Ziyaretçi
PAŞA GÖNLÜN BİLİR...
Paşa gönlün bilir; Hayat her an bir Mecnun çıkarmaz karşına; Kızgın gözlerle
nazar etsen de gök kubbenin arşına; bu seyyah-ı fakir artık zor uğrar, sevda
alış-verişi bilmez gönül çarşına!Paşa gönlün bilir ey peri; Zaman kıvrılarak akarken gözbebeklerimden, bir
yalan da sen oluverirsin; Gül çağını kuzgunlar devşirirken, köhne ışıkların
umarsız gölgelerinde; bendeki ızdırabın bin misli ile doluverirsin; Kim
bilir ? Tekerrür etmekten bıkmayan kaderin en kuytu köşesinde, açılmaksızın
soluverirsin;Paşa gönlün bilir; Israrın ikrarı getirdiğini kim söylemiş;? Kim demiş ki;
yalvarmakla inatlar murâd, gözyaşları vuslata götüren sırat olur diye ?
Haklısın; Yanmakla, bir murâdın sabahına uyanmak aynı şey değilmiş; Belki de
bu yüzden, yüreğimdeki o soyut çiçeğin boynu; böylesine eğilmiş;!Paşa gönlün bilir; Hislerimin tazyiki altında ezilmekten korkma hakkını
gasbetmiş değilim; Akıl dânesini, gönül toprağına ekmediğin için yadırgamam
seni; Kıskıvrak yakalandığım bakışlarından medet ummam bundan böyle;
Ellerini ellere uzatışında dokunmaz artık; Beyhude güneşi getirme
semalarıma; Ruhumun o mahrem sırrı, hiç kimse tarafından okunmaz artıkPaşa gönlün bilir; Büyük davalarda küçük hesaplar gütmedim ben; Belki de bu
sebepten kanar hayallerim; Yalnız başıma taşımaktan yüksünmediğim aşk
yükünü, gayrı kimseyle paylaşmam korkma; İlhamın kor soluğu ile yanan
nidâlara sarmalamam ismini; Âh da etmem ardın sıra; Unutmayı da unuturum
belki;Paşa gönlün bilir; Manisi bol, gözleri sel, gönül esriten yel ve dahi bundan
gayrı bana el güzel! Rast gelişlerin tesadüflerinde yitirdim aklımı; Her
hendesi şeklin bir köşesinde bekler oldu keder; Sen benim cânım aldın! Ecel
gelse kapıma; Söylesene, ecel ne der ?
Paşa gönlün bilir; Kan tükürdüğüm gecelerin en kesif dakikalarında,
perişanım tutar iki yakanı; Gözyaşlarına neylesin, hodbinliğin buzdan
kalkanı? Suallerim dizilir şafak vakti, dimağının puslu dağlarına;Ben
yetişemedim bu hâlin ifrit oluşuna; Sen çözsen dahi baş gelebilir misin
gönül bağlarına ?
Paşa gönlün bilir; Olmayanı oldurmak makamından indin diye, çöle dönmüş
bahtıma yağacak bir bulutken ânsızın dindin diye kınamam seni; Seni anlatmam
artık Akdeniz akşamlarının, rutubet soluyan gecelerine; Kıskandığım hayalini
sürgün ederim gözlerimden; Gözlerim takılı kalmış olsa da; gözlerinin
öğrettiği sevdâ bilmecelerine
Paşa gönlün bilir; Fani dünya da bir garip de ben olurum, ne olacak ? Hâlimi
soranlara anlatmam olanları; Ben böyleyim işte der geçerim çok defa; Mantık
ile bir araya da gelmem hani; Neme lâzım;! Kırk yerinden hançerlenmiş gönlüm
yeter bana;
Paşa gönlün bilir; Nasıl olsa el yüzüne gülmek kolaydır; Unutulduğumu
sezdiğim şu ân, cân meydanımda ateşlerin en son oyunu halaydır; Davul
kederin, zurna umarsızlığın;
Paşa gönlün bilir; Ben de kimim ki? Sen doruklarda uç bakalım; Lâkin unutma
yer çekimi kanunu ikimize de geçerli ey peri! Nasıl olsa gökyüzünü gören her
mahlukun sonu; çiğnediğim o kara, o göz göz yara toprakta nihayet bulacak;
Paşa gönlün bilir; Her gece, saatler 03: 30;yi gösterirken o sefil hayalim
uykularını çalacak
Paşa gönlün bilir..
Sponsorlu Bağlantılar
Paşa gönlün bilir; Hayat her an bir Mecnun çıkarmaz karşına; Kızgın gözlerle
nazar etsen de gök kubbenin arşına; bu seyyah-ı fakir artık zor uğrar, sevda
alış-verişi bilmez gönül çarşına!Paşa gönlün bilir ey peri; Zaman kıvrılarak akarken gözbebeklerimden, bir
yalan da sen oluverirsin; Gül çağını kuzgunlar devşirirken, köhne ışıkların
umarsız gölgelerinde; bendeki ızdırabın bin misli ile doluverirsin; Kim
bilir ? Tekerrür etmekten bıkmayan kaderin en kuytu köşesinde, açılmaksızın
soluverirsin;Paşa gönlün bilir; Israrın ikrarı getirdiğini kim söylemiş;? Kim demiş ki;
yalvarmakla inatlar murâd, gözyaşları vuslata götüren sırat olur diye ?
Haklısın; Yanmakla, bir murâdın sabahına uyanmak aynı şey değilmiş; Belki de
bu yüzden, yüreğimdeki o soyut çiçeğin boynu; böylesine eğilmiş;!Paşa gönlün bilir; Hislerimin tazyiki altında ezilmekten korkma hakkını
gasbetmiş değilim; Akıl dânesini, gönül toprağına ekmediğin için yadırgamam
seni; Kıskıvrak yakalandığım bakışlarından medet ummam bundan böyle;
Ellerini ellere uzatışında dokunmaz artık; Beyhude güneşi getirme
semalarıma; Ruhumun o mahrem sırrı, hiç kimse tarafından okunmaz artıkPaşa gönlün bilir; Büyük davalarda küçük hesaplar gütmedim ben; Belki de bu
sebepten kanar hayallerim; Yalnız başıma taşımaktan yüksünmediğim aşk
yükünü, gayrı kimseyle paylaşmam korkma; İlhamın kor soluğu ile yanan
nidâlara sarmalamam ismini; Âh da etmem ardın sıra; Unutmayı da unuturum
belki;Paşa gönlün bilir; Manisi bol, gözleri sel, gönül esriten yel ve dahi bundan
gayrı bana el güzel! Rast gelişlerin tesadüflerinde yitirdim aklımı; Her
hendesi şeklin bir köşesinde bekler oldu keder; Sen benim cânım aldın! Ecel
gelse kapıma; Söylesene, ecel ne der ?
Paşa gönlün bilir; Kan tükürdüğüm gecelerin en kesif dakikalarında,
perişanım tutar iki yakanı; Gözyaşlarına neylesin, hodbinliğin buzdan
kalkanı? Suallerim dizilir şafak vakti, dimağının puslu dağlarına;Ben
yetişemedim bu hâlin ifrit oluşuna; Sen çözsen dahi baş gelebilir misin
gönül bağlarına ?
Paşa gönlün bilir; Olmayanı oldurmak makamından indin diye, çöle dönmüş
bahtıma yağacak bir bulutken ânsızın dindin diye kınamam seni; Seni anlatmam
artık Akdeniz akşamlarının, rutubet soluyan gecelerine; Kıskandığım hayalini
sürgün ederim gözlerimden; Gözlerim takılı kalmış olsa da; gözlerinin
öğrettiği sevdâ bilmecelerine
Paşa gönlün bilir; Fani dünya da bir garip de ben olurum, ne olacak ? Hâlimi
soranlara anlatmam olanları; Ben böyleyim işte der geçerim çok defa; Mantık
ile bir araya da gelmem hani; Neme lâzım;! Kırk yerinden hançerlenmiş gönlüm
yeter bana;
Paşa gönlün bilir; Nasıl olsa el yüzüne gülmek kolaydır; Unutulduğumu
sezdiğim şu ân, cân meydanımda ateşlerin en son oyunu halaydır; Davul
kederin, zurna umarsızlığın;
Paşa gönlün bilir; Ben de kimim ki? Sen doruklarda uç bakalım; Lâkin unutma
yer çekimi kanunu ikimize de geçerli ey peri! Nasıl olsa gökyüzünü gören her
mahlukun sonu; çiğnediğim o kara, o göz göz yara toprakta nihayet bulacak;
Paşa gönlün bilir; Her gece, saatler 03: 30;yi gösterirken o sefil hayalim
uykularını çalacak
Paşa gönlün bilir..

Hikayeler ve Öyküler -2-
