başka yanlış tutum. Çocuğun tavırlarına tepki göstermemek için kendini zorlayan annenin sonunda patlayıp bağırma ya da dayak gibi aşırı dozda tepkiler sergilediğini vurgulayan Dr. Cantüre Mentürk, Türk aile yapısıyla ilgili olarak da şöyle konuşuyor. “Türk toplumunda genelde, işten dönen annenin eşinden yardım alamaması yaygın. Ayrıca eski katı terbiye yöntemlerini bırakmış olan genç kuşak anne babalarda, eski yöntemlerin yerine ne konacağı konusunda bir kafa karışması gözlüyorum. Davranış terapisi denilen ve ABD’de yaygın olarak kullanılan ödül ceza yöntemleri henüz toplumumuzda yerleşmedi.”
Çalışan anne ve çocuğu arasında yaşanan sorunların tedavisi için Dr. Cantüre Mentürk sorunun boyutuna gore şu .çözüm önerilerinde bulunuyor. “Sorunun boyutuna gore, bazı yöntemlerin tartışıldığı 1-2 seanstan aile terapisine kadar uzanabilen tedaviler kullanılabilir.”

Anneler Nasıl Davranmalı?
· Çocuklara duygularını ifade etmeleri öğretilmeli
· Örneğin: “Sen şimdi yaramazlık yapıyorsun çünkü bana öyle geliyor ki, kızgınsın” gibi açıklamalar kullanılabilirler.
· Ancak, annelerin, çocukların sınırlara ve kurallara ihtiyaçları olduğunu unutmaması gerekiyor.
· Bu kuralların yerleştirilebimesi için ödül ve ceza yöntemleri kullanılmalı.


Tedavide Neler Yapılıyor?
· Anneye yalnız olmadığı aynı sorunu yaşayan binlerce kadın olduğu anlatılıyor
· Baba, daha fazla görev paylaşımına ve daha aktif bir role teşvik ediliyor.
· Anne ve babaya, çocuğa sınır koyma yöntemleri öğretiliyor.
· İşe gitmenin “terketmek” olmadığını çocuğu anlatma yolları gösteriliyor.
arwen - avatarı
arwen
Ziyaretçi
26 Nisan 2006       Mesaj #133
arwen - avatarı
Ziyaretçi
Fitness merkezleri, özellikle de spor yapmaya yeni başlıyorsanız oldukça yararlıdır. Ancak spor incinmelerinin neredeyse üçte biri de gene spor merkezlerinde yaşanır. En çok yapılan hata ise eksik hazırlık veya yanlış antrenmandır. Spora giden birçok kişi bir an önce çok şey başarmak ister ve kendi gücünü aşmaya çalışır. Saatlerce aynı alette çalışır. Bu da doğal olarak kaslarına veya bağlarına zarar verir. Hatta bazı kişiler sporu tek yönlü uygularlar. örneğin, sadece güçlenmek için antrenman yaparken, hareketliliği ihmal ederler. Bundan dolayı, yapılan faaliyete uygun değişik hareketlere de yer vardır. iyi bir antrenman için şunlara dikkat edin:

Mutlaka bilen birine danışın
Ne zaman ve nasıl antrenman yapacağınız sizin özel sınırlarınıza bağlı. Yine de bazı noktalara dikkat etmenizde yarar var.

Haftada kaç kez antrenman yapmalı?
Başlangıçta haftada bir - iki kez uygundur. Antrenman yapmak kadar dinlenme aşamaları da önemlidir. örneğin; salı ve cuma spor yapıp, arada dinlenmek gerekir. iki ay sonra bir üçüncü gün daha eklenebilir.

Bir alette ne kadar çalışmalı?
Bu, spor çeşidine ve kişinin gücüne göre değişir. Temel kural, bir çalışma en az yarım ve en çok bir saat sürmeli.

Günün hangi saatlerinde çalışmak uygun?
öğleden önce ve akşamları bedenin en fazla formda olduğu zamanlardır.

Ne kadarı fazla?
çoğu kişi kondisyonlarını çabuk yükseltmek ister. Bu konuda dikkat edilecek nokta şudur; eğer kişi yaptığı çalışmayı fazla zorlanmadan başarıyorsa ve kaslarında ağrı yoksa, çalışmasının üzerine çıkabilir. Bunun yanında dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta da; önce antrenman süresi, sonra da hız veya ağırlığın artırılması.

Spor kıyafeti nasıl olmalı?
Yanlış ayakkabılar veya çok dar spor kıyafetleri antrenmanın yanlış programlanmasının başlangıcı sayılır. Bundan dolayı antrenmana başlamadan önce giyeceğiniz spor kıyafetler hakkında bilgi edinmeniz gerekir.

Antreman aşamaları
1. Isınma: Spor kıyafetlerinin içine girip hemen antrenmana başlamak yanlıştır. Antrenman öncesi kasların, eklemlerin, bağların ısınması çok önemlidir. Vücudu harekete geçirerek, kan dolaşımını uyarma sonucu kaslardaki ısı arttar. Böylelikle yapılacak olan hareketlere konsantrasyon da arttırılmış olur. Isınma için verilen süre 15 dakikadır.

2. Antrenman: Kan dolaşımı canlandıysa; kaslar, bağlar, eklemler esnemiş ve ısınmışsa, asıl antrenmana başlayabilirsiniz. Burada önemli olan yavaş başlayıp, vücuda aniden yüklenmemek. Aşırı yorgunluk, konsentrasyon eksikliği veya ağrı hissedildiğinde, antrenman hemen bırakılmalı.

3. Soğuma: Yüzden sıfıra atlamak da en az soğuk bir halde antrenmana başlamak kadar tehlikelidir. Yumuşak bir soğumada (ısıyı atmada), vücut yavaş bir şekilde normal konuma getirilir, kaslar gevşetilir. Yani, burada ısınma programının aşamalarını tekrarlamak gerekir.

4. Dinlenme: Bunu artık hak ettiniz! Fakat antrenmandan sonra tembelleşmek yerine, aktif dinlenmeyi tercih etmeniz daha iyi olacaktır. Saunada tamamen terledikten sonra yumuşak bir masaj veya bir yürüyüş kaslarınızı tekrar forma sokabilir.

Ağrıların önüne geçebilirsiniz
Tam prosedüre uyarak yapılan spor faaliyetleri bile küçük spor yaralanmalarına yol açabilir. özellikle çok sık meydana gelen spor yaralanmalarından biri çarpmalardır. Böyle bir durumda acı fazla olabilir ve çarpan bölgede yaralanma görülebilir. Hatta bazen kan bile toplanabilir. ilkyardım olarak o bölgeyi soğutmanız gerekir. Ardından spor yaralanmalarına uygun bir merhem sürmeniz önerilir. Dikkat: şiddetli çarpmalarda kemikte kırılma meydana gelmiş olabilir. Bundan emin olmak için röntgen filmi çektirmeniz gerekir.

Fazla gerilmelerden dolayı kas gerilmesi yaşanabilir. Hafif bir durumda çoğunlukla buzla masaj yapmak veya kası dikkatlice esnetmek iyi gelebilir. Ağır yaralanmalarda ise yine buzla masaj yapmak, bölgeyi sargı beziyle sarmak ve birkaç saatliğine olabildiğince az hareket ettirmek gerekir.

Yanlış bir adım atıldığında ise burkulma meydana gelebilir. şişmelerde, şiddetli ağrılarda, morarmalarda, genellikle ayak bilekleri yaralanmalarından şüphelenilir. Böyle yaralanmalar ancak doktor tarafından tedavi edilir. Anında müdahale için öncelikle üzerine buz gibi soğutucu maddeler koymak ve ardından sargı beziyle sarmak önerilir.

Düşmeler ve sıyrık yaralarına spor yaralanmalarında ender ratlanmaz. ilk müdahalede, steril bir sıvıyla özellikle yaranın kenarlarınnı temizlenmesi, yaranın açıkta bırakılması veya gerekirse özel bir flasterle kapatılması uygun olabilir. Eğer yarada kir varsa, güvenli olması için tetanos aşısı yaptırmanız önerilir.

Morarmalar ve kas ağrıları daha az zararlı, fakat yine de rahatsız edici sayılır. Bir zorlanma sonrasında kaslarda ağrı veya kasılma meydana gelirse (normalde 12 saat sonra ağrımaya başlar), lokal bölgedeki kan dolaşımı harekete geçirilmeli. Bu tip ağrıları veya kasılmaları gidermek için, kasları zorlamadan hafif hareketler yapılabilir ve buna ek olarak sıcak beze sararak giderilebilir.
Son düzenleyen GusinapsE; 28 Nisan 2006 17:43
Mystic@L - avatarı
Mystic@L
Ziyaretçi
26 Nisan 2006       Mesaj #134
Mystic@L - avatarı
Ziyaretçi
• YULAF MASKESİ İLE SİYAH NOKTALARDAN KURTULUN

Yulaf ezmesi, cildin derinlemesine temizlenmesi ve siyah noktaların yok edilmesini sağlayan bir maskedir. Bu maske ayrıca cildin içinde dolaşan pislikleri temizleyip, cildin fazla yağlanmasını da engeller. Bu nedenle kuru ciltli kişiler tarafından pek fazla kullanılmamalıdır. Yulaf ezmesi maskesinin yapımı son derece basittir. Pişirdiğiniz yulafları süzdükten sonra, bunları geniş bir kabın içinde bir kaç dakika ezin. Hazırladığınız bu yulaf ezmesini yüzünüze sürdükten sonra 15 dakika kadar bekleyin. Daha sonra yüzünüzü ılık suyla temizleyin. Bu maskeyi vücudunuza da uygulayarak, şaşırtıcı sonuca ulaşabilirisiniz.

Evde yapabileceğiniz yüz maskeler

• Yumurta, bal, yoğurt evimizde hemen her zaman bulunan yiyecekler. Ama bu kez bunları yemek pişirirken değil, güzellik maskeleri uygularken kullanacağız. Hazır mısınız? O zaman tariflerimize başlıyoruz! Besleyici maske İçinde bulunan badem yağı ve yumurta sarısı sayesinde cildi sanki yeni doğmuş bir bebeğinki gibi yumuşacık yapan bu besleyici maskeyi ayda bir kez uygulayabilirsiniz.

Malzemeler

3 tatlı kaşığı toz haline getirilmiş badem

1 tatlı kaşığı tatlı badem yağı

1 tatlı kaşığı krema

1 adet yumurta sarısı

Hazırlanışı : Yoğun bir kıvama gelinceye kadar tüm Malzemeleri bir kasede karıştırın.

Uygulaması Gözlerin etrafına gelmeyecek şekilde maskeyi yüzünüze sürün. 15 20 dakika dinlenmeye bırakın. Ilık suyla durulayın.

Sonuç Kırışıkları gerilmiş, daha pürüzsüz bir cilt.

Pollyanna - avatarı
Pollyanna
Ziyaretçi
26 Nisan 2006       Mesaj #135
Pollyanna - avatarı
Ziyaretçi
Kıskançlığın dozu kaçmamalı
Kıskançlık dozunda olduğunda ilişkiye faydalı olabilir. Ancak aşırı kıskançlık en mutlu çiftlerin bile sonunu hazırlar..


Karı koca arasındaki kavgaların en önemli sebeplerinden biridir kıskançlık... Ancak uzmanlar kıskançlığın temelinde kaybetme korkusunun olduğunu ifade ediyor.

Kıskançlık kadın ve erkekte farklı şekillerde ortaya çıkmakla birlikte sonuçta kaybetme korkusu baskın... Kıskançlık ayrıca tek bir duygudan oluşmuyor. İntikam, korku, endişe, öfke hatta bazen şiddet gibi duygular da kıskançlığa eşlik ediyor. Günlük hayattaki ufak tefek kıskançlıklar her iki taraf için de pek bir sorun oluşturmamakla birlikte üst üste geldiğinde ya da kısıtlayıcı bir hal aldığında profesyonel yardım almak en doğrusu...

Kıskançlık sürekli sevdiğiniz insanı düşünmek, onun hakkında bazı senaryolar üretmek, her an 'acaba beni aldatıyor mu' şeklinde kendi kendinizi yemek haline geldiyse, durum ciddi demektir.

Kıskançlık dozunda olduğu sürece, var olan ilişkinin korunmasını bile sağlayabilir. Kişi karşındakine emek vermeye, onun kendisini değerli hissetmesi için çaba göstermeye yönelir. Ancak rahatsız edici ve mantık dışı boyutlara ulaştığında, çok zarar verici olabilir. Kıskançlığın etkilerini hafifletmek için yapılabilecekler var. İlişki terapisti Paula Hall, kıskançlığın etkilerini azaltmanın sabır ve çaba gerektirdiğini söylüyor.

Geçmişin etkileri
Çoğu zaman kıskançlığın altında geçmişte yaşanmış kötü tecrübeler, çocuklukta meydana gelen olaylar yatıyor olabilir. Hatta bazen siz bile farkına varmayabilirsiniz. Bu durumda bir uzman psikolog yardımı önem kazanır. Çocukluğunuzla ilgili bağlantı kuramıyorsanız o zaman şu noktaları gözden geçirmeniz faydalı olabilir: Kıskançlığınızın gerçekçi olup olmadığını gözden geçirin. Onu neden kıskandığınızı düşünün. Gerçekten ilişkinize yönelik bir tehdit söz konusu mu? Sizin tavırlarınız ilişkinizi kötüleşmesine neden mi? Kendi kendinize telkin edin. Kıskançlık belirtileri hissettiğinizde partnerinizin sizi sevdiğini, size bağlı olduğunu ve size saygı duyduğunu hatırlayın.
Son düzenleyen GusinapsE; 28 Nisan 2006 17:44
arwen - avatarı
arwen
Ziyaretçi
26 Nisan 2006       Mesaj #136
arwen - avatarı
Ziyaretçi
Hamilelik ve doğum sonrası dönemlerde tırnak, el ve ayaklarımızda dönemsel değişimler yaşıyoruz.
El ve ayak bakımına yönelik ihtiyaçlarımız söz konusu olduğunda;

Sıradan koltuklarda uzun süre oturamamak,
Bacaklarımızı uzattığımızda oluşan bel ve kasık ağrıları,
Hijyen endişelerimiz genel sıkıntılarımızdır.



Tırnakbar tüm problemleri son derece konforlu ve hijyenik hizmetiyle ortadan kaldırıyor.

Manikür ve pedikür için özel olarak geliştirilmiş, vücuda uyumlu biçimde ayarlanabilen, jakuzili ve masajlı pedispa cihazıyla manikür ve pedikürü keyfe dönüştürüyor. Tırnaklarımızda yaşadığınız dönemsel sıkıntıları profesyonel ürünler ve uygulama teknikleriyle ortadan kaldırıyor.


Son derece hijyenik şartlarda verdiği hizmetiyle içinizi rahatlatıyor.
Son düzenleyen GusinapsE; 28 Nisan 2006 17:44
ahmetseydi - avatarı
ahmetseydi
VIP Je Taime
26 Nisan 2006       Mesaj #137
ahmetseydi - avatarı
VIP Je Taime
Diyabet hastası kadınlar, gebe kalmadan 3 ay önce metabolik kontrollerini yaptırmalı. Kan şekeri kontrolünün sağlanması için de bebeğini emzirmeli


Bu yıl 41'incisi düzenlenen Ulusal Diyabet Kongresi'nde diyabet hastalarının en çok kalp hastalıkları nedeniyle hayatını kaybettiği ve diyabet rahatsızlığı olan bireylerin kardiyovasküler hastalıklara yakalanma riskinin olmayanlara göre 34 kat daha fazla olduğu vurgulandı. Buna yol açan en önemli risk faktörlerinin ise obezite ve hareketsizlik olduğu belirtildi. Risk yaratan faktörleri genel olarak şöyle sıralayabiliriz:


Kötü huylu kolesterolün ( LDL ) yüksek olması,
İyi huylu kolesterolün ( HDL ) düşük olması,
HbA1C ( kan şekerinin son üç aydaki durumunu gösteren ölçüt ) değerinin yüksek olması,
Kan basıncının yüksek olması,
Trigliserid düzeyinin yüksek olması...



Kan şekeri takibi çok önemli


Çoğunlukla Tip2 diyabet rahatsızlığı olan kişilerde görülen kardiyovasküler hastalık riskinin belirlenmesinde 'Tokluk Kan Şekeri'nin önemli bir rol oynar. Tedavi kapsamında, tokluk ve açlık kan şekeri takiplerinin düzenli yapılması gerekir. Kişinin kalp hastalığı varsa ve aynı zamanda şeker hastasıysa, LDL kolesterol değerinin 70 ve altına indirilmesi gerekir. Bununla birlikte HbA1C değerinin de %6,5'in altına çekilmesi önerilir.


Genellikle 35 yaş ve üzerinde olanlar ile 4.5 kg ve üzeri çocuk doğuranlarda görülen gebelik diyabeti de kongrede değinilen konu başlıklarından biriydi. Son gelişmelere göre, diyabet hastası bir kadın, gebe kalacaksa 3 ay öncesinden metabolik kontrollerinin yapılması ve HbA1C değerininde %6'nın altında olması hedefleniyor. Ayrıca bu bireylerde Tip2 DM gelişme riski %50 olduğundan doğum sonrası ideal kilosunun korunması ve sağlıklı beslenme planının hayata geçirilmesi çok önemli. Öte yandan uzmanlar, doğum yapan annenin emzirmesini tavsiye ediyor, çünkü böylece annede kan şekeri kontrolü kolayca sağlanıyor.
ѕнσω мυѕт gσ ση ツ
gölge_m - avatarı
gölge_m
Ziyaretçi
26 Nisan 2006       Mesaj #138
gölge_m - avatarı
Ziyaretçi
Uzun yıllar sağlıklı yaşam için altın öneriler

kadin006 1704
Uzmanlar diyet, cilt bakımı, kalp sağlığı ve spora dikkat edenler için uzun bir yaşamın mümkün olabileceğini vurguluyor.
Sağlıklı ve uzun bir yaşam için metabolizmaya çok dikkat edilmesi gerektiğinin altını çizen uzmanlar, sağlıklı bir uzun ömür için altın önerilerini şöyle sıralıyorlar:
  • Her gün düzenli olarak sırtınızı ve omzunuzu çalıştıran egzersizler yapmalısınız. Bu şekilde hem kaslarınız ve eklem yerleriniz çalışmış olur, hem de sırtınız dikleşir.
  • Korse tarzı vücudunuzu sıkı tutan giysilerden uzak durun. Bu tür giyecekler soluk alıp vermenizi zorlaştırarak akciğerlerinize basınç uygular ve tansiyonunuzun çıkmasına neden olur.
  • Uzun süre üzerinizde ceketle oturmayın. Ceket hareket etmenizi zorlaştıracağı gibi vücudunuzun duruşunu da bozar.
  • Kullandığınız sırt çantasının ağır olmamasına özen gösterin. Omuzlarınızda fazla yük olması sırt, bel ve diz ağrılarına yol açar.
  • Her zaman dik oturmaya ve düzenli olarak nefes alıp vermeye dikkat edin. Bu şekilde karın bölgenizdeki kaslar çalışacak ve sıkılaşacaktır.
  • Oturduğunuz yerde basit eklem ve kas hareketleri yapmaya çalışın.
  • Banyo yaptığınız suyun çok sıcak olmamasına dikkat edin. Uzun süre sıcak suyla banyo yapmak, cildiniz, kaslarınız ve de kalbiniz için zararlıdır.
  • Yattığınız yerin yanında cep telefonu, çalar saat, televizyon gibi manyetik dalgalar yayan aletlerin olmamasına dikkat edin. Bunlar vücudun bağışıklık sistemini zayıflatabilir, uyku düzeninizi bozar.
  • Tansiyonunuzu kontrol altında tutmak ve kemiklerinizin daha güçlü olmasını sağlamak adına her gün bir bardak elma suyu için.
  • Sebze ve meyve alırken en koyu olanları alın. Koyu renkli sebze ve meyveler açık renktekilere oranla daha fazla antioksidan madde içerirler.
  • Bir bardak yabanmersini suyu günlük C vitamini ihtiyacınızın tümünü karşılamaya yeter. Aynı zamanda idrar yollarınızı temizleyerek enfeksiyonları uzak tutar.Bir bardak portakal suyu günlük C vitamini ihtiyacınızın iki katını karşılayacaktır. C vitamini kan damarlarını korur, erken doğum riskini azaltır, ceninin omur bozukluğu geçirmesi riskini azaltır. C vitamini ihtiyacınızı acı biberden de karşılayabilirsiniz. Taze yeşil acı biber bir portakaldan daha fazla C vitamini içerir. Domates suyu antioksidan özelliğiyle mide kanseri riskini azaltır.
  • Günde yarım adet soğan yemek, hiç soğan yemeyenlere oranla mide kanseri riskini yüzde 50 oranında düşürür."
Mystic@L - avatarı
Mystic@L
Ziyaretçi
26 Nisan 2006       Mesaj #139
Mystic@L - avatarı
Ziyaretçi
KAYISI MASKESİ : Üç tutam defne yaprağı,bir tutam tarçın kayısı suyunda pişirilir.Bir adet yumurta ve yarım fincan süt karıştırılarak krem haline getirilir.

ETKİSİ
: Yüzdeki sivilcelerigidermek ve tene tazelik kazandırır.Saça uygulandığında dökülmeyi durdurur ve saçın geç ağarmasını sağlar.

• Onarıcı maske Özellikle yaz aylarında uzun süreli güneş banyolarının ardından uygulamak için ideal. Balın ve gliserinin yumuşatıcı etkileri sayesinde cildin nem oranını artıran bir maske.

Malzemeler


1 adet limon

3 çorba kaşığı bal

Gliserin

Hazırlanışı : Limon suyuyla balı hızlı hareketlerle iyice karıştırın. 15 gram gliserini ilave edin. Özlü bir karışım elde edinceye kadar karıştırın.

Uygulaması Hazırladığınız maskeyi masaj yapmadan yüzünüze ve boynunuza yayın. 15 dakika kadar yüzünüzde dinlendirdikten sonra ılık suyla
temizleyin.

Sonuç Cildi derinlemesine nemlendiriyor.
arwen - avatarı
arwen
Ziyaretçi
27 Nisan 2006       Mesaj #140
arwen - avatarı
Ziyaretçi
Stres Reçeteleri 1. Gerginlik ve strese bagli sindirim sorunlarina karsi: Birer küçük kahve kasigi kadar rezene, anason, pelin otu, papatya ve sadece bir-iki granül lavanta 30 saniye kadar kaynatilip, iki üç dakika da demlenecek. Bu çay midede gazlarin giderilmesine yardimci oluyor.

2. Genel sikinti ve huzursuzluga karsi: Kendini iyi hissetmeye yardimci olmak için; sari kantaron, bir tutam melissa veya ogul otu. Bir-iki dakika kaynatilacak iki üç dakika demlenecek. Içine ince bir dilim limon konabilir. Günde3-4 fincan içilebilir.

3. Heyecana karsi: iki küçük granül lavanta, iki-üç yaprak melissa, kedi otu. Bunlar bir dakika kaynatilacak, iki-üç dakika demlenecek. Içine ince limon konabilir. Günde 2-3 fincan içilebilir.

Benzer Konular

11 Aralık 2014 / ThinkerBeLL Sağlıklı Yaşam
19 Şubat 2013 / Demir YumruK Taslak Konular