Üye Ol - Soru/Cevap
Geri Dön   MsXLabs MK > :: Akademik Forumlar :: > Psikoloji ve Psikiyatri
Sponsor Bağlantılar
Cevap Yeni Konu Aç
Eski 15-07-2008   #26 (mesaj-linki)
Cvp: Psikoloji ile ilgili Makaleler      

Hızlı ve tehlikeli araç kullanımının perde arkası

Trafikte araç kullanımında uyulması gereken kurallar, geçmiş yıllarda uzun süreli araştırmalardan elde edilen verilerden ve kimisi hayat kayıplarına yol açan üzücü deneyimlerden, kimisi de göreceli olarak daha az sıkıntıya yol açan maddi kayıpların sonuçlarından sağlanan bilgilerle oluşturulmuştur. Özellikle son yıllarda trafiğe çıkan araç sayısındaki artış, trafiğe çıkan bu araçların daha eski yıllara göre daha yüksek süratlere ulaşabilir olması, daha seri ve kıvrak kullanılabilir olma özellikleri nedeniyle kural ihlalleri ve trafik kazalarında artmaktadır. Özellikle büyük şehirlerde insanların yaşam koşullarını daha iyi hale getirmek için, ek işler yapmak zorunda oluşları ve bu nedenle bir yerden bir yere yetişmek için sınırlı bir süreye sahip olmaları, aşırı hız ve diğer kural ihlallerini yapmalarına neden olabilmektedir. Bunun yanında özellikle aracı kullanan kişilerin içinde bulundukları ruhsal durum da kişilerin hatalı araç kullanmalarına ve trafik kazalarına yol açabilmektedir. Bu psikiyatrik sorunlar arasında kişilik bozuklukları (özellikle antisosyal, narsisistik, paranoid, histrionik ve sınırda kişilik bozuklukları), iki uçlu duygu-durum bozukluğu, panik bozukluk ve dissosiyatif bozukluklar, alkol-madde kullanım bozuklukları sayılabilir.

Normal koşullarda hayatımızın kolaylaştırılmasına hizmet edecek olan araçlar, bu gibi durumlarda birer savaş aleti ve ölüm makineleri haline gelebilmektedir. Araçların içindeki sürücüler birbirlerine cesaretlerini (!) kanıtlayabilmek için adeta, zırhlara bürünmüş ve ellerindeki mızraklarla birbirine doğru at koşturan ortaçağ şövalyelerine benzemektedirler. Bir başka benzetme ile birbirini düelloya davet eden ortaçağ askerleri ya da derebeyleri gibi hareket etmektedirler. Tabii ki içinde bulunduğumuz çağ bilgi ve iletişim çağıdır. Artık cesaret gösterileri ortaçağ zihniyetindeki gibi kaba kuvvete dayanmamaktadır. Cesaret ve üstünlük kişilerin kendilerini sosyokültürel açıdan geliştirerek, içinde oldukları toplulukları etkileyebilmeleri, daha farklı kültürlerle bir araya geldiklerinde, kendi bilimsel varlıkları, sosyal yaşantıları ve değerlerini kabul ettirebilmeleri ile belirlenmektedir. Bu da doğal olarak sadece belli bir maddi birikime dayanmamakta, bunun yanında kişinin gerekli manevi değerlere ve olumlu kişisel özelliklere sahip olması da gerekmektedir.


Kişilerin içinde büyüdükleri aileler onları çocuk yaşlarından itibaren, hatta daha anne karnındayken iyi ya da kötü yönde etkilemeye başlar. Olumsuz etkileşimler sürekli olduğunda, çocuğu çaresizlik içinde bırakacak derecede fiziksel, duygusal ya da cinsel tacizler şeklini aldığında daha ağır sonuçlara yol açabilmektedir. Duygusal tacizler (çocuğun sağlık ve eğitiminin çevresindeki yaşıtlarına göre ihmal edilmesi, ebeveynin çocukla duygusal iletişimlerinin yeterli ve doyurucu olmaması, gereken sevgi ve destekleyici yaklaşımın sergilenememesi) anne-babanın çocuğa örnek olamaması ya da çocuğun dışarıdaki yanlış örnekleri seçmesi de bu uygunsuz gelişimlere yol açabilmektedir. Bunlar sonrasında çocuk kendi gelişimsel aşamalarını yanlış ve eksik bir şekilde tamamlamakta, bu durum kişilik bozukluklarının temelini oluşturmaktadır. Bu da ilerleyen dönemlerde meslek hayatı, evlilik yaşantısı ve toplumsal hayatında sorunlu ilişkilere yol açmaktadır. Sorunlu ilişkiler de, kişilerde aşırı düzeylere varan tepkilerin çoğu yerde ve aniden göstermelerine yol açabilmektedir. Bunlar arasında da trafik ön planda gelen alanlardan biridir.

Kişiler bazen "hep en önde ben olmalıyım, beni kimse geçememeli, kimse benden ve benim arabamdan hızlı gitmemeli" şeklinde düşünebilirler. Bu kişilerde narsisistik kişilik yapıları düşünülür. Bu kişiler tüm kişilik bozukluklarının ortak özellikleri olan kendini hep haklı görme, etrafı suçlama eğilimi içindedirler. Gerçekte çok kırılgan ve zayıf olan benlikleri, bu şekilde gerçekçi olmayan bir halde şişirilir.

Bazı durumlarda da bireyler üzerlerine çok fazla yük alırlar. Başkalarına hayır diyemezler. Kendi yapacakları işler yanında başkalarının da tüm yükleri bu kişilerin sırtına biner. Bu durumda kişiler oradan oraya koşuştururken, sürat limitlerini aşabilirler.
Eğer kişinin hayattan beklentisi kalmamışsa, her gün mutsuz, isteksizse ve uyku, iştah, enerji ve dikkat sorunları yaşıyorsa, kendini suçluyor ve aşağılıyorsa, depresyon tablosu yaşıyor demektir. Bu duruma bazen intihar düşünceleri de eşlik edebilir. Hızlı ve tehlikeli araç kullanmak da bir tür intihar girişimidir.

Sürücünün yanında başkası varsa gene bu tip kuraldışı davranışlar olabilmektedir. Yanındakini isteklerini yapmaya zorlamak için, bu şekilde araç kullanarak korkutmak ve boyun eğdirmeye zorlamak da rastlanılan durumlar arasındadır. Yanındakini etkilemek için hızlı araç kullanmak genellikle ergenliğin erken dönemlerinde görülmektedir. Ancak özellikle erkeklerde andropoz dönemi olarak bilinen, vücutsal ve cinsel performansın azaldığı dönemlerde, kişiler bu durumu kendi kendilerine inkar edebilmek için hız yapabilirler.

Bazen kişinin trafikte uygunsuz araç kullanan kişilere ders vermek amacıyla, onu aynı şekilde izleyerek yolda tartışmaya başlaması da rastlanılabilen ilginç durumlar arasındadır. Bu kişiler adeta kendilerini bir yargıç gibi görebilmektedirler.

Şüpheler üzerine hareket eden kişiler ya da aşırı alınganlık gösterenler de hız yapabilirler. Kendini geçen kişinin kendine güldüğünü, yanındaki bayana bakıldığını ya da arabasının arkasına çok sokularak sıkıştırıldığını düşünenler bunun intikamını almaya çalışabilirler. Bu tip bir kişilik yapısında paranoid eğilimler ön plandadır ve herşeyi kendileri için bir tehdit ya da saldırı olarak algılamaya adaydırlar.

Kişiler eğer evlilik hayatlarında eşlerine ya da mesleki yaşamlarında iş arkadaşlarına , amirlerine karşı kendilerini uygun bir şekilde ifade edemiyorlarsa, eziliyorlarsa bunun acısını trafikte canavar kesilerek, başkalarından çıkarmaya çalışabilirler.

Dürtü kontrol bozuklukları olarak adlandırdığımız psikiyatrik sorunlarda kişiler hissettikleri yoğun kaygının etkisini aniden bazı davranışlarla gidermek isteyebilirler. Bu tür durumlar arasında ani öfke patlamaları, kumar oynama, alkol alma ,aşırı yemek yeme atakları gözlenebilmektedir. Öfke ile hızlı ve tehlikeli araç kullanma da bunlardan biridir.

Dissosiyatif bozukluklarda, kişiler bazen farkında olmadan, yaptıklarını hatırlamadıkları girişimlerde bulunurlar. Daha ileri boyutta arabayı kullanan kişi kendisi değildir ve içindeki kişilik asıl gerçek kişiliği öldürmek için hızlı ve tehlikeli araç kullanabilir.

İşte bu şekilde yanınızdan hızlı geçen ve yolda adeta büyük slalom yapan kişilerin öncelikle psikiyatrik tedaviye gereksinimi olan kişiler olduğunu düşünün. Ve sakın ve sakın onlarla benzer davranışlar içine girmeyin sevdiklerinizi sizsiz, başkalarını da sevdiksiz bırakmayın.


Uzman Dr Bahadır Bakım
Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et  
Eski 14-08-2008   #27 (mesaj-linki)
Cvp: Psikoloji ile ilgili Makaleler      

Uff.. Canım çok yanıyor!



Acının her türlüsü, berbat bir şey. Psikolojik ya da fiziksel olsun, şiddeti yüksek ya da düşük olsun insanın canı yanmaya görsün, dünyası kararıyor. Normal zamanda en çok yapmaktan zevk aldığı şeyi bile gözü görmüyor o zamanlar.
Aslında bugün özellikle diş ağrısından söz etmek istiyorum. Katlanması imkansız gibi gözüken şu ağrı var ya hani işte ondan..
Benim dişim hiç ağrımadı, diyen kaç kişi çıkar bilemiyorum ama bir insanın yaşamı boyunca en az bir kere şu müthiş sancıyı çekmiş olması gerek diye düşünüyorum.
Ağrıyı çeker ve son çare ondan kurtulmak için dişimizi çektirmeye gitmek isteriz ama bunu bir türlü başaramayız... İşte olay o noktada başlıyor “dişçi korkusu”.

Almanya'da böyle oluyormuş;

Almanya'da diş hekimleri bu korkuyu yenmenin bence pek de yaratıcı olmasa da, yollarını bulmuşlar. Örneğin, Alman Diş Tedavisi Fobisi Kurumu Derneği, ülkelerinde beş milyon kişide bu korkunun olması nedeniyle harekete geçip genel anestezi yöntemiyle hastaları tedavi yoluna gitmişler.

Ülkemizde de böyle;

Aslında ülkemizde de bundan pek de farklı olmayan bir yöntem kullanılıyor. Yeditepe Üniversitesi Ağız- Diş-Çene Hastalıkları ve Cerrahisi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Kemal Şençift de hastaları yarı baygın bir şekilde “bilinçli sedasyon” yöntemiyle tedavi ettiğinden söz etmiş. Her tedavi yönteminde olduğu gibi bu yöntemde de komplikasyonlar olabilir.

Neden işi bu noktaya getirmeden önce çözmüyoruz?

Evet diş hekimiyle bir kere travmatik bir deneyim yaşamamış olabiliriz belki. Ama çocukların bu korkuyla büyümemeleri için yapacak birçok şey var.
Bilindiği gibi birçok şeyi çocukluk döneminde öğreniyor ve hayatımız boyunca aksi bir müdahale olmadıkça, deneyimlerimizi doğru bilip yaşıyoruz. Bu nokta da ise anne-babaya büyük iş düşüyor.

Sonun şöyle çözülür;

İlk yapılacak şey çocuğu belirli periyotlarla diş kontrolüne götürmek. Çocuğun hem alışkanlık kazanması hem de, sadece sancılar içinde kıvranıp gidilen korkutucu bir yer olmadığını öğrenmesi için faydalı bir yol olacaktır.

Onları neden korkutuyorsunuz?

Çocuğun bu dönemde desteğe ihtiyacı vardır, bazı anne-babaların yaptığı gibi kösteğe değil. Çocuğunuzun ileride fobi geliştirmesini istemiyorsanız eğer, “Ödevini yapmazsan seni dişçiye götürürüz dişini çeker” ya da “doktor teyze sana iğne yapar” ya da “polis amcalara veririm seni” gibi anlamsız cümlelerden kaçının.
Evet, size bütün bunlar yapılmış olabilir aileniz tarafında benzer şeylerle korkutulmış olabilirsiniz, ama siz bilinçli birer anne-baba olduğunuzu söyleyip durmuyor musunuz hep.
O zaman siz yapmayın!
Çocuklarınızı korkutmayın!


Uzm. Psk. Ceyda ŞENEL
Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et  
Eski 18-08-2008   #28 (mesaj-linki)
Cvp: Psikoloji ile ilgili Makaleler      

Histrionik Kişilik

Histrionik kişilik deyince akla ilk gelen abartılı davranışlardır.
Kişi, bir aktör misali, sanki sahnede rol yapar gibi davranır. İsimden de anlaşılacağı gibi, Histrio Latincede aktör oyuncu anlamına gelir.
“Düğün dernek fark etmez ben hep böyleyim”
Bu kişiler, her şeyin abartılısını, göze batanını seçer ve genelde parlak renkleri sever. Fazla takıp takıştırırlar. Ayrıca, dış görünüşleri de baştan çıkartıcıdır.
Uzun lafın kısası, genelde her an düğüne gidecek gibi giyinirler.
Karşınızda canlanan muhtemelen bir kadın çünkü kadınlarda daha sık görülür.
Her süslü kadın histrionik değildir bunu karıştırmamak gerekir.
Bu kişilerin duygulanımları genelde yüzeyseldir. Derin duygular barındıramazlar. Kaşınızda sanki bir çocuk varmış hissine kapılabilirsiniz. Sürekli ilgi yakınlık ve sevgi beklerler. Telkine yatkınlılarından dolayı birçok kişiye göre daha kolay hipnoz olurlar.

Kendileriyle ve insanlarla ilgili düşünceleri “Güzellik insanları değerlendirirken dikkate alınması gereken en önemli ölçüdür” “Hayatta hiçbir zaman hiçbir konuda engellenmemeliyim” “Her istediğimi elde etmeliyim” “Hiçbir zaman aptal durumuna düşmemeliyim” “İnsanları mutlu etmeliyim eğlendirmeliyim yoksa beni beğenmezler”

İlgisiz yaşayamam Manipulasyon yetenekleri çok gelişmiş olan histrionik kişiler, genelde yakınmalarıyla duygusal krizler yaratırlar. Ağlayıp bağırıp çağırarak, cinselliklerini ve sihir gibi yöntemlerle, insanlara istediklerini yaptırmaya çalışırlar.

Dengesiz davranışlar O an için karşısındakinden sevgi ve şefkat görüyorsa aynı duyguları yansıtır. Fakat bir sonra ki saatte neler yaşayacağını önceden kestirmek zordur. Birden bire duygu durumu değişebilir ve tam ters bir şekilde davranabilir. Dedikleri olmazsa, İkna etmek ve intikam almak için sinir krizlerine girerler.

Tehlikeli oyunlar Bu kişiler intihara eğilimlidirler. Bunu, geçekten amaçlarına ulaşmak için kullandıkları gibi, çoğu zaman da ilgi çekmek için intihara teşebbüs ederler.
Her iki durumda da ciddiye alınmalıdır. Neticede bir insan hayatından söz ediyoruz.

Peki neden?
Bugüne kadar yapılan araştırmalara göre bu kişiliğin henüz neden kaynaklandığını açıklayan net bulgular yoktur. Fakat psikanalitik yaklaşıma göre çocuğun psikoseksüel gelişim dönemlerinden fallik dönemdeki saplanmadan kaynaklandığı görüşü yaygındır.

Sorun çözülebilir ama..
İnsanlarla olan ilişkilerindeki sorunlardan yola çıkarak amaç bu alandaki problemleri çözmeye yönelik olmaktadır. Tedavinin başarısı için kişinin gönüllü olması gerekir.
Her şey gönlünüzce olsun..


Uzm. Psk. Ceyda ŞENEL
Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et  
Eski 20-08-2008   #29 (mesaj-linki)
Cvp: Psikoloji ile ilgili Makaleler      

Evlilik ihtiyaç mıdır?

Yaratılışımızın hakikatinde “âcizlik” vardır. Rabbimiz kullarını birbirine muhtaç ve birbirini tamamlayacak şekilde yaratmıştır.
İnsanoğlu hayatını bir ötekiyle paylaştığı oranda mutluluğunu arttığı gibi acısı da azaltır.
“İnsanın ihtiyacını en fazla tatmin eden kalbine mukabil bir kalbin mevcut olmasıdır,” hakikatine binaen, kişi ancak yuva kurarak ihtiyacını tatmin etmektedir.
İnsanın hayatta huzur ve mutluluğu ancak iyi bir evlilikle mümkün olmaktadır. Onun içindir ki, evlilik tarihi insanlık tarihiyle başlar.
Yüce Mevlâmız, mevcudatı çift yaratmıştır. Kur’ân-ı Kerim’de bu gerçek şu ayetle ifade edilmektedir; “Her şeyden çift çift yarattık ki, iyi düşünesiniz.”
Erkek ve kadın bir bütünü tamamlayan iki parça gibidir. Bu iki cins ruhî ve fizikî yapıları gereği birbirlerine üstünlük kuramayacakları derecede birbirlerine muhtaç yaratılmışlardır.
Evlilikle iki cins arasında çok güçlü bir bağ kurulur. Bu bağ sayesinde kişi kendini bütünleşmiş hisseder ve bilir ki, bu birliktelik sadece dünya hayatıyla sınırlı kalmayıp ahiret hayatı boyunca da devam edecektir.
Evlilik sağlıklı yaşamın önemli bir dinamiği olmasından dolayı bütün semavî dinler tarafından ısrarla desteklenmiş, kutsal sayılarak teşvik edilmiştir.
Kişi evlilikle beraber hayatı iki kişi olarak yaşar, güçlüklere karşı birlikte savaşır, bu da psikolojik olarak insanın kendini daha iyi hissetmesine sebep olur. Bunun içindir ki, evlilik maddî ve manevî bir direnç ve güç kaynağıdır.
Yapılan bilimsel araştırmalarda uzun ve sağlıklı yaşamanın temelinde en önemli sebep olarak “mutlu bir evlilik “ olduğu tespit edilmiştir.
İyi bir evlilikle kişi kendini “güven” ortamında hisseder, çocuk sahibi olarak ebeveyn olma arzusunu da ancak evlilik sayesinde elde eder.
Yine eşlerin saygın bir aile ortamında birbirlerinin benlik değerini (self-esteem) arttırdıkları gözlenmiştir.
İyi bir evlilik ilişkisi aynı zamanda terapatik bir ilişkidir de, yani bir yanıyla tedavi edicidir. Mutlu bir evlilikte eşler birbirinin hem arkadaşı, hem dostu, hem de yardımcısıdır.
Evlilik bireysel ihtiyaç olduğu kadar, toplumsal ihtiyaçtır. Tarihin kaydettiği bütün topluluklarda, aile kurumu önemli yerini her zaman muhafaza etmiştir.
Evlilik toplumun huzuru, insanlığın barışı için son derece önemlidir. Ailede yaşanan çözülmelerle, toplumsal çözülmeler her zaman paralellik arz etmiştir. Çünkü aile toplumun hem çekirdeği, hem de temelidir.
Toplumların geleceğinin ancak mutlu ve sağlıklı ailelerle mümkün olduğunu unutmayalım.

Psk. Yasemin UÇAL
Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et  
Eski 27-08-2008   #30 (mesaj-linki)
Cvp: Psikoloji ile ilgili Makaleler      

Yargıtay üyeleri psikologluğa mı başladı?

Alışmış gözlerin göremediğini alışmamış gözler görürmüş. ‘Gerçeği yarım görme olgusu’ Yargıtay üyelerinde olursa ortaya savunulamaz kararlar çıkıyor.


Bazı insanlar gerçeklerin bir kısmını dürüst olmayan bir şekilde görmezler yani aldatma niyetleri vardır. Bu insanlara yalancı denir.

Bazı insanlar ise aldatma niyeti olmadan, bazı gerçekleri görmezler ve yanlışı ısrarla savunurlar. Bu kişilere yanılgı içinde veya gafil denilir.

‘Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, daha önce yerel mahkeme tarafından verilen kararı bozarak, kocanın karısına başını örtmesi için baskı yapmasını "sosyal şiddet" sayarak boşanma sebebi saydı.

Basına yansıyan yukardaki haberin devamInda ‘Çağdaş kıyafete aykırı giyinmeye zorlamanın, ortak hayatı temelinden sarsan, sosyal şiddete yönelik bir davranış’ olduğuna karar verilmiştir diyor.

Amerika Psikiyatri Birliği ‘İlişki bozuklukları’nı bir hastalık grubu olarak tanımladı. Aile içi ilişki bozukluklarının tedavisi ile ilgili protokollar önerdi. Aile içi şiddet, kadına yönelik şiddet, psikoloji, sosyoloji, hukuk, ilahiyat, iletişim... gibi pek çok alanı kapsayan bir olgudur.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) şiddeti ‘Kasden fiziksel güç ve zor kullanımı’ olarak tanımlar. Şiddet sonrası bedensel ve psikolojik hasarın olup olmadığının tespitini gerekli görür.

Eğer şiddetin fiziksel güç içermeyen psikolojik unsurları hakim kararına kalırsa bakın neler suç olabilir:

Cinsel ihmal şiddeti: Erkeği çıldırtan kaprisli kadın, kocasını cinsellikten mahrum eden inatçı kadın, kıskançlık nedeniyle yatağını ayıran eş...

Duygusal ihmal şiddeti: Karısına sevdiğini söylemeyip onu yalvartan erkek, eve geç gelip karısını aşağılayan koca, karısını parasız bırakıp bunalıma sokan eş, kendi kıskançlığı nedeniyle eşini evden dışarı çıkamayan adam...

Sözel şiddet: Futbol spikeri gibi sürekli konuşan kadın, bağırarak konuşan, yediğine, içtiğine her şeyine karışan eş....

Bunların arasında, Uluslararası Psikiyatri sınıflandırma sistemlerinde ve Dünya Sağlık Örgütü’nün tanımlamalarında ‘Sosyal şiddet’ şeklinde bir tanımlama yoktur.

‘Mahalle baskısı’diyemediği için sosyal şiddet tanımını kullanıp gülünç duruma düşüren hukuk rasyoneline uymayan bir karar verilmiştir. Eğer erkekte ruhsal bir hastalık yoksa iki kişi arasındaki bir hukuk yargısında sosyal atıf da bulunmak irrasyoneldir.

Olsa olsa başını aç veya kapa şeklinde baskı sözel şiddete girer. Boşanma nedeni olarak hakime kanaat verir.

Bir erkeğin başını kapa diye eşine baskı yapması ve şiddet kullanmasının dini bir kaynağının olduğunu sanmıyorum. Bu davranışlarla mücadele edelim.

Karısının başını örttürmek için baskı yapan erkekler aslında dini motivasyondan çok kıskançlık ve gelenek baskısı ile bunu yapıyorlar. Zorla tesettür ikiyüzlülüğe götürür. İkiyüzlülüğünde ilahi hedefe uygun olmadığını zaten bütün semavi öğretiler belirtiyor.

Toplum mühendisliği yapmak yargının görevi değildir. Geleneklerin değişmesi yargının ilgi alanına girmez.

Toplumun değerleri karşısında tarafsızlığını yitirmiş yargı çürüme işaretidir. Hakimin bizatihi kendisinin tarafsız olması gerekmez, hukuki eylemlerinin tarafsız olması yeterlidir.

Hakim karar vereceği konuda kasıt unsuru var mı? Bilirkişiye göndermek gerekir mi? gibi konularla ilgilenir...

Çağdaş ülkelerde neyin çağdaş olduğu neyin çağdaş olmadığı kararını vermek yazılı hukuka ait de değildir. Yazılı olmayan hukuka yani vicdanlara bırakılmıştır. Modern ülkelerde kıyafetten dolayı insanlara ayrımcılık yapılmaz.

‘Çağdaş kıyafetlere aykırı giyinmeye zorlama’ tanımı yüksek yargıya değil Batı Çalışma Grubu (BÇG) tanımına daha çok uyuyor. Acaba ikna odası tavsiyesi de varmıydı kararda?

Kendi egolarını iyi hissettirmek için başkalarına nasihat veren, küçümseyen, ikinci sınıf insanın varlığını arzulayan kibirli duruş yargıya zarar verir.

Hakim bey, bu millet farik ve mümeyyizdir, neyin çağdaş olup olmadığına kendisi karar verir. Toplumun değerleri karşısında tarafsızlığınızı korumalısınız

Prof. Dr.Nevzat Tarhan
Bu Mesajı Yetkililere Rapor Et  
Cevap Yeni Konu Aç
En popüler 10 etiket
Bu Konunun Etiketleri
arkadaşlar arasında iletişim bozukluğu, aşırı alınganlık, evlilikle ilgili makaleler, iletişim bozukluğuna örnek, kıskançlık ile ilgili makaleler, kıskançlık makaleleri, kıskançlıkla ilgili bilimsel makale, kıskançlıkla ilgili makale, kıskançlıkla ilgili makaleler, trafikle ilgili makale,
Psikoloji ile ilgili Makaleler       Konusuna Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Son Mesaj
Köşe Yazısı ve Makaleler ahmetseydi Güncel Konular 202 1 Gün Önce 12:38
Psikoloji ve Psikiyatri ile ilgili Haberler _PaPiLLoN_ Psikoloji ve Psikiyatri 63 1 Hafta Önce 00:33
Mamul tasarımıyla ilgili makaleler nelerdir? Ziyaretçi Soru-Cevap 2 3 Hafta Önce 01:40
Uzay Hakkında Araştırmalar, Makaleler KillEmAll Uzay Bilimleri 9 08-11-2008 15:46
Psikoloji GusinapsE Psikoloji ve Psikiyatri 83 17-08-2007 03:14
Saat Dilimi: GMT +3 - Saat: 04:31Bir site yetkilisine ulaşınBize Ulaşın - Contact Us
MsXLabs® MK - Copyright ©2005 - 2009 | MsXLabs® ve Mavi Karanlık® tescilli markalardır.

Başka adreslerde içeriğimizi paylaştığınızda lütfen kaynak belirtmeyi unutmayınız, duyarlılığınız için teşekkürler.
Sayfalarımızda bulunan içeriklerin telif haklarıyla ilgili bir şikayetiniz / sorunuz varsa bize ulaşmak için tıklayınız.
If you OWN the copyrights to any content we publish or offer for download & you want them to be REMOVED from our web site, please contact us with some proof of ownership of copyright and they will be removed immediately.
Creative Commons License
MsXLabs Directory
Sayfa 0.14222097 saniyede (67.80% PHP - 32.20% MySQL) 8 sorgu ile oluşturuldu
Top Have Fun @ MsXLabs! Designed by NeutralizeR
Üye olmadan yeni konu açıp soru sorabilirsiniz