Cevap Yaz Yazdır
Gösterim: 61.319|Cevap: 6|Güncelleme: 13 Aralık 2016

Bitki Nedir?

Mesaja atla
21 Eylül 2008 15:20   |   Mesaj #1   |   
asla_asla_deme - avatarı
VIP Never Say Never Agaın
BİTKİ

Canlılar dünyasının en önemli grupla­rından biri bitkiler, öbürü hayvanlardır. Foto­sentezle kendi besinini kendisi üretebilen, kökü, gövdesi ve yaprakları olan üstün yapılı bitkiler bu özellikleriyle hayvanlardan kolay­ca ayırt edilebilir. Oysa evrimin daha alt basamaklarında bitkilerle ya da hayvanlarla ortak özellikler taşıyan, ama gerçek anlamda ne bitki, ne de hayvan sayılabilen pek çok canlı vardır. Uzmanlar, sınıflandırmada bü­yük güçlük çıkaran bu ilkel ve basit yapılı canlıları bugün bitkiler ve hayvanlar âleminin dışında tutma eğilimindedir. Ama geleneksel sınıflandırmaya bağlı kalan bazı bilim adamla­rı, birçok özelliğiyle bitkilere benzeyen suyo-sunları (algler) ile mantarları tallıbitkiler adıy­la bugün bile bitkiler âleminden sayarlar. Oysa bu canlıların, üstün yapılı bitkilere özgü gövde, yapraklar ve iletim damarları gibi özelleşmiş dokuları yoktur; hücreleri, tal de­nen basit ve özelleşmemiş ipçikler ya da katmanlar halinde bir araya toplanmıştır. Buna benzer temel farklılıkları göz önüne alarak mantarları ve suyosunlarını bitkilerden ayıran yeni sınıflandırmalarda ise bu canlılar, bitki ve hayvan benzeri bütün tekhücrelileri içeren Protista âlemi içinde sınıflandırılır; hatta mantarlar ayrı bir âlem olarak kabul edilir.
Sponsorlu Bağlantılar
Bitkilerin yüz binlerce değişik türü vardır. Bu türlerin boyutları, ancak mikroskopla görülebilen bazı yaprakyosunları gibi çok küçük bitkilerden başlayıp, California'nın kı­yı sekoyaları gibi yaklaşık 90 metre boyunda­ki dev bitkilere kadar uzanır. Bitki türleri açısından dünyanın en zengin bölgesi olan, Kuzey Kutbu ile tropik iklim kuşağı arasında­ki enlemlerde 300 bin kadar bitki türünün bulunduğu sanılmaktadır.

Bitkilerin Genel Özellikleri

Bütün canlılar hücre denen temel yapı birim­lerinden oluşur. Bitkiler ve hayvanlar gibi üstün yapılı canlılarda bu hücreler, her birinin ayrı bir işlevi olan organları ya da özelleşmiş dokuları oluşturacak biçimde bir araya top­lanmıştır. Canlının yaşamını sürdürmesini sağlayan beslenme, büyüme, solunum ve üre­me gibi temel işlevlerin yerine getirilmesin­den bu organlar sorumludur. Ama bu ortak özelliklere karşılık, hem hücre yapısı, hem de bazı yaşamsal işlevler açısından bitkiler ile hayvanlar arasında belirgin farklılıklar göze çarpar. Örneğin bitki hücresinin, hayvan hüc­resinden farklı olarak, büyük ölçüde selüloz­dan oluşmuş sertçe bir hücre duvarı ve klo-roplast denen organelleri vardır (bak. hücre). Böylece bitkiler, kloroplastlardaki yeşil renkli klorofil pigmentinin yardımıyla güneş ışığını (enerjisini) soğurup, fotosentez denen bir süreçle kendi besinini üretebilir. Fotosentez yeteneği olan yeşil bitkiler arasında, yaşamını öbür yeşil bitkilere bağımlı olarak sürdüren asalak bitkilerin sayısı pek azdır. Oysa hay­vanlar, yaşamaları için gerekli olan besin maddelerini bitkisel ve hayvansal yiyeceklerle dışarıdan almak zorunda olan dışbeslek canlı­lardır.
Bitkiler de hayvanlar gibi büyüyüp gelişir ve yeni hücreler üreterek yaralı dokularını onarabilir. Ama erişkin yaşa gelen bir hayva­nın büyümesi durduğu halde, bitkilerde büyü­me olayı yaşam boyunca sürer. Bu sonsuz büyüme özelliği de bitkiler ile hayvanları ayıran temel farklardan biridir.
Bütün canlılar gibi bitkiler de dış uyaranla­ra bir tepkiyle yanıt verir ve çevresindeki değişikliklere uyum sağlayabilir. Bitkiler özellikle dokunma, su, yerçekimi, güneş ışığı ve kimyasal maddeler gibi uyaranlara karşı duyarlıdır. Bitkinin genellikle uyan kaynağı­na doğru dönerek verdiği bütün tepkisel yanıtlara yönelim (tropizm) denir. Bu tepkile­rin en sık karşılaşılan biçimleri ışığa yönelim (fototropizm), yerçekimine ya da yere yöne­lim (jeotropizm), kimyasal maddelere yöne­lim (kemotropizm), suya yönelim (hidrotro-pizm) ve elektriğe yönelimdir (elektrotropizm ya da galvanotropizm). Örneğin bir bitki baş aşağı çevrilse bile, kökleri gene toprağa, tepesi de güneşe dönük olacak biçimde büyü­mesini sürdürür. Küstümotunun yapraklarına dokunulduğu anda yaprakçıklar birbirinin üs­tüne kapanır. Sarmaşık ya da üzüm asması gibi sarılıcı ve tırmanıcı bitkilerin sülükleri de dokunmaya karşı duyarlıdır; bu sülükler ya­kındaki bir dala ya da tele değdiğinde bu desteğe sarılarak bitkinin yukarıya doğru tırmanmasını sağlar. Çiçeklerin taçyaprakları genellikle ışığa duyarlıdır; güneş doğunca açılır, güneş batınca kapanır. Bitkilerin yap­rakları da çoğu kez güneş ışığına yönelir.
Yönelim sırasındaki bu kısıtlı hareketler dı­şında bitkilerin hayvanlar gibi yürüyerek, sürü­nerek, yüzerek ya da uçarak yer değiştirme olanağı yoktur. Bütün yaşamlannı bulunduklan yere bağlı olarak sürdürmek zorundadırlar.

Aralarındaki bu temel ayrılıklara karşılık, canlıların yaşamsal işlevlerinden biri olan üreme olayı üstün yapılı bitki ve hayvanlarda hemen hemen aynıdır. Hayvanlarda olduğu gibi tohumlu bitkilerde de erkekorganın üret­tiği sperma hücresi dişiorganın ürettiği yu­murta hücresini dölleyerek, bu tohumdan yeni bir canlının gelişmesini sağlar. Oysa bazı suyosunları ya da amip gibi basit yapılı canlılar doğrudan hücre bölünmesiyle çoğalır. Bitkilerin yeryüzündeki dağılı­mı büyük ölçüde tohumlarının bir yerden bir yere taşınmasıyla gerçekleşir. Bu yüzden bazı bitkilerin tohumları rüzgârda uçabilecek bi­çimde kanatlıdır; bazılarında hayvanların postuna tutunmalarını sağlayan kanca ya da dikenler bulunur. Bazı tohumlar da yerde yuvarlanarak ya da suda yüzerek bir yerden bir yere ulaşabilir.

Basit ve Üstün Yapılı Bitkiler
Botanikçiler bitkiler âlemini iki büyük bölü­me ayırırlar: En ilkel ve basit yapılı bitkileri içeren karayosunları ile daha üstün yapılı bitkileri içeren damarlı bitkiler. Her iki bö­lümdeki bitkiler de aralarındaki yapısal ve işlevsel benzerlikler göz önünde bulundurula­rak kendi içlerinde yeniden gruplandırıhr. Karayosunlarının iki büyük grubundan biri yaprakyosunları, öbürü ciğeryosunlarıdır. Damarlı bitkiler bölümü ise atkuyruklan, kibritotları gibi görece ilkel bitkilerin ve eğreltiotları gibi daha gelişmiş bitkilerin yanı sıra, yeryüzündeki bitki örtüsünün çok büyük bölümünü oluşturan açıktohumlular ve kapa-lıtohumlular gibi en üstün yapılı bitkileri içerir.
Çok nemli yerlerde yetişen yaprakyosunla-n, ciğeryosunları, atkuyruklan, kibritotları ve eğreltiotları sporlu bitkilerdir. Yaprakyosun­ları ile ciğeryosunlarının kabaca kök, gövde ve yaprağı andıran bölümleri, biraz daha gelişmiş olan eğreltiotlannda giderek üstün yapılı bitkilerin gerçek kök, gövde ve yaprak­larına dönüşür. Ama, spor denen üreme hücreleriyle eşeysiz olarak çoğalan bu bitki­lerden hiçbirinin çiçekleri ve tohumlan yok­tur . Oysa açıktohumlular ve kapalıto-humlular gibi tohumlu bitkiler hem tohumları aracılığıyla eşeyli olarak ürer, hem de hepsi­nin ayrı ayn görevleri olan kök, gövde, yaprak ve çiçek gibi özelleşmiş organlan vardır. Kökler bir yandan topraktan su ve mineralleri emerken, bir yandan da bitkinin toprağa sıkıca tutunmasına yardımcı olur. Gövdenin görevi yaprakları yukarıya doğru yükselterek güneş ışığını daha çok almalarını sağlamaktır; ayrıca su ve besin maddelerinin kökler ile yapraklar arasında taşınmasını sağ­layan iletimdoku sisteminin temel ekseni de gövdedir. Fotosentez olayının gerçekleştiği yapraklar bitkinin besin üretim merkezleridir. Çiçekler ise tohum üreterek bitkinin çoğalma­sını ve soyunu sürdürmesini sağlar.
Yukarıda da özetlendiği gibi, tohumu üre­ten çiçek olduğuna göre bütün tohumlu bitki­lerin çiçeği vardır. Ama açıktohumlu bitkile­rin çiçekleri bildiğimiz tipik çiçek yapısında olmadığı için, çiçekli bitkiler terimi özellikle kapalıtohumlular için kullanılır.


BAŞLICA BİTKİ SINIFLARINDAN ÖRNEKLER
Bitkiler yeşil renkli klorofil pigmenti içeren ve fotosentezle kendi besinini kendisi üretebilen canlılardır. Hayvanİar gibi hareket organları olmadığı için bulundukları yere bağlı olarak yaşarlar. Hücre duvarları selülozlu, bu nedenle oldukça serttir. Yaklaşık 300 bin kadar türü olan bitkiler, benzer yapısal özelliklerine göre sınıflandırılır
CİĞERYOSUNLARI ve YAPRAKYOSUNLARI: Sporlarla üreyen ve toprak yüzeyinde yastık gibi bir örtü oluşturan küçük, yeşil, çiçeksiz kara bitkileridir. Yaprakyosunlarının yaprakları sivri uçlu, ciğeryosunlarınınki etli ve lopludur (25.000 tür).
KİBRİTOTLARI: Sporlarla üreyen, iğnemsi yaprakları ve sporkesesi başaklarıyla (strobil) dev yaprakyosunlarını andıran çiçeksiz kara bitkileridir (400 tür).

ATKUYRUKLARI: İçi boydan boya oyuk, eklemli ve boğumlu gövdeleri olan bitkilerdir. Her boğumdan çıkan uzun, sivri uçlu ve dikensi yapraklar gövdeyi çepeçevre sarar. Sporlar, kozalağı andıran sporkesesi başaklarınca üretilir (30 tür).

EĞRELTİOTLARI: Genellikle parçalı olan yaprakları büyüdükçe bir yelpaze gibi açılan kara bitkileridir. Sporlar yaprakların alt yüzündeki sporkeselerince üretilir (10.000 tür).

AÇIKTOHUMLULAR: Meyvenin içinde saklı olmayan tohumlarla üreyen odunsu bitkilerdir. İğneyapraklılar (kozalaklılar), yalancı sagupalmiyesi ile Cycadales takımının öbür üyeleri ve mabetağacı bu gruptandır (700 tür).

KAPALITOHUMLULAR: Belirgin yaprakları, gövdeleri, kökleri ve çiçekleri olan otsu ya da odunsu bitkilerdir. Kapalıtohumlular, tohum çeneklerinin (çimyapraklarının) sayısına göre iki sınıfa ayrılır.

Birçeneklilerde tek bir çenek bulunur. Buğdaygiller, İkiçeneklilerin iki tane çeneği vardır.


Çiçekli Bitkiler
Çok kalabalık bir grup olan çiçekli bitkilerin bütün türleri birbirinden öylesine farklıdır ki, aralarından tipik bir örnek seçmek neredeyse olanaksızdır. Kökü, gövdesi, yaprakları, çiçekleri ve meyveleriyle tam bir çiçekli bitki olan düğünçiçeği gene de en iyi örnek sayılabilir. Düğünçiçeğinin birçok türü saçak kök­lü, bazıları şişkin yumru köklüdür. Gövdenin altından çıkarak toprakaltında yayılan beyaz saçak kökler, tüy gibi incecik uzantılarıyla topraktaki suyu emer. Toprağın üstünde dal­lanarak yükselen ince, uzun gövdede belirli aralıklarla yerleşmiş küçük boğum yerleri vardır. Her boğumdan bir ya da birkaç yaprak çıkar. Yaprakların koltuğundan, yani gövde­ye birleştiği yerden de her zaman ya bir çiçek tomurcuğu ya da bir yan dal gelişir. Yaprakla­rın kısa bir sapı ve genellikle parçalı, genişçe bir ayası vardır.
Gövdenin ve dalların ucunda tek tek ya da küçük kümeler halinde açan sarı çiçekler bulunur. Her çiçek, yeşil renkli beş çanakyap-raktan, parlak sarı renkli beş taçyapraktan ve çok sayıda erkekorgan ile dişiorgandan olu­şur. Erkekorganlardan her birinin bir ipçiği ve sarı çiçektozlarını üreten bir başçığı vardır. Çiçeğin tam ortasında, çok sayıda yeşil mey-veyaprağından (karpel) oluşan dişiorganlar bulunur. Dişiorganlardan her birinin bir tepe­ciği ile bir yumurtalığı vardır. Tepecik yapış­kan yüzeyiyle çiçektozlarını toplar; şişkince bir bölüm olan yumurtalık ise sonradan tohu­ma dönüşecek olan tohumtaslağını barındırır. Çiçeklerin tepeciği genellik­le boyuncuk denen ince, uzun bir bölümle yumurtalığa bağlıdır. Tozlaşmadan sonra ça-nakyapraklar, taçyapraklar ve erkekorganlar dökülürken, her birinin içinde tek bir tohum bulunan şişkin yumurtalıklar birleşerek mey­veye dönüşür. Düğünçiçeğinin meyvesi elma, armut, kiraz, şeftali gibi yakından tanıdığınız meyvelerden farklıdır. Ama botanik açısın­dan, içinde tohumu ya da tohumları barındı­ran olgunlaşmış her yumurtalık bir meyve sayılır.

Bütün Besinlerin Kaynağı
Bitkiler olmasaydı ne hayvanlar, ne de insan­lar var olabilirdi. Çünkü yeşil bitkilerin, su, suda çözünmüş tuzlar ve hava gibi inorganik maddeleri, bütün öbür canlılar için gerekli olan şeker ve nişasta gibi organik bileşiklere dönüştürebilme yeteneği vardır. Bitkilerin kendi besinini ürettiği bu sürece fotosentez denir. Fotosentezde bitkiler topraktan aldık­ları suyu havadan aldıkları karbon dioksit ga­zıyla birleştirerek şekere dönüştürürler. Bu süreç bitkilerin yalnızca yeşil bölümlerinde, özellikle yapraklarında gerçekleşir. Çünkü fo­tosentezde önemli rol oynayan yeşil renkli klorofil pigmenti yalnız bu bölümlerdeki hüc­relerde bulunur. Bu bireşim (sentez) için ge­rekli olan enerji de güneş ışığından sağlanır .
Bitkiler ürettikleri şekerleri hem büyüme­lerini sağlayan temel besin maddesi olarak kullanır, hem de sonradan kullanmak üzere yumru köklerinde ya da tohumlarında nişasta biçiminde depolayabilirler. Ayrıca yeniden karbon, oksijen ve hidrojene aynştınlabilen bu maddeler bitki için gerekli olan enerjiyi sağlar. Üstelik, bitkilerin ürettiği şeker ve ni­şasta yalnız bitkilerin değil bütün hayvanların ve insanların da temel besin maddesidir. Ör­neğin insanların temel yiyeceği olan ekmek, nişastah buğday tohumlarının öğütülmesiyle elde edilen undan yapılır. Ayrıca, antilop gibi otçul hayvanlar bitkileri, aslan gibi etçil hay­vanlar da antilopları yediği için bitkiler dolay­lı ya da dolaysız olarak bütün hayvanların be­sin kaynağıdır. İnsanlar ise hem bitkileri, hem bitkilerden elde ettikleri yiyecekleri, hem de bitkiyle beslenen hayvanların etini yiyerek beslenir. Değişik örneklerde bu "beslenme ağlan"nı geriye doğru izlersek, ilk basamak­larda hep bitkilerin yer aldığını görürüz.
Bitkilerin, zengin bir besin deposu olmanın ötesinde birçok yaran vardır. Güzel görü­nümleriyle doğayı süsleyen bitkiler, fotosen­tez sırasında karbon dioksit alıp oksijen açığa çıkardıklarından, insan ve hayvanların solu­numu için bitkilerin varlığı çok önemlidir. Ayrıca kökleriyle toprağı tutarak toprak kay­bını önleyen bitkilerden yakacak, kâğıt, ke­reste, zamk, boya, ilaç, reçine, kauçuk, bitki­sel yağlar ve dokumacılığın hammaddesi olan bitkisel lifler gibi çok değerli ürünler elde edi­lir. Baklagiller gibi bazı bitkiler de toprağı azotça zenginleştirerek tarımsal üretimin art­masına yardımcı olur.

Bitki Islahı
Bitkiler her zaman insanlar için vazgeçilmez besin kaynakları olagelmiştir. Çok eskiçağlar­da bitkiler doğada kendiliğinden yetişir, in­sanlar da yemeye elverişli bitkileri bulabilmek için durmadan göç ederlerdi. Zamanla bitki yetiştirmeyi öğrenerek yerleşik düzene geçti­ler. Bugün tarımı yapılan bitkilerin hepsi ya­bani bitkilerden türemiştir, ama birçoğu ata­larından oldukça farklıdır. Çünkü bilim adamları ve tarım üreticileri, çaprazlama ve melezleme yoluyla daha yararlı, verimli ve üs­tün nitelikli bitkiler elde etmeyi başarmışlar­dır. Örneğin yabani buğdaydan, besin değeri ve verimi daha yüksek olan, daha iri taneli pek çok buğday çeşidi geliştirilmiştir. Bitkile­rin çeşitli hastalıklara ve zararlı böceklere da­ha dirençli duruma getirilmesini de amaç­layan bütün bu çalışmalara "bitki ıslahı" denir.
Dünya nüfusunun ve yiyecek gereksinimi­nin giderek artmasına karşılık besin kaynakla­rının hızla tükenmesi bu çalışmaların önemini ön plana çıkarmıştır. Besin değeri olmayan birçok bitki de tedavi edici özellikleri ve ilaç yapımında kullanılan hammaddeleriyle tıp açısından önem taşır. DOĞADAKİ BÜTÜN BİTKİLERİN KORUNMASI GEREKİR. ÇÜNKÜ HİÇ İLGİNİZİ ÇEKMEYEN SI­RADAN BİR OT BİLE İLERİDE İNSAN­LIĞA ÇOK YARARLI OLABİLİR.

Bitkilerin Adlandırılması ve Sınıflandırılması
Bitkilerin her dilde, ilk kez ne zaman kullanıl­dığı bile bilinmeyen özel bir adı vardır. Ak­şamsefası, civanperçemi, hanımeli, güveyfe-neri, çarkıfelek, ballıbaba, aslanağzı, bektaşi­üzümü, cinsaçı, kadıntuzluğu, çobançantası gibi bu güzel ve anlamlı adlar genellikle bitki­nin belli bir özelliğini ve halkın düşgücünü yansıtır. Ama her bitki türünün bu yaygın adından başka, iki sözcükten oluşan Latince bir adı daha vardır. Bu iki sözcüklü adlandır­ma sistemini ilk kez 18. yüzyılda İsveçli bota­nikçi Carolus Linnaeus geliştirmiştir. 1753'te yazdığı Species Plantarum ("Bitki Türleri") adlı başyapıtında bitkileri önce Latince "cins" adıyla, sonra o türü aynı cinsin öbür türlerin­den ayırt eden değişik bir özelliğiyle adlandır­mayı öneren Linnaeus bugünkü bilimsel ad­landırma sisteminin öncüsü sayılır.
Bitkilerin nasıl sınırlandırıldığını ve adlan­dırıldığını daha iyi anlayabilmek için aşağıda­ki örnek yararlı olabilir. Dutun Latince adı Morus'tur. Ama bu bitkinin birçok türü var­dır. Bu türleri birbirinden ayırt etmek için, meyvelerinin rengini belirten Latince sözcük­ler de bitkinin bilimsel adına eklenmiştir. Ör­neğin beyaz dutun bilimsel adı Morus alba, kara dutunki Morus nigra, mor dutunki de Morus rubra'dır. Çünkü Latince alba, nigra ve rubra sözcükleri sırasıyla beyaz, kara ve morumsu kırmızı anlamına gelir. Bütün bu bitkiler Morus cinsinin bireyleri, yani türleri­dir. Aralarında büyük bir benzerlik olduğu için hepsi aynı cins içinde sınıflandırılmış, ama ağacın boyu, yaprakların biçimi, meyve­lerin rengi ve tadı değiştiği için ayrı birer tür olarak kabul edilmişlerdir.
Öte yandan dut, incir ve ekmekağacının birçok ortak özelliği olduğu için, hepsi aynı ailenin üyeleri sayılarak dutgiller (Moraceae) familyası, yani ailesi içinde toplanmıştır. Böy­lece, birbirine benzer özellikleri olan bütün akraba cinsler aynı aile içinde sınıflandırılır. Örneğin buğdaygiller familyası buğday, arpa, çavdar gibi tahılları ve bazı otsu bitkileri, bak­lagiller familyası da bakla, bezelye, fasulye, nohut, mercimek gibi tohumu yenen sebze bitkilerini, yonca, fiğ, burçak gibi yem bitkile­rini ve yerfıstığı, soyafasulyesi gibi yağlı to­humlu bitkileri içeren çok kalabalık ve değerli bitki aileleridir.


Son düzenleyen Safi; 13 Aralık 2016 03:09 Sebep: kırık resimler
2 Ekim 2008 11:03   |   Mesaj #2   |   
Elçin - avatarı
VIP VIP Üye
BİTKİ NEDİR?

Bitkiler yeryüzünde yaşamın anahtarıdır. Bitkiler olmasaydı pek çok canlı organizma yaşamını sürdüremezdi; çünkü üstün yapılı yaratıklar, yaşam biçimleriyle, besinlerini doğrudan yada dolaylı olarak bitkilerden sağlarlar. Oysa pek çok bitki, gerekli besinlerini güneş ışığından yararlanarak kendisi üretmektedir.
Sponsorlu Bağlantılar

Bitkiler 2 temel öbekte (altşube) toplanır:
  • KAPALI TOHUMLULAR (Çiçekli Bitkiler-Angiospermae)
  • AÇIK TOHUMLULAR (Çiçeksiz Bitkiler-Gymnospermae)

1. Kapalı tohumlular gerçek çiçek üretirler ve sayıları 250 milyona yakın türden oluşan bir bitkiler alemidirler. Meşe, kayın, gürgen, karağaç gibi yapraklı ağaçlar bu gruba dahildir. Açık tohumlular ise çiçeksiz bitkiler olarak anılırlar ve bu bitkilerde geniş bir canlılar topluluğudur. Çam, Göknar, Sedir, Ladin gibi kozalaklı ağaçlar, Sikaslar, Ginko gibi türler bu gruba dahildir... Çiçekli bitkilere örnek; At kestanesi Çiçeksiz bitkilere örnek; Bataklık Servisi

2. Açık tohumlular da çiçek ve tohum oluşturmazlar. Üremelerini sporla ya da eşeysiz ve eşeyli üremenin birbirini takip ettiği döl almaşı ile gerçekleştirirler. Çoğunlukla ağaç ya da ağaççık, seyrek de olsa çalı biçiminde olan bitkilerdir. Bütünüyle odunsu olan bu bitkiler, genellikle yapraklarının tamamını birden dökmediği için dört mevsim yeşil kalabilirler. Yaprakları çoğunlukla iğnemsidir. Bununla birlikte pulsu, yelpaze, şeritsi ya da tüysü tipte yapraklı olanları da vardır. Odun boruları (ksilem) ve soymuk boruları (floem) yapılarından oluşan vasküler sisteme sahiptirler. Odun yapıları gövdede bir daire üzerine dizilmiş açık koleteral iletim demetleri içerir. Bu nedenle de ikincil kalınlaşma gösterirler. Bir ya da iki eşeyli bitkilerdir. Genel olarak erkek kozalaklar bir eksen üzerinde üstüste binmiş yapıda mikrosporofillerden oluşmuştur. Pul ya da kalkan biçiminde olan mikrosporofillerin karın kısmında çoğunlukla 2 bazen 4 polen kesesi (mikrosporangiyum) gelişir. Bu keselerde bulunan mikrospor ana hücresi, mayoz bölünme geçirerek mikrosporları, bunlar da polenleri verir. Açık tohumlularda polen üretimi oldukça fazla olup, her bir erkek kozalak birkaç milyon polen üretebilir. Bazı üyelerinin polenlerinde, polenin rüzgarla uçmasını sağlayan 2-3 hava keseciği bulunabilir. Dişi kozalak genelde erkek kozalağa benzer. Bir eksen üzerinde sarmal dizilmiş makrosporofillerden oluşmuştur. Her bir makrosporofilin üst kısmında iki tohum taslağı bulunur. Tohum taslaklarında da makrosporangiyumlar yer alır. Bir ya da iki eşeyli bitkilerdir. Genel olarak erkek kozalaklar bir eksen üzerinde üstüste binmiş yapıda mikrosporofillerden oluşmuştur. Pul ya da kalkan biçiminde olan mikrosporofillerin karın kısmında çoğunlukla 2 bazen 4 polen kesesi (mikrosporangiyum) gelişir. Bu keselerde bulunan mikrospor ana hücresi, mayoz bölünme geçirerek mikrosporları, bunlar da polenleri verir. Açık tohumlularda polen üretimi oldukça fazla olup, her bir erkek kozalak birkaç milyon polen üretebilir. Bazı üyelerinin polenlerinde, polenin rüzgarla uçmasını sağlayan 2-3 hava keseciği bulunabilir. Dişi kozalak genelde erkek kozalağa benzer. Bir eksen üzerinde sarmal dizilmiş makrosporofillerden oluşmuştur. Her bir makrosporofilin üst kısmında iki tohum taslağı bulunur. Tohum taslaklarında da makrosporangiyumlar yer alır.

Blue Blood
7 Temmuz 2009 09:35   |   Mesaj #3   |   
Blue Blood - avatarı
Ziyaretçi
Bitki Nedir?
Bitkiler (Plantae), fotosentez yapan, ökaryotik, ağaçlar, çiçekler, otlar, eğreltiotları, yosunlar ve benzeri organizmaları içinde bulunduran çok büyük bir canlılar alemidir.
Bitkiler, topluluk halinde yaşarlar. Bitkilerin bir bölgede oluşturdukları örtüye bitki örtüsü denir. Flora, bir bölgede yetişen bütün bitki türlerinin hepsine denir. Herhangi bir bölgenin yaşam koşullarında gelişen, benzer ekolojik yapı içeren bitki topluluğuna vejetasyon denir. Bunlar 4 sınıftır: Ormanlar (her zaman yeşil tropikal yağmur, subtropikal, orta kuşak, sert yapraklı, iğne yapraklı, kışın yaprak dökenler, muson ormanları, tropikal kuru, mangrov, galeri, bataklık), Çalılar (maki, garig, psödomaki), otlar (savan, step, çöl), tundra. Bitkilerin yetişmesini etkileyen birçok faktör vardır. Bunlar; ekvatora uzaklık, denizden yükseklik(rakım), arazi eğimi, ışık, sıcaklık, nem, yıllık yağış miktarı, toprak içeriği, canlı faktörler(insan, hayvan, diğer bitkiler, mikroorganizmalar)'dir Bitkiler, fotosentezle ekolojik dengeyi sağlamada temel rol oynadıklarından, canlılar dünyasında çok önemli yere sahiptirler.
Bitkiler aleminin 350.000'e yakın türü mevcuttur. 2004 itibariyle 287.655 bitki türüçiçekli bitkilerden, 15,000'i de yosunlardan olarak tanımlanmıştır. Bitkiler genelde ototrof (özbeslek) organizmalardır ve enerjilerini güneş ışığından alırlar. Birçok bitki kloroplastları sayesinde fotosentez ile organik bileşiklerini üretir. Bitki hücreleri genellikle kareye benzer şekildedir.
Bitkiler,
  • tohumsuz bitkiler (Cryptogamae)
  • tohumlu bitkiler (Spermatophyta)
olmak üzere iki büyük gruba ayrılır:

1. Tohumsuz Bitkiler
Aslı Tohumsuz bitkilerde ilkel de birde gruptur de ve sporla çoğalırlar. Bu bitkilerin çoğu kök, gövde, yaprak ve çiçek gibi organ farklılaşmalarını belirgin olarak göstermezler. Bitkinin tümü aynı yapıda, yapraksı ya da şeritsidir ve bu yapıya "tallus" denir. Talluslu tüm bitkilere "Thallophyta" denilmektedir. Daha gelişmiş olan ve organ farklılaşmaları gösteren bitkilere ise "Kormophyta", bu tip yapıyı da "kormus" denir.
Suyosunları olarak 3500954231 gruba ayrılır(algler), karayosunları (Bryophyta), ciğerotları, boynuzotları, yapraklı karayosunları ve vasküler bitkileri (fosil türler ve eğreltiotları gibi) içeren takımdır.

2. Tohumlu Bitkiler (Çiçekli Bitkiler)
Tohumlu bitkiler bulundurdukları "tohum"la tohumsuz bitkilerden ayrılırlar. Üreme ve yayılma organı olan tohum, iki şekilde oluşturulabilir ve tohumlu bitkiler buna göre iki büyük bölüme ayrılır:

2.1. Açık Tohumlu Bitkiler (Gymnospermae)
Tohum taslakları, meyva yaprakları tarafından örtülmeden açıkta tohum meydana getiren bitkiler.

Açık tohumlu bitkileri genellikle ağaçlar ya da ağaççık formundaki odunsu bitkiler oluşturur. Genellikle herdem yeşil olup, yaprakları çoğunlukla iğnemsi, şekilde bu yüzden de, kuraklığa dayanıklıdırlar.

2.2. Kapalı Tohumlu Bitkiler (Angiospermae)
Tohum taslakları, meyva yapraklarının birleşmesiyle oluşan odacık içinde kapalı olarak tohum geliştiren bitkiler.

Kapalı tohumlular, açık tohumlulara göre daha gelişmişlerdir. Genellikle otsu, odunsu ve çalı formunda olurlar. Çoğunun kültürü yapılır ve ekonomik önemleri vardır. Kapalı tohumlular, iki çenekliler (Magnoliopsida, Dicotyledoneae) ve bir çenekliler (Liliopsida, Monocotyledoneae) olmak üzere 2 sınıfa ayrılır.
21 Nisan 2012 22:01   |   Mesaj #4   |   
bloom22 - avatarı
Üye
E- ÇİÇEKLİ BİTKİLERDE ÜREME :

1- Bitkilerin Sınıflandırılması :

Bitkiler, üreme organı olan çiçeğinin ve tohumunun bulunup bulunmamasına göre çiçekli bitkiler ve çiçeksiz bitkiler olarak iki grupta incelenir.
Üreme organı denilen çiçeği ve tohumu bulunan bitkilere çiçekli bitkiler denir.
Üreme organı denilen çiçeği ve tohumu bulunmayan bitkilere çiçeksiz bitkiler denir.
Çiçekli bitkiler; kök, gövde, yaprak, çiçek olmak üzere 4 kısımdan oluşur.

BİTKİLER


Çiçekli Bitkiler Çiçeksiz Bitkiler

Açık Tohumlular Kapalı tohumlular Damarlı Çiçeksiz Damarlı Çiçeksiz
Bitkiler Bitkiler
Tek Çift (Eğrelti Otu) (Karayosunu)
Çenekliler Çenekliler
(Mısır, Buğday) (Fasulye, Nohut)

2- Çiçek ve Kısımları :
Çiçekli bitkilerin üreme organı olan, renkli, güzel kokulu ve görünüşlü organa çiçek denir. (Ters lale = ağlayan gelin, gül, çiğdem, zambak, gelincik, menekşe). Bütün çiçekler farklı renk, şekil ve kokuda olmalarına rağmen çiçeklerin temel kısımları birbirlerine benzer.
Çiçekte; çiçek sapı, çiçek tablası, çanak yaprak, taç yaprak, erkek organ ve dişi organ gibi kısımlar bulunur.
Tam bir çiçek, çanak yaprak, taç yaprak, erkek organ, dişi organ olmak üzere dört kısımdan oluşur.

bitkicesitleri2
Çiçek Sapı :
Çiçeği dala ya da gövdeye bağlayan ve su ile besin maddelerinin taşınmasını sağlayan kısımdır. Çiçek sapında odun ve soymuk boruları bulunur.

Çiçek Tablası :
Çiçeğin diğer kısımlarını üzerinde taşıyan yapıdır.

a) Çiçeğin Kısımları :
Tam bir çiçek çanak yaprak, taç yaprak, erkek organ ve dişi organ olmak üzere dört kısımdan oluşur.

cicekveyapisi
1- Çanak Yaprak :
Çiçeğin en dış kısmında bulunan yeşil renkli yapraklardır. Çanak yapraklar, (çiçek tomurcuk halinde iken) çiçeğin diğer kısımlarını dış etkilere karşı korur ve fotosentez yaparak besin üretir. (Çiçeklerde genelde çanak yapraklar 5 tanedir).

2- Taç Yaprak :
Çiçeğin renkli, güzel kokulu ve görünüşlü olan kısmıdır. Taç yaprakların dip kısımlarında bal özü sıvısı (salgısı) salgılanır. Bal özü salgısı güzel kokulu olduğu için ve de taç yapraklar renkli ve güzel görünüşlü olduğu için böceklerin ilgisini çekerler ve tozlaşmaya yardımcı olurlar.

3- Erkek Organ :
Taç yaprakların arasında, dişi organın etrafına dizilmiş halde olan çok sayıdaki organdır. Erkek organ sapçık (ipçik) ve başçık olarak iki kısımdan oluşur.
Sapçıklar, başçıkları tutar, başçıkları çiçeğe bağlar ve her sapçıkta bir başçık bulunur.
Başçıkta polen keseleri bulunur. Polen keselerinin içinde polenler yani çiçek tozları, çiçek tozlarının yani polenlerin içinde de erkek üreme hücreleri olan sperm hücreleri bulunur. Polenler olgunlaşınca polen keseleri çatlar ve polenler etrafa yayılırlar.
(Polen keselerinde bulunan polen-üreme- ana hücreleri mayoz bölünme geçirerek polenleri oluşturur).

4- Dişi Organ :
Çiçeğin ortasında bulunan, vazoya benzeyen ve genelde bir tane olan organdır. Dişi organ; dişicik tepesi, dişicik borusu ve yumurtalık olarak üç kısımdan oluşur.

a) Dişicik Tepesi :
Dişi organın en uç kısmıdır. Dişicik tepesi yapışkan ve nemli bir sıvı salgılar. Bu sıvı çiçek tozlarını yani polenler tutarak polenlerin burada çimlenmesini sağlar.
b) Dişicik Borusu :
Dişicik tepesini yumurtalığa bağlayan borudur. Dişicik tepesinde çimlenen polenleri yumurtalığa taşır.
c) Yumurtalık (Ovaryum) :
Dişi organın en alt kısmındaki şişkinleşmiş bölümdür. Yumurtalıkta tohum taslağı bulunur. Tohum taslağının içinde dişi üreme hücreleri olan yumurta hücreleri vardır.

cicekuremeorganlari3- Çiçek Çeşitleri :
Çiçekler, erkek organ ve dişi organın bulunup bulunmamasına göre iki çeşittir.

a) Tam Çiçek (Bir Evcikli Çiçek=Erselik Çiçek) :
Bir çiçekte erkek organ ve dişi organ ile birlikte taç ve çanak yapraklar da bulunuyorsa böyle çiçeklere tam çiçek denir.

Örnek : Gül, papatya, elma, bezelye, kestane, fındık.

b) Eksik Çiçek (İki Evcikli Çiçek) :
Bir çiçekte erkek ve dişi organdan sadece bir tanesi bulunuyorsa böyle çiçeklere eksik çiçek denir.
• Çiçekte sadece erkek organ varsa bu çiçeğe erkek çiçek (taş fırın) denir.
• Çiçekte sadece dişi organ varsa bu çiçeğe dişi çiçek (light) denir.

4- Çiçekli Bitkilerde Tozlaşma ve Döllenme :
Bitkilerde tohum ve meyvenin oluşabilmesi için tozlaşma ve döllenme olmak üzere iki olayın gerçekleşmesi gerekir.

a) Tozlaşma :
Erkek organın başçığındaki polenlerin (çiçek tozlarının) dişi organın dişicik tepesine taşınmasına tozlaşma denir. Tozlaşma su, rüzgar, kuşlar, böcekler, insanlar sayesinde gerçekleşir. (Bataklık ve su bitkilerinde su sayesinde gerçekleşir).
Tozlaşma olayı aynı tür bitkiler arasında gerçekleşir. Dişi organın dişicik tepesi, farklı bitki türlerinin polenlerinin yumurtalığa girmesini önler. (Laleden lale oluşmasının sebebi budur).

b) Döllenme :

Tozlaşma ile dişicik tepesine gelen polenler, dişicik tepesi tarafından salgılanan yapışkan sıvı ile tutulur ve polenler burada çimlenirler. Çimlenen polenler yani çiçek tozları çatlar ve erkek üreme hücreleri yani sperm hücreleri açığa çıkar. Açığa çıkan erkek üreme hücreleri (nin çekirdekleri) (nden biri yumurtalığa doğru hareket ederek polen tüpünü oluşturur) dişicik borusundan geçerek yumurtalıktaki tohum taslağına gelir.
Yumurtalıkta dişi üreme hücresi olan yumurta hücrelerinin çekirdeği ile erkek üreme hücresi olan sperm hücrelerinin çekirdeğinin birleşmesine döllenme denir. Döllenme sonucu oluşan döllenmiş yumurta hücresine zigot denir.
Zigot, bitkinin en küçük yani tek hücreli halidir. Oluşan zigot gelişerek (sürekli mitoz bölünme geçirerek) embriyo denilen bitkinin (canlının) ilk taslağını, modelini oluşturur. (Embriyo bitkinin kök, gövde, yaprak gibi kısımlarının taslağını, modelini bulundurur ve bu yapıların oluşmasını sağlar).
Döllenme sonucu tohum taslağı gelişerek tohumu, tohumun içinde bulunduğu yumurtalık ta gelişerek meyveyi oluşturur.



polensicek12


Kaynak: Çiçeğin kısımları ve görevleri nelerdir?
_GüzelikMeleği_
11 Şubat 2013 18:01   |   Mesaj #5   |   
_GüzelikMeleği_ - avatarı
Ziyaretçi
Bitki Nedir?
Bulunduğu yere kökleriyle tutunup gelişen , döl veren ve hayatını tamamladıktan sonra kuruyarak varlığı sona eren , yosun , ot , Ağaç vb. Canlıların genel adı , nebat.
Bitkiler yeryüzünde yaşamın anahtarıdır. Bitkiler olmasaydı pek çok Canlı organizma yaşamını sürdüremezdi; çünkü üstün yapılı yaratıklar, yaşam biçimleriyle, besinlerini doğrudan yada dolaylı olarak Bitkilerden sağlarlar. Oysa pek çok Bitki, gerekli besinlerini güneş ışığından yararlanarak kendisi üretmektedir.
Sponsorlu Bağlantılar

Bitkiler 2 temel öbekte (alt şube) toplanır;

  1. Kapalı Tohumlular (Çiçekli Bitkiler- Angiospermae )
  2. Açık Tohumlular (Çiçeksiz Bitkiler- Gymnospermae )
Kapalı tohumlular gerçek çiçek üretirler ve sayıları 250 milyona yakın türden oluşan bir bitkiler alemidirler. Meşe , kayın , gürgen , karağaç gibi yapraklı ağaçlar bu gruba dahildir.
Açık tohumlular ise çiçeksiz bitkiler olarak anılırlar ve bu Bitkilerde geniş bir Canlılar topluluğudur. Çam , Göknar , Sedir , Ladin gibi kozalaklı ağaçlar , Sikaslar , Ginko gibi türler bu gruba dahildir.
Bitkiler (Plantae) , Fotosentez yapan , ökaryotik , çiçekler, ağaçlar, eğreltiotları, otlar, yosunlar ve benzeri organizmaları içinde bulunduran çok büyük bir canlılar alemidir.
Bitkiler , topluluk halinde yaşarlar. Bitkilerin bir bölgede oluşturdukları örtüye Bitki örtüsü denir. Flora , bir bölgede yetişen bütün bitki türlerinin hepsine denir. Herhangi bir bölgenin yaşam koşullarında gelişen , benzer ekolojik yapı içeren bitki topluluğuna vejetasyon denir.

Bunlar 4 sınıftır :
Ormanlar ( her zaman yeşil tropikal yağmur , subtropikal, orta kuşak , iğne yapraklı, sert yapraklı , kışın yaprak dökenler , muson ormanları , tropikal kuru , mangrov , galeri, bataklık ), Çalılar ( maki , garig , psödomaki ) , otlar (savan , step, çöl ) , tundra. Bitkilerin yetişmesini etkileyen bir çok faktör vardır. Bunlar ; ekvatora uzaklık , denizden yükseklik ( rakım ) , arazi eğimi , ışık , Sıcaklık , nem , yıllık yağış miktarı , Toprak içeriği , canlı faktörler ( insan , hayvan , diğer bitkiler , mikroorganizmalar )'dir.

Bitkiler
, Fotosentezle ekolojik dengeyi sağlamada temel rol oynadıklarından , canlılar dünyasında çok önemli yere sahiptirler.
Bitkiler aleminin 350.000'e yakın türü mevcuttur. 2004 itibariyle 287.655 bitki türü tanımlanmıştır. Bunlardan 258.650'si çiçekli bitkilerden, 15,000'i de yosunlardan olarak tanımlanmıştır. Bitkiler genelde Ototrof (özbeslek) organizmalardır ve enerjilerini güneş ışığından alırlar. Birçok bitki kloroplastları sayesinde fotosentez ile organik bileşiklerini üretir. Bitki hücreleri genellikle kareye benzer şekildedir.
Bitkiler , tohumsuz bitkiler (Cryptogamae) ve tohumlu bitkiler (Spermatophyta) olmak üzere iki büyük gruba ayrılır:
  • Çiçeksiz Bitkiler
  • Tohumlu bitkiler
Çiçeksiz Bitkiler
Tohumsuz Bitkiler, ilkel bir gruptur ve sporla çoğalırlar. Bu bitkilerin çoğu kök, gövde, yaprak ve çiçek gibi organ farklılaşmalarını belirgin olarak göstermezler. Bitkinin tümü aynı yapıda, yapraksı ya da şeritsidir ve bu yapıya "tallus" denir. Talluslu tüm Bitkilere "Thallophyta" denilmektedir. Daha gelişmiş olan ve organ farklılaşmaları gösteren bitkilere ise "Kormophyta", bu tip yapıyı da "kormus" denir.
Suyosunları (algler), karayosunları (Bryophyta), ciğerotları, boynuzotları, yapraklı karayosunları ve vasküler Bitkileri (fosil türler ve eğreltiotları gibi) içeren gruptur.

Tohumlu bitkiler

Tohumlu bitkiler bulundurdukları "tohum"la tohumsuz bitkilerden ayrılırlar. Üreme ve yayılma organı olan tohum, iki şekilde oluşturulabilir ve tohumlu bitkiler buna göre iki büyük bölüme ayrılır:

Açık Tohumlu Bitkiler - Gymnospermae
: Tohum taslakları, meyva yaprakları tarafından örtülmeden açıkta tohum meydana getiren bitkiler.
Açık tohumlu bitkileri genellikle ağaçlar ya da ağaççık formundaki odunsu bitkiler oluşturur. Genellikle herdem yeşil olup, yaprakları çoğunlukla iğnemsi, şekilde bu yüzden de, kuraklığa dayanıklıdırlar.

Kapalı Tohumlu Bitkiler - Angiospermae
: Tohum taslakları, meyva yapraklarının birleşmesiyle oluşan odacık içinde kapalı olarak tohum geliştiren bitkiler.
Kapalı tohumlular, açık tohumlulara göre daha gelişmişlerdir. Genellikle otsu, odunsu ve çalı formunda olurlar. Çoğunun kültürü yapılır ve ekonomik önemleri vardır. Kapalı tohumlular, iki çenekliler (Magnoliopsida, Dicotyledoneae) ve bir çenekliler (Liliopsida, Monocotyledoneae) olmak üzere 2 sınıfa ayrılır.
Bitkiler, canlılar arasında büyük bir gruptur. Ağaçlar, çiçekler, otlar, eğreltiotları, yosunlar ve benzeri organizmaları içinde bulundurur.
350.000'e yakın bitki türü mevcuttur. 2004 itibariyle 287.655 bitki türü tanımlanmıştır. Bunlardan 258.650'si çiçek, 15,000'i de yosun olarak tanımlanmıştır. Bitkiler genelde ototrof ( özbeslek ) organizmalardır ve enerjilerini Güneş ışığından alırlar. Birçok bitki kloroplastları sayesinde fotosentez ile organik bileşiklerini üretir.
Bitki hücreleri genellikle kareye benzer şekildedir. Bitkiler 7 ana grupta incelenir.
  • Köklerinden faydalanılanlar : kırmızı turp, kara turp VB..
  • Gövdelerinden faydalanılanlar : tarçın, Zencefil gibi.
  • Yapraklarından faydalanılanlar : Kekik, Nane, merzengüş, maydanoz, defne gibi.
  • Soğan yapısında olanlar : Mutfak soğanı, Sarımsak VB.
  • Çiçeklerinden faydalanılanlar : Karanfil VB.
  • Meyvelerinden faydalanılanlar : Kimyon, karabiber, Anason, kırmızı biber, vanilya VB.
  • Tohumlarından faydalanılanlar : Hardal, küçük Hindistan cevizi VB.
Bitkiler, doğayı ve ormanları oluşturan etkenlerdir. Bitkiler insanların en temel Oksijen kaynağıdır. Ama geceleri yattığınız odada bitki bulundurmak yararlı değildir. Çünkü bitkiler geceleri Karbondioksit yayarak Oksijeni azaltır ve siz gece uyurken nefes zorluğu çekersiniz. Özellikle de astımlı kişilerin yatak odalarında bitki bulundurmaları zararlıdır. Çünkü bu durumda nefessiz kalabilirler. Bu astımlı kişiler bakımdan önemlidir. Bitkiler yapraklarından nefes alıp Gaz alışverişi yapar bu olaya fotosentez denir.
Son düzenleyen Valeria; 11 Şubat 2013 19:03 Sebep: Msj düzeni+açık link.
25 Nisan 2014 11:17   |   Mesaj #6   |   
_Yağmur_ - avatarı
VIP VIP Üye
Alıntı
Misafir adlı kullanıcıdan alıntı

çiçekli bitkiler acil çok çabuk yardım

Alıntı
misafir adlı kullanıcıdan alıntı

lütfen daha iyi cevaplar verin birde çiçeksiz bitkilere 1 örnek veriniz

Alıntı
Misafir adlı kullanıcıdan alıntı

ben çiçekli bitkiler ile ilgili bilgi istiyorum ama tohumlu filen oluyo ya işte onlardan bahsedmiyorum acil söleyin lütfen,

Çiçekli ve Çiçeksiz Bitkiler
MsXLabs.org

Çiçekli Bitkiler (Tohumlu)

cicekli bitkiler

Üreme organları çiçeklerdir. Gerçek kök, gövde ve yaprakları vardır. İletim demetleri gelişmiştir. Tohumlu bitkilerde genel olarak eşeyli üreme hakim olsa da eşeysiz üreme çeşitlerinden olan vejetatif çoğalma hemen he*men tüm türlerde görülür. Bu özellik seracılıkta, çiçekçilikte ve hatta ziraatta birçok önemli bitkinin çoğaltılmasında kullanılmaktadır. Tohumlu bitkiler iki alt bölüme ayrılır.

a) Açık Tohumlular: Kozalaklı bitkiler olarak da bilinirler. Her zaman yeşil, çoğu iğne yapraklı, ağaç ve çalışlardan meydana gelen, çok yıllık bitki*lerdir. Otsu formu yoktur. Tohum tas*lakları ovaryum tarafından örtülmemiştir. Tohum meyve içinde değil, ko*zalak yapraklarının altında açıkta bu*lunur. Bu nedenle açık tohumlu bitkiler olarak adlandırılmışlardır. Gerçek çi*çek ve tohum taslakları yoktur. Erkek ve dişi organ genellikle farklı çiçekler*de bulunur. Çenek sayısı değişkendir. Çam, ardıç, ladin, göknar ve sedir ağacı bu grubun bilinen örneklerindendir.

Açık tohumlu bitkiler odun boruları (ksilem) ve soymuk borularından (floem) oluşan vasküler sisteme sahiptirler. Odun yapıları gövdede bir daire üzerine dizilmiş açık kollateral iletim demetleri içerir. Bu nedenle de ikincil kalınlaşma gösterirler. Açık tohumlularda polen üretimi oldukça fazla olup, her bir erkek kozalak birkaç milyon polen üretebilir. Bazı türlerin polenlerin*de, polenin rüzgarla uçmasını sağlayan 2-3 hava keseciği bulunabilir. Dişi ko*zalak genelde erkek kozalağa benzer. Bir eksen üzerinde sarmal dizilmiş makrosporofillerden oluşmuştur. Her bir makrosporofılin üst kısmında iki to*hum taslağı bulunur. Tohum taslaklarında da makrosporangiyumlar yer alır.

Tozlaşmaları genelde rüzgarla olur. Tohumların olgunlaşma süreleri 1-3 yıl arasındadır. Günümüzde 600 ile 1000 türle temsil edilmektedirler.

b) Kapalı Tohumlular: Kapalı tohumluların gerçek çiçek ve tohum taslakları vardır. Tohum taslakları ve tohumları meyve ile örtülü olduğundan kapalı tohumlu bitkiler olarak adlandırılırlar. Sayıları 250 bine yakın türden oluşur. Meşe, kayın, gürgen, karaağaç gibi yapraklı ağaçlar ve bütün meyve ağaçları bu gruba dahildir. Odunsu ve otsu çeşitleri vardır. Çok yıllık olanla*rın bazıları kışın yaprağını döker, bazıları dökmez. Çenek sayısına göre tek çenekli ve çift çenekti olmak üzere ikiye ayrılırlar.

1. Tek Çenekliler (Monokotiledonlar): Tohumlarında tek çenek bulunur. Çoğu bir yıllık otsu bitkilerdir. Buğday, mısır, lale, muz, soğan, hurma, orkide ve bir çok ot türü bu sınıf içinde yer alır. Hiç birinin gövdesinde kambiyum bulunmaz. Bunun için boyları uzun, gövdeleri incedir. Yapraklan genellikle ince, uzun ve paralel damarlı, kökleri saçak köktür. İletim demetleri gövdede düzensiz dağılmıştır.

2. Çift Çenekliler (Dikotiledonlar): Tohumlarında çift çenek vardır. Gövdelerinde kambiyum halkaları bulunur. Bu sayede iletim demetleri göv*deye düzenli olarak dizilmiştir. Yaprakları ağsı damarlı çok yıllık odunsu bitkilerdir. Bu sınıfa örnek olarak Baklagiller, Gülgiller, Kabakgiller, Asmagiller gibi bir çok takım örnek verilebilir. Bezelye, badem, ceviz, elma, domates, ayçiçeği, gül gibi bitkiler çift çenekli bitkilerdendir.

ÇİÇEK VE YAPISI
Çiçek, tohumlar vasıtasıyla yeni bireylerin oluşmasını ve bitkinin devamını sağlar.
Tam bir çiçekte; çiçek sapı, çiçek tablası, çanak yaprak, taç yaprak, erkek ve dişi organlar vardır. Çiçek sapı çiçeği dala bağlar, çanak yaprak, taç yaprak, erkek ve dişi organlar dıştan içe doğru sırayla dört halka şeklinde çiçek tablası üzerine dizilirler.

Çanak yaprak: Genelde yeşil renklidir. Çiçeğin en dış kısmını oluşturur.Çiçek tomurcuk halindeyken çiçeği korur.

Taç yaprak: Çiçeğin renkli ve kokulu kısmıdır. Tozlaşmada böcekleri çekerek bitkinin çoğalmasında önemli rol oynar.

Erkek organ: İpçik denilen bir sap ile başçık denilen şişkin bir kısımdan meydana gelmiştir. Başçıkta, içinde erkek üreme hücreleri (polen) bulunan çiçek tozu keseleri bulunur. Polenler olgunlaşınca keseler çatlar ve polenler etrafa yayılır.

Dişi organ: Yumurtalık, dişicik borusu ve tepecik olmak üzere üç kısımdan oluşur. Yumurtalıkta çok sayıda dişi üreme hücresi (yumurta) bulunur. Dişicik borusu, tepeciği yumurtalığa bağlayan dar kısımdır. Tepecikte çiçek tozlarının yapışmasını sağlayan yapışkan bir sıvı bulunur.

Erkek ve dişi organı bir arada bulunduran bitkilere “bir evcikli” , erkek ve dişi organları ayrı bulunduran bitkilere de “iki evcikli” bitki denir. Meşe, mısır, çam, kestane ve fındık bir evcikli, söğüt, antep fıstığı, kenevir ve kavak iki evcikli bitkilerdir.

TOZLAŞMA
Bitkide çiçeğin görevi tozlaşma yoluyla bitkinin çoğalmasını sağlamaktır. Bir çiçeğin erkek organından serbest kalan polenlerin diğer çiçeğin dişi organının tepeciğine ulaşması ve burada yeni bitki tohumlarının oluşması olayıdır. Tozlaşma olayında etkili faktörler şunlardır:

1.Rüzgar: Polenlerin taşınması rüzgarla sağlanır. Kullanışlı ve sık görülen bir tozlaşma çeşidi değildir.

2.Böcekler: Polenlerin arılar, sinekler ve benzer böcekler tarafından taşınması. Yaygın olan tozlaşma şeklidir. Çiçeğin güzel kokusu, güzel ve parlak görünümü ve salgıladığı şekerli maddeler böceklerin dikkatini çeker. Çiçeğin üzerine gelen böceklerin ayaklarına yapışan polenler böceğin diğer çiçeklere konmasıyla oralara taşınmış olurlar.

3.Kendi kendine tozlaşma: Aynı çiçeğin erkek organındaki polenlerin dişi organına ulaşması sonucu meydana gelen tozlaşma şeklidir.

Çiçekte döllenme sonucunda tohum oluşur ve bu tohumun etrafının yumurtalıkla çevrilmesi sonucu meyve oluşur. Tohumun toprakta çimlenmesiyle yeni bitkiler oluşmuş olur.

ÇİMLENME
Tohum içinde embriyo ve besin maddesi bulunan yapıdır. Tohumdan bitki kökünün, gövdesinin ve yaprak ve çiçeklerin oluşmasına çimlenme denir.

Tohum çimlenirken gerekli besini çeneklerden alır. Tohumun çimlenebilmesi için uygun sıcaklık ve hava gerekir.

Çimlenme esnasında tohumun yapısındaki besin kullanılır ve böylece yeni bir bitki oluşur.

MEYVE
Meyve sadece, çiçekli bitkilere özgü bir üründür. Çiçek tozunun yumurtalığa erişerek yumurtayı aşılamasıyla birlikte hücresel çoğalma başlar. Yumurtalık yavaş yavaş şişer ve sonunda meyve halini alır. Tüm meyveleri beslemekte olan özsu meyveye de erişir. Özsu, olmakta olan meyveyi besler ve renklendirir. Meyveyi tatlılaştıran da özsudur.
Meyveleri oluşumuna göre gruplandırırız.

Meyve sadece dişi organın yumurtalık dokuları tarafından meydana getirilirse bunlara gerçek meyve denir. Örneğin; şeftali, kayısı, üzüm.

Yumurtalıkla birlikte çiçek tablası, taç ve çenek yapraklar beraberce gelişerek meyve oluşturuluyorsa bunlara yalancı meyve denir. Örneğin; Çilek, elma, armut.

Dir tane dişi organdan meydana gelen meyvelere basit meyve denir. Örneğin; Kiraz, erik, elma.

Birkaç tane dişi organdan meydana gelen meyvelere ise bileşik meyve denir. Örneğin; Ahududu, böğürtlen.

Ceviz, fındık, kestane gibi bitkilerin meyveleri zamanla sertleşip kurur. Tohumları yenilen bu meyvelere kuru meyve denir.

Çiçeksiz Bitkiler (Tohumsuz):

ciceksiz bitkiler

Çiçek ve tohum oluşturmazlar. Üremeleri eşeysiz veya eşeyli üremenin birbirini takip ettiği döl almaşı (metagenez) şeklinde olur. Kara yosunları ve eğrelti otları çiçeksiz bitkilerin ençok bilinen gruplarıdır. Bu iki gruptan başka Ciğer otları, Kibrit otları ve At kuyrukları da vardır.

a) Kara Yosunları: İletim demetleri yoktur. Nemli yerlerde yaşarlar. Döl almasıyla eşeyli ürerler. Gerçek yapraklar olmayıp yaprağımsı yapıları vardır.

b) Eğrelti Otları: Gerçek kök ve yaprakları yoktur. İletim demetleri vardır. Yapraklar yer altı gövdelerine dönüşmüştür.

AÇIK TOHUMLULAR (Çiçeksiz Bitkiler-Gymnospermae)
Kapalı tohumlular gerçek çiçek üretirler ve sayıları 250 milyona yakın türden oluşan bir bitkiler alemidirler…

Meşe, kayın, gürgen, karağaç gibi yapraklı ağaçlar bu gruba dahildir…

Açık tohumlular ise çiçeksiz bitkiler olarak anılırlar ve bu bitkilerde geniş bir canlılar topluluğudur. Çam, Göknar, Sedir, Ladin gibi kozalaklı ağaçlar, Sikaslar, Ginko gibi türler bu gruba dahildir…

Çiçeksiz Bitkilerin yaprakları, iğne gibi değişik biçimlerde karşımıza çıkar. Bu bitkilerin yaprak biçimleri ile ilgili bazı örnekleri aşağıda görmektesiniz;

Çiçekli bitkilerin tek sap ve tek yaprak yüzeyinden meydana gelen yapraklarına genel anlamda sade yapraklar denilmekte, tek sap üzerinde parçalı bir yapıda, yaprakçıklara ayrılmış biçimdeki yapraklara da bileşik yapraklar adı verilmektedir.

Bileşik yapraklar kendi içinde; üçlü, çift tüysü, tek tüysü, katlı tüysü, elsi… gibi değişik biçimlerde görülür. Aynı şekilde yaprakların dizilişine göre de; karşılıklı, almaçlı, sarmal, çevrel, haçsı gibi değişik formlar vardır…

Çiçeksiz bitkiler, belirgin bir üreme organı (çiçeği) olmayan bitkilerdir. Kök, gövde ve yaprak gibi kısımlar iyi gelişmemiştir. Bazı çiçeksiz bitkilerde kök, gövde ve yaprak değişikliğe uğrayarak başka yapılara dönüşmüştür.

Çiçeksiz Bitkiler Nedir?
Çiçeksiz bitkilerin iletim borusu taşıyanlarına damarlı, iletim borusu bulunmayanları na damarsız çiçeksiz bitkiler denir.

Çiçeksiz bitkilerde tohum oluşumu gözlenmez. Sporla çoğalırlar. Genelde su içinde yaşarlar. Karada yaşayanlarsa nemli ortamlarda bulunur.

Boynuz otu, kara ve su yosunları damarsız çiçeksiz bitkilere örnektir.

Kara yosunları nemli yerlerde, ağaç altlarında ve ağaçların kuzeye bakan gövdeleri üzerinde yaşarlar. Gerçek kökleri yoktur. Kök benzeri uzantıları vardır. Bunlara rizoit denir. Gövde kısa ve toprağa yapışıktır. Yaprakları kadife gibidir. İletim boruları yoktur. Gövde uçlarında sporları taşıyan spor keseleri vardır. Kara yosunları sporla çoğalırlar.

Kibrit otu, at kuyruğu ve eğrelti otları damarlı çiçeksiz bitkilere örnektir. Eğrelti otunda kök, gövde ve yaprak gelişmiştir.

Eğrelti otları, damarlı çiçeksiz bitkilerin en gelişmiş olanlarıdır. Sulu yerlerde yetişirler. Yapraklarının alt yüzünde kahverengi spor keseleri vardır. Bunlara sorus denir. Spor keseleri olgunlaşınca çatlar ve sporlar etrafa yayılır. Yağmur, rüzgâr veya canlıların yardımı ile taşınan sporlar uygun ortamlarda çimlenerek yeni bir eğrelti otu oluştururlar. Buna eşeysiz çoğalma denir.

Genç eğrelti otunun alt yüzeyindeki keselerde erkek ve dişi üreme hücreleri bulunur. Bu bitki türlerinin üremelerini tamamlayabilmesi için sperm ve yumurta üretiminin de gerçekleşmesi gerekir.

Çoğalmaları sporlarla gerçekleşir. Çiçekli bitkilere göre daha basit yapılıdırlar. Suda ve nemli yerlerde yaşarlar.

1- Su Yosunları (Alg’ler) :
• Nemli ortamlarda , denizlerde ve tatlı sularda yaşarlar.
• Su yosunlarına algler de denir.
• Tek ve çok hücreli olanları vardır.
• Gerçek kökleri olmamasına rağmen basit köksü yapıları olan basit yapılı bitkilerdir.
• Su yosunları hücrelerinde klorofil bulunur. Bu sayede kendi besinlerini kendileri yapar.
• Su yosunları genelde mavi , yeşil renkte olurlar.
• Yeşil, kahverengi, esmer, kırmızı alg’ler olmak üzere gruplandırılır.
• Bazı türleri hem tek hücreli hem de gözle görülecek büyüklükte (makroskobik) dir. (Acetebularia gibi).

2- Kara Yosunları :
Su yosunlarından farklı olarak karada yaşamalarına rağmen iletim demetleri (damarları) olmadığı için nemli ve suya yakın yerlerde yaşarlar. Gerçek kökleri yoktur, bunun yerine suyu ve suda erimiş mineralleri alan rizoid adı verilen yapıları vardır. Çoğalmalarında döl almaşı görülür.

• Nemli topraklarda, taş aralıklarında, ağaç kabuklarında ve havuz kenarlarında yetişir.
• İletim demetleri yoktur.
• Döl almaşıyla eşeyli ürerler.
• Kara yosunlarında gövde ve yapraklar bulunur.
• Bunlar gerçek yapraklar olmayıp, yaprağımsı yapıları vardır.
• Gövdeleri incedir.
• Gövde üzerinde yeşil yapraklar bulunur.
• Kara yosunları bulundukları yüzeyi kadife gibi kaplar.

3- Eğrelti Otları :
• Yapı olarak çiçekli bitkilere benzerler.
• Gerçek kök, gövde, yaprak ve damarları (iletim demeti) vardır.
• Fotosentez yaparlar.
• Çoğunlukla karada yaşarlar.
• Çoğalmalarında döl almaşı görülür.
• Eğrelti otları ormanlarda, ağaç diplerinde, nemli yerlerde ve dere kenarlarında yetişir.
• Çiçeksiz bitkilerin en gelişmişidir.
• Boyları genelde 40 – 100 cm arasında değişir.
• Toprak üzerinde geniş ve yeşil renkli yaprakları vardır.
• Eğrelti otlarında kök , gövde ve yapraklar bulunur.
• Ancak bunlar da gerçek kök ve yapraklar değildir.
• İletim demetleri vardır.
• Üremeleri kara yosunları gibidir.
• Yaprağımsılar yer altı gövdesine yapışmıştır.

Çiçeksiz bitki olarak bu üç ana gruptan başka ;
Ciğer otları, Likenler, Kibrit otları ve Atkuyrukları olarak bilinen gruplarda vardır.

25 Nisan 2014 11:37   |   Mesaj #7   |   
_Yağmur_ - avatarı
VIP VIP Üye
Alıntı
Misafir adlı kullanıcıdan alıntı

çiçekli bir bitkide meyve ve tohum nerede oluşur ??


ÇİÇEKLİ BİTKİLERDE MEYVE VE TOHUM

MsXLabs.org
Sponsorlu Bağlantılar

Döllenmeden sonra bitki, embriyonun ve besin deposunun bulunduğu bir yapı oluşturmaya başlar. Tohum taslağı denen ve tohumu oluşturacak olan bu yapı, yumurtalık içinde meyve ile birlikte gelişir. Bitkinin tohumu olgunlaşır.

EMBRİYO + ÇENEK (BESİ DOKU) = TOHUM

Bitki türüne göre tohumlar birçok farklılıklar gösterir. Ancak, tüm tohumlarda üç yapı bulunur. Bunlar;
1- Tohum Kabuğu: Tohumu sarar, dış etkilerden korur. Çimlenme sırasında suyla şişerek patlar.

2- Embriyo: Zigotun bölünüp çoğalmasıyla oluşur. Bitkinin küçük bir taslağıdır. Kök, gövde, yaprak taslaklarını içerir.

3- Çenek (Besi Doku): Embriyoya bağlı besin deposudur. Çimlenme sırasında embriyonun beslenmesini sağlar. Fasulye, nohut gibi bitkilerde besi doku yoktur. Embriyo besinini çenek yaprak içinden alır.

Döllenmiş tohum taslağı (embriyo) tohumu oluştururken, başta yumurtalık olmak üzere çiçeğin diğer kısımları gelişerek meyveyi oluşturur. O halde tohum ve tohumu çevreleyen kısımların hepsine meyve denir.

• Meyvenin temel görevi tohumu korumak ve tohumun taşınıp dağılmasına yardımcı olmaktır.

Gerçek Meyve: Yalnız yumurtalığın gelişmesiyle oluşan meyvedir. Ör: Portakal, limon, kavun, böğürtlen.

Yalancı Meyve: yumurtalıkla beraber çiçeğin diğer organlarının da gelişmesiyle oluşan meyvedir.

Ör: elma, armut, incir. Bunlarda etli ve tatlı kısımlar çiçek tablasından oluşmuştur.

Besin ve su biriktirerek etlenen meyvelere etli meyveler denir. Erik, kayısı, kiraz, domates, üzüm gibi.

Bazı bitkilerde meyve etlenmez. Bunlara kuru meyve denir. Fındık, ayçiçeği, haşhaş, kestane, bakla, fasulye gibi.



Daha fazla sonuç:
bitki nedir

Hızlı Cevap
Mesaj:



Bu sayfalarımıza baktınız mı
paneli aç