| | #31 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Affetmek... Seni tanıdıktan sonra Dönüp baktım yalancı maziye Yaşamamış, yaşanmamış yılları saydım Ve yandım... Senin gözlerin kadar Mazinin boşluğu da yakıyordu içimi Üç-dört ay geçmişti 19'umu bitireli Hevestir geçer diyordu Çevremizin tecrübelileri Ama geçmiyordu... Bilmiyordum sonbaharın güzelliğini Sanki ilk defa yaşıyordum mevsimleri Yağmur olup yağıyordum yerlere Işık olup açıyordum gecenin rengini Ve sen doğuyordun içime güneş gibi Ayrılık dağının ardından gülüyor Mutluluk çiçeğini koparıyor Üstelik pişman olmuyordun Her ayrılık vakti güldüğün için Önceleri seni affetmek istemedim Benim ki aşk mı, yoksa tutku mu Bunu bir türlü çözemedim Senin ki dalga mı, avuntu mu Bir de bunu, bunu bilemedim... | |
|
| | #32 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Affetmek... Acı çektim, keder süzdüm, Sensiz yazda da güzdüm, İstemeden seni üzdüm, Bilemedim, affet beni. Yüreğimi sanma bir taş, Yaktı sevdâ denen ataş, İndi de gözlerinden yaş, Silemedim, affet beni. Bilmem ki; nasıl söylesem, Yoksa sükût mu eylesem? Aşar gelirdim istesem, Gelemedim, affet beni. Lâyıksın köşke-saraya, Unut beni git oraya, Gelemeyiz bir araya, Diyemedim, affet beni. | |
|
| | #33 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Affetmek...KENDİNİ AFFETMEK Düşümde Tanrı ile konuştum. "Demek benimle görüşmek istiyorsun?" diye sordu Tanrı. "Eğer zamanın varsa." dedim. Gülümsedi, "Benim zamanım sonsuzluktur." dedi. "Ne sormak istiyorsun bana?" "İnsanoğlunun seni en çok şaşırtan davranışlarını." Tanrı şöyle cevapladı sorumu: "Çocukluktan sıkılırlar, büyümek için acele ederler ve sonra çocukluklarını özlerler. Para kazanmak için sağlıklarını kaybederler ve sağlıklarını geri kazanmak için para verirler. Gelecekten endişe ederken bugünü unuturlar, böylece ne bugünde nede gelecekte yaşarlar. Hiç ölmeyecek gibi yaşarlar, hiç yaşamamış gibi ölürler." Bir süre sessizce oturduk, sonra tekrar sordum: "Bize vermek istediğin hayat dersleri var mı?" Tanrı bir gülümseme ile yanıtladı sorumu: "Kimseye kendinizi sevdiremezsiniz, yapabileceğiniz kendinizi yanlızca sevilmeye bırakmak. Kendinizi başkalarıyla kıyaslamayın. Zengin bir insan hayatta en çok şeye sahip olan değildir, en az şeye ihtiyacı olandır. Sevdiğiniz insanları bir kaç saniyede yaralayabilirsiniz, ama yaralarını iyileştirmek yıllar alır. Affetmeyi, affederek öğrenirsiniz. Sizi çok seven insanlar vardır, ama duygularını nasıl ifade edeceklerini bilemeyebilirler. İki kişi aynı şeye bakabilir ama farklı şeyler görebilir. Bazen başkaları tarafından affedilmek yetmez, siz kendinizde kendinizi affetmelisiniz." | |
|
| | #34 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Affetmek... Affet Aşkım Biliyor musun; Bu sabah ellisinde Bir adam Olarak gözümü açtım… Sanki sabahı ilk görüyor Ve bir yerlerde Seni arıyordum. Nedense sensizliğim İçimde çığ gibi büyüyor. Oysa dün gece Seni içmiştim… Boynum büküktü sanki, Ellerim titriyor, Gözümde iki damla yaş Seni anlatıyordu. Affet Aşkım… Büyüsü bozulmamış Deli sevdalarım tuttu gene. Yıktım hatıraları bir bir Çamlıca mehtaplarında. İçim burkuk aşkım Yüreğim sanki Yangınlarda. Şu göğsüm yırtılsa; İçine seni koysalar tümden. Affet Aşkım… Zamanı paramparça ettim Uzlaşmayan delikanlılığımda. Oysa firarlarım vardı Zamandan ve senden. Neden bir yanım yıkılmış Diğer yanım hala direniyor. Neydi sebepsiz rüzgarlara Atılımım… Aradığım neydi? Bilirsin sevda dedin mi Celcus gibi olurum. İçimde binlercesi Sevda anlatılarının… Affet Aşkım… Ben sensizliğin deli boranı Ben bir deli sevdanın Yanlız çobanı… İçim üşüyor aşkım Sarsana yüreğimi, Ve atsana içindeki gülleri, Birbir yaprakları düşsün O sen gibi yüreğime… Affet Aşkım… Bilmem kaç yıl sakladım Sevmeyi haykırışı Ve bilmem kaç yıl sustum. Şimdi azgın sular gibi Kabına sığmaz , Suyu abu hayat gibi Koşuyorum sana. Açsana kolarını, Sarsılsın yüreciğin Titremelere ulaşsın bedenin. Sadece birkaç adım ötende SEVDAN geliyor… | |
|
| | #35 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Affetmek...Koşarken Aşka Takıldı Ayağım Küçücüktüm tanımadan önce seni Ellerinin dokunuşuydu bana hayatı öğreten Ne çok sene geçti seni görmeyeli Çektin gittin bir gece hoşçakal bile demeden Şimdi diktiğimiz ağaç meyve veriyor Ben hala çocuk gülüşümle Şimdi rüzgarlar daha soğuk esiyor Ben hala senin aldığın eldivenle Yaşamaya çalışıyorum Biliyorum bir gün tükenecek aldığım bu nefes Güçsüzleşecek anlamlı bakışlarım Ben koşarken bir heves Aşkın taşına takıldım Çok düştüm belki çokta kalktım Geri dönersin diye avaz avaz bağırdım Belki de çok sessizdi çığlıklarımmmm Diyorum ya ben aşkın çelmesine takıldım. Şimdi her gece anarak uyuyorum seni Belki bu gece ölüm alır beniii Diliyorum son isteğim gibi seni Ama ayağa kalkamıyorum. Biliyorumm artıkk yok denecek kadar az ömrüm şimdi seni seve seve Ölüyorummmmmm! ! Gülçin İçöz | |
|
| | #36 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Affetmek...
| |
|
| | #37 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Affetmek... Bugün bana yolladığın mektupları tek tek okudum.Bir daha düşündüm.Zaman herşeyin en Güzel ilacıdır demişsin.. Mektuplarını okurken düşündüm.O ilk aldığım günkü duygularım sevinçlerim heyecanım neredeler şimdi.Daha okuyamadan göğsüme dakikalarca tuttuğum, defalarca okuyup defalarca öpüp kokladığım ..Her seferindeki yürek çarpmalarım..Gözlerimin mutluluktan pırıldaması.. Nerdesiniz şimdi.?Nereye kayboldunuz.Hani hiç birşey değişmezdi.Hani aşkın ömrü 3 yıl 5 yıl değildi.Biliyor musun bunları bir yazında sen söylemiştin.(Kim demiş aşkın ömrü 3 yıldır diye) başlayan bir yazın vardı.Hatırlıyormusun?Nerden hatırlayacaksın ki.. Ben bir çocuk gibi anlattığın o masallara nasıl da inanmıştım.Aşkın ömrünün 3 yıl olmadığına.Demek ki ondaki bu yürek böyle seviyor diye düşünmüştüm.Düşünerek sevmeye devam etmiştim. Bazen takılıp kalıyordum ufak şeylere acaba diyordum da ama söylerdi diyordum.. Oysa aşkın ömrü falan yokmuş.Onlar hep masalmış.Hani son mektubunu okuduktan sonra bana (sevmeyi gördün mü?) demiştin. Nasılda söyleyivermiştin nasılda ağzından çıkıvermişti o sözlerin.Ya bana boş yere söylediğin o yalanlar o kadar kolay mı dökülüvermişti. Ya ellerimi uzatıyorum yüzünü ellerimin arasına alıyorum ve gözlerinden öpüyorum seni seviyorum derken bunları nasılda söyleyivermiştin. Hani sen hiç yalan söylemezdin?Sen insanların duygularıyla oynamaya karşı çıkardın? Aşkta yalan olmaz.Seviyorsan seviyorsundur.Sevmiyorsan sevmiyorsundur derdin.Hani hep güzelliği doğruluğu savunurdun. Ne olmuştu da sana sen bunları yapabilmiştin.Böyle bir yalanı söylemiştin. Seni sevmiyeceğimden mi korkuyordun.Seni kabul etmiyeceğimden mi?Seni sen olarak yüreğime almayacağımdan mı? Biliyor musun o zaman seni daha çok anlıyacağımı düşünmeliydin.Seni daha çok sevebileceğimi,Yüreğimde hiç bir korku olmadan seni alabileceğimi..Seni sen olarak herkese daha çok anlatabileceğimi. Şimdi yüreğim çok acıyor.Her bir noktasına cam kırıkları batıyor sanki.. Beynimde şimşekler çakıyor. Fırtınalara tutuluyorum. Bulutlarla birlikte yağmur olup ağlıyorum...Sanki sanki....Gecelerim gene bana dost oluyor sabahların olmamasını istiyorum. Benim sevgimi kazanmak kolay değildir..Benim yüreğime girmek o da hiç kolay değildir. Ama ben seni aldım.Yüreğime oturtum herkeslerden sakındım..Sense basit bir yalandı bir oyundu ama senin mutluluğun için söyledim oynadım bu oyunu dedin..Bir süre devam edicek sonra bitiricektim dedin. Biliyor musun sen ne yaptın.Sen sana bile güvenmemeyi anlattın.Sen seni bu kadar çok severken gözlerine bakarken yüreğimin yanmasını hiç anlayamadın.Sen seni bu kadar çok severken hep acabaları beynime işlettin.Sen sevgilerle alay edecek kadar beni hain yaptın. Sen bana utancı da öğrettin.Senin yüzüne bakarken o sözleri söyleyenin ben olduğumu düşündükçe o sevgiyi yeşertenin ben olduğumu düşündükçe beni utandırdın.Ben seni her gördüğüm yerde yanında her gördüğüm kişide acaba diye titretmezdim. Biliyor musun son mektubundan sonra ilk telinde beni affedicek misin dedin. Ben affetmeyi aklıma getirmedim.Affedebilecek miyim diye sorsam affetmek kolay olsaydı ilk önce seni affederdim.Affetmekle beynimdeki sorular kalkar mı sanıyorsun?Yüreğim yeni sevgilere yelken açar mı?Açarken hep korkuyu yaşamaz mı?Sen eskisi gibi işte o diye sevebilir miyim sanıyorsun! Affetmek kolay olsaydı bil ki seni affederdim.Ama kolay değil canım.Hemde hiç kolay değil.Bu yüzden sorma . Ben seni hiç hata yapmamış gibi seviyorum. Sen bir tiyatro oyununun perdesini açtın .Hayatımın oyununu oynattın.Başrolde sen oldun. İstediğin gibi oynattın.Sonra bu perdeyi daha bitmeden senin istediğin zamanda kapattın. Şimdi ben yeni bir perdeyi açtım.Yeni bir oyunu yazdım.Sevgilerin aşkın yer almadığı, hepsinin yalan olduğunu anlatan bir oyunu oynuyorum.Bu oyun benim hayat oyunum. Sende varsın.Sensiz birşey olmuyor ki.Sen yüreğime seni ilk gün aldığım yerdesin.Birtek isimler değişik. Ben gene eski ben ben gene seni seven ben.. Sense hep acabaların düşünüleceği sen. Haydi gel artık.Bak bu kız büyüdü.Artık masallar dinlemiyor.Artık papatya fallarına da bakmıyor.Artık şarkıları söylemiyor.Artık sana şiirler yazamıyor.Çok sevdiği Yıldız’ı bile dinlemiyor... Hadi gel artık.. Ben seni seven ben burada seni bekliyorum.Ama büyümüş seni isim farkınla seven olarak bekliyorum.Yüreğimdeki cam kırıklarınla... | |
|
| | #38 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Affetmek... Affederdim sordun "affeder misin beni" diye affederdim amma yapamadım,bir kere ölür insan kendime kıyamadım... Bilirsin sana zaten hiç kıyamazdım... | |
|
| | #39 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Affetmek... Göz kaptırdığım renkten, kulak verdiğim sesten, Affet senden habersiz aldığım her nefesten... | |
|
| | #40 (mesaj-linki) | |
| Cvp: Affetmek...AFFETMEK Bir lise öğretmeni bir gün derste öğrencilerine bir teklifte bulunur: 'Bir hayat deneyimine katılmak ister misiniz?' Öğrenciler çok sevdikleri hocalarının bu teklifini tereddütsüz kabul ederler. 'O zaman' der öğretmen. 'Bundan sonra ne dersem yapacağınıza da söz verin' öğrenciler bunu da yaparlar. Şimdi yarınki ödevinize hazır olun. Yarın hepiniz birer plastik torba ve beşer kilo patates getireceksiniz!Öğrenciler, bu işten pek bir şey anlamamışlardır. Ama ertesi sabah hepsinin sıralarının üzerinde patatesler ve torbalar hazırdır. Kendisine meraklı gözlerle bakan öğrencilerine şöyle der öğretmen: 'Şimdi, bugüne dek affetmeyi reddettiğiniz her kişi için bir patates alın, o kişinin adını o patatesin üzerine yazıp torbanın içine koyun.' Bazı öğrenciler torbalarına üçer beşer tane patates koyarken, bazılarının torbası neredeyse ağzına kadar dolmuştur. Öğretmen, kendisine 'Peki şimdi ne olacak?' der gibi bakan öğrencilerine ikinci açıklamasını yapar: 'Bir hafta boyunca nereye giderseniz gidin, bu torbaları yanınızda taşıyacaksınız. Yattığınız yatakta, bindiğiniz otobüste, okuldayken sıranızın üstünde, hep yanınızda olacaklar.' Aradan bir hafta geçmiştir. Hocaları sınıfa girer girmez, denileni yapmış olan öğrenciler şikayete başlarlar: 'Hocam, bu kadar ağır torbayı her yere taşımak çok zor.' 'Hocam, patatesler kokmaya başladı. Vallahi, insanlar tuhaf bakıyorlar bana artık. Hem sıkıldık, hem yorulduk?' Öğretmen gülümseyerek öğrencilerine şu dersi verir: 'Görüyorsunuz ki, affetmeyerek asıl kendimizi cezalandırıyoruz. Kendimizi ruhumuzda ağır yükler taşımaya mahkum ediyoruz. Affetmeyi karşımızdaki kişiye bir ihsan olarak düşünüyoruz, halbuki affetmek en başta kendimize yaptığımız bir iyiliktir. | |
|