Arama

Hikayeler ve Öyküler -2- - Sayfa 163

Güncelleme: 17 Şubat 2016 Gösterim: 594.398 Cevap: 1.812
arwen - avatarı
arwen
Ziyaretçi
7 Haziran 2008       Mesaj #1621
arwen - avatarı
Ziyaretçi
Yillardan 1994'dü.Ben annem ve abim Tunceli'deki köyümüze gitmistik.O zamanlar 12 yasinda falandim.Oraya gittik ve amcamlarin evine yerlestik.Benim orada tanidigim hiç kimse olmadigi için ben amcaogluyla(Yusuf)la oynuyordum.O bana biraz macera yasamak istediginden falan bahsederdi hep ve bir gece onla uyumadik ve biraz macera yasabilmek için neler yapabilecegimizi düsündük ve en sonunda köyü çevreleyen daglardan birindeki bir eve gitmeyi önerdi Yusuf fakat bunun çok tehlikeli olabilecegini köyün ileri gelenlerinin sik sik onlari oraya çikmamalari konusunda uyardigini söyledi.Bizde bunu büyük bir gizlilikle yapacaktik.Yusuf'un en yakin arkadasi Ismete anlattik düsündügümüzü ilk basta biraz tirsti fakat daha sonra oda bunu kabul etti.Ertesi gün çantalarimizi,yiyeceklerimizi hazirladik ve erkenden yola çiktik.O gün hava biraz pusluydu ve içimden bir ses bunun tehlikeli olabilecegini söylüyordu.Fakat bunu onlara söylemedim ve yolumuza devam ettik ve yolda giderken etrafta bol bol koyu,inek,keçi,tavuk gibi hayvanlarin kemikleriyle karsilasiyorduk ben biraz daha korkmustum ve nerdeyse aglamak üzereydim.en sonunda oradaki eve vardik ve içeri girdik içerde anlamadigimiz diller yazilar falan vardi ve penceresi oldugu halde içerisi karanlikti içeride anlayamadigimiz çok degisik cisimler vardi etrafta taslarin içerisinde sular falan vardi.Ve döner biçagi gibi kocaman ama paslanacak kadar eski birkaç biçak vardi birden Ismet degisiverdi sanki biz kormaya baslamisken o gülüyordu.Kendi kendine oynasirken taslardaki suyu üstüne döktü ve bir biçagi eline alip oynamaya basladi bir anda biçakla oynarken biçakla parmagini kesti ben çok korkmustum aglamaya basladim çünkü bir anda Yusuf da degismis sanki çildirmis gibi oldu bu arada Ismetin parmagi çok feçi bir sekilde kaniyordu.Daha sonra kostum kostum sanki bir sey beni kovaliyor gibiydi ve annemin dürtmesiyle uyandim bana gece boyunca döndügümü,agladigimi tepindigimi söyledi.Kahvaltida Yusufla konusmaya basladim rüya mi anlattim ve belki inanmayacaksiniz ama bana tepedeki evi nerden bildigimi sordu.Daha sonra disari çiktik ve Ismeti gördük parmagi sariliydi
Sponsorlu Bağlantılar
arwen - avatarı
arwen
Ziyaretçi
10 Haziran 2008       Mesaj #1622
arwen - avatarı
Ziyaretçi
Bir gece kadının biri bekliyordu havaalanında, daha epeyce zaman vardı, uçağın kalkmasına. Havaalanındaki dükkandan bir kitap ve bir paket kurabiye alıp, buldu kendisine oturacak bir yer. Kendisini kitabına öyle kaptırmıştı ki, yine de yanında oturan adamın olabildiğince cüretkar bir şekilde aralarında duran paketten birer birer kurabiye aldığını gördü, ne kadar görmezden gelse de.

Sponsorlu Bağlantılar
Bir taraftan kitabını okuyup, bir taraftan kurabiyesini yerken, gözü saatteydi, " kurabiye hırsızı "yavaş yavaş tüketirken kurabiyelerini. Kulağı saatin tik tak larındaydı ama yine de engelleyemiyordu tik tak lar sinirlenmesini. Düşünüyordu kendi kendine, "Kibar bir insan olmasaydım, morartırdım şu adamın gözlerini!" Her kurabiyeye uzandığında, adam da uzatıyordu elini. Sonunda pakette tek bir kurabiye kalınca "Bakalım simdi ne yapacak?" dedi kendi kendine. Adam, yüzünde asabi bir gülümsemeyle Uzandı son kurabiyeye ve böldü kurabiyeyi ikiye. Yarısını kurabiyenin atarken ağzına, verdi diğer yarıyı kadına. Kadın kapar gibi aldı kurabiyeyi adamın elinden ve "Aman Tanrım, ne cüretkar ve ne kaba bir adam, üstelik bir teşekkür bile etmiyor!" Anımsamıyordu bu kadar sinirlendiğini hayatında, Uçağının kalkacağı anons edilince bir iç çekti rahatlamayla. Topladı eşyalarını ve yürüdü çıkış kapısına, dönüp bakmadı bile "kurabiye hırsızı" na. Uçağa bindi ve oturdu rahat koltuğuna, sonra uzandı, bitmek üzere olan kitabına. Çantasına elini uzatınca, gözleri açıldı şaşkınlıkla. Duruyordu gözlerinin önünde bir paket kurabiye! Çaresizlik içinde inledi, "Bunlar benim kurabiyelerimse eğer; ötekiler de onundu ve paylaştı benimle her bir kurabiyesini!" Özür dilemek için çok geç kaldığını anladı üzüntüyle, Kaba ve cüretkar olan,"kurabiye hırsızı" kendisiydi işte.

arwen - avatarı
arwen
Ziyaretçi
17 Haziran 2008       Mesaj #1623
arwen - avatarı
Ziyaretçi
Aşık Olduğun İnsanla Dost Olmaya Çalışmak...


-dost kalalım ne olur? dedi gözlerimin içine bakarak.. ses çıkaramadım, çünkü boğazıma düğümlenmişti kelimelerim.. oturduğumuz banktan kalkıp sahile doğru ilerledi.. bakakaldım arkasından.. ve onu ne kadar çok sevdiğimi düşündüm.. ama o bana dost kalmamız gerektiğini söylüyordu.. düşündüm sonra, dost kalabilir miyim diye? "hayır, dost falan olamayız" dersem bir daha göremeyecektim, "peki dost kalalım" dersem bundan sonra yine görme şansım vardı.. denizi izledi biraz, gün batıyordu, güneşin kızıllığı o kadar güzeldi ki.. ama yine de içimi aydınlatamıyordu.. sonra döndü yanıma.. - çok iyisin ve ben seni kaybetmek istemiyorum! dedi o içimi parçalayacak kadar güzel sesiyle.. ben de onu kaybetmek istemiyordum, dost kalmayı kabul edecektim mecburen..

ne olursa olsun onu görebilmek pahasına içime gömecektim aşkımı.. iki dost olarak ayrıldık deniz kenarından.. sonra birkaç kez aradı beni.. her telefon çalışında kalbim yerinden fırlayacak gibi oluyordu.. önceleri ben telefonu açıp alo deyişimde karşıdan "aşkıııım" diye bir ses duyardım.. ama artık sıradan, kupkuru bir "alo" duyuyordum sadece.. çünkü artık arkadaştık.. havadan sudan konuşuyorduk, bana arkadaşlarını anlatıyordu.. hep konuşmanın arasında "aşkım" diyesim geliyordu ama diyemiyordum.. ondan bekliyordum hep o lafı, ama sonra sevgili değil, arkadaş olduğumuzu hatırlıyordum.. insanın kalbi acır mı hiç? evet, benim işte o anda kalbim acıyordu.. soyut değil, somut, fiziksel bir acı.. böyle konuştuk birkaç kez.. sonra bir gün bir cafede buluştuk sohbet etmek için.. her zamanki gibi yine o aramıştı, dertleşmek istiyordu.. sıkıntılıymış biraz.. - nasılsın? dedim.. - iyi sayılır, kafam karışık biraz.. - neden? baktı yüzüme.. - aşık oluyorum galiba, dedi.. işte o anda kendimi dünyanın en mutlu erkeği sanmıştım.. evet, bana yeniden aşık oluyordu.. "iyi ki kabul etmişim dost kalmayı" diye geçirdim aklımdan.. işe yaramıştı, yeniden sevmişti beni.. çocuklar gibi sevinçliydim, yerimde duramıyordum.. farkında olmadan bir gülümseme yayılmıştı yüzüme.. - hayırdır, pek sevindin galiba, dedi gülümseyerek.. - tabi ki sevindim.. senin mutluluğun aynı zamanda benim mutluluğum.. tabii farkettirmemem lazımdı anladığımı, sanki başkasına aşık olduğunu sanmışım gibi davranmalıydım.. - ee, kim bu şanslı erkek? kafasını önüne eğmesine bir anlam verememiştim.. gözlerini benden saklıyordu sanki.. sonra kaldırdı kafasını, boş gözlerle baktı bana.. - aslında sana bunu anlatmamam lazım ama beni senden başka dinleyen, anlayan dostum yok! sana içimi dökmek istedim, dedi.. bu dostluk muhabbeti iyice canımı sıkmaya başlamıştı artık, ama sabretmeliydim yine de.. - dinliyorum.. - bizim iş yerindeki murat var ya, işte ondan hoşlanıyorum.. ne yapacağımı da bilmiyorum, bana yardım et.. gözlerim kararmaya başladı.. yeniden o kalp acısı nüksetti göğsümde.. anlatılamayacak bir acıydı bu.. kafamı dışarı çevirdim.. oturduğumuz cafeden sahil gözüküyordu.. sahildeki bankta bir çift oturuyordu, birbirlerine sarılmış öylece duruyorlardı.. sonra iki damla yaş damladı gözlerimden.. yüzüm ateş gibi yanıyordu, sırtımdan soğuk terler akıyordu.. gözlerimden yaşlar süzülürken baktım son kez sevdiğimin güzel yüzüne.. o ise bana boş gözlerle bakıyordu.. yavaşça kalkıp sahile indim.. ve ağladım...... Birdaha sevdiğimi görmemek üzere yürüdüm.......
arwen - avatarı
arwen
Ziyaretçi
17 Haziran 2008       Mesaj #1624
arwen - avatarı
Ziyaretçi
gül masalı


Bir zamanlar uzak diyarlarda küçük bir kasabada dürüst ve çalışkan bir genç yaşarmış. Tüm gün ustasından öğrendiği gibi demir döver kasabanın tüm ihtiyaçlarını giderirmiş. Sutean adındaki bu genç adam herkes tarafından sevilen sayılan biriymiş.Bir gün dükkanına eski bir tencereyi tamir ettirmek isteyen hizmetçisi ile birlikte Rosa adında çok çok güzel bir kız gelmiş.. Sutean görür görmez bu kıza aşık olmuş, ama kız ona fazla yüz vermemiş. Tencereyi bırakıp dükkandan çıkmış. Güzel kızın ayrılması ile birlikte sanki dükkandaki ateş sönmüş; demirci Sutean'in kalbini buz gibi bir şey kaplamış. Güzel kızın kalbini kazanabilmek için bir çare aramaya başlamış. Ocağının başına oturmuş düşünürken bir parça demir almış ve onu şekillendirmeye başlamış. Çalıştıkça çalışmış ve ortaya çıkan şey şimdiye kadar yaptığı hiçbir şeye benzememiş. Eşi benzeri görülmemiş bir çiçek yapmış demirden... incecik yaprakları birbiri etrafında kapanan dünyanın en güzel çiçeğini... Sabah tencereyi almaya sadece hizmetçi kız gelmiş. Demirci Sutean üzülse de güzel kızı göremediği için tüm umudunu çiçeğine yüklemiş ve aşkının elçisi olarak göndermiş hizmetçiyle...güzel kız çiçeği görünce büyülenmiş, kalbi yumuşamış ve Sutean'in aşkına karşılık vermiş... Sutean güzeller güzeli kız ile evlenmek için kızın babasından izin almak üzere yaşadıkları şatoya gitmiş.Güzel kızın babası bir büyücüymüş, ve kızının sıradan bir adama, bir demirciye aşık olmasına çok öfkelenmiş. Bu ilişkiye hemen bir son vermeye yemin etmiş. Hemen orada Sutean'i öldürecek bir lanet okumaya başlamış ki, kızı dizlerine kapanıp onu engellemiş.bunun üzerine büyücü kurnazlığa başvurmuş; Sutean eğer sabaha dek şatonun etrafını demir bir çit ile çevirirse kızı ile evlenmesine izin verecek eğer başaramazsa güneş doğarken Sutean taşa dönecekmiş. Eğer korkuyorsa bir daha dönmemek üzere şatoyu terk edebileceğini söylemiş demirciye.. Demirci korkup da sevdiğini terk edebilecek biri değilmiş. Hemen işe başlamış, durup dinlenmeden çubuklar, teller hazırlayıp onları diziyormuş. Sabaha karşı büyücü demircinin çiti yetiştireceğini anlamış, ve onu engellemek için aklına bir kurnazlık daha gelmiş... kızının kılığına bürünmüş ve şarkı söylemeye başlamış. Şarkı öyle derin öyle güzelmiş ki... demirci çekicini bırakıp dinlemeye başlamış...Büyücü güneş doğana dek söylemiş. Güneş ışıkları penceresine vurduğunda güzel kız uyanmış, hemen pencereye koşmuş; çitin yarısı duruyormuş... demirciyi uyarıp güneş ışığından kaçırmak istemiş, ama geç kalmış.. Gün ışığı üzerine değer değmez genç adam taşa dönüşmüş...büyücü neredeyse mutluluktan uçmak üzereymiş. Babasının oynadığı oyunu gören kız çok üzülmüş, ve elinde demircinin hediyesi olan demir çiçek ile taşa dönüşmüş olan sevgilisinin yanına koşmuş. Ağlamış, ağlamış, ağlamış... göz yaşları taşı eritememiş, ama demirden çiçeği canlandırmış. Gözyaşları ile beslenen çiçek büyümüş, serpilmiş, tüm şatonun etrafını çevrelemiş. Demircinin tamamlayamadığı çiti çiçeği tamamlamış. Bu güzel çiçeği görüp beğenenler alıp başka yerlere de ekmişler ve böylece tüm dünyaya yayılmış. Güzeller güzeli Rosa'nin (Gül) anısına her yerde onun adı ile anılır olmuş.
arwen - avatarı
arwen
Ziyaretçi
17 Haziran 2008       Mesaj #1625
arwen - avatarı
Ziyaretçi
Bu Yaşadiğimi Eminimki Kimse Yaşamamiştir Hayatinda Umarimda Kimse Yaşamaz Böyle Birşeyi Ve Kimseninde Başina Gelmez Böyle Bir Olay.
18 Yaşinda Genç Bir Bayandim,o Yaşa Kadar Kimse Ile çikmamiştim Hiç Bir Erkeğe Ilgi Göstermemiştim.liseye Yeni Kaydolduğumda Yepyeni Bi Hayata Başlamiş Gibiydim Ama Bende Değişen Hiç Bişey Yoktu.arkadaş Ortamina önem Vermez Sadece Aileme önem Verirdim.kiz Erkek Ilişkisi çikmasi Gibi Birşeyi Yanliş Olarak Görürdüm.yanliş Değilde Eğer Biriyle çikacaksam Yani Bi Erkekle Birlikte Olacaksam O Erkeğin Benim Için Ilk Ve Son Olmasini Isterdim.öyle Bir Erkeği Bulana Kadarda Bekleyecektim Bunda Kararliydim.lise Yillarimin Başlarinda Bir Erkek Bana Karşi Ilgi Göstermeye Başlamişti Beklediğim Gibide Hemende Teklif Etmişti Ama Tabiki Kabul Etmedim.ama Ben Onun Farkli Biri Olduğunu Bilmiyordum Tabiki.yaniş Bana öylesine Teklif Etmemiş Içinden Gelerek Beni Sevdiği Için Teklif Etmiş.ilk Başta Bunu Anlamamiştim Ama Yillar Boyunca Bana Hissettirmeden Beni Sevdiğini Görünce Artik Onun Tamamiyla Beni Sevdiğini Anladim.bütün Arkadaşlarim Bütün çevrem Işte Beklediğin Erkek Bu Seni Deliler Gibi Seviyor Dediler.yalan Söylemeyim Artik Oda Iyice Benim Dikkatimi çekmeye Başlamişti.artik Ondan Hoşlaniyordum.ismi Mehmet Ti Telefonla Sabahlara Kadar Konuşuyor Sohbet Ediyorduk Ama çikmiyorduk Sadece Normal Bi Arkadaşlik Kurmuştuk Ama Ikimizde Birbirimizi Deliler Gibi Seviyorduk.böylelikle Lise Yilimiz Bitti.ünüversite Sinavi Yaklaşmişti.mehmet Bana Sürekli çikma Teklifini Yenileyip Duruyordu Ama Ben Hayir Diyordum.çünki Eğer Kabul Etsem Kafasi Dağilacak Ve ünüversite Sinavina Konsantre Olamayacakti Bu Yüzden Onun Iyiliği Için Kisa Sürelide Olsa Tekliflerine Hayir Diyecektim.
öss Sinavina çok Az Bi Süre Kalmişti Artik Okula Gitmiyor Evde Sinava Hazirlaniyorduk.mehmet Sürekli Aklimdaydi.onun Sinavi Kazanmasini En Az Benimki Kadar Istiyordum.her Ikimizde Okur Daha Sonra Mutlu Bi Beraberlik Kurabilirdik.böyle Düşüncelerin Olduğu Düşündüğüm Bir Gün Mehmeti Arayarak Sinav Yerini Sordum Sinava Gireceği Yeri Biliyordum.kendim Sinavdan çikar çikmaz Mehmetin Sinava Gireceği Okula Gidecek Sinavdan çikar çikmaz Onun Boynuna Sarilarak Teklifini Kabul Ettiğimi Kendiminde Onu Deliler Gibi Sevdiğimi Söyleyecektim.
Bi Sali Günü Bizim Mahallemizin Pazari Kurulmuş Annemde Pazarar Gitmek Istermisin Kizim Demişti.bend Ekabul Ettim Ve Hazirlandim Pazarar Gitmek üzere Evden çiktik Biz Asansörden Inerken Dişaridan Bi Araç Firen Sesi Gelmişti Durumun Aslini Binadan Dişari çikinca öğrendik Birini Araba çarpmişti Herkes Bizim Evimizin önünde Toplanmişti Annemde Belki Bi Yardimimiz Olur Düğşünceis Ile O Kalabaliğin Içerisine Girdi çünki Annem Doktordu.bende Annemle Birlikte O Kalabaliğa Girdim.allahim O Neydi.yerde Kanlar Içinde Yatan Kaza Geçiren Kişi Mehmetten Aşkimdan Bi Başkasi Değildi.mehmeti Tutan Herkesi Annemi Bile Bi Tarafa Yitip Mehmetin Boynunu Kucağima Alir Gibi Yaparak Kaldirdim.şoktaydim Deliler Gibi Ağliyordum Annemde Neye Uğradiğini şaşmişti Kizim Iyimisin Diyor Bir Yandanda Mehmetin Durumunu Kontrol Ediyordu.benim Mehmeti Tanidiğimi Bilmiyordu.o An Inanilmaz Bir Andi Mehmet Kucağimda Can çekişiyordu Ben Ağliyor Bir Yandanda Neoldu Sana Canim Diyordum.sakin Birakma Beni Sakin Diye Ağlayarak Haykiriyordum.
Annem Bu Arada şaşkin şekilde Mehmeti Tedavi Niteliğinde Hareketler Yapiyordu Daha Sonra Annem Bi An Doğruldu Gözlerim Anneme Doğru Kaymişti Annem Kafasini Sallayarak Hayir Anlaminda Bişey Dedi.ne Dediğini Anlamamiştim Meğer Mehmetin Durumu çok Kötüymüş Bi ümüt Olmadiğini Söylemek Istemiş.gözlerimi Mehmetten Ayiramiyor Ellerimle Onun Başini Okşuyordum Bir An Ellerimde Bulunan Elimi Sikmaya çaliştiğini Hissettim.allahim Diye Bağiriyordum Mehmet ölüyordu çünki Anne Kurtar Onu Diyordum Annende Ağliyordu Mama Bişey Yapmiyordu.mehmet Dudaklarini Oynatmaya çalişti Ama Başaramadi Halsiz şekilde Başini Yere Doğru Koymaya Zorlatti Oan Onu Biraz Daha Kaldirarak Kanlar Içinde Olan Anlini öptüm Mehmet Seni Seviyorum Dedim.seni Hep Sevmiştim Sen Bilmesende Seni Sevmiştim Dedim Sinav Dan çikinca Sana Evlilik Teklif Edecektim Dedim Ağlayarak Kendimden Geçmiştim.çonca Olanblara Rağmen Mehmetin Gözünden Bir Damla Yaş Bile Gelmemişti Sonra Dikkat Ettimki Benim Sözlerimden Sonra Gözünden Bir Damla Yaş Düştü Bana Inanilmaz Bi Bakiş Bakti Ağlamali Kafasini çevirdi Ve Gözlerini Yumdu.ben Delirmek üzereydim Artik çok Iyi Hatirliyorumki Herkes Beni Tutmakta Zorlaniyordu.oan Olaya Yerine Gelen Ambulanstaki Görevliler Mehmeti Yanimdan Aldilar Sanirim Içlerinden Biriside Bana Iğne Yapmişti.ben Bi An Olsun Sarhoş Gibiydim.ağliyamiyordum Gözyaşlarim Gurumuş Gibiydi.kanlar Içeriisnde Yerde Yatan Sevdiğimi Bir Sedyeye Koymuşlar Götürüyorlardi üzerinde Beyaz Bi örtü Vardi.annemden Sonradan öğrendiğime Göre Oan Anneme ''anne Söyle Onlara Götürmesinler Onu O Benim Demişim''o Sedyede Gidiyordu Artik Ne Olacak Hiç Bişey Düşünemiyordum Yaptiğim Tek şey Sevgilim Sedyede Giderken Arkasindan El Sallamak Oldu.haftalarca Hasta Yattim Kendimde Değildim Ayni Gün 3 Kez Daha Bana Sakinleştirici Yapmişlar.haftalarca O şekilde Yattim Ama Kimse Bana Neler Olduğunu Sormadi.kendime Tamamiyla Geldiğim Düşünceli Bi şekilde Odada Yattiğim Bir Gün Annem Odamin Kapisini Vurarak Içeri Girdi.yanima Oturarak Kizim Anlatmak Istermisin Diye Sordu.kimdi O çocuk Dedi.bende Olduğu Gibi Herşeyi Yine Ağlayarak Anlattim.annemde Kjarşimda Gözyaşlarimi Tutamiyordu.beni Kaldirarak Gel Kizim Seni Biyere Götürceğim Dedi.mehmetin Ailesinin Yanina Gittik Gittiğimizde Evleri çok Kalabalikti Herkes Biizm Kim Olduğumuzu Anlamaya çalişiyordu.sadece Babannesi Hariç.çünki Babannesi Beni Taniyordu Eminimki Beni Sevdiğinide Biliyordu.babannesi Beni Gördüğünde Ağlamaya Başladi Yavaş Yavaş Yanina Yaklaştim.boynuma Sarildi Kizim Mehmet Gitti Gitti Gelmiyor çağir Gelsin Artik Diye Ağita Başladi.onun O Haliyle Bende Tümden Boşalmiştim Artik.annem Araya Girmiş Yaşli Teyzeye Bi Sakinleştirici Yapmişti.mehmetin Annesinin Yanina Yaklaştim.hiç Bişey Söylemiyor Ağlamiyordu Sadece Yanaklarimi Sikiva öptü Ve Sarildi Sonrasinda öğrendimki Annesi Aylardir Sakinleştiriciler Ile Ayakta Durduruluyormuş.hemen Oiradan Ayrildim Günlerce Sakinleştirici Iğnelerle Durabildim.kimseyle Konuşmuyor Hep Odamda Oturuyor Kimsenin Yanina çikmiyordum.sadece Yemekten Yemeğe Ailemin Yanina Gidiyordum.
Sinav Günü Gelip çatmişti Sinava Girmedim.girsem Bişey Değişlmeyecekti Sinav çikişimda Heycanimi Paylaşacağim Mehmetim Evlenme Teklifi Edeceğim Mehmetim Yoktu.artik ünüversiteyide Unutmuştum Tümden.hep Kendi Başima Geziyor Güçlü Olmaya çalişiyordum çünkimehmet Beni Hep Güçlü Olarak Görmek Isterdi.ikimizinde Bi Hayalimiz Vardi Hep Anlatirdik Birbirimize Avukat Olacaktik.birgün Uzun Bi Aradan Sonra Mehmet Lerin Kapisini çaldim Kardeşi Açti Kapiyi Ailesinin Bağ Evinde Olduğunu Evde Tek Kendisinin Olduğunu Söyledi.eve Girmekte Bi Mahsur Görmedim.evin En Sonunda Kapisi Kapali Bir Kapi Vardi Mehmetin Odasiydi Orasi.yillardir Açilmayan Bilgisayarini Kimse Açmamiş Ben Açtim Bilgisayar Hep Ikimizin Resimleriyle Doluydu.mail Adresine Bi Mail Gelmiş.netteki Görüştüğü Arkadaşlari Nerelerdesin Gözükmüyorsun Diye Mail Atmiş.çünki Yillarca O Mail Adresi Ile Yazişilmamiş.gözlerim Doldu Maillerini Okurken.belgelerim Kilasörünün Içinde Bi Yazisi Vardi Aklinca Düşünmüş Ve Geleceğini Yazmişti.ben Ve Kendisinin Avukatlik Kartvizitlerinin Tasarimlarini Yapmişti.oan Okumayi Ilke Edindim.sinava Girecek Hukuk Okuyacak Avukat Olacaktim.o Sayede Mehmetimin Isteğini Yerine Getirmiş Olurdum.oda Sevinirdi.dediğimi Yaptim Hukuk A Girdim Okudum Yillarca Mehmetimi Hiç Aklimdean çikarmadan Okudum.soy Ismimi Değiştirdim Soyismimi Mehmetin Soyismi Yaptim.okulmu Bitirdim Kendi şehrimize Tekrar Dönüp Bi Avukatlik Bürosu Açtim.büromun Tabelasinda Her Ikimizinde Isimleri Yer Aliyor.yaptirmiş Olduğum Kartvizitler Mehmetimin Tasarladiği Kartvizitler.ve Kartvizitlerde Her Ikimizinde Isim Ve Soy Isimleri Yaziyor.kalbimde Ruhumda Hep O Var.hep Benim Yanimda.onu Bi An Olsun Unutmadim.ama Birşeyin Pişmanliğini çekiyorum Keşke Zamamaninda Ona Kendisini Sevdiğimi Söyleyip Sevgilip Deyip Elinden Tutsaydim.
O Yaşarken Belki Aşkimizi Doya Diya Yaşayamadik Ama O Olmasada Yaşiyor Olmasada Aşkimizi Yaşiyoruz.ebediyen Hep Onun Kalacağim.başarili Bi Avukatim Herşeyim Var çok Zenginim Tek Başima Yaşiuyorum.herşeyimi Mehmetimle Yapiyorum.
Mehmetim Seni çok Seviyorum...


Arkadaşlar Ne Olursa Olsun Sevdiğinize Onu Sevdiğinizi Söylemekten Bikmayin Bizlerce Kez Dile Getirin Sevginizi ...

şuan Keşke O Yaşiyor Olsaydida ...

Neyse ...

Hepinize Yazimi Okuduğunuz Için Teşekkür Ediyorum.





alintidir...
arwen - avatarı
arwen
Ziyaretçi
19 Haziran 2008       Mesaj #1626
arwen - avatarı
Ziyaretçi
SEVGIYI HAKEDECEK INSAN BULMAK

Kadın her sabah olduğu gibi o günde beyaz değneği ve el yordamı ile otobüse binmişti.Şoför soldan üçüncü sıra boş hanımefendi, dedi.Kadın 32yaşında güzel bir bayandı ve eşi oldukça yakışıklı bir deniz subayı idi.Bundan bir kaç ay önce yanlış bir teşhis sonucu gerçekleştirilen ameliyatla gözlerini kaybetmişti genç kadın ve asla göremeyecekti.Kocası ameliyattan sonra acı gerçeği öğrenince yıkılmış ve kendi kendine bir söz vermişti.Asla karısını yalnız bırakmayacak, ona sonuna kadar destek olacak, kendi ayakları üzerinde durana kadar cesaret verecekti. Günler geçiyordu.Kadın her geçen gün kendini daha kötü hissediyor,çok sevdiği kocasına yük olduğunu düşünüyordu.Eşinin bu içine kapanık,karamsar hali kocayı çok üzüyordu.Bir an önce bir şeyler yapması gerekiyordu, karısı günden güne kendi içine kapanık dünyasında kayboluyordu.Bütün gün düşündü koca, nasıl yardım edebilirim güzeller güzeli eşime diye.Birden aklına eşinin eski işi geldi.Geri dönmesini isteyecekti.Ama bunu ona
nasıl söyleyecekti, çünkü artık çok kırılgan ve neşesizdi. Bütün cesaretini toplayarak akşam karısına konuyu açtı.Karısı dehşetle gözlerini açtı:Ben bunu nasıl yaparım ben körüm, diye bağırdı. Kocası ona destek olacağını, her sabah kendisinin işe bırakacağını ve akşamları da iş çıkışında alacağını ve ona çok güvendiğini söyledi.Çünkü eşini tanıyordu ve bunu başarabileceğini biliyordu.Kadın büyük bir umutsuzlukla kabul etti çünkü eşini çok seviyordu ve onu kırmak istemiyordu. Her sabah eşini işine bırakıyor ve akşamları da alıyordu fedakar koca.Günler böyle ilerledi, karısı eskisinden biraz daha iyiydi.Fakat kocası daha fazlasını istiyordu, kendisine söz vermişti sonuna kadar gidecekti.Aksam karısına:Artık işe kendin gidip gelmelisin, dedi.Kadın şaşırmıştı.Bunu asla yapamayacağını söyledi.Kocası ısrar edince onu yine kıramadı ve bütün cesaretini topladı.Bunu kendisi de istiyordu ama o kadar güveni yoktu. Sabahları kadın artık otobüs durağına kendisi gidiyor,
otobüsüne biniyor ve otobüsten inerek işine gidebiliyordu.Günler günleri kovaladı, hiçbir problem yoktu.Yine bir gün otobüse binerken, şoför; sizi kıskanıyorum,hanımefendi dedi.Kadın kendisine söylenip söylenmediğini anlayamadan,neden diye sordu.Şoför:Çünkü her sabah sizin arkanızdan bir deniz subayı genç adam otobüse biniyor ve bütün yol boyunca sevgi ile size bakıyor, otobüsten indikten sonra yeşil ışıkta yolun karşısına geçmenizi bekliyor siz binaya girdikten sonra arkanızdan öpücük yollayıp size her gün sevgiyle el sallıyor, dedi.
HERKESIN BU KADAR SEVMESI VE SEVILMESI, HEPSINDEN DE ÖNEMLISIBÖYLE BIR SEVGIYI HAK EDECEK INSANI BULMASI DILEĞIYLE...
arwen - avatarı
arwen
Ziyaretçi
19 Haziran 2008       Mesaj #1627
arwen - avatarı
Ziyaretçi
"Uzun zaman önce, dünya yaratilmadan insanlar dünyaya ayak basmadan önce, iyi huylar ve kötü huylar ne yapacaklarini bilemez vaziyette dolaniyorlarmis.
Bir gün, toplanmislar ve her zamankinden daha sikkin oturuyorlarken Saflik ortaya bir fikir atmis: "Neden saklambaç oynamiyoruz?" Ve hepsi bu fikri begenmis, ve hemen çilgin çilginlik bagirmis: "Ben ebe olmak ve saymak istiyorum, Ben ebe olmak istiyorum!" ve baska hiç kimse Çilginligi arayacak kadar çildirmadigi için, Çilginlik bir agaca yaslanmis ve saymaya baslamis, 1, 2, 3....

Ve Çilginlik saydikça, iyi huylarla kötü huylar saklanacak yer aramislar.
Sefkat Ay'in boynuzuna asilmis; Ihanet çöp yiginin içine girmis; Sevgi bulutlarin arasina kivrilmis; Yalan bir tasin altina saklanacagini söylemis ama yalan söylemis çünkü gölün dibine saklanmis; Tutku dünyanin merkezine gitmis; Para hirsi bir çuvalin içine girerken çuvali yirtmis.
Ve Çilginlik saymaya devam etmis, 79, 80, 81, 82.....
Askin disinda, bütün iyi huylar ve kötü huylar o ana kadar zaten saklanmis, Ask, kararsiz
oldugu gibi, nereye saklanacagini da bilmiyormus... Bu bizi sasirtmamali
çünkü hepimiz Aski saklamanin ne kadar zor oldugunu biliriz. Ve Çilginlik 95, 96, 97... ye gelmis ve 100'e vardigi anda, Ask siçrayip güllerin arasina girmis ve saklanmis.
Ve Çilginlik bagirmis "Sagim solum sobedir, geliyorum!", ve arkasini döndügünde, ilk önce Tembelligi görmüs, o ayaktaymis çünkü saklanacak enerjisi yokmus. Sonra Sefkati ayin boynuzunda görmüs ve Ihaneti çöplerin arasinda, Sevgiyi bulutlarin arasinda, Yalani gölün dibinde, ve Tutkuyu dünyanin merkezinde, hepsini birer birer bulmus, sadece biri hariç.
Ve Çilginlik umutsuzluga kapilmis, en son sakli kisiyi bulamamis, derken Haset, bulunamadigi için haset duyarak, Çilginligin kulagina fisildamis: "Aski bulamiyorsun, O güllerin arasinda saklaniyor."
Ve Çilginlik çatal seklinde tahta bir sopa almis, ve güllerin arasina çilginca saplamis, saplamis, saplamis, ta ki yürek burkan bir haykirma onu durdurana kadar. Ve haykiristan sonra, Ask elleriyle yüzünü kapayarak ortaya çikmis, ve parmaklarinin arasindan iki sicim gibi kan akiyormus, gözlerinden. Çilginlik Aski bulmak için heyecandan Askin gözlerini
çatal sopa ile kör etmis. "Ne yaptim ben? Ne yaptim ben?" diye bagirmis. "Seni kör ettim. Nasil onarabilirim?"
Ve Ask cevap vermis, "Gözlerimi geri veremezsin. Ama benim için bir sey
yapmak istersen, benim kilavuzum olabilirsin."
Ve o günden beri, Askin gözü kördür ve her zaman Çilginlik kilavuzudur..




alıntı!
GÜLGECELER - avatarı
GÜLGECELER
Ziyaretçi
19 Haziran 2008       Mesaj #1628
GÜLGECELER - avatarı
Ziyaretçi


Rabbım kımseyı sevdıgınden ayrı koymasın tam bır yıkım
okurken aglattın benı ellerıne yuregıne saglık....Rose

(Hanı bır soz vardır gıden gıtmıstır gıttıgı gun bıtmıstır)
Gonullerde bıtmez o ayrı Msn Sad
arwen - avatarı
arwen
Ziyaretçi
19 Haziran 2008       Mesaj #1629
arwen - avatarı
Ziyaretçi
Dağın birinde bir bilge kişi yaşarmış. Herkes tarafından sayılır
sevilirmiş.. Gençlerden biri, bilgenin bilgeliğini kabul etmeyip maskesini düşürmek istemiş ve bir plan kurmuş...Küçük bir kuşu iki avucunun arasına yerleştirmiş ve bilgeye sormuş :

-Söyle bilge, avuçlarımın arasındaki bu kuş ölü mu diri mi ?

Bilge şöyle bir bakmış ve demiş ki,

-Evlat! Ölü desem avuçlarını açıp kuşu uçuracaksın, diri desem sıkıp öldüreceksin...

Ellerinde yaşam ve ölümü birlikte tutuyorsun, gel bu kararı bana verdirme, kendin ver!
arwen - avatarı
arwen
Ziyaretçi
19 Haziran 2008       Mesaj #1630
arwen - avatarı
Ziyaretçi
Çok yakışıklı genç bir adam Amerikanın batısındaki bir çiftliğe iş başvurusunda bulunmuştu. Çiftliğin sahibi ona özelliklerini sorduğunda genç adam kendine güvenen bir edayla şöyle cevap vermişti:

"Fırtınada dahi uyuyabilirim!"

Bu söz yaşlı çiftlik sahibinin kafasını çok karıştırmıştı, fakat bu zeki genç adamdan da çok hoşlanmıştı bu yüzden onu işe aldı.

Birkaç gün sonra yaşlı çiftlik sahibi ile karısı gece yarısı çok sert ve şiddetli bir rüzgarla uykularından fırladılar. Bir sorun çıkma ihtimaline karşı her yeri kontrol etmeye başladılar.

Pencere ve kapıdaki kepenklerin sıkıca kapatılıp kancalarının yerlerine takıldığını gördüler. Kalın ağaç kütükleri ise sıra sıra şöminenin yanına dizilmişti.

Tarım araçları güvenli bir şekilde hangara yerleştirilmişti. Traktör garajdaydı. Ahirin kapısı düzgün bir şekilde kapatılmış ve kilitlenmişti. Hatta içerideki tüm hayvanlar oldukça sakindiler.

Genç adam hemen ilerdeki kulübesinde huzurlu bir şekilde uyuyordu.
İste o anda yaslı çiftlik sahibi genç adamın o gün ona ne demek istediğini anlamıştı.

"Fırtınada dahi uyuyabilirim"

Çünkü Genç adam fırtınasız güzel günlerde herhangi bir gün şiddetli bir fırtına ile çiftlikteki her şeylerini kaybedebilecekleri düşünerek islerini o kadar bağlılıkla ve düzgün bir şekilde yapmıştı ki , en sert , en şiddetli fırtına dahi esse yatağında huzurla uyuyabilirdi.

Acaba bunu hangimiz gerçekten yaşamımızda uygulayabiliyoruz?
Yapabildikleriniz değil , bir gün gerçekten yapamadığınız şeyler güneş battığında size baş ağrısı verir...

Benzer Konular

3 Aralık 2006 / Misafir Genel Mesajlar
16 Mayıs 2014 / NihLe Müslümanlık/İslamiyet
11 Haziran 2013 / Misafir Forum Oyunları
18 Aralık 2011 / ocean97 Genel Mesajlar
20 Haziran 2012 / ThinkerBeLL Edebiyat